Yöremiz Şairleri Tarafından Yazılan Şiirler
Önce Şair, Sonra Şiir İsimleri Üzerine Tıklamak Suretiyle İçindekileri Okuyabilirsiniz
Alihan ERDOĞAN
- KAVAL İÇİN YAZILMIŞ ŞİİRLER
DİNLEYEN UNUTAMAZ
Suya hasret bozkır gibi dudağım.
Bilmem hangi ezginin peşinde koşacaktı,
Kaval seslerinin hışırtısında zaman.
Huzur, teselli verir serpintisi her an.
Daha akşama çok ırak.
Yayladan ovaya taşacak nağmeler,
Yanık türkü sesi kavaldan..
Dinleyen unutamaz hiç bir zaman.
Alihan ERDOĞAN
KAVAL ŞELALESİ
Şarlak başında birikmiş
Ay gibi gelinlik kızlar
Çoluklu çocuklu analar
Kocaman kocaman herifler
Dinler kaval şelalesinden ezgiler
Ruhları sarmaşıklar altında
Gizlenen kapılarını yepyeni
Ve kudretli bir büyü
Açabilecek bir kuvveti
Verir şarıldayan kaval şelalesi
Olmamıştır gidermediği keder
Gün görmedik ezgilerin
Onarır deli dolu gönülleri
Şakar saksağan kuşu gibi
Şarıldayan kavalın şelalesi
FİLDİŞİ KAVAL
Uçsuz bucaksız zaman içinde,
Ne güzel hayatı müzikle yaşamak.
Ezgisi buğulu lirik sesi pak.
Şekiller içinde derdimizden uzak.
Olmalı orkestraların baş direği,
En eski müzik aleti en bilineni,
Fildişinden kaval sesi okşar yüreği.
Mest olmuş canlılar bilirim.
Alihan ERDOĞAN
KAVAL VE ÇOCUK
Benim çocuk kulaklarım,
Coşkunluğu ister.
Gönlüm belirsiz bir alem.
Sonuncusu değil,
Huzuru ister.
Bir ses bir nefes,
Bana vereceğin tek şeydir.
Ötesini bütün şu dünyayı,
O zaten kimseye danışmadan,
Etmiştir armağan.
Benim çocuk kulaklarım,
Yıllarca kaval sesi dinler.
Her an sıcak hatırası,
Hoş sonuncusu değil,
Başlangıcıdır coşkunun.
DUDAKLARIN ARASINDAN
Erik kavala yamanmış,
Kıvrılmış parmaklar,
Bir iplik gibi üflüyor nefesi,
Dudakların arasından.
En mahir icracılar,
Nefes verse alete,
Dudakların arasından,
Çalınan yeni türkülerden,
Tatsın elalem,
Dökülen,
Dudakların arasından,
Aşktan meşkten,
Nağmelerden...
KAVAL SANATÇISI
Esmerle sarışın arası
Halk müziği kaval icracısı
Çalar zaman zaman
Orkestralara eşlik eder
O her zaman.
Kalın tüylü parmakları
Kapatıp açar delikleri
Dinletir ağır türküleri
O her zaman,
Uzun havaların yürümesi
Yavaş olur ağırlamaya dönülmesi
Coşkulu esintili havaları
Halayları horonları
Dinletir
O her zaman
DİNLETENDEN ÖTÜRÜ
Çalar dilsiz kavalım
Sızlar yüreğim
Türkülerle ağlar gözlerim
Yoktur bir kederim
Dinlemekle yetinirim
Dinletenden ötürü
KUZULAR
Sürmeli kuzular
Erik rengindedir bahar
Anasının ardı sıra
Koşan kuzular
Kekik dağında otlanır
Keklik pınarında sulanır
Kuru gölde yalanır
Tatlanır kuzular
Dağdan ağıla
İndiler sıra sıra
Dinlediler kaval sesi
Sahibinin ardı sıra.
MASAL MAĞRALARINDAN
Daldan dilden ezgilerin
Masal mağaralarından namelerin
Bir serçe yavrusu gibi
Daldan dala yüreklere
Uçar gider konar gönüllere
Masal mağaralarından
Kavalın ardı sıra
Her daim türkülerle
Masallara aldandık
Dağdan aktık bayıra
Bıraktık dünya değer
Gerçekleri geride
Yalnız bu dünyanın
Suyu olsaydı dinen
Tarlasıyla uğraşan
Sürüsüyle geçinen.
YEŞEREN TÜRKÜLERİN
Süzüm süzüm süzülen
Seherin ilk ışıkları
Altında o ağacın
Çeşme başında.
Sesi derinliklere inen
Bilinmezliğinde derinliklerin
Ağır ağır örgüleniyordu
O güzel kaval sesin.
Gene böyle çarpardı
Aksın o yara
Böyle savrulurdu
Yelle türkülerin.
Sonsuz ufuklarda
Düz ovada
Yeşeren türkülerin
Savrulur kaval sesin.
KAVAL
Ey kaval bir gece,
Sükut derin,
Çıt yoktu etrafta uzakta.
Suları şırıl şırıl akan,
Çeşmelerin
Şırıltısından başka.
Birden şu yeryüzünün
Bilmediği bir nefes
Büyülenmiş vadinin
Yankısıyle inledi.
Börtü böcek kulak kesildi.
O hayran olduğum ses,
Şu sözleri söyledi:
Zaman dur artık geçme,
Bahtiyar saatler siz
Akmaz olunuz artık.
En güzel günümüzün
Tadalım o süreksiz
Hazlarını azıcık.
Ey kaval dilsiz kaval!
Mağralar kuytu orman
Siz ki zaman esirger
Tazeler havasını.
Ne olur ey tabiat;
O günlerin saklasan,
Bari hatırasını.
DERT ORTAĞI
Teselli bulur dert ortağı kavaldan
Doyamadığı eserleri dinlerken
Kendinden başkası olması değil
Dinleyende bulunan bir şeyi verirken.
Bilen bilir seni dinler
Kendini bulur her insan sende
Dinleyerek alır o hazzı
Yaşamak lazımdır her anı.
Gün gelir her şeyden bezilir
Bırakarak bir demet silsilesi geride
Dinlenir savrulan yelle türkülerin
Uyarak varlığını kuvvetle çeken bu sese.
MAZİYE AİT HATIRALAR
Hayalimi uçuran bineği,
Sonsuzluk sahasına doğru sürdüm.
Menzil almağa koyuldu kavalım.
Tatlı tatlı gönlüme akar,
Maziye ait latif hatıralar.
Uçmaya başladı uyuyan her şey,
Gök komşumuzun çehresinde,
Nağme şekline bürünerek,
Bir çok şeyler söyler,
Bütün varlıkları ilkbahar.
Arif ARSLAN (Öğretmen Arif)
- YARA
Hayvanıyla bir arada keyif çatan,
Gönlünde yurt aşkı, dilinde vatan,
Bir miras yorganda dördü bir yatan,
Bu milletin efendisi bu mudur?
Yağ yapar, bal yapar kendi yiyemez,
Eskiye şükreder, acar giyemez,
Haksızlığı bilir amma diyemez,
Memleketin efendisi bu mudur?
Haksız yere öldürülse kader der,
Yalan dünya, eri geçi keder der,
Böyle gelmiş işte böyle gider der,
Bu milletin efendisi bu mudur?
Yıllarca bir yırtık aba bürünür,
Bin dert ile sürüm sürüm sürünür,
Yürürken arkadan kıçı görünür,
Memleketin efendisi bu mudur?
Altı kalbur gibi ayakta çarık,
Tırnaklar çatlamış, ayaklar yarık,
Yaylanın yiğidi göğüs kabarık,
Bu milletin efendisi bu mudur?
Kilimden kapılı, kağıttan camlı,
Asfalt aleminde efendi namlı,
Bir çorba sonunda şükürle gamlı,
Memleketin efendisi bu mudur?
Tren salonunda muşamba post bu,
Ağlayıp ölene, yanana dost bu,
Bir topal öküze amir bu, üst bu,
Bu milletin efendisi bu mudur?
Altına serdiği bir yüzsüz döşek,
Acı söz içine bir mermi fişek,
Askerde, ofiste, nüfusta eşek,
Memleketin efendisi bu mudur?
Tahsildar jandarma ölmez kocası
Dua ile geçer bütün gecesi,
Kömür bilmez, tezek kokar bacası,
Bu milletin efendisi bu mudur?
Yağsız düğürcüğü tuzla tadırtan,
Tarlada çift koşar ağarırken tan,
Yazın üç ayda bir gömlek çıkartan,
Memleketin efendisi bu mudur?
Bir ayran tasını helal dikemez,
Yirmi dört saatte bir diz çökemez,
Canına tak dedi artık çekemez
Bu milletin efendisi bu mudur?
Hayatın direği para der, para
Sabun yok, kir çıksın vücut kapkara
Binlerce yıl geçse bitmez bu yara
Memleketin efendisi bu mudur?
Ne kadar söylesem edemem tarif,
Gönülde serseri, dillerde zarif,
Assalarda korkma öğretmen Arif,
Bu milletin efendisi işte Bu!
Arif ARSLAN (İlköğretim Müfettişi)
Aşık Mahsuni tarafından türkü yapılan şiirin tamamı.
Asım DOĞANAY
- El Kızı
Demen bunu niye meye başladım
Elkızı kahrını çekmek kolay mı?
Demeyin genç yaşta niye yaşlandım
Elkızı kahrını çekmek kolay mı?
Hemi yazlık hemi kışlık köşk ister
Etrafında dönen bir uşak ister
Altına kuş tüyü bir döşek ister
Elkızı kahrını çekmek kolay mı?
Kapının önünde ister Mersedes
İster bağır, ister çağır, ister es
Anlataman derdini tükenir nefes
Elkızı kahrını çekmek kolay mı?
Zamanlı zamansız gelir bohçacı
Diyemem ki hanım bak ayın kaçı
Düşünceden başlar midede sancı
El kızı kahrını çekmek kolay mı?
Koltuk dedi hemen koyduk salona
Saz istedi alıp verdik oğlana
Evlenmek neyine sersem budala
Elkızı kahrını çekmek kolay mı?
Elkızıdır ister kola bilezik
Ne bilsin yokluktan ciğerim ezik
Geçersin Asımım canından bezik
El kızı kahrını çekmek kolay mı?
Asım DOĞANAY
Karaözü dergisinde ekim 2003 te yayınlanmıştır
Aşık IŞIK
- Noksan İşim
Zaman geldi ben de iki evlendim,
Yorulmuştu başım sanki dinlendim,
Bir zamanda bu diyarda söylendim,
Basımıza neler geldi bilerek.
Acer hanım şaka yaptı, kes dedim,
Güreşirken yıkacaktı pes dedim,
Akşam oldu bir ay izin istedim,
Yıktı kaşlarını gitti küserek.
Haftadan haftaya versek kararı,
Perşembe günleri eylesek karı,
Hanım pazarlığın yoktur zararı,
Çattı kaşlarını geldi gülerek.
İhtiyarım yasım elliye doldu,
Beş gün izin dedim üçe sulh oldu,
Coşkun gönül şimdik hasmını buldu,
Aldı şeftaliyi kesti dilerek.
Bizde hanımınan girdik şakaya,
Şaka yaptık güldük hem kahkahaya,
Hanım peşin ister koymaz bakaya,
Sulha tabi her haftayı bölerek.
Ben elli dört kilo hanımım doksan,
Döksem kolanyayı gül gibi koksam,
Gündüz işim iyi ama gece isim noksan,
Noksan hanım noksan gelerek.
Asık IŞIK
Ahmet ÖZERDEM'in, Karaözü Dayanışma Derneği kültür yayınları arasında yer alan, "Asık Işık Hayatı ve şiirleri" adlı eserinden alınmıştır.
Karaözü dergisi 2001 aralık ayında yayınlanmıştır.
Aşık Hüseyin GÜRSOY (Durna Yıldırım'ın Dayısı)
- İnsan Kısım Kısım Yer Damar Damar
Ne haldayım ela gözlü sevdiğim,
N'olur suna boylum gör beni beni
Yarinden ayrılıp yaslı gecenler
Her sabah her akşam der (*) beni beni.
Konuşursan sohbet olam, dil olam
Değmen bana yana yana kül olam
Sen bir bahçıvan ol ben de gül olam
Uzat da ellerin der (**) beni beni.
İnsan kısım kısım, yer damar damar
Kaşların lamelif yüz şems-i kamer
O ince beline olaydım kemer
Yakışır sevdiğim sar beni beni.
Değişmiş donunu olmuş üveyik
Şahine benziyor hey gözü büyük
Sen bir avcı olsan, bende bir geyik
Doldur tüfeğini vur beni beni.
Gözüm görmez oldu kanlı yaşlardan
Yatamıyom hayal meyal düşlerden
Sevdiğim üstünde uçan kuşlardan
Her seher vaktinde sor beni beni.
Hüseyin’im ustasını bulayım
Değmen bana yana yana öleyim
Güzelim kapına köle olayım
Müşteri bulursan ver beni beni.
Aşık Hüseyin Gürsoy (bu şiiri yazmasına neden olan yaşam hikayesi ve diğer şiiri aşağıda sunulmuştur)
(*)Söyler.
(**)Topla, devşir.
Artık kuzu çobanlığı evin masraflarını karşılamıyordu. İlkbahar ve yazın köyünde çalışan Hüseyin, sonbaharda Çukurova’ya gidip kış bitinceye kadar da orada çalışıyordu. Bu arada bir de kızı olmuştu.
N'olur suna boylum gör beni beni
Yarinden ayrılıp yaslı gecenler
Her sabah her akşam der (*) beni beni.
Konuşursan sohbet olam, dil olam
Değmen bana yana yana kül olam
Sen bir bahçıvan ol ben de gül olam
Uzat da ellerin der (**) beni beni.
İnsan kısım kısım, yer damar damar
Kaşların lamelif yüz şems-i kamer
Değişmiş donunu olmuş üveyik
Şahine benziyor hey gözü büyük
Sen bir avcı olsan, bende bir geyik
O ince beline olaydım kemer
Yakışır sevdiğim sar beni beni.
Gözüm görmez oldu kanlı yaşlardan
Yatamıyom hayal meyal düşlerden
Hüseyin’im ustasını bulayım
Değmen bana yana yana öleyim
Güzelim kapına köle olayım
Müşteri bulursan ver beni beni.
Sevdiğim üstünde uçan kuşlardan
Her seher vaktinde sor beni beni.
(**)Topla, devşir.
Baştan başa hükmederdi bir zaman
Davut oğlu Sultan Süleyman d’öldü
Firavun köşküne atlı giderdi
Doğudan Batı’ya hüküm ederdi
Kalsa dünya Muhammed’e kalırdı
Can satın alınsa Nemrut alırdı
Hani n’oldu “dünya benim” diyenler
Geldi geçti milyon altın sayanlar
Felek bir değirmen kurmuş öğüdür
Şahları aldatır bizi aldatır
Türk Halkına Latin harfi okutan
Düşmanları uzaklardan bakıtan
Süleyman d’öldü: Süleyman da öldü.
Haziret-i: Hazreti.
Saltanat köşkünü yıkıp dağıtan
Atatürk gibi kahraman da öldü.
Şu görünen dünya canlar da birgün
Hep ölüp giderler onlar da birgün
Ya bu gün ya yarın günlerden birgün
Derler ki: Hüseyin Görsoy da öldü.
Güzellerin efendisi beyidir
Mısırlı Yusuf-u Kenan da öldü.
Görünmüyor adam eti yiyenler
Koca devler ile Şahmeran d’öldü.
Çıkmayan canlara derman olurdu
Hekimler hekimi Lokman da öldü.
Bin deveyi bir akçaya güderdi
Veysel Karan gibi çoban da öldü.
Omuz verip Kaf Dağı’nı kaldıran
Haziret-i Hamza pehlivan d’öldü.
Aşık Yakup GENÇ
- NEM KALDI (23 Ocak 2010 tarihinde eklenmiştir)
Giderim sevdiğim burada nem kaldı.
Aşkın atıyla gönül yarışmaz,
Ayınan devreden günde nem kaldı
Merhemi sarılır böyle yareye,
Emir Haktan imiş buna ne çare,
Bezirgânım kondum kervansaraya,
Kondum göçer oldum handa nem kaldı.
Kadir mevlam daha neler yaratır,
Ak üstüne yazılanlar karadır,
Vücudumuz üçyüz altmış paredir,
Dağıldıktan sonra tende nem kaldı.
İleri yaladık bir iki kaçın,
Mevlam affeylesin cümlenin suçun,
AŞIK’i ahrete çekiyor göçün,
Yeri yalan dünya sende nem kaldı.
Aşık Yakup GENÇ
(Aşık’i)
Derleyenler:
Oğuz KILIÇ – Faris KILIÇ
KARAÖZÜ dergisinden alınmıştır. Sayı:21 / Aralık 2002
Aydıner KILIÇ
- UNUTAMADIM
- ORTA DİREK
- AİLE BİREYLERİ İÇİN YAZILAN ŞİİRLERİ
- ATAM (ATATÜRK)
- AYIRMAN BİZİ
- SAHTE AŞKLAR
- ONURUM İÇİN
- UTANÇ YERİNİ (MADIMAK)
- ALDI MADIMAK
- SAHİPSİZ DEĞİL
- OZANIM
- ARKADAŞ
- HAKİM BEY
- O GECE
- KADER
- KARA SEVDA
- BEKLEYECEĞİM
- OLDUK OLALI
- YETİYOR BANA
- BASIN
- KOYAN UTANSIN
- SEN OL DA İÇME
- SEN GEL SEVDİĞİM
- GELEMEM SANA
- ALEVİYİZ BİZ
- SORMAYIN BENİ
- ÇÜNKİ İNSANIZ
- KENAN CEM'in ÖLÜMÜ ÜZERİNE YAZILAN ŞİİRLER
- BOZUK NEFSE NEYLESİN
Bir sam yeli idin estin bağıma
İnan ki sevdiğim unutamadım.
Acımadın zalim bu geç çağıma
İnan ki sevdiğim unutamadım
Elinde gül idim şimdi ne oldum
Biryandan açarken biryandan soldum
Derman arariken derde düş oldum
İnan ki sevdiğim unutamadım.
Ömrümce bu sevgi sürüp gidecek
Ağlayanlar elbet bir gün gülecek
Domurcuk güllerin kimler derecek
İnan ki sevdiğim unutamadım.
Aydıner’im hayat sizlerin olsun
Günlerin hep neşe mutluluk dolsun
Boş versen maziyi yerinde kalsın
İnan ki sevdiğim unutamadım.
Aydıner KILIÇ
Ölüme çare yok henüz ölmedik
Zamlarla yoklukla bir gün görmedik
Yetmez mi vatandaş bunu denedik
Tarihe karıştı orta direğim.
Rahmet mi yağıyor yoksa zamlar mı
Yoksulun halinden bunlar anlar mı
Fakirin başında boran karlar mı
Sokaklarda donan orta direğim.
Oyunu verenler vermez olaydı
Ampulü tavana takmaz olaydı
Işıksız ampulün senin olaydı
Ceryana çarpıldı orta direğim.
Aydıner yan direk bizim adımız
Orta direk öldü ondan yasımız
Durmadan yağıyor her gün zamımız
Bir deri bir kemik orta direğim.
Aydıner KILIÇ
BEKLERİM ANNEM
Yaşım yirmi gurbet ele atıldım
Asker olup silahıma sarıldım
Ayrılığı ben bir şaka sanırdım
Gönderin mektubu beklerim annem.
Domurcuk gülündüm açmadan soldum
Gurbete çıkmamış daha bir toydum
Analı babalı yetim mi oldum
Gönderin mektubu beklerim annem.
Gurbet acı çekilmiyor dertleri
Kalbime saplanan hasret okları
Gözüm yaşı dolduruyor bentleri
Gönderin mektubu beklerim annem.
Aydıner’im ağlarım da gülemem
Vatan borcum bitmeden de gelemem
Anne baba size hasret ölemem
Gönderin mektubu beklerim annem.
KADINLAR GÜNÜ
Kadınlar günüymüş kimler hatırlar
Dövülüp ezilen adsız kadınlar
Onlarla güzeldir bütün yuvalar
Evimin direği canım kadınım.
Saygıyla eğildim işte önünde
Kalbimde gülümsün dün ve bugünde
Ayıramaz bizleri inan ölümde
Evimin direği canım kadınım.
Damarımda kanım ta ki yüreksin
Eşi bulunmayan nadir çiçeksin
Sen kadın değil de bence meleksin
Evimin direği canım kadınım.
Ben toprak sen yağmur yoktur ötesi
Yuvamın ebedi batmaz güneşi
Sensizsem istemem canı nefesi
Evimin direği canım kadınım.
Aydıner'im saygı selam sizlere
Layıksın dünyada bütün güllere
El ele sağlıkla nice günlere
Evimin direği canım kadınım
NOT: Biricik eşim ELİF’e hitap edilmiştir...
CANSU (KIZIMA)
Aldığım nefesim damarda kanım
Nerdesin bir tanem bedende canım
Sevgimle yanında ebedi varım
Uğruna ölürüm kınalı kuzum.
İncecik boyuyla benzer fidana
Nemlidir gözlerim hasretten yana
Canımsın bir tanem doyamam sana
Ebedi kalbimde kınalı kuzum.
TORUNUM CANSU İNCE'YE SEVGİLERİMLE
BİRİCİK (BÜŞRA)
Üstüne titrerim canımsın benim
Şekerli şerbetim balımsın benim
Resmine bakarak gönül eğlerim
Ağlatma bizleri özledik kızım.
İsmini anarım düşmez dilimden
Ne zaman tutarsın dedem elimden
Ceylanım severim canı gönülden
Ellerin elimden ayırma kızım.
TORUNUM BÜŞRA İNCE,ye SEVGİLERİMLE
OLURMU SENSİZ Rüzgarla gelsede kokun uzaktan
Çekerim içime öper yanaktan
Uzaktan uzağa kokun almaktan
Ne yapsan kalbimden silemem OĞUL .
İçimden severim vermem dışıma
Nazlıdır ORÇUN’um o tek başına
Ceylanım doyamam siyah kaşına
Ebedi kalbimde taşırım OĞUL.
HAYLAZ YARAMAZ BİRİCİK TORUNUM ORÇUN İNCE’YE SEVGİLERİMLE
ARARIM SENİ
Arkadaş unutmam yıllar geçse de
Yaşlansam can dostum ömür bitse de
Toprak bedenimi alıp gitse de
Ebedi kalbimde TAŞIRIM SENİ.
Nedense kırıldın yazsan suçumu
Kardeşçe dökersin belki içini
Ağlarken silersin gözüm yaşını
Yadeder günlerin ARARIM SENİ.
Beni zor günlerimde
Yalnız bırakmayıp
Maddi manevi desteğiyle
Yanımda olan bir tanecik
CANDOSTUMA
20/06/1967 Doğ tar
DOĞUM GÜNÜN KUTLU OLSUN
Şahini andıran keskin bakışın
Karanlığı yırtan parlak ışığın
Yeniden doğmaz mı vatana ATAM.
Vatan karanlığa büründü Atam
Kimlerin eline kaldı bu vatan
Meclisin içinde vatanı satan
Kalkıpta yüzüne tükürsen ATAM.
Vatana ihanet doruğa çıktı
Eserin İsminiz ortadan kalktı
Kafayı yargıya, askere taktı
Bağımsız TÜRKİYEN batıyor ATAM
Cumhuriyeti siz nasıl kurdunuz
Geceli gündüzlü kafa yordunuz
Silaha bedenle karşı kodunuz
Bilirim kemiğin sızlıyor ATAM.
Hacıyı hocayı getirdik başa
Odunsuz kömürsüz gireriz kışa
Muhtaç olduk şimdi ekmeğe aşa
Kalmadı eserin bilesin ATAM.
Satıldı vatanda kalmadı toprak
Göklerden inecek o şanlı bayrak
Boşaldı bütcemiz kalmadı kaynak
Türkiyen çöküyor gelesin ATAM.
Uyuyor gençliğin gözü kapalı
Mecliste imamım Kasımpaşalı
Oturum yönetir eli sopalı
Vatanı kimlere bıraktın ATAM.
Aydıner düşmanın değil dışarda
Dilerim bu millet çabuk coşarda
Vatana bayrağa sahip çıkarda
Kabirde kemiğin sızlamaz ATAM
Aydıner KILIÇ
Kuşsaray, Gökçam’ım bedenim canım
Kardeşiz bizlerde damarım kanım
Yobazlar bilsin ki kızılblaştanım
Canımdan cansınız AYIRMAN BİZİ.
Karpınar, İğdeli canımdan candır,
Yerlikuyu köyü damarda kandır,
Kaleköyüm bana onurdur şandır,
Canımdan cansınız AYIRMAN BİZİ.
Burunviran belli ufacık bir yer,
Alevi, Kızılbaş diyorsa eğer,
Tek vücut, tek yumruk olmaya değer,
Canımdan cansınız AYIRMAN BİZİ.
Adımız Kızılbaş var mı ötesi,
Taplanın canlarım bizlik olası,
Adını koyalım canlar obası,
Canımdan cansınız AYIRMAN BİZİ.
Büyükler bu sözler size yazıldı,
Böldünüz bizleri mezat kazıldı,
Adımız kızılbaş diye yazıldı,
Canımdan cansınız AYIRMAN BİZİ.
Toplanıp büyümek bize yakışan,
Sarılıp el ele verip tutuşan,
Acıda, sevinçte her an buluşan,
Canımdan cansınız AYIRMAN BİZİ.
Aydıner yürekten çağrı yapıyor,
Okuyup canlarda destek oluyor,
Canlarım durmadan selam yolluyor,
Canımdan cansınız AYIRMAN BİZİ.
Aydıner KILIÇ
Ezildim horlandım artık yoruldum
Zulumün çoğaldı çokta kırıldım
Canıma tak etti mecbur ayrıldım
Aşkımın baharı solduda BİTTİ.
Ne sevgi ne güven baktım olmadı
Taparca sevdim de sabır kalmadı
Oturup bir kere hatır sormadı
Parça parça kalbim dökülüp BİTTİ.
Kaçmazdım sevginden inan bıktırdın
Araya surları örüp kaldırdın
Sevgini kalbimden söküp yaktırdın
Aşkımın baharı soldu da BİTTİ.
Aydıner KILIÇ
Ben ölümüne sevdim gerisi haram
Korkmam ki ölümden gelmişse sıram
Namussuz insana vermem ki selam
Şerefim gururum onurum için.
Her şeye sil baştan silip başladım
Kalbimi sevdanla yakıp haşladım
Gözyaşım durmadı her gün ağladım
Şerefim gururum onurum için.
Gözüme bakarak yalan söyleme
Seviyorum diyerek gönül eğleme
Aynada baktın mı yüzün rengine
Şerefim gururum onurum için.
Aydıner hislere oldu tercüman
Senin dürüstlüğün külliyen yalan
İnsana benzeyen zehirli yılan
Şerefim gururum onurum için.
Aydıner KILIÇ
Ey canlar bu karar gönül mü aldı
Madımak sonunda devlete kaldı
Zihniyeti belli korku da sardı
Çevirin müzeye UTANÇ YERİNİ.
Kebablar yapılmaz utanç yerinde
Bizde yaralarsa çok ta derinde
Yirminci asırda uzay devrinde
Çevirin müzeye UTANÇ YERİNİ.
Asılsın resimler yapılsın anıt
Geleceğe kalır en büyük kanıt
Yobazlara verilir böylece yanıt
Çevirin müzeye UTANÇ YERİNİ.
Yeter aydınların çektiği çile
Yaktınız canları siz bile bile
Bu nefret düşmanlık söyleyin kime
Çevirin müzeye UTANÇ YERİNİ.
Umarım madımak müze yapılır
Yanan o canların resmi asılır
İnsana saygıya sadık kalınır
Çevirin müzeye UTANÇ YERİNİ.
Aydiner susmadı susmaz her zaman
Sizlerde yok imiş din ile iman
İnsan yanmaz diyor o yüce kuran
Çevirin müzeye UTANÇ YERİNİ.
Buyrun canlarım gelin Sivas'a
Hortladı yeniden o Hızır paşa
Kardeşler başladı kanlı savaşa
37 canı aldı MADIMAK.
Bir Temel vardı ki keçi sakallı
İtfaiye vermedi canlarda yandı
Davamız kapandı divana kaldı
37 canı aldı MADIMAK
Karamollaoğlu Temel’dir adı
Banaz düşünceli sarıklı kadı
Kanlı Sivas oldu Sivas’ın adı
37 canı aldı MADIMAK.
Timsahın gözyaşı tayyip seninki
Zihniyet karanlık acı dilinki
Canların hesabın er geç verinki
37 canı aldı MADIMAK.
Müzeye çevirin utanç yerini
Aleviden çeksen kanlı elini
Dilim susmaz kessen kolum, elimi
37 canı aldı MADIMAK.
Otuzyedi canı sizdiniz yakan
Yakarak canları bayramı yapan
İnşallah koparda seninde kafan
37 Canı aldı MADIMAK.
Aydıner susmadı kibarca yazdı
Bu zihniyet geldi yobazlar artı
Kafayı askere, yargıya taktı
37 Canı aldı MADIMAK.
Göründü sonunuz kalmadı kaçış
Referandumdan tayyip varmıdır çıkış
Kanun değil senin yaptığın nakış
Bilesin bu vatan SAHİPSİZ DEĞİL.
Nice başbakanlar geldi ve gitti
Yaptığın vurgunlar nihayet bitti
Ampulün patladı ışığın gitti
Bilesin bu vatan SAHİPSİZ DEĞİL.
İnançlısın yetim hakkı yemedin
İndirdin cebine doymak bilmedin
Tayyip Şehidime kelle demedin
Bilesin bu vatan SAHİPSİZ DEĞİL.
Atamdan mirastır bu vatan bize
Seçimle gelecen Tayyibim dize
Milletin tokatı inecek yüze
Bilesin bu vatan SAHİPSİZ DEĞİL.
Aydıner korkmadan bildiğin yazar
Erdoğan planını bu seçmen bozar
Tayyipler mezarın kendisi kazar
Bilesin bu vatan SAHİPSİZ DEĞİL.
Aydıner KILIÇ
Oturup sahnede sazı çalanlar
Saz çalarak fakir halktan doyanlar
Ozanım diyerek halkı soyanlar
Mahsuni’yi örnek alsan OZANIM.
Ozanlar haklının yanında gerek
Haksıza darbeyi vurması gerek
Ezilen halkını bilmesi gerek
Mahsuni’yi örnek alsan OZANIM.
Halk sevgisi bilmez ozan olmayan
Yoksul olup her an karnı doymayan
Haksıza dur deyip hakkın sormayan
Mahsuni’yi örnek alsan OZANIM.
Aydıner’im yoksul halktan biriyim
Bir canım var onu halka vereyim
Ağalığa karşı şavaş vereyim
Mahsuni’yi örnek aldım OZANIM.
BÜYÜK USTA OZANLARIN BABASI RAHMETLİ MAHSUNİ ŞERİF’İ SAYGIYLA ANIYORUM IŞIKLAR YOLDAŞI MEKANIN CENNET OLSUN MAHSUNİ BABA
Arkadaş güvenme yalan dünyaya
Misafir gelmişiz bizler buraya
Arkadaş olup ta gönül almağa
Sizler ne dersiniz BİLMEM ARKADAŞ.
Dostluğu severim öteden beri
İnsan arkadaşını her an bilmeli
İşte insanlığın budur temeli
Sizler ne dersiniz BİLMEM ARKADAŞ.
Her şey yalan işte dostluk kalıcı
Kırıcı değil de olsak yapıcı
Olsan da bey paşa ya da kapıcı
Sizler ne dersiniz BİLMEM ARKADAŞ.
Aydıner dünyanın çivisi çıkmış
Haksızlık çıkardan insanlar bıkmış
İnsanlık maalesef çıkara kalmış
Sizler ne dersiniz BİLMEM ARKADAŞ.
On yıldır bir dava sona ermez mi
Çektiğim acılar bana yetmez mi
Başımdan şu bela çekip gidmez mi
Boşayın bizleri yeter HAKİM BEY.
Adliyeyi artık evimiz sandık
80’ler yetmedi 90’na daldık
Adalet bekledik sınıfta kaldık
Boşayın bizleri yeter HÂKİM BEY.
Olmaz ki bundan da daha kötüsü
Suçlular bellidir yoktur ötesi
Sizdedir hakim bey karar yetkisi
Boşayın bizleri yeter HÂKİM BEY.
Aydıner dosyana bakılmıyor ki
Suçluya suçları sorulmuyor ki
Göstermelik kadın olunmuyo rki
Boşayın bizleri yeter BEY.
Ne olduysa orda o gece oldu
Kalbime aşkının ateşi doldu
İlk aşkımdı oda mahşere kaldı
Yüzünü gözümden silemiyorum.
Halen o geceye saygı duyarım
Her yılbaşı inan seni anarım
Aşkınla toprağa girmek kararım
Aşkımı toprağa gömemiyorum.
Adımı bilirsin aşık Aydıner
Aşkınla bu kalbim hep feryat eder
Aşkına vermişsem sonsuzca değer
Bilesin kalbimden atamıyorum.
Aydıner KILIÇ
Çileli hayatım gözlerim yaşlı
Çürüttün ömrümü ey zalim KADER.
Geçirdim ömrümü boranlı kışlı
Bitirdin ömrümü ey zalim KADER.
Ağlaya ağlaya kapandı gözüm
Ağardı saçlarım döküldü dişim
Yaşım yirmi iken büküldü belim
Bitirdin ömrümü ey zalim KADER.
Emsalimle kurdum bende bir yuva
Onlar atlı oldu bende bir yaya
Artık bizleri de koysan sıraya
Bitirdin ömrümü ey zalim KADER
Yazmakla bir türlü derdim bitmiyor
Gideriz doktora çare bulmuyor
Yavrusuz yuvada sadet olmuyor
Bitirdin ömrümü ey zalim KADER.
Aydıner uğraşma yoktur çaresi
Kurumuş ağacın olmaz gölgesi
Çocuktur bir evin tanrım neşesi
Bitirdin ömrümü ey zalim KADER.
Çileli hayatım gözlerim yaşlı
Çürüttün ömrümü ey zalim KADER.
Geçirdim ömrümü boranlı kışlı
Bitirdin ömrümü ey zalim KADER.
Ağlaya ağlaya kapandı gözüm
Ağardı saçlarım döküldü dişim
Yaşım yirmi iken büküldü belim
Bitirdin ömrümü ey zalim KADER.
Emsalimle kurdum bende bir yuva
Onlar atlı oldu bende bir yaya
Artık bizleri de koysan sıraya
Bitirdin ömrümü ey zalim KADER
Yazmakla bir türlü derdim bitmiyor
Gideriz doktora çare bulmuyor
Yavrusuz yuvada sadet olmuyor
Bitirdin ömrümü ey zalim KADER.
Aydıner uğraşma yoktur çaresi
Kurumuş ağacın olmaz gölgesi
Çocuktur bir evin tanrım neşesi
Bitirdin ömrümü ey zalim KADER.
Yıllar yılı bekâr kalıp otursam
Ömrümce seni ben BEKLEYECEĞİM.
Bahçende açılan gonca gül olsam
Solmadan seni ben BEKLEYECEĞİM.
Kerem aslı için aşka yanmışsa
Mecnun Leyla için çöle düşmüşse
Ferhat Şirin için dağlar delmişse
Ya ölüm yada sen BEKLEYECEĞİM.
Tomurcuk gül iken seninle açtım
Bir zaman kalbinde tahta ulaştım
Bu zalim sevdaya nasıl bulaştım
Kara sevda ile BEKLEYECEĞİM.
Aydıner aşkınla yanıp tutuşsun
Akılsız başını taşlara vursun
İstersen genç yaşta kurbanın olsun
Aşkın kurbanıyım BEKLEYECEĞİM.
Nereye gitsende bulurum seni
Unutma bir tanem seni seveni
Elinle dikersin bana kefeni
Sen aslı ben Kerem OLDUK OLALI.
Seni alamazsam sanma yaşarım
Alırım başımı dağlar aşarım
Rüzgârla eserim sana koşarım
Sen Şirin ben Ferhat OLDUK OLALI.
Umutsuz sevdadır benim başımda
Uyusam hayalin yine karşımda
Durmadan çağlayan gözüm yaşında
Sen Arzu ben Kanber OLDUK OLALI.
Aydıner zorluğa asla aldırmam
Namerdim harama başım kaldırmam
Aşkımın gülüsün seni soldurmam
Sen Leyla ben mecnun OLDUK OLALI.
Aydıner KILIÇ
Tanışıp konuşmak bumu kötülük
Sevmek sevilmek olsun ömürlük
Ortada bırakmak olur nankörlük
Kalbimdeki sevgin YETİYOR BANA.
Kimseye yoktur ki benim minnetim
Sevenim kim ise odur nimetim
Kalbimde yerinse senin cennetin
Sevdiğini bilmek YETİYOR BANA.
Ben sana sen bana işte muhtacız
Beddua vermesin bize atamız
Sevgiyle kurulsun bizim yuvamız
Sabırla beklemek YETİYOR BANA.
Aydıner sevgiyle aşar engeli
Kalplerde açmışsa sevgi gülleri
Sevmişim bir defa nazlı dilberi
Ölümsüz sevdansa YETİYOR BANA.
Basında özgürlük yurtta özgürlük
Uğur Mumcu’larla her an öğündük
Bir kahbe kurşunla çokta üzüldük
Yurdumun gür sesi susma BASINIM.
İnsanlık basına saygı duyarken
Aydınlar Uğur’lar bir bir ölürken
Basınsa durmadan şehit verirken
Cehalet fikrini kır sen BASINIM.
Yirminci asırda bunlar yapılmaz
Ey cahil basına bomba koyulmaz
Gerici zihniyet iktidar olmaz
Mumcu’nun kemiği sızlar BASINIM.
Korkusuz kalemdi basında önder
Okuyucu şimdi Mumcu’yu özler
Verilir nedense tutulmaz sözler
Karanlığa ışık olsan BASINIM.
Mumcu’yu anmakla görevin bitmez
Aydınlık olmadan karanlık gitmez
Bilsinler Türkiyem İran’a dönmez
Gecenin güneşi olsan BASINIM.
Aydıner yazmakla bitmez görevin
Doğruyu yazmaktır senin ödevin
Hür fikir Hür basın bütün dileğim
Cehalet zincirin kır sen BASINIM.
Türkiyenin ve basının korkusuz kalemi sayın Uğur MUMCU’yu Rametle şükranla anıyorum bu ülkenin uğurlara çok ihtiyacı var.
Oturup şöylece baktım mazime
Kaybolup gitmişim kendi kendime
Baykuşlar tünemiş baba evime
Beni gurbet elde KOYAN UTANSIN.
Ellere baktıkça yanıyor içim
Kardeş olmak mıdır benimse suçum
Bu nefret düşmanlık bilmem ki niçin
Beni gurbet elde KOYAN UTANSIN.
Kopardı köyümden baba evimden
Açılmış yaralar gayet derinden
Ayırdılar beni güzel köyümden
Beni gurbet elde KOYAN UTANSIN.
Yedi kardeş hepsi ayrı köşede
Haber yok ki keder ve de neşede
Özlemim hasretim boynum bükse de
Beni gurbet elde KOYAN UTANSIN.
Baksan yedi kardeş çocuk onsekiz
Görseler tanımaz selam vermeyiz
Düşünüp demeyiz niye böyleyiz
Beni gurbet elde KOYAN UTANSIN.
Aydıner köyünü özler yürekten
Oturup geçmişin geçir elekten
Benim korkum gurbet elde ölmekten
Beni gurbet elde KOYAN UTANSIN.
Aydıner KILIÇ
Senin o bakışın çaldı kalbimi
Oysa aldadmışım kendi kendimi
Gördüğü yerde de gülüp geçtimi
Kahrından o anda SEN OLDA İÇME.
İlk aşkım diyerek çokta sevindim
Ne yaptımsa beni geri çevirdin
Elleri koynunda ben bir kerizdim
Kahrından o anda SEN OLDA İÇME.
Hayal mi gerçek mi bende bilemem
Doğuştan mahkumum asla gülemem
Düşmüşüm aşkına geri dönemem
Efkarından gel de SEN OLDA İÇME.
Aydıner’im bitmez aşkın çilesi
Çektiğin çileyi yoktur bilesi
Şu yalan dünyadan göçüp gidesi
Efkârından gel de SEN OLDA İÇME.
Aydıner KILIÇ
Zülfün tellerine gül bağladım
Aşkın ile ben kalbimi dağladım
Viran olup soldu gönül bağlarım
Melhem kar etmiyor SEN GEL SEVDİĞİM.
Yılların hasreti büktü belimi
Ağarttı saçımı döktü dişimi
Anlamadım şu feleğin işini
Melhem kar etmiyor SEN GEL SEVDİĞİM.
Geçmiyor günlerim şu gurbet elde
Sanki bir mecnunum ben ıssız çölde
Seviyorum demek olur mu dilde
Melhem kar etmiyor SEN GEL SEVDİĞİM.
Aydıner yürekten çağırır seni
Anlarsın gönülden seni seveni
Ölürsem sararsın bana kefeni
Melhem kar etmiyor SEN GEL SEVDİĞİM.
Aydıner KILIÇ
Bu kadar yürekten çağırma beni
Gelmek istesem de GELEMEM SANA .
Severim yürekten özlerim seni
Gelmek istesem de GELEMEM SANA.
Durma gel diyorsun bense gelemem
Aşk zindanındayım neden bilemem
Ölümüm yakındır sözüm veremem
Gelmek istesem de GELEMEM SANA.
Ayakta zincirler kelepçe kolda
Aşk mahkumuyum kalmışım zorda
Ölürsem elinle kefenim sarda
Gelmek istesem de GELEMEM SANA.
Aydıner suçumu yeni öğrendim
Hâkimler sorunca mecbur söyledim
Seviyorum dedim başka demedim
Gelmek istesem de GELEMEM SANA.
Aydıner KILIÇ
Pir Sultan Sivas’ta dergahın kurdu
Ezilen toplumun önderi oldu
Hızır gelip yurttan yuvadan kovdu
Ali’yi severiz ALEVİYİZ BİZ.
Sürdüler Banaz’dan gitti sürgüne
Hızır paşa ateşi attı köyüne
Başladılar aleviye zulüme
Ali’yi severiz ALEVİYİZ BİZ.
Demişti okuyup vali olursun
Sivas’a gelip te beni asarsın
Ekmeğin yediğin köyü yakarsın
Ali’yi severiz ALEVİYİZ BİZ
Ahmet Yesevi’den desturun aldı
Uçarak hünkarım ummana daldı
Hünkar, Kırşehir’de kararı kıldı
Ali’yi severiz ALEVİYİZ BİZ .
Ejderhaya binip geldi Mevlana
Taşa binip, karşı gitmişti ona
Bağlıyız Pir’ime inançtan yana
Ali’yi severiz ALEVİYİZ BİZ
Aynıdır özümüz ve de sözümüz
yolundan dönmedi hünkar pirimiz
Bu yolda fedadır işte serimiz
Ali’yi severiz ALEVİYİZ BİZ
Aydıner’im bu yol bizim yolumuz
Ya ALLAH Muhammet dara dururuz
İbadet Cem’ledir onu biliriz
Ali’yi severiz ALEVİYİZ BİZ
Her şey bitti artık aşkın değilim
Sanma ki sanada geri dönerim
Başım alır diyar diyar giderim
Sakın arayıp ta SORMAYIN BENİ.
Zaten bu dünyada yüzüm gülmemiş
Kahpe felek halim nedir bilmemiş
Beş yıldır benimle dalgasın geçmiş
Sakın arayıp ta SORMAYIN BENİ.
Çilemse bitmedi doldu taşıyor
Yaramsa kalbimde içim yanıyor
Sevgiyi kendince oyun sanıyor
Sakın arayıp ta SORMAYIN BENİ.
Aydıner’im bilki sensiz ölecek
Bir nefestir oda uçup gidecek
Mezarım üstünde otlar bitecek
Mezarımda rahat BIRAKIN BENİ.
İnsanın hatası gülün dikeni
Düşünsen dünyadan gelip geçeni
Sevgisi uğruna zehir içeni
Hatamız olacak ÇUNKİ İNSANIZ.
Büyüğe saygıdır küçüğe sevgi
Saygının, sevginin olur mu dengi
Fark etmez insansa teninin rengi
Hatamız olacak ÇUNKİ İNSANIZ.
Kimisi sünnidir kimi alevi
El ele kardeşce avşar çerkezi
Kürdü, lazı, kucaklasak herkesi
Hatamız olacak ÇUNKİ İNSANIZ,
Aydıner, düşmanlık kalsın uzakta
Tutuşun el ele elin uzat ta
Tavizlere her an karşı olsak ta
Hatamız olacak ÇUNKİ İNSANIZ.
Bu şiirlerin hepsi Sayın Aydıner KILIÇ tarafından Rahmetli Kenan Cem anısına ve onu ölüme sürükleyen kişi adına yazıldıklarından aynı sayfada yayınlamayı uygun gördük.
2010 yılında çok genç yaşta kaybettiğimiz Kenan Cem ışıklar içinde uyusun, mekânı cennet olsun. Allah sevenlerine sabır versin.
BEDENİN OĞUL
Sevdiğin kız için ölümü seçtin
Gururun yemedi kefenin biçtin
Gururun uğruna toprağa düştün
Kara toprak sardı BEDENİN OĞUL.
Şerefin onurun senin gururun
Namuslu insana candan vurgunum
Yürekte acımız bense yorgunum
Kara toprak sardı BEDENİN OĞUL.
Yoldaşın canların hepsi başında
Gözyaşı sel oldu gönül kışında
Verdiler toprağa bu genç yaşında
Kara toprak sardı BEDENİN OĞUL.
Namussuz o kızın bozukmuş huyu
Sonları bellidir karanlık kuyu
Onurla Gururla rahatça uyu
Kara toprak sardı BEDENİN OĞUL.
Allahım bumudur yazdığın yazı
Namuslu aylenin namussuz kızı
Yürek paramparça kalbimde sızı
Kara toprak sardı BEDENİN OĞUL.
Ondan başkasına vermedin meil
Onurlu insana daima eğil
Düşmanın kalbinde dışarda değil
Kara toprak sardı BEDENİN OĞUL.
Aydıner yürekten gelir acımız
Namusuyla yaşar anne bacımız
Namussuz insana budur sözümüz
Kara toprak sardı BEDENİN OĞUL.
ONURUNU GURURUNU NAMUSUNU SEVGİSİNİ BİLMEYENLER AŞKI SEVGİYİ KİRLETMESİNLER
OĞUL
Yüzlerin bembeyaz kağıda dönmüş
Kırmızı al yanak sararıp solmuş
Omuzlarına bak melekler konmuş
Çekmekle biter mi hasretin OĞUL.
Var mıdır imkânı yeri değişek
Çektiğin acıyı verde bölüşek
Hasretle sarılıp candan öpüşek
Bilesin bu acı yaşatmaz OĞUL.
Gülmedi gül yüzün doğuştan beri
Sırtladın genç yaşta gamı kederi
Ölsen de olmaz ki onun haberi
Herkesin neşesi yerinde OĞUL.
Aydıner dinmiyor yürekte sızı
Oynamış bizimle namerdin kızı
Ekmek tavşan olsun kendide tazı
Namusu parayla sattılar OĞUL.
SEVGİSİ, AŞKI UĞRUNA ÖLÜMÜ SEÇENLER ANISINA YAZILMIŞTIR.
AŞKI DEĞİL Mİ
Yüzünü görmeden açtım kalbimi
Akrep olup soktun kendi kendini
Kalbime boşalttın bütün zehrini
Kerem’i öldüren AŞKI DEĞİL Mİ.
Tertemiz kız iken çıktın hayırsız
Yürekten sevmiştim seni vefasız
Kapanmaz yaralar, ilaç faydasız
Ferhat’ı öldüren AŞKI DEĞİLMİ.
Kafayı yiyorum aklım almıyor
Yüzüne tükürsem oda olmuyor
Bu kadar yüzsüzlük acı geliyor
Kanber’i öldüren AŞKI DEĞİLMİ.
Şey ile ma ile geçti ömrümüz
Yazılmış birkere kara yazımız
Toprağın bol olsun Kenan Cem’imiz
Mecnun’u öldüren AŞKI DEGİLMİ.
Kenan Cem severek gitti ölüme
Rahmetler okudum gonca gülüme
Ateşler düşürdü mutlu evime
Kenan Cem'i alan AŞKI DEĞİLMİ.
Aydıner bu kadar intizar yeter
Gün gelir zalimde cezasın çeker
Çıkmazsın karşıma insansan eğer
Beni de öldüren AŞKIM DEĞİLMİ.
TUTTUM SÖZÜMÜ
Tereddüt etmeden yemin etmiştim
Sana ya sen ya da kefen demiştim
Tertemiz sevgimle sana gelmiştim
Ölümü seçerek TUTTUM SÖZÜMÜ.
Kışları soğukta yazın sıcakta
Hainin peşinde kuzey Irak’ta
Ecelim sen oldun değil tuzakta
Ölümü seçerek TUTTUM SÖZÜMÜ.
Ben seni sevmedim, bilirsen taptım
Aldattın beni de kendini yaktın
İhanet ederek etini sattın
Ölümü seçerek TUTTUM SÖZÜMÜ.
Sana değil kaderime küserim
Harama bakmadan çeker giderim
Musalla taşında temiz bedenim
Ölümü seçerek TUTTUM SÖZÜMÜ.
Aydıner Cem’ine okuyor rahmet
Onuruyla öldü ona da şükret
Satıp evi barkı burayı terket
Ölümü seçerek TUTTUM SÖZÜMÜ.
EN MUKADDES SEVGİ ONURUNDAN GURURUNDAN NAMUSUNDAN ÖDÜN
VERMEDEN SADIK KALANLARINDIR
ŞEYTAN GÖRSÜN YÜZÜNÜ
Parayı görünce etekler fora
Kolayı var iken gerek yok zora
Ailene sürdüğün silinmez kara
İstemem ŞEYTAN GÖRSÜN YÜZÜNÜ.
İş buldu utanmaz sekreter oldu
20 Yaş büyükte sevgili buldu
Etiyle cebine para da koydu
İstemem ŞEYTAN GÖRSÜN YÜZÜNÜ.
Ofisi yapmışlar sevişme yeri
Boynunda taşıyor dudak izleri
Paradan başkada görmez gözleri
İstemem ŞEYTAN GÖRSÜN YÜZÜNÜ.
Namus ette değil bence yürekte
Hakim ol nefsine biraz diret de
Her şey yüreğinde bozuk niyette
İstemem ŞEYTAN GÖRSÜN YÜZÜNÜ.
Aydıner her insan aynı olamaz
Namuslu insanlar ekmek bulamaz
Aç kalır yinede etin satamaz
İstemem ŞEYTAN GÖSÜN YÜZÜNÜ.
KİME NE
Seviyorum diye gönül eğlemiş
Namusa şerefe değer vermemiş
Paradan başka da gözü görmemiş
Alan razı veren razı KİME NE.
Bakarsın kendine kondurmaz tozu
Onurlu aylenin onursuz kızı
Zavallı annesi, ciğerde sızı
Alan razı veren razı KİME NE.
Parayla tutacak ahret yükünü
Başına çalaydın devre mülkünü
Gururla okursun yaşam öykünü
Alan razı veren razı KİME NE.
Sen Okuyup yüksek tahsilin yaptın
Namussuz yaşayıp paraya taptın
En büyük zararı kendine yaptın
Alan razı veren razı KİME NE.
Aydıner; bizlerden uzakta dursun
Sözüm kulağına küpede olsun
İsterse başını taşlara vursun
Alan razı veren razı KİME NE.
SUÇLU ARAMA
Namus mu ekmek mi başının tacı
Bahane olmasın evdeki bacı
Sadece sen miydin tokların acı
O Senin içinde SUÇLU ARAMA.
Bedava davalar boşa açılmaz
Sigorta işsizlik bahane olmaz
Bedeli ağırdır asla kaçılmaz
O Senin içinde SUÇLU ARAMA.
Bunca yıl işsizdin amma temizdin
Patrona etini, kendini verdin
Parayı görünce namusu sildin
O Senin içinde SUÇLU ARAMA.
Allahım çok versin zengin babanız
Her öğün kuruldu yine sofranız
Namusu satmakla oldu faydanız
O Senin içinde SUÇLU ARAMA.
Aydıner fakirdir onurlu yaşar
Namussuz insansa paraya koşar
Etini satanın aklına şaşar
O Senin içinde SUÇLU ARAMA.
BU ŞİİRDEN DERS ALMASI GEREKEN UMARIM ALIR HAYATINI DAHA FAZLA ZİNDAN ETMEZ ZARARIN NERESİNDEN DÖNÜLÜRSE KAR OLDUĞUNU ANLAR
SENİN
Cem’den emanettin bana ebedi
Demiştin tenime haram değmedi
Sanma ki bunu da kimse bilmedi
Onurun gururun yok mudur SENİN.
İnsan onurunu satmaz paraya
Leke sürdün baba bacı anaya
Dinamitler koydun kendin yuvaya
Onurun gururun yok mudur SENİN.
Dört duvar içinde sandın görülmez
Kendine sürdüğün leke silinmez
Bilesin namustan ödün verilmez
Onurun gururun yok mudur SENİN.
Parayı kimseler vermez havadan
Civciv kanatlanıp uçtu yuvadan
Şerrinden saklasın bizi yaradan
Onurun gururun yok mudur SENİN.
Aydıner’im elim senin yakanda
Kul hakkı yenmiyor ise kuranda
Hakkımı sorarım yüce divanda
Onurun gururun yok mudur SENİN.
TAKTIN BOYNUZU
Kalbimin sahibi sensin diyordun
İhanet ederek arkamdan vurdun
Öldürmedin zalim, yaralı koydun
Anaya babaya TAKTIN BOYNUZU.
Namuslu kalsaydın taçtın başımda
Olurdun yuvamda her an karşımda
Bulduğun adamsa baban yaşında
Anaya babaya TAKTIN BOYNUZU.
İşi bırak yeter görün yüzünü
Tutamazsın işte elin dilini
Bulursun sokakta gerçek yerini
Anaya babaya TAKTIN BOYNUZU.
Senin için aştım karlı dağları
Heder oldu bitti gençlik çağları
Viran ettin mor sümbüllü bağları
Anaya babaya TAKTIN BOYNUZU.
Aydıner saklamaz söyler sözünü
Kara toprak doyuracak gözünü
Sonunda gösterdin gerçek yüzünü
Anaya babaya TAKTIN BOYNUZU.
Bu şiir Kenan Cem anısına yazılmıştır. Gerçek sevgiler ölmez ebedi yaşar.
NEDEN OLMASIN
Belki bir gün yine köşe başında
Ansızın bulursun beni karşında
Resmini görürsün gözüm yaşında
Baksana be zalim NEDEN OLMASIN.
Kızarır suratın bakman yüzüme
İnanmıştım kalleş bir tek sözüne
Ateşler düştü mü şimdi özüne
Mazlumun ahıysa NEDEN OLMASIN.
Silemem kalbimden kalırsın orda
Lekesiz kalmadın çamursuz yolda
Sakince düşünüp doğruyu bulda
Lekeli hayatın NEDEN OLMASIN.
Aydıner suskunsa vardır nedeni
Parayla satmadı temiz bedeni
Şerefle namusla giyer kefeni
Onurlu ölümse NEDEN OLMASIN.
YAŞARSIN ARTIK
Beş yıldır sevgimde kusur etmedim
Duyduğum sözlere taviz vermedim
Nankörlük ettin de bunu bilmedin
Anlında lekeyle YAŞARSIN ARTIK.
Sokaklar mekânın kaldırım evin
Elinde telefon randevu verin
Açtığın yaralar oldukca derin
Anlında lekeyle YAŞARSIN ARTIK.
Anılırsın ebedi baba adıyla
O baban yaşıyor adı şanıyla
Sürdüğün lekeyi öder canıyla
Anlında lekeyle YAŞARSIN ARTIK .
Utansan arlansan çıkman karşıma
Haramlar kattın ekmeğine aşına
Evli adam vurulmadı kaşına
Anlında lekeyle YAŞARSIN ARTIK.
Adını yazamam saygım mazime
Ağıtlar yakarsın kendi kendine
Anan baban düşer namus derdine
Anlında lekeyle YAŞARSIN ARTIK.
Oğlumuz güzünü açtı seninle
Aldattın oğlumu evli biriyle
Yarın sokaklarda bulun sürüyle
Anlında lekeyle YAŞARSIN ARTIK.
Aydıner yazıyor sözüm alana
Tek kurşun sıksaydın keşke kafana
Kurban ol sen o anne babana
Anlında lekeyle YAŞARSIN ARTIK.
GÜLÜP GEÇİYOR
Paraya kul olmuş şeytana köle
Bakarsan namuslu istemem öte
Satıyor etini göz göre göre
Tükürsen yüzüne GÜLÜP GEÇİYOR.
Katranı ezsen de olmuyor şeker
Mayası bozuklar mayaya çeker
Ar namus denince orada biter
Tükürsen yüzüne GÜLÜP GEÇİYOR.
Bilmem ki damarı benzemiş kime
Onursuz yaşayıp düşmüşte dile
Kendini paraya kaptırmış bile
Tükürsen yüzüne GÜLÜP GEÇİYOR.
Tertemiz aylesi saygı duyarım
Bu kime çekmişse ona şaşarım
Görmeyip yüzünü dağlar aşarım
Tükürsen yüzüne GÜLÜP GEÇİYOR.
Aydıner’im sözüm etin satana
Namusunla sahip çıksan yuvana
Gün gelir vurursun kalın kafana
Tükürsen yüzüne GÜLÜP GEÇİYOR.
BANA NE
Çok yakında adın başlar o ile
Korkarım sokakta düşersin dile
Kimseler yüzüne tükürmez bile
İsim senin, namus senin BANA NE.
Sana sadakatten ödün vermedim
Çok çektim acıyı sense bilmedin
Utanıp, arlanıp günah demedin
İsim senin namus senin BANA NE.
Sokakta karşıma çıktığın anda
Geçmişin canlanır o an kafanda
Yaptığın günahtır baksan kuranda
İsim senin namus senin BANA NE.
Aydıner sevgide kusur etmedi
Kızım dedi yarum dedi yetmedi
Nankörlük etti de bunu bilmedi
İsim senin namus senin BANA NE.
ELVEDA
Değmez ki elveda demekte sana
Çarparım kapıyı bakmam ardıma
Namusu sattınsa para uğruna
İşte gidiyorum bana ELVEDA.
Herşey bulunurda namus bulunmaz
Utanıp arlanıp yüzü kızarmaz
O haram paralar karın doyurmaz
İşte gidiyorum bana ELVEDA.
Ar, namusu belli çuvala koymuş
Satarak etini paraya doymuş
Sigorta yaptırmış bahane buymuş
İşte gidiyorum bana ELVEDA.
Parklarda açılan güle benzedin
Gelen koklar giden koklar demedin
Yeminliyim haram nedir bilmedim
İşte gidiyorum bana ELVEDA.
Aydıner değmesin namerdin eli
Tenimden uzaktır haramın teni
ALLAHA bıraktım nankörüm seni
İşte gidiyorum bana ELVEDA.
NOT : Bu şiir Kenan cem anısına yazılmıştır
Aydıner KILIÇ
Namus ette değil bozuk niyette
Nefsine hakim ol biraz dirette
Kara çarşaf bozuk nefse NEYLESİN
Kapansan ben seni gözle soyarım
Alışmışsam haram ile doyarım
Dürüst isem seni bacı sayarım
Kara çarşaf bozuk nefse NEYLESİN
Çıplaksanda ben gözümü yumarım
Kalbim temiz bacı diye sayarım
Kötü sözü iyi gibi duyarım
Kara çarşaf bozuk nefse NEYLESİN
İster örtün ister açıl banane
Bozuk niyet örtünmeye bahane
Ben açıksam söyle yobaz sanane
Kara çarşaf bozuk nefse NEYLESİN
Allah diyen kula ayrım yapamaz
Hacca giden teraziyi tutamaz
Türbanınsa ayıbını kapamaz
Kara çarşaf bozuk nefse NEYLESİN
Ben içersem benimledir günahı
Sen içmede sana olsun sevabı
Yüzbin kere okusanda kuranı
Kara çarşaf bozuk nefse NEYLESİN
Din üstünden yaptığınız siyaset
Önemlimi camideki ibadet
Oda gelir temiz kalbe nihayet
Kara çarşaf bozuk nefse NEYLESİN
Aydıner haramda yoktur gözümüz
Temizdir kalbimiz açık sözümüz
Haramdaysa kör olası gözünüz
Kara çarşaf bozuk nefse NEYLESİN
Ayşe Özerdem Çolakgil
- Seviyorum Demenin Türlü Yolu Var
- İNSANIM DİYE GEZİNME
- BÜLENT BAL'IN ANISINA
- YETER ARTIK
- HAYAT BÖYLE İDİ BİZİM DÖNEMDE
- GİTTİN Mİ?
- DÖNEM SONUNA GELDİK
- BİLSENE
- DOSTLUK UĞRUNA
- EKSİK ETEK DİYORLAR
- İSTERDİM
- ALEVİYİZ BİZ
- ATAM
Bir şiir, bir türkü birde güzel söz,
Deli gönlüm bahar geldi sanıp ta uçma.
Sevda yeli esmemeli, sönmeli bu köz,
Bir yol bul ve diren kalbini açma.
Deli gönlüm coştun yine sel gibi,
Çağlamak neyine, yatağından git.
Taşkınlık yakışmaz, olma el gibi,
Girdiğinde çıkamazsın Dargeçit.
Her sevdaya kucak açma kanarsın,
Sade başkaları değil sende yanarsın.
Sevildiğini bil ama sen sakın deme,
Bırak zaman bu konuyu kapasın.
Sessiz sakin aksın içinde sevgi,
Kenardan bak ve seyret dalma derine.
Söyleneni dinle ama gösterme ilgi,
Alev alev yanar, yakar senide.
Seviyorum demenin türlü yolu var,
Bazen susarak ta diyebilirsin.
Gönül bu durumda senin işin zor,
Susta karşındaki duygunu bilsin.
Ayşe Özerdem Çolakgil
2009
Benliğine hakim değil
Orda burda geziyorsun.
Rezil rüsva olsan bile
Gönül bu yapar diyorsun.
Rakı, şarap fark etmiyor
Ne bulursan içiyorsun.
Seni yiyenden dost olmaz
Sahte dostluk kuruyorsun.
Mücadele güven ister
Bol keseden atıyorsun.
Kendin çaba göstermiyor
Hemen mendil açıyorsun.
Ziyafet, ilgi, ikramı
Eşe dosta sunuyorsun.
Destek, para ve külfeti
Niye benden bekliyorsun.
Bal diye zehiri sunup
Herkes yuttu sanıyorsun.
Beddualar tutar bir gün
İflah olman biliyorsun.
Her işte bir ince hesap
Sadece kar güdüyorsun.
Sorunları yok etmeden
Hemen köşe dönüyorsun.
Sana yandaş olmayanı,
Mal saffına katıyorsun.
Beleş, haram yemeyeni
Enayi mi sanıyorsun.
Kılavuzun Karga olmuş
Kokuyu almıyor musun?
Kin güdüp, insan kırmaktan
Niye hiç vazgeçmiyorsun.
Kim ne isterse istesin
Hiç itiraz etmiyorsun.
Karşı çıkmıyorsun ama
Söz veriyor, yapmıyorsun.
Şunu bil ki boş vaatler,
Kısa süre tutar itler,
Günü gelince yiğitler
Hesabını sorar bir gün.
Ayşe Özerdem Çolakgil
31 Aralık 2009
Gözler yaşla dolu, gönülde hüzün,
Hani düğün yapacaktın, oğluna güzün,
Her yer inliyordu, feryat figandan,
Eceli görmedi mi Şahruh’ta gözün.
Başını çarpmışsın her yer kan revan,
Perişan bilesin babanla, anan,
Hakkını helal et kızma bizlere,
Seni sevenlerdi arkandan bakan.
Orda geçersizmiş mevki, para, pul,
Yaşarken iyi idin, herkeslere kul,
Gelen gider, gidilen yer aynıdır,
Oğlun öksüz kaldı, eşin ise dul.
Acelen ne idi, neye yetiştin,
Mateme koydu bak, senin gidişin.
Herkesin bir bahanesi olur vuslatta,
Seninki si neydi, kimleydi işin.
Bizi sorarlarsa selam herkese,
Ömrü uzatmıyor dolsa da kese.
Er geç bizde geleceğiz senin yanına,
Kapılmamak gerek boşa hevese.
Bugün güneş yine doğdu sen yoksun,
Dostlar seni nasıl toprağa soksun.
Karaözü artık Bülent’siz kaldı.
Gittiğin yer ışık olsun, nur dolsun.
9 Mayıs 2010
Ayşe Özerdem Çolakgil
Dostluk, dürüstlüktü baştaki amaç
Ruhun neden bozuk, kötülüğe aç
Allah ıslah etsin, ben uğraşamam
Seni yok etmeden kem sözlerden kaç.
İki elinde iki kara, çal sen herkese
Kinini kusuyorsun nefes nefese
Sana ne ettim ki hedef ben oldum
Neden sokmak istiyorsun beni kafese.
Rast getirmez bil ki Allah işini
Aksilikler bırakmasın peşini
O kadar anlattım ama almadın
Yüzün deri değil, camız meşini.
Kitilik te yoktur senin üstüne
Her gelen tükürdü o kem yüzüne
Çevrende kimseye vermedin dirlik
Seni dost bilenleri koydun hüzüne.
Sana inanarak yaptım bir hata
Yeter artık bozguncu çeneni kapa
Alet oldum, maşa oldum, kavruldum
Çanak tuttum sana bende de hata.
“Güvenme kimseye” diyorsun neden?
İhanet mi gördü, dostların senden
Kötü laf söyleyip kalp kırma sakın
Gün gelir ahrette sorulur tümden.
Ben seni dost bildim sen beni düşman
Tanıdığım için seni gönlüm bin pişman
Dostu dosta küstürdün, özün çürükmüş
Anlatmaya yetmiyor feryatla figan.
Bırak artık ben yoluma gideyim
Kusurum ne açık söyle bileyim
Tek dileğim, bunlar hep kâbus olsun
Uyanınca seni ben dost göreyim.
Ayşe Özerdem Çolakgil
08,05,2010
Acın çoktu dert çekerdin gizlice
Sandalyede otururdun sessizce
Gözünün ışığı söndü, gittin mi?
Akşama dek otururdun, bakardın
Seni görenlerin için yakardın
Dağ gibiydin eriyerek ne kaldın
Gözünün ışığı söndü, gittin mi?
Niye gittin demem çok çekiyordun
Ecel gelsin diye hep bekliyordun
Artık sağlık yoktu hep tekliyordun
Gözünün ışığı söndü, gittin mi?
Yiyemez içemez gezemez oldun
Gün geçtikçe eridin, sarardın, soldun
Çektiğin acıyla bağrını yoldun
Gözünün ışığı söndü, gittin mi?
Derin pul pul olup renk değiştirdi
Adım atmak sana zulüm gelirdi
Çocukların çok çektiğin bilirdi
Gözünün ışığı söndü, gittin mi?
Son öpücük imiş koydun alnıma
Epeydir gelmiyon dedin anama
Hafızan yerindeydi tanıdın ama
Gözünün ışığı söndü gittin mi?
Yolun açık olsun, engel tanıma
Sevdiklerin çıksın orda karşına
Sen aldırma gözümdeki yaşıma
Gözünün ışığı söndü, gittin mi?
Sağlık sorunlarını aşamıyordun
Ayağa kalkıp ta koşamıyordun
Yaşamak desek de yaşamıyordun
Dayım acıların, derdin bitti mi?
Gözünün ışığı söndü, gittin mi?
29 Temmuz 2010
Ayşe Özerdem Çolakgil
Hep teşekkür takdir aldı
Bu sene ikmale kaldı
Kendini iyice saldı
Hoşlanmıyor çalışmaktan.
Hedef belli çalışmak yok
Biliyormuş, bak karnım tok
Oyun arasına ders sok
Gün geçmiyor takışmadan.
Bizde herkes bak okumuş
Demişiz biz yanlış olmuş
Rehberlikçi sen bir konuş
Başaramaz çalışmadan.
Zorlayınca hep uyudu
Kapasitesi bu muydu?
İtiraz etmek huyuydu
At bunları yapışmadan.
Akıl verdim herkeslere
Yüzüm düştü bak yerlere
Çalış göreyim bir kere
ikaz edip sataşmadan.
Niye başın eğik olsun
Çalış kafan bilgi dolsun
Başarı rehberin olsun
Tembelliğe alışmadan.
Kafanı derslerine tak
Sen bilmezsen yanına bak
Yardım almak biraz da hak
Zarar olmaz paylaşmaktan.
Kaba kuvvet olmaz dedik
Çalışıyor oldun yedik
Dönem sonuna da geldik
Kopma sakın yarışmaktan.
Yaşım elli çalışmak zor
Zayıflarla beynimi yor
Mutlu musun diye bir sor
Yanıt vermem kapışmadan
Emek verdim gündüz, gece
Tekrar öğrendim harf, hece
Bu iş olmayacak bence
Vazgeçtim ben konuşmaktan.
Akıllısın başarırsın umarım
Umut yetmeyecek ondan korkarım
Sen takmazsın ben ne diye takarım
Tek başına başar ben karışmadan.
Ayşe Özerdem Çolakgil
8 Haziran 2010
Not: Bu şiirden sonra tek başına çalıştı ve sınıfı geçti. Bir anne için en büyük mutluluk çocuğunu başarılı görmektir.
Eline sahip ol diyorlar ise
Çalma ama vermesini bilsene.
Diline sahip ol diyorlar ise
Sövme ama övmesini bilsene.
Kimseyi kimseye düşman eyleme
Doğru gidenleri yoldan eyleme
Seninle paylaşılanları ele söyleme
Dost satmadan dost bulmayı bilsene.
Kimseyi incitmeden sür saltanatın
Bu dünyada kalacak evin ve yatın
Madem aynasısın sen de Allahın
Adil olup paylaşmayı bilsene.
Dedi kodu yapma biraz dokundur
Uzak durma sende bize sokul dur
Zalimleri sende sözle uğundur
Can almadan yermesini bilsene.
Kefenin cebi yok ama paraya
Sevabın seninle gelir oraya
Olumlu ol, tuz basma sen yaraya
İyilikle yol almayı bilsene.
Gençlik geçicidir bil ki herkese
Yaşıyorum diye kapılma hevese
Dolu olsa bile boşalır kese
Akıyorken doldurmasın bilsene.
Madem her şey sende senin özünde
Niye meymenet yok güzel yüzünde
Güven vermez oldu yalan sözün de
İkilikten zarar gelir bilsene.
Dostların iyi seç aldanma kanma
Yanlış seçtin ise kaderdir, yanma
Seni harcayanın adını anma
Dost değilmiş, yanılmışsın bilsene.
29 Temmuz 2010
Ayşe Özerdem Çolakgil
Söz doğru, yürek temiz, yolumuz birse
Canımı veririm yeter ki iste
Söz ağızdan bir kez çıkıyor bizde
Kırmayacaksan konuş, dostluk uğruna.
Amacınız açmaksa birlik yolunu
Yılanlarla doldurmayın koynumu
Hiç acımaz, kesin benim boynumu
Gelin, kurban edin dostluk uğruna.
Bazen meşaleyim hedefinize
Bazen engelim ben emelinize
Bazen maşayım ben ellerinizde
Ateşi benle tut dostluk uğruna.
Dostlara gönülden inanıyorsam
İnanıp yürekten savunuyorsam
Söz yalan çıkınca kahroluyorsam
Yalan demeç verme dostluk uğruna.
Bugün böyle diyorsun yarınsa farklı
Söylemlerin içinde hep gizler saklı
Üzülürüm inanmadıklarım çıkarsa haklı
Bana yalan deme dostluk adına.
"Söz meclisten dışarı" demeyeceğim
Gerçek dostlarımı ben bileceğim
Sahte dostlukları eleyeceğim
Göreve hazırım dostluk uğruna
Her zaman karşına gerçek dost çıkmaz
Köprüleri yapmak çok kolay olmaz
Yıkmak ise inan ki saniye almaz.
Bir adımda sen at, dostluk uğruna
Küsleri barıştırmak varsa aklında
Hemen arkandayım ya da yanında
Üç kağıt açmaktan sen gel kaçında
Doğruyu bulalım dostluk uğruna.
Katılmayabilirsin ama bent koyma
Dostmuş gibi görünüp beynimi yorma
Bugünden sonra da fikrimi sorma
Ya yolumdan çekil dostluk uğruna
Ya da huzur bulayım, sen de katılda.
Ayşe Özerdem Çolakgil
24 Ekim 2010
Kimimiz doktoruz, kimimiz hâkim
Neden olamayız konuya hakim
İyi niyetlisiniz biliriz lakin
Yine bize eksik etek diyorlar.
Bazen varlıklıyız bazen zibidi
Evde işte çalışırız it gibi
İsteyerek yaparız işlerimizi
Yine bize eksik etek diyorlar.
Yemekler yaparız önce aşçıyız,
İşyerinde memuruz biz işçiyiz,
Tarlalarda ameleyiz çiftçiyiz,
Yine bize eksik etek diyorlar.
Ne kahvemiz vardır ne de manita
Ar gelir bunları yapmak namusa
Durmaz konuşurlar yüze arkaya
Yine bize eksik etek diyorlar.
Onlara hak olanlar bizlere yasak
Hepisi moderndir yüzlere baksak
İşler yarım kalır bizler yapmasak
Yine bize eksik etek diyorlar.
İsterlerse başlarına ediyorlar taç
İsterlerse bir yerlere sormadan tıkaç
Hangi asırdayız tarihe bak kaç
Yine bize eksik etek diyorlar.
Eskilerde kaldı bunlar demeyin
Eşinizi bir gün için izleyin
Yerine kendinizi koyun deneyin
Yine bize eksik etek diyorlar.
Baban, oğlun, eşin, kardeşin bunlar
Yapma desen bile yürek ne anlar
Yinede göz, gönül onları arar
Tırnaklarına bile gelmesin zarar.
Ayşe Özerdem Çolakgil
25 Ekim 2010
Bir yerlerde karşılaşınca senle
Yüzüne sevgiyle bakmak isterdim.
Beni üzen kötü anılarımı
Yüreğim ateşiyle yakmak isterdim.
Değişmedi değişemez hislerim
Sana yine hoş duygular beslerim
Küsgün bakıyorsa affet gözlerim
Kirpiklerim kapar örtmek isterdim.
Kapanmıyor, doldu dert kilerleri
Yok etmeli artık kötü hisleri
En azından ben gönlümdekileri
Kapısın açarak saçmak isterdim.
İstediğin şeyler olmuyor bazen
Zaten olmazdı ki ne seni üzen
Baharı görmeden geliyor hazan
Gülleri dostlarla dermek isterdim.
Kefenin cebinde birşey gitmiyor
Gitse bile böceklere yetmiyor
Musalla taşında ruh peklenmiyor
Küsleri barışmış görmek isterdim.
Ayşe Özerdem Çolakgil
25 Ekim 2010
Hak'la aramıza kimseyi sokmaz
Dost cemine nifak tohumu atmaz
Yediğine haram lokma hiç katmaz
Kazancını paylaşmayı bilenleriz biz
Aydınlık uğruna meşale yakar
Bazen ateşlerde kendimiz yanar
Bazen kesiliriz, yıkılır çınar
Yine de yılmayız, ikrar verdik biz.
Arapça veyahut başkaca bir dil
Seni daha iyi anlatamaz bil
Gönlünü okuyor, kemlikleri sil
İçini temiz tut diyenleriz biz.
Yoldaşın satmayıp, yoldan sapmayan
Kötü sözü söyleyene kanmayan
Dostluklarda kan bağı aramayan
Hak edeni bağrına basanlarız biz.
Yolumuz bir, öz temizdir kalpse tam
Erenler şahittir, önderse Atam
Dostluk şarabından yudumlar alan
Dem içerek ayık gezenleriz biz.
Yaymalıyız çağdaş düşünceleri
Korumalıyız laik cumhuriyeti
Eller kenetlenmiş, göğüs ileri
Dirliği birlikte hak edeniz biz.
Laiklik uğruna akar çağlarsa
Dinine bakmayız özü insansa
Türbanı, çarşafı edep sanırsa
Ar, namus gönülde diyenleriz biz.
Hata yapmamaya özen gösteren
Yaparsak ardından özür dileyen
Af etse de dal kırılmıştır diyen
Kırılan kalpleri onaranız biz.
Hacca gidecek kadar var ise paran
Yoksul doyurarak Allah'a yaran
Her canlıda bir parça bulunur O'ndan
Kıblesi insan olan ALEVİYİZ biz.
Ayşe Özerdem Çolakgil
25 Ekim 2010
Ezildik, yakıldık aç biilaç solduk
Umutluyuz ama karardı ufuk
Bizse tan vaktini bekliyor olduk
Uyuşmadan uyanmalıyız Atam.
Seni sevenlere çamur atıldı
Ak olanlar karalara katıldı
Yandaş sanılanlar çoktan satıldı
Temkinliyiz, beklemekteyiz Atam.
Seviyoruz dedi dedi yerdiler
Saf tutanı, hep yutanı sevdiler
Ruhumuzu yay misali gerdiler
Haksızlığı aklamalıyız Atam.
Cumhuriyet tehlikede bir bak
Yok canım olmaz! diyorlar sorsak
Hala senden medet umuyor bu halk
Gerçekleri görmeliyiz biz Atam.
Yetmiş iki yıldır tükenmez sevgin
Acımız büyüktür, dünden de derin
Toprak oldu bugün tenin, bedenin
Sevgimizi gömmeyeceğiz Atam.
Ayşe Özerdem Çolakgil
9 Kasım 2010
Battal DOĞANAY
- Kızıma
Karaözü'de ortayı bitirdi
Sivas ilinde tahsilin yetirdi.
Çüngüş kazasına hizmet götürdü
Trafiğe kurban gitti Gülşenim.
Çüngüs'den vazife almışta çıkmış
Diyarbakır'a hastasını bırakmış
Geri dönüşte tanker ile çarpışmış
Trafiğe kurban gitti Gülşen im
Sağlık Müdürü nişanını yaptırmış
Düğününü babasına bırakmış
Başı yaralanmış kanları akmış
Trafiğe kurban gitti Gülşen im
Hastanede tabutunu çatmışlar
Toplanıp merasimini yapmışlar
Al bayrağı üzerine örtmüşler
Trafiğe kurban gitti Gülşen im
Ambulans cenazeyi getirdi.
Komşular camiye götürdü
Hocalar toplanıp Kur'an okudu
Trafiğe kurban gitti Gülşen im
Kara saçı teneşire döküldü
Uzun boynu sağ tarafa büküldü
Kara bayrak baş ucuna dikildi
Trafiğe kurban gitti Gülşenim
Babası ağlar anası ağlar
Kimse bilmez içimi köz gibi dağlar
Duyan ahbapları karalar bağlar
Trafiğe kurban gitti Gülşen im
Emmi dayı acı acı dolaşır
Bibileri yanık yanık ağlaşır
Ebeleri torun diye meleşir
Trafiğe kurban gitti Gülşen im
Battal DOĞANAY
Kaynak: Mustafa DOGANAY
Kızı için yazdığı bu şiiri 32 yıl boyunca hiçbir yere yazmadan, hiç kimseye duyurmadan gizlemiştir.
Ölümüne 10-15 gün kala bu şiiri okumuştur.
Bu Şiirin Karaözü Dergisinde yayınlanmasını vasiyet etmiştir. Şiir şubat 2002de Karaözü dergisinde yayınlanmıştır.
Bekir KILIÇ
- Nasihat
Oğlum Mustafa Kılıç'a
Yetim kaldım, babamı hiç bilemem,
İnsancılım, kalp kırmaya gelemem,
Ağzım var, dilim yok, inan melemem,
Hor gördüler, zengin olan fakiri,
Teke deyip, dışladılar Bekir'i...
Azap etti amcam beni kapıda,
Çifti sürdüm, taşıdım tüm sapı da,
Günüm geçti yığma, kâgir binada,
Hor gördüler, zengin olan fakiri,
Teke deyip, dışladılar Bekir'i...
Yüzbaşı'nın ben de gerçek torunu,
Vermediler, hep aldılar varımı,
Düşünmeden ah almayı, yarını,
Hor gördüler, zengin olan fakiri,
Teke deyip, dışladılar Bekir'i...
Değildim kimsenin ırzı, malında,
Yağımla kavruldum kendi halımda,
Çantam elimde, tırpan dalımda,
Hor gördüler, zengin olan fakiri,
Teke deyip, dışladılar Bekir'i...
Oğlum; inan ben köyümü severim.
Dostumu da, düşmanımı da överim.
Yüzbaşı'dan kalan buymuş değerim.
Hor gördüler, zengin olan fakiri,
Teke deyip, dışladılar Bekir'i...
Bırak oğlum, varsın zengin olsunlar.
Bahçe, tarla, anbarları dolsunlar.
Deme sakın: Allah'ından bulsunlar.
Hor gördüler, zengin olan fakiri,
Teke deyip, dışladılar Bekir'i...
Aldı malım, beni fakir düşürdü.
Doğru giden yollarımı şaşırdı.
Ovadaydım, yüce dağdan aşırdı.
Hor gördüler, zengin olan fakiri,
Teke deyip, dışladılar Bekir'i...
BEKİR KILIÇ (TEKE BEKİR)
20 Mart 1963
Mustafa Oğlu 1337 Doğumlu (1921)
Babama Yanıt
Öğünsünler mezarların taşıyla,
Karınları doymaz, fakir aşıyla,
Zehir yaşamları, yazı, kışıyla,
Ünler, şanlar örtemiyor günahı,
Debelendi edemedi sabahı...
Onların mezarı süslü, dizili,
El gördüye uyduruk söz yazılı,
Senin taşın senin gibi sızılı,
Yazdırdım taşına dediğin gibi,
Yapmaya çalıştım, sevdiğin gibi.
Babayın adıydım, severdin beni,
İnan öz yürekten kırmadım seni,
Genç Bekirler doğdu, temiz ve yeni
Daima gülerdi güzel cemalin,
Mustafa'yı avutur evde hayalin..
MUSTAFA KILIÇ
Emekli öğretmen
Karaözü dergisi 2001 haziran ayında yayınlanmıştır.
Doğan TAŞKAFA
- ELEŞTİRİ
- TANIDIK
- DELİ GÖNÜL
- GELSENE
- GELDİM
- BUNDAN SONRA
- TEZ GEL SEVDİĞİM
- YAKINMA
- ONDAN BUNDAN
- VAR
Seni bir yerlerden tanır gibiyim
Konuşman tanıdık dilin tanıdık
Kuşatan bakışlar alıcı gözler
Endamın tanıdık halın tanıdık.
Uzun kirpiklerin çengel kaşların
Simsiyah saçların beyaz döşlerin
Kırk yıllık dost gibi olan işlerin
Elime uzanan elin tanıdık.
Karşıki kavaklar tozak saçıyor
Gönül tarifesiz hatta uçuyor
Acep aklımızdan neler geçiyor
Ha deyip sarılsam belin tanıdık.
Kekliğin ötmesi yarine çağrı
Yar için kimlerin yanmamış bağrı
Dolanıp gelirsin önüme doğru
Evini bilirim yolun tanıdık.
Eğilip su içtik orta pınardan
Ele söz olmasın yürü kenardan
Bu işin karı yok vazgeç kumardan
Doğan adın belli ilin tanıdık.
Doğan TAŞKAFA
KARAÖZÜ / Karaözü Kültür Derneği’nin yayın organı ŞAHRUH dergisinden alınmıştır. (Haziran 2006)
Fevzi ÇOBAN
- Öğretmenler Günü
- MUTLULUĞUN YOLU
- FAYDASI NEDİR
- YAŞGÜNÜ
- GÖZ GÖRE GÖRE
- YÜRÜYÜŞ
- ANDAÇ
- ÜÇÜ BİR YERDE
Sarınca ülkeyi cehlin krizi
Sarstı beynimizi uyardı bizi
16 Mart girilen izi
Yol etti öğretmen okullarımız.
Arttı zihinlerde bilimin dozu
Alındı elinden yobazın kozu
Kalkınmaya dair umudumuzu
Bol etti öğretmen okullarımız.
Dağıttı ulusun korkularını
Üretti evrimin şarkılarını
Büyük Türkiye’min türkülerini
Sol etti öğretmen okullarımız.
Okuttu ülkede erkeği, kızı
Şenlendi gönüller, azaldı sızı
Özgür Türkiye’de bayrağımızı
Al etti öğretmen okullarımız.
Eğitimde dindirerek sancıyı
Bilimle dost etti, kardeş bacıyı
Asırlardır çektiğimiz sancıyı
Bal etti öğretmen okullarımız.
Fevzi ÇOBAN
Emekli Eğitim Uzmanı
Karaözü ŞAHRUH dergisinden alınmıştır.
GANİ AŞIK
- BİR VEDAT TATAR ANALİZİ (23 Ocak 2010 tarihinde eklenmiştir)
Yoğunlaştığı ilgi alanı
Siyaset
Yediği ekmek, içtiği su
Politik
Heyecanlı yaklaşır fenomenlere
Subjektiftir çoğu zaman
Sayılmaz
Analitik
Özenlidir yiyip içtiklerine
Kilo verdiği zamanlar
Görüntüsü
Atletik
Semahlar mırıldanırken
Sazın tellerini okşayan
Sihirli parmaklar
Tetik
Bir alev ki yıllardır
Kavurur gönlünü :
Vekil olmak ,beklentisi
Romantik
Kuşkusuz Türkiye sevdalısı
İlle de KARAÖZÜ
Kasabası için daha bir
Fanatik
Y….leri sevmese de
Sağolsun, bana karşı hep
Etik
Gönül adamıdır
Sevgi O’nun özdeşi
Bana karşı da hep
Sempatik
Dilbilgisi zengin ve
Türkçe’ye egemen
Mensup olduğu ekol
Semantik
İşi sürmez yokuşa
Kolayı zor eylemez
Karmaşık sorunlarda bile
Pratik
Genel denge bozuldu
Alt üst oldu değerler
Siyasetin görüntüsü
Fantastik
Umut bağladığı partide
Yeşermiyor umutlar
Son günlerde yaşananlar
Kaotik
Hem eleştiriye açık
Hem özeleştiriye
Yaşama bakışı oldukça
Demokratik
GANİ AŞIK
16.Dönem Kayseri Milletvekili (CHP)
Hasan TAŞKAFA
- Gönlün Olunca
Gel benim sevdiğim benim güzelim,
Dileğim kabul et gönlün olunca,
Sana kavuşmaktır bütün emelim,
Dileğim kabul et gönlün olunca.
Kış olan gönlümü gel çevir yaza,
Ne için kendini çekersin naza,
Duralım seninle Hak'ka niyaza,
Dileğim kabul et gönlün olunca.
Hali arz eyledim durumdan anla,
Geçiyor günlerim ahu figanla,
Kalalım sevdiğim baş başa canla,
Dileğim kabul et gönlün olunca.
Sen gelip geçmişsin göremedim ben,
Türlü çiçeklerden deremedim ben,
Sensiz bu menzile eremedim ben,
Dileğim kabul et gönlün olunca.
Böyle göğüs, böyle kirpik, böyle kaş,
Mecnun gibi daim durma dön dolaş,
Olmak ister isen hayata yoldaş,
Dileğim kabul et gönlün olunca.
Giden fırsat geri gelmez iyi bil,
Sana olan sevgi ölmez iyi bil,
Hasan daim ağlar, gülmez iyi bil,
Dileğim kabul et gönlün olunca.
HASAN TAŞKAFA
Karaözü
Karaözü dergisi 2001 Aralık sayısında yayınlanmıştır.
Hasan TATAR
- Öğretmene
- DERİLİR'MOLA
- UZAK OL
- HEMŞİRE
- İSTERİM
- DÜRDANE
- ÖZLEDİM
- NE OLDUM
- HİÇ KABUL GÖRMEDİM
Ey güzel öğretmen, ey güzel insan
Arşivinde olsun, birkaç tür lisan
Sana güveniyor bu garip Hasan
Sana bu ülkenin ihtiyacı var.
Emanet aldığın bilgiyle donat
Senle bulacaklar uçmaya kanat
Öğrensin her biri ayrı bir sanat
Sana bu ülkenin ihtiyacı var.
Her şeyde lider ol her şeyde örnek
Her birim birleşsin, kursun bir dernek
Dağılmasın aman sendeki pernek
Sana bu ülkenin ihtiyacı var.
Kimse koparmasın daldaki gülü
Öğret bu cahile bildiğin dili
Senden medet bekler bu insan seli
Sana bu ülkenin ihtiyacı var.
Uyuyan kalmasın uyansın kalksın
Herkes ışığını becersin yaksın
Bakar kör kalmasın, görerek baksın
Sana bu ülkenin ihtiyacı var.
Bu yol uzun, gel bu yolu değiştir
İnsanları bir noktada buluştur
Yatırma gel, gece gündüz çalıştır
Sana bu ülkenin ihtiyacı var.
Hasan TATAR
Çıksam feryat etsem ulu dağlara
Acep nazlı yare duyulur’mola
Anlatsam derdimi ahu merala
Yad ellerin gülü derilir’mola.
Şu yaylanın kar çiçeği ben olsam
Gövel ördek olsam gölüne konsam
Yalvarıp Mevla’nın darına dursam
Nazlı yarim buradan görülür’mola.
İntizar var boranında kışında
Boz dumanın tüter durur başında
Bir hikmet ki toprağında taşında
Bu yılda bahara erilir’mola.
Şu kahpe feleğin kavli kararı
Tanrı kullarına vermez zararı
Bu gariban kulun ahu zarı
O kahpe felekten sorulur’mola.
Ayrıyım yarimden bitmiyor zarım
Eksilmedi arttı yine efkarım
Nerde benim ela gözlü ceranım
Yarsız böyle devran sürülür’mola.
Hasan TATAR
29.03.1971
Bülbülü seherde gülün dalında
Koyunu, kuzuyu kurdun yanında
İnsanı vijdanda sevgi bağında
El ele can cana olsun isterim.
Gelenek, görenek bu çağa uygun
Arınmış mantıktan çıkar ve soygun
Olmasın toplumda küsgün ve dargın
Hak hukuk yerini alsın isterim.
Sevgi alsın sevgi versin gönüller
Denklemsiz çözülsün bütün sorunlar
Dayanışma içinde bütün kurumlar
Çalışır durumda görmek isterim.
Hiçbir canlı can almasın can versin
Çalışsın durmadan nefsini yensin
Kararmış ruhlara adalet girsin
İnsanlar mutlu olsun gülsün isterim.
18 Ekim 1995
Hasan TATAR
Bana sitem etme çekemiyorum
Çok yoruldum nolur kıyma Dürdane.
Bitirdin tükettin beni insafsız
Gelme bu üstüme yeter Dürdane.
Zaman zaman naz eyledin savuştun
Şartlar koştun o arzuna kavuştun
Doğmadık çocuğa kumaşlar biçtin
Bıhtırdın canımdan bıhtım Dürdane.
Şu baldızın dedin şu da kayının
Bitmedi bir türlü bana oyunun
Bir milyarı geçti yapma giyimin
İnsaf et gücümü aştın Dürdane.
Çok güzelsin bir telinden geçemem
Biliyorsun sensiz yiyip içemem
Kırarsan kanadım daha uçamam
Bırak bu yakamı nolur Dürdane.
Param değil canım sana emanet
Gel isyan ettirme getirtme illet
İstemem seninle bitsin bu sohbet
Taşırma sabrımı nolur Dürdane.
Gelmiyelim gel bu yolun sonuna
Yaptıkların çok gidiyor zoruma
Düşmüyelim kınanacak duruma
Suçum sevmek midir? sevdim Dürdane.
Hasan TATAR
11.2.1971
Yanıyor bu gönlüm bir ateş gibi
Gel bir tanem ne olursun özledim
Sabahları kahvaltıda sohbette
Kahkahayla gülüşünü özledim.
Kavganı, hırsını, çığlık atışın
Kırıp bardakları yere atışın
Bozuk çalıp, sırt çevirip yatışın
Uğrun uğrun bakışların özledim.
Gerdan kırıp, geriye saç atışın
Mahsunlaşıp melül mahsun bakışın
Reyhan gibi buram buram kokuşun
Sabah akşam süslenişin özledim.
Ey gönül sultanım güzel sarışın
Bazen kavga edip, bazen barışın
Bağrına basarak öpüp sevişin
Salınarak yürüyüşün özledim.
Yakma bu Hasan’ı nolur narına
Ümüdüm yok belki çıkmam yarına
Bu sensizlik çok gidiyor zoruma
Gel bir tanem ne olursun özledim.
Hasan TATAR
11.06.1984
Bir zamanlar katkısız saf altındım,
Kadere bak yolundum bir pul oldum.
Kesildi kaynağım kurudu argım,
Kurumuş bahçede susuz gül oldum.
Aldılar elimden olanca varım
Düşman oldu bana dünkü dost, yarim
Ziyan oldu gitti olanca karim
Düzene bak kimliğimden yoz oldum.
İnsan olmak bu toplumda suç imiş
Bu toplum insanı hep böyle yemiş
Önce iyi sonra enayi demiş
Aç kurt sofrasında bittim yok oldum.
Baka baka göremedim kör gibi
Attılar bir yana yırtık çul gibi
Layık sana bre manyak der gibi
Muhanete boyun eğer kul oldum.
Dost görünüp yüreğime girdiler
Kalbimdeki o sevgiyi sildiler
Çekildiler bir köşeye güldüler
Cahilin elinde oyuncak oldum.
Mühürlendi şansım, kapandı kapım
Sil baştan deseler değişmez yapım
Doğalım, aptalım, sadeyim, safım
İyi niyetime bir kurban oldum.
Hasan’ım dert etme yolun sonu var
Kimisine geniş kimisine dar
Hiç kimse kimseye olmaz sadık yar
Doğuşta neydin ki şimdi ne oldun.
17.10.2003
Elde olgunlaştı, bende ham oldu
Bende yırtık mırtık, elde şal oldu
Bende zehir oldu, elde bal oldu
Hiç kabul görmedim yandım efendim.
Siyahlar içinde yeşil göründüm
Dost dost dedim dost postuna büründüm
Secde kıldım dizin dizin süründüm
Hiç kabul görmedim yandım efendim.
Altın idim dost elinde pul oldum
Bazen yağmur oldum, bazen sel oldum
Seherinde ırgalanan yel oldum
Hiç kabul görmedim yandım efendim.
Ekmek verdiğim dost bana taş attı
En yakınım beni harcadı, sattı
Bütün rumuzlarım bahtım kararttı
Hiç kabul görmedim yandım efendim.
Sürüne sürüne geldim sonuna
Ruh halleri girdi köpek donuna
Mahkûm oldum muhanetin hanına
Hiç kabul görmedim yandım efendim.
Hasan TATAR
22.10.1989
Hapa KELEK
- Feleğe
Ben bu derdin hangisine yanayım,
Şaşırdın yazımı kışımı felek ,
Kimi kardeş derdi kimi yar derdi ,
Sormadın sonunu başını felek.
Alacaktın niye verdin elinle,
Ne aldın da veremedin benimle,
O kadar mı olur bir bari dinle,
Benden yana yıktın kaşını felek.
Töresi mi olur alın yazısın,
Hiç mi vermez hepsin alır kuzusun,
Bana mı ırastlar ciğer sızısın,
Yağdırdın başıma taşını felek.
Azgın yaralarım sarmadık gibi ,
Aldın beğlerimi vermedik gibi,
Ömründe hiçbir şey görmedik gibi ,
Seyrettin gözümün yaşını felek.
Yazan Hapa ebe ( kelekler den emin çavuşun karısı )
Kaynak Kişiler
Çıtı Fadime (Özel)
Ahmet Özerdem
HÜSEYİN AVNİ TATAR
- NE OLUR BEN GÖREYİM (Şiirin gerçek adı ARZUM)
NE OLUR BEN GÖREYİM
Asırların özlemi sır kalmış o amaca
“Sana tek kavuşacak ben varım” der göreyim,
Nasırlı avucunu gösterirken yamaca,
Seni coşmuş göreyim, seni gürler göreyim;
Bozkırı fethetmeye çıkmış bir er göreyim!
Şu yurt efendisinin elinden olsun tutan,
Ocakta tezek değil, sobada kok göreyim,
Sapsarı çırılçıplak avucuyla toprak yutan,
Şu duvar dibindeki yavruyu tok göreyim;
İlacı iplik olan sıtmayı yok göreyim!
Ahır köşelerine sokulmuş fen göreyim;
Anamı mektup yazar, bacımı tahsilinde,
Taçları tepelenmiş kahramanlar ilinde,
Babamı motor sürer, yavrumu şen göreyim;
Geçmişim göremedi, ne olur ben göreyim!
Hüseyin Avni TATAR
Emekli İlköğretim Müfettişi, Araştırmacı-Yazar
Kendilerinden alınmıştır.
Hüseyin YILMAZ
- HOŞ GELDİNİZ
Devrimler aşkı yurduna sahip
İrfan meşalesi ufuktan doğan
Hoş geldiniz Sayın vali EROĞAN.
Ruhsuzlara ruh veriyor savletin
Dalga dalga yayılıyor şöhretin
Hizmetini taktir eder milletin
irfan meşalesi okullar yıgan
Hoş geldiniz Sayın vali EROĞAN.
Ihsanına mazhar oldu KARAÖZÜ
Taasubu yendi öndedir gözü
ATATÜRK'E bağlılıktır her sözü
İrfan meşalesi zulumü boğan
Hoş geldiniz Sayın vali EROĞAN.
Şu anda temeli atılan ocak
Bu gün ilkse yarın orta olacak
Sizden bize bir armağan kalacak
Bir sevgi halesi kalplere sığan
Hoş geldiniz Sayın vali EROĞAN.
Bilirler ki Sivas yiğit mekanı
Hoş geldiniz genareli erkanı
KARAÖZLÜLER unutamaz şu anı
Sayenizde çok bal yapar bu kovan
Bu eser sizindir sayın EROĞAN.
İsmail AYDOĞMUŞ
- DEDİ
- NASILSINIZ BENİM GÜZEL DOSTLARIM
- BEN KÖYÜMÜ ÇOK ÖZLEDİM
- GELMEDİN SEVDİĞİM NEDEN GELMEDİN
Bugün gül yüzlü güzel dostu gördüm
Nedir sende böyle bu hal dedi.
Kucakladım hal, hatırını sordum
Gitme bu gece de burda kal dedi.
Her şeyi anlattım döktüm içimi
Açık açık söyledim tüm derdimi
Şıkışıp da başın dara girdimi
Çekinmeden bana haber sal dedi.
Efkarlanıp efkar dağıtmak için
Bütün olanları unutmak için
Dostum senin elinden tutmak için
Hemen atlayıp da bana gel dedi.
Ömür denen yolda dostluk bir pınar
Sevgidir suyu, gönüllere akar
Dost arasında düşünülmez çıkar
Dostun muhabbeti şeker bal dedi.
Yakın ol insanlara durma kenar
Kırdıysan bir gönülü hemen onar
İnsan dediğimiz koca bir çınar
Dostların bu çınarda bir dal dedi.
İsmailim dost yoluna giderim
Dostsuzsan dolanma beyhude derim
Can kulağımla dost sözü dinlerim
Sev insanları, dostunu bul dedi.
İsmail AYDOĞMUŞ
Gülünce yüzünde güller açan
Nasılsınız benim güzel dostlarım?
Konusunca etrafa neşe saçan
Nasılsınız benim güzel dostlarım?
Her zaman arayıp soramadığım
Kalbimin köşesinde sakladığım
Ama hiç bir zaman unutmadığım
Nasılsınız benim güzel dostlarım?
Her geçen günde sizi özlüyorum
Gelir diye yolları gözlüyorum
Siz de çok hasretsiniz biliyorum
Nasılsınız benim güzel dostlarım?
Göremedim sizi uzun süredir
Sağlık sıhhatiniz yerinde midir?
Ağız tadınız lezzetinde midir?
Nasılsınız benim güzel dostlarım?
İsmaillim dostlarının delisi
Dostlarıdır onun piri velisi
Bahçesinde çiçektir her birisi
Nasılsınız benim güzel dostlarım?
İsmail AYDOĞMUŞ
Hasretlik çöktüğünde geceleyin
Özledim ben köyümü çok özledim
Nolur bana bugün söz söylemeyin
Özledim ben köyümü çok özledim.
Terk edeceğim ben buralarını
Sevemedim gitti havalarını
Burnumda tütüyor baba vatanı
Özledim ben köyümü çok özledim.
Kekikle, sümbül kokan dağlarını
Yeşilini, meyveli bağlarını
Hatırladım da gençlik çağlarını
Özledim ben köyümü çok özledim.
Koyunlarını ak kuzularını
Soğuk soğuk akan pınarlarını
Gölgesinde yattığım ağaçlarını
Özledim ben köyümü çok özledim.
Ocak basındaki sohbetlerini
Ekin biçerkenki türkülerini
Kapıdaki üren köpeklerini
Özledim ben köyümü çok özledim.
Balını, peynirini, kaymağını
Kerpiç gibi yoğurdunu, yağını
Karpuzunu, kavun, kabağını
Özledim ben köyümü çok özledim.
Dağlarında öten kuşu, kekliğini
Tarlalarda madımak, yemliğini
Ördek, tavuk, civcivi, feriğini
Özledim ben köyümü çok özledim.
İnsanin kıymetini bilenini
“Kurbanın olurum” diyenini
Bir de şu kavalın yanık sesini
Özledim ben köyümü çok özledim.
El birliği ile imecesini
Yıldızlı, serin, sesiz gecesini
Çözemedim şehrin bilmecesini
Özledim ben köyümü çok özledim.
Güzel canlarımızın gül yüzünü Selam sevgi dolu güzel sözünü Şahruh köprüsünü Karaözü’nü Çok özledim dostlarım çok özledim Yerlikuyu’sunu çeşme başını Karpınar’ın toprağını taşını Kale köy, İğdeli, Kaşın başını Çok özledim dostlarım çok özledim
İsmail’im yana gönül iyiden
Paylaştım sizinle canı gönülden
İstiyorum karşılıksız (ücretsiz) sevgiden
Özledim ben köyümü çok özledim.
İsmail AYDOĞMUŞ
Sen gidince hemen dönerim dedin
Gelmedin sevdiğim neden gelmedin?
Hasretlik çekemez gelirim dedin
Gelmedin sevdiğim neden gelmedin?
Gözlerim yollarda seni gözlerim
Geri sılaya dönmeni beklerim
Hasretinden deli oldum gezerim
Gelmedin sevdiğim neden gelmedin?
Karşıki dağların karı eriyor
Yağdı yağmurlar sel oldu gidiyor
Kuzularda yaylalara yürüyor
Gelmedin sevdiğim neden gelmedin?
Yanarım da ben derdime yanarım
Ağlamaktan sel oldu göz yaşlarım
Çekildi suyum kurudu pınarım
Gelmedin sevdiğim neden gelmedin?
İsmailli dolap ettin döndürdün
Darbe vurup can evine öldürdün
Düşmanımı sevindirdin güldürdün
Gelmedin sevdiğim neden gelmedin?
İsmail AYDOĞMUŞ
İsmail BAL (Uzun İSMAİL)
- Ne Dersin
Gene bir taş düştü bizim köşeden,
Çorap söküğüne gidermi dersin.
Bize ne ağadan, beyden paşadan
Bize bizim için güdermi dersin.
Kime kahırlandın düştün sıradan,
Size rahmet etsin, gani yaradan
Acep nefret halin nedir buradan
Yusuf çocukları güdermi dersin.
Cesetler toprağa karışır derler
Ruhlar birbiriyle görüşür derler
İyi an gelir hakka erişir derler
Melekler iltifat edermi dersin.
Zülfü kederimden mustafa çavuş
Yetiş huzuruna konuş ya koklaş
Hakka vasıl olmuş bir civan kardeş
Kendini allaha adarmı dersin.
Selam söyle o efendi babama
Evel hatun sonra şaşkın abama
Dahası var büyük küçük obama
Saygı borçlarımı ödermi dersin.
Toprağa karışmak birazda zordur.
Gam çekme, yusufla ahmetin vardır
Biçare kardeşin mağdur bir kördür
Artık tecellimi yoksa kadermi dersin
Baloğlu uzatma kederli sözü
Teskin teselli edelim birbirimizi
Alem bu yoldadır hep dizi dizi
Bu fani cümleyi yutarmı dersin.
Yazan:
İsmail GÜNGÖR
- GERÇEKLER SAKLANMAZ
- MAHSUNİ
Öfkeyle söylenip yorma kendini
Gerçekler saklanmaz zaman içinde.
Dostluk denen bu deryanın bendini
Yıkma kaybolursun umman içinde.
Bu değer üstüne şiirler yazdık
Bazen öfkelendik bazen kırıldık
Bu temel üstünde yandık yılmadık
Doğrudan şaşmadık eller içinde.
Düşünerek söyle dosta sözünü
Kulak ardı etme işin özünü
Söndür ateşini, atma közünü
Hesap veremezsin meclis içinde.
Söyle gerçekleri kızanlar kızsın
Her mısrada mesaj alanlar alsın
Güngör`üm dostluğum ebedi kalsın
Alnın açık olsun alem içinde.
İsmail Güngör
Sevenler toplanmış seni anıyor
Dillerde söylenir adın Mahzuni
Ozanların bugün dertli çalıyor
Tellerde söylenir elin Mahzuni


