Hâlâ hesabınız yok mu? Tıklayın!
  Bugün

 

Üye Giriş
Nickname

Şifre

Hesabınız yoksa Buraya tıklayarak açabilirsiniz

Menü
· Ana Sayfa
· Adres Defteri
· Anketler
· Arama
· Başlıklar
· Çevre Köyler
· Davet ve Toplantılar
· Dergi
· Derneklerimiz
· Dost Siteler
· Fikir Gönder
· Forum
· Halk Müziği
· Hava Tahmini
· Hesabınız
· Kayıplarımız
· Resim Galerisi
· Sohbet
· Soyağacı
· Tarihçe
· Tavsiye Et
· Üniversite Öğrencilerimiz
· Üye Listesi
· Ziyaretçi Defteri
· Özel Mesajlar
· Şehitlerimiz

Anket
Şu an bu bloğun içeriği yok.

Sol- Sosyalisler ve Ergenekon tartışmaları

Karaözü Haberler
Karaözü Haberler

Onur Hasan Erdem bildirdi...
Sol- Sosyalisler ve Ergenekon tartışmalar
AKP ve hükümet taraf tutmak?!

24/08/2008 / Evrensel A. Cihan Soylu

Ergenekon tartışması ve sosyalist tutum!

Bir süreden beri, Doğan holding gazeteleri başta olmak üzere sermaye basınında, çeşitli diğer çevrelerden de katılımla, “solda yeni bölünme”; “sosyalist solda Ergenekon çatlağı” başlıklı tartışmalar yürütülüyor.

Bu tartışmaları yürütenlerin bazıları kendilerini hâlâ sosyalist olarak adlandırıyorlar. Büyük çoğunluğunun ise sosyalizm ve sosyalist düşünce ile ilişkileri ancak tam ve kesin bir karşıtlık olarak kurulabilir.

Gönderen: yonetici Tarih: 25.08.2008 Saat: 12:14 (13 okunma)
(Devamı... | 9967 byte kaldı | yorumlar? | Puan: 5)

YOL TV'NİN SİYASALLAŞMASINA KARŞI ÇIKAN DERNEK BAŞKANINA YANIT

Karaözü Haberler
Karaözü Haberler

Anadolu Sevgi Birliği Kültür Ve Dayanışma Derneği başkanı sayın Hüseyin EKİCİ'nin, 19 Mayıs 2008 tarihinde, YOL TV'nin İstanbul'da gerçekleştirilen tanıtım toplantısına katıldığı sırada; kendisine söz hakkı verilmemiş olmasını, yazdıkları doğru ise ve olayların gelişmesi kendi anlattığı gibi ise; demokrasiye inanmış, devrimci bir insan olarak ben; bu arkadaşımızın haksızlığa uğramışlığına neden olanları kınıyorum!

Demokrasiye inanmışlığın göstergesi, "ben yaptım oldu" mantığını kabul etmek, ya da "başkanın demokrasisi"ni uygulamak değildir. Hele de, Enel-Hak'kın hakkını vermeye çalışan, kamil insan olma çabasında, Pir Sultan Abdal'ın devrimci yolculuğunu sürdürmeyi amaçlamış bir insan iseniz, bu haksızlığı kabul etmeniz olası değildir.

Gönderen: yonetici Tarih: 02.01.2006 Saat: 11:47 (124 okunma)
(Devamı... | 7444 byte kaldı | yorumlar? | Puan: 5)

Türbanlı öğrenci, Humeyni'yi Atatürk'e niye tercih eder!

Karaözü Haberler
Karaözü Haberler

Kılılçdağlı bildirdi....

İki türbanlı öğrencinin televizyon ekra-nında söylediği, "Atatürk'ü sevmiyorum. Humeyni'yi seviyorum" sözünü nasıl değerlendirmeliyiz? Sünni türbanlı öğrenci, Şii İmam Humeyni'yi neden sever? İslam Devrimi, İranlı kadınlara ne gibi "haklar" getirdi? Gelenekçi/muhafazakár ideolojilerin kadınlara dayattığı rol modeli konuşup tartışmanın zamanı gelmedi mi?

HER
Müslüman'ın bildiği gerçektir:

Hz. Muhammed'in ölümünden sonra halifelik meselesinden çıkan çatışmalar ortaya iki güçlü mezhebi çıkardı: Şii-Sünni.

Emeviler döneminde veraset yoluyla belirlenen halifelik, Abbasiler döneminde sembolik bir makama dönüştürüldü.

Sünni gelenek, halifelik makamına sembolik değerler yükleyip dünyevi siyasal otoritenin etki alanını genişletti.

Şii gelenek ise bunun tam tersi yolda gelişti; azınlık olmanın getirdiği bilinçle, siyasal, dinsel, sosyal ve ilahi olanı birleştirmeyi amaçlayan bir doktrin geliştirdi. Halifelik kavramı karşısına "imam" kavramını çıkardı. "İmam" cemaatin siyasal ve dinsel lideri olduğu kadar manevi konularda da en üst makamı oldu.

Gönderen: yonetici Tarih: 16.06.2008 Saat: 11:28 (118 okunma)
(Devamı... | 15047 byte kaldı | yorumlar? | Puan: 5)

DEVRIM ve DIN

Karaözü Haberler
Karaözü Haberler

Onur Hasan Erdem bildirdi....
Devrimciler din nasil bakarlar?


Bugünkü toplum, tamamen geniş emekçi kitlelerin nüfusunun ufak bir azınlığı; yani toprak sahipleri ve kapitalistler sınıfı tarafından sömürülmesi esası üzerine kurulmuştur.

 Bütün yaşamları boyunca kapitalistler hesabına çalışan "özgür" işçilere sadece kazanç sağlayan kölelerin yaşamını sürdürmeye, kapitalist köleliğin güvenini ve sürekliliğini sağlamaya yetecek oranda geçim olanağı "tanındığından", bu toplum bir köle toplumudur.
işçileri

İşçilerin ekonomik baskı altında olmaları, kaçınılmaz biçimde her türlü siyasal baskıya, toplumsal aşağılanmaya, kitlelerin ruhsal ve moral çöküntüsünün artmasına yol açar. İşçiler ekonomik kurtuluşları adına az ya da çok ölçüde siyasal özgürlük elde etmek için savaşabilirler. Ne var ki, kapital gücü yönetimden yok edilmedikçe ne oranda olursa olsun elde edilecek siyasal özgürlük, işçileri yoksulluktan, işsizlikten ve baskıdan kurtaramayacaktır.

Gönderen: yonetici Tarih: 11.06.2008 Saat: 09:20 (80 okunma)
(Devamı... | 13201 byte kaldı | yorumlar? | Puan: 5)

BASINA VE KAMUOYUNA

Karaözü Haberler
Karaözü Haberler

Atilla Uçar bildirdi....
ABF : Bu Ne Terbiyesizlik
Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Ali Balkız : İçişleri Bakanı, Karakoçan Kaymakamı ve İlçe Milli Eğitim Müdürünün bu görevlerinden derhal çekilmeleri gerekmektedir.
02.06.2008 tarihli Hürriyet Gazetesinde; "Bunların Devlete Bakışını Zaten Biliyorsunuz " başlığı altında Şükrü Küçükşahin'in yazısını okuyunca; evet biz de aynı şeyi düşündük: "Bu ne terbiyesizlik!..."

Küçükşahin'den öğrendiğimize göre; Elazığ'ın Karakoçan ilçesinde bundan üç ay kadar önce YİBO yurtlarında kalan 28 kız öğrenci, 4 km mesafedeki okullarından dönerlerken taciz edilirler. Öğrenciler bir daha böyle bir şey yaşamamak için ilçe Milli Eğitim Müdürüne giderek servis aracı isterler. Müdür bey, öğrencilere; "size araba maraba yok, parası olan okusun, olmayan evlensin" der. Olay yerel gazetelere, "Haydi kızlar kocaya" başlığı ile yansır. Durumdan AKP Elazığ Milletvekili Fevzi İşbaşaran haberdar olur. Vali ile görüşerek çocuklara servis aracı sağlar, aileleri ile görüşür, gönüllerini alır. Döner Karakoçan Kaymakamı Erdinç Yılmaz'ı arar, öğrencilerin kendisiyle görüşmek istediklerini ancak görüşmediklerini söyler, çocuklara aylık burs da sağladığını ekler. Kaymakam,  İşbaşaran'a teşekkür edeceğine, şu sözleriyle onu şaşırtır: "Sayın Milletvekilim, 28 öğrencinin 12'si Alevi, bunların devlete bakışını zaten biliyorsunuz."

İşbaşaran küplere biner: "Bu ne terbiyesizlik?... Bunlar çocuk be! Bunun da ötesinde bu ayrımı nasıl yaparsınız?..."

Gönderen: yonetici Tarih: 04.06.2008 Saat: 14:02 (96 okunma)
(Devamı... | 4643 byte kaldı | yorumlar? | Puan: 0)

Madımak Oteli, 2 Temmuz 1993

Karaözü Haberler
Karaözü Haberler

Atilla Uçar bildirdi...
Madımak Oteli, 2 Temmuz 1993; saat 16.00-17.00 suları...
                                                                                               Murtaza DEMİR

Aşağıda yazılanlar, münhasıran ve sadece 2 Temmuz 1993 günü, Şenlik Komitesi ve PSAKD Genel Başkanı sıfatıyla Valiliğe gitmek üzere Otelden ayrılmam ve geri dönmemle ilgili zihnimde kalan anılardır.

Her nedense, başta farklı olanı katletme zihniyetinin mirasçıları olmak üzere “içten ve dıştan”  kimi çevreler, Sivas Katliamına dair gerçekleri karartarak, hedef şaşırtmaya ve kirli düzeni aklamaya soyunmuş görünmektedirler. Yazı, bu amaçla kaleme alınmıştır: dolaysıyla, onurla yazılmış bir tarihe gölge düşürme-kirletme gayreti olarak gördüğüm; kişisel olarak salt şahsımı değil, düzenlemenin liderliğini ve dolaylı olarak 2 Temmuz yobaz katliamının perde arkasını da göz ardı eden, çarpıtan kimi “gayretlere” verilen bir yanıttan ibarettir.

Gönderen: yonetici Tarih: 17.05.2008 Saat: 14:07 (111 okunma)
(Devamı... | 15308 byte kaldı | yorumlar? | Puan: 5)

DENİZLER’in yürünmesini istedikleri yol

Karaözü Haberler
Karaözü Haberler

Onur Hasan Erdem bildirdi...
Evrensel / 15.05.2008
 

‘68 Hareketi’ üzerine tartışmalar, eski faşist-yeni liberallerden “milliyetçi muhafazakar” kesime, sözde sosyal demokratlardan “sol” küçük burjuva çevrelere kadar geniş bir kesimin katılmasıyla devam ediyor. Bu tartışmaların bu yıl, ‘sol’ olarak tanımlanan parti-grup-çevre, dernek, sendika vs. kesimlerin ötesine geçerek sağcı-muhafazakar yazar, gazeteci, sosyolog ve politikacıları da içerecek şekilde genişlemesi, elbette ‘68 Hareketi’nin 40. yılı olması gibi tek bir nedenden kaynaklanmıyor. Tartışmaların DENİZ GEZMİŞ -ve arkadaşlarının- adı etrafında odaklanarak sürmesinin, idamlarının 36. yılı olması gibi özel ve önemli bir nedeni bulunuyor. DENİZ-YUSUF ve HÜSEYİN’in mezarlarının başında ve ülkenin neredeyse tüm yerleşim birimlerinde gerçekleştirilen anma toplantılarına, toplamı üzerinden söylenirse on binlerce kişinin katılmış olması, antiemperyalizm, bağımsızlık, demokrasi ve sosyalizm için mücadelede onların özel bir yerlerinin olduğunun en iyi göstergelerinden biridir. O yıllarda, emperyalizm ve gericiliğin saflarında işçi sınıfına, halk kitlelerine; ülkenin bağımsızlığı ve emekçilerin özgürlüğü için mücadele eden ilerici gençlik kitlelerine karşı saldırı müfrezelerinin merkezi yapılanması içinde yer alan T. Akyol gibilerinin “Deniz Gezmiş efsanesi” başlıklı makaleler döşemeleri boşuna değil.

Gönderen: yonetici Tarih: 16.05.2008 Saat: 08:43 (86 okunma)
(Devamı... | 10450 byte kaldı | yorumlar? | Puan: 5)

''Müslümanlar, Türklerle öldürüşmedikçe, kıyamet kopmayacaktır.''

Karaözü Haberler
Karaözü Haberler

kılıçdağlı bildirdi...
"Müslümanlar, Türklerle öldürüşmedikçe, kıyamet kopmayacaktır."
Hz. Muhammed
(Bkz. Müslim, e's-Sahih, Kitabu'l-Fiten/62-65, hadis no:2912; Ebu Davud, Sünen, Kitabu'l-Melahim/9 Babun fi Kıtali't Türk, hadis no: 4303; Nesei, Sünen, Kitabu'l-Cihad/ Babu Gazveti't-Türk)

"Tevrat"ın Tanrı"nın son derece "ırkçı" olduğunu hemen herkes bilir. Kimi araştırmacılar, bu "Tanrı"daki özelliğin, Yahudilik için "yararlı" olduğunu da savunurlar.
...
Buna, kimileri şaşacaklar. Ne ki, bir gerçek. İşte ayetler:
...
"Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimeti ve sizi dünyalara üstün kıldığımı hatırlayın." ( Bakara, ayet: 47, 122. Diyanet çevirisi.)
...
Kur'an'da birçok şeyler anlatılır.

Gönderen: yonetici Tarih: 12.05.2008 Saat: 09:14 (183 okunma)
(Devamı... | 7192 byte kaldı | yorumlar? | Puan: 0)

Osmanlı’dan bile geri kaldık!

Karaözü Haberler
Karaözü Haberler

Kılıçdağlı Bildirdi....
Gazetelerde okuyorsunuzdur, Türkiye’de son dönemde "nü/çıplak" resimlere sansür uygulanmaya başlandı. Peki, Osmanlı’da durum nasıldı? "Nü" resimler yok muydu? Benzer yasaklamalar, "Peygamberlerin yüzü gösterilmez; meleklerin cinsiyeti belli edilmez" gibi söylemlerle de karşımıza çıkıyor. O halde bugün Topkapı Sarayı Müzesi, Türk-İslam Eserleri Müzesi ve Süleymaniye Kütüphanesi’nde sergilenen eserleri yakacak mıyız? Peki, bizler Osmanlı’nın resimdeki hoşgörüsünü ne zaman kaybettik?

ÖNCE iki olgu sıralamam gerekiyor:

1) İstanbul Film Festivali’nde Yönetmen Peter Greenaway’ın, ressam Rembrant’ın yaşamında dönüm noktası olan "Gece Bekçisi" adlı tablosunun hikáyesini anlattığı filmi Emek Sineması’nda izlerken, iki türbanlı hanım sevişme sahnelerinden rahatsız olup salonu terk etti.

2) 12 Eylül 1980 askeri darbesi, başta Genel Başkan Necmettin Erbakan olmak üzere MSP’li yöneticileri tutukladı. "Selamet Koğuşu"na sabah gelen gazetelere önce Oğuzhan Asiltürk bakıyor; çıplak kadın fotoğraflarını kalın uçlu keçe kalemle boyadıktan sonra arkadaşlarına veriyordu.

Bu iki olgudan sonra gelelim "meselemize":

Gönderen: yonetici Tarih: 05.05.2008 Saat: 11:56 (129 okunma)
(Devamı... | 7986 byte kaldı | yorumlar? | Puan: 0)

HANGİ PEZEVENK

Karaözü Haberler
Karaözü Haberler

Kılıçdağlı Bildirdi....

İrticanın Dibi Yoktur...... ../ İlhan Selçuk
Amerika Irak'ı işgal ederken ne düşünüyordu:
Diktatör Saddam 'i devireceğiz, yerine demokrasiyi
kuracağız; halk bizi çiçeklerle bekliyor...
Ne oldu?.. Irak nerdeee?.. Demokrasi nerdeee?..
***
Amerika bir yandan Irak'ı işgal ederken öte yandan
Türkiye için ne düşünüyordu? .
"Ilımlı İslam Devleti Modeli..."
Kafaya bak sen!..
Irak için demokrasi...
Atatürk 'un kurduğu laik Türkiye Cumhuriyeti için
İslam Devleti Modeli...
***

Gönderen: yonetici Tarih: 17.04.2008 Saat: 08:41 (168 okunma)
(Devamı... | 3322 byte kaldı | yorumlar? | Puan: 5)

Bir önceki M.Fehmi EFENDİ'nin devamı-2

Karaözü Haberler
Karaözü Haberler

M. Latif SALİHOĞLU (YENİ ASIR GAZETESİ)

Son Şeyhülislâm'a organize iftira


Son Osmanlı Şeyhülislâmı Mustafa Sabri Efendi, mecburî ikamete zorlandığı Kahire'de vefat etti. (12 Mart 1954)
İlmî vukufiyeti kadar siyasî ve sosyal faaliyetleriyle de dikkat çeken M. Sabri Efendi, oğlu İbrahim ile birlikte sakıncalı 150'likler listesine dahil edildiği için, 1922'de yurdu terk etmek zorunda kaldı. Önce Romanya'ya sığındı. İki yıl sonra da Mısır'ın başkenti Kahire'ye giderek, ömrünün geri kalan son 30 yılını (1924–54) orada El–Ezher'de ders vererek geçirdi.
Mustafa Sabri Efendi, 1869'da Tokat'ta doğdu. Memleketinde başladığı tahsil hayatına Kayseri ve İstanbul'da sürdürerek, nihayet müderris (profesör) oldu. Saray'da Sultan II. Abdülhamid'e çok yakın bir ilim erbabı olarak, uzun yıllar "huzur dersleri"ne katıldı, ayrıca kütüphane müdürlüğü yaptı.
II. Meşrûtiyetin ilânından sonra siyasete atıldı ve Tokat mebusu olarak Meclis'e girdi. Önce sopalı seçimlerle, ardından Babıâli baskınlarıyla iktidarı zorla elinde tutmaya çalışan İttihat–Terakki Fırkasının ve hükümetlerinin en şiddetli muhalifleri arasında yer aldı.
Komitacıların ölüm tehditleri yüzünden, bir müddet Romanya'ya gitti. Neşriyat ve siyaset yoluyla orada da muhalefetini devam ettirdi. Birinci Dünya Harbi esnasında, Romanya'dan gelerek Bursa'ya yerleşti. Ardından tekrar siyasete atıldı.

Gönderen: yonetici Tarih: 15.04.2008 Saat: 08:19 (113 okunma)
(Devamı... | 6277 byte kaldı | yorumlar? | Puan: 5)

TOKAT’A ONUR VERENLER (Hami KARSLI)

Karaözü Haberler
Karaözü Haberler

Yusuf Genç Bildirdi...

I.BÖLÜM

MUSTAFA FEHMİ EFENDİ
Mustafa Fehmi Efendi 27 Mayıs 1906 dan 3 Mart 1942 yılına kadar yani 35 yıl 9 ay 16 gün süre ile Niksar Müftülüğünü yürüten kişidir.  Bu din adamını neden Niksara Onur Verenler dizisi içine aldığımı anlatmadan önce yaşamı hakkında kısa bilgi vereyim:
 Mustafa Fehmi Efendi 1866 (1282) yılında Niksarın Taşra Mahallesinde doğdu. Hızarcızâde Ali Ağa ile Dudu Hanımın oğludur.  İlk ve ortaokulu (rüşdiyye) Niksarda okuyarak(1880) Tokata gidip Medreseye kaydolmuş,Tokat Müftüsü Hacı Osman Nuri Efendinin derslerine devam ederek 1896da icazet (izin,diploma) almıştır. 1905te Niksar Bidayet Mahkemesi (asliye mahkemesi)
Üyeliğine tayin edilmiş, bu görevi yürütürken 27 Mayıs 1906da Niksar Müftülüğüne getirilmiştir.

Gönderen: yonetici Tarih: 13.04.2008 Saat: 21:49 (169 okunma)
(Devamı... | 8309 byte kaldı | yorumlar? | Puan: 5)

Gün Gün DEMOKRAT PARTİ TARİHİ

Karaözü Haberler
Karaözü Haberler

Kılıçdağlı Bildirdi....
( 22 Temmuz 2007 seçimlerine iktidar partisi AKP, liderini 1950-60 döneminin başbakanı Adnan Menderes ile özdeşleştirerek girmeyi önemli bir seçim kozu olarak belirlemiştir. Bu tercihin temelinde, bizlerin belleği silinerek yeniden formatlanmış, yoğun propaganda altında doğruları ve değer ölçüleri çarpıtılmış bir kitle olmamıza duyulan güven yatmaktadır. Ekli kronolojik Demokrat Parti tarihi o dönemi hiç yaşamamış, yaşayıp da unutmuş olanlar için hazırlanmıştır ).



* 7 Ocak 1946  : Demokrat Parti; Celal Bayar, Adnan Menderes, Fuad Köprülü ve Refik Koraltan tarafından kuruldu.

                       

* 21 Temmuz 1946 : Yapılan ilk çok partili seçimde CHP 396, ancak 16 ilde seçime girebilen DP  62, bağımsızlar ise 7 milletvekili çıkardı.

Gönderen: yonetici Tarih: 10.04.2008 Saat: 08:36 (83 okunma)
(Devamı... | 65627 byte kaldı | yorumlar? | Puan: 5)

İşte siyasal günlükler

Karaözü Haberler
Karaözü Haberler

AKP’nin kapatılma davası süreciyle birlikte, medyada yine Demokrat Parti hükümetinin 27 Mayıs 1960 askeri müdahalesiyle yıkılması gündeme getirildi.

Bazı köşe yazarları, Yassıada Mahkemesi kararlarıyla AKP’nin kapatılma davası arasında paralellikler kurdu. Benzerlik abartılı olsa da, yakın siyasal tarihimizi tartışmakta her zaman yarar var. Ancak bu tür tartışmalar çoğu zaman tarafların bilgi-belge yoksunu olduğunu ortaya koyuyor. Yassıada Mahkemesi’nin en önemli delillerinden biri, DP’lilerin tuttukları günlükleri, not defterleriydi. DP’lilerin hatıra defterlerinde neler yazıyordu? Yazılanları yorumsuz aktaralım ki, sizler bugünün siyasal ortamına ne kadar benzeyip benzemediğini -etki altında kalmadan- değerlendiriniz.

Gönderen: yonetici Tarih: 09.04.2008 Saat: 08:42 (103 okunma)
(Devamı... | 13445 byte kaldı | yorumlar? | Puan: 5)

Ergenekon Kontra terör örgütü'nün yönetim şeması

Karaözü Haberler
Karaözü Haberler

Av.Mahmut Erdem bildirdi...
( Radikal Gazetesi, 5 Nisan 2008


Ergenekon Kontra terör örgütü'nün yönetim şeması



Tek yol suikast: Dünyada var olabilmiş tüm sistemler, ülke çıkarları ve mevcut rejim ilkelerine aykırı ideolojilere sahip siyasileri engellemiştir. Bunun ise; iki yolu vardır: 1- Suikast 2- Dezenformasyondur.
 
 Ergenekon operasyonu kapsamında tutuklanan Türk Ortodoks Patrikhanesi sözcüsü Sevgi Erenerol, en uzun ve detaylı şekilde sorgulanan zanlılarındandı. İlk kez Tuncay Güney'in evinde ele geçirilen 'Ergenekon Analiz Yeni Yapılanma Yönetim ve Geliştirme Projesi 29 Ekim 1999 İstanbul' başlıklı metin hakkında en detaylısorular ona
 
soruldu. Bu belgeyle ilgili Veli Küçük bu kadar detaylı sorgulanmamıştı. Sevgi Erenerol'a polisin soruları Ergenekon belgesinin ne kadar detaylı ve çok yönlü planlar içerdiğini gözler önüne serdi. [ Radikal Gazetesi'nin haberi... ]

Gönderen: yonetici Tarih: 07.04.2008 Saat: 21:54 (150 okunma)
(Devamı... | 11351 byte kaldı | yorumlar? | Puan: 1)

YETER ARTIK DURDURUN ŞU KEPAZELİĞİ

Karaözü Haberler
Karaözü Haberler

ALEVİLERE HAKARET VE AYRIMCILIK İLKÖĞRETİM VE ÜNİVERSİTE MEZUNU
Asırladır süregelen asimilasyoncu, inkârcı ve kıyımcı politikaların, halen güncel tutulması, örtülü ya da açık şekilde işlenmesinden dolayı, Alevilere yönelik ayrımcılık, dışlama ve hakaretler artık devlet okulları, üniversiteler dâhil, hayatın her alanında yaşanan „sıradan olaylar“ haline getirilmesinin, AKP hükümeti döneminde artması oldukça düşündürücü ve manidardır.  Son dönemlerde okullarda ve üniversitelerde giderek artan Alevi yönelik ayrımcılığa, bu yöndeki baskılara ve kepazeliğe son verilmelidir.

Gönderen: yonetici Tarih: 24.03.2008 Saat: 08:51 (131 okunma)
(Devamı... | 9827 byte kaldı | yorumlar? | Puan: 5)

Artık bir gerçeği herkes biliyor: Ekonomik kriz geliyor.

Karaözü Haberler
Karaözü Haberler

Kılıçdağlı bildirdi...
Artık bir gerçeği herkes biliyor: Ekonomik kriz geliyor.

İç piyasada büyük bir daralma var. İşsiz sayısına 90 bin kişi daha eklendi. Enflasyon eski günlere dönüş sinyali veriyor. Ve en önemlisi, dünya ekonomisinde büyük dalgalanmalar yaşanıyor. Küresel kriz, Türkiye gibi cari açığı büyük ülkelerde nelere yol açar? Cumhuriyet tarihinin en büyük mali krizi kapıda mı? Ben size dünü yazayım; bugüne benziyor mu siz karar verin.

TARİH 6 Ekim 1875. Yer: İstanbul. Sadrazam Mahmud Nedim Paşa, daha iki gün önce, "Osmanlı Devleti, faizleri yarıya mı indiriyor" sorusunu yönelten Reuters muhabirine, oruçlu ağzıyla yalan söylemek zorunda kaldı: "Bunların hepsi dedikodu!"

Bu demeç üzerine başta Londra ve Paris borsası olmak üzere Avrupa borsaları rahatladı. Oysa, Sadrazam Mahmud Nedim Paşa o demeci verdiği dakikalarda, Osmanlı tarihinin en önemli iktisadi kararının alınacağı bir toplantıya katıldı.
Sadrazam Mahmud Nedim Paşa başkanlığındaki bu gizli toplantıya; Adliye Nazırı Midhat Paşa, Bahriye Nazırı Hasan Rıza Paşa, Hariciye Nazırı Esat Saffed Paşa, Maarif Nazırı Ahmed Cevdet Paşa, Maliye Nazırı Yusuf Ziya Paşa, Ticaret Nazırı Mehmed Kabuli Paşa ve Şeyhülislam Hasan Fehmi Efendi gibi Osmanlı yönetiminin önemli isimleri katıldı.

Bu herkesten gizli yapılan toplantının gündeminde Osmanlı’nın borçlar sorunu vardı. Osmanlı, son yıllarda aldığı borcu ancak borçla ödüyordu. Dış borcu 4 milyon 811 bin Frank idi. Osmanlı Bankası ve Galata bankerlerine olan borcu ise 190 milyon franktı.

Devlet hazinesi tamtakırdı.

Gönderen: yonetici Tarih: 18.03.2008 Saat: 07:17 (108 okunma)
(Devamı... | 16238 byte kaldı | yorumlar? | Puan: 5)

İnancı İnananlara Bırakmak!

Karaözü Haberler
Karaözü Haberler

Attila UÇAR : İnancı İnananlara Bırakmak!Attila UÇAR : İnancı İnananlara Bırakmak!

Günümüz Türkiye’sinde şeriatçı hareket ABD yanı sıra Devlet olanaklarını da arkasına alarak, genelde toplumu özelde de eğitimi ve ekonomiyi İslamize ederek konumunu pekiştirmeye çalışmaktadır. Türban bu süreçte hem mazlum maskesi takınmanın hem de okullardan başlayarak hegemonya kurabilmenin başlıca aracı olarak kullanılmaktadır. Bu gelişmelere seyirci kalmayan Alevilere asimilasyonu yoğunlaştırarak, laikliği ilke edinmiş Sünnilere de “merak edilecek bir şey yok, laiklik güvenceniz benim” denmektedir.

Zaman zaman kendimize şu soruyu soruyor muyuz? Biz ülke olarak bu günlere nasıl geldik? Bugünlere gelmemizde en büyük katkının 12 Eylül darbesi olduğu yadsınamaz. Toplum karşısında tahakküm eksenli ve Amerikancı darbelerle pekiştirilen devlet geleneği, laik kazanımlarımızın önemli oranda törpülenmesine neden olmuştur. Öyle ki ezilen büyük çoğunluğun laiklik karşısında içine sokulduğu yabancılaşma ve ekonomik haklarımızla laiklik arasındaki kopmaz bağın anlaşılamaz hale getirilmiş olması durumun vahametini göstermeye yeter. Bu gerçeklikte laikliğin Orduya güvenilerek korunabileceğini sanmak en büyük yanılgılardan birini oluşturmaktadır.

Gönderen: yonetici Tarih: 16.03.2008 Saat: 11:11 (150 okunma)
(Devamı... | 7204 byte kaldı | 1 yorum | Puan: 5)

ZEYTİNYAĞI FORMÜLÜ

Karaözü Haberler
Karaözü Haberler

Yusuf Genç bildirdi...
Soru çok yalın:
“Ülkeyi kötü yönettiği halde AKP seçimlerde oylarını nasıl arttırıyor ve kötü gidiş karşısında zeytinyağı gibi nasıl üste çıkıyor?”
Zeytinyağı taktiğini ayrıntılarını bir yazarımız sıralamış!..
Bakın neler diyor:
“Eğitimde işler kötü ama bu AKP’nin değil, halka dayatılan laik eğitimin suçu.”
Ekonomi perişan, ama bu AKP’nin değil, yeterince yeşil olmayan sermayenin suçu.
“Adalet bozuk, ama bu AKP’nin değil, şeriat yasalarını uygulamamayanların suçu.”
Terör azdı, ama bu AKP’nin değil,  teröriste sayın demeyenlerin suçu.
“Sağlık çöktü, ama bu AKP’nin değil, üfürükçü yerine dok tora gidenlerin suçu.”
Din tarikatların oyuncağı oldu, ama bu AKP’nin değil, halifeliği kaldıranların suçu.
“Güvenlik mafiş, ama bu AKP’nin değil, Amerikan karşıtlığı yapan ulusalcıların suçu.”
Katılımcı demokrasi işlemiyor, ama bu AKP’nin değil, demokrasinin suçu.

Gönderen: yonetici Tarih: 14.03.2008 Saat: 07:37 (120 okunma)
(Devamı... | 3062 byte kaldı | yorumlar? | Puan: 5)

DİYANET İŞLERİ BAŞKANI KENDİ İŞİNE BAKSIN.

Karaözü Haberler
Karaözü Haberler

BASINA VE KAMUOYUNA

1982 yılından beri, Anayasa ile zorunluluğu bulunan tek ders; Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersidir.  Bu ders, bu dersin kitapları tek mezheplidir. Diyanet İşleri Başkanının aksine, zorunlu din dersiyle,  Diyanet İşleri Başkanlığı kurumu gibi Sünnilik anlayışı doğrultusunda, devlet adına din ve dindar üretmektedir. Bardakoğlu'na göre çocukların cahil kalmasını önlemenin yolu, zorunlu din dersiymiş. Oysa çocukları cehalete ve ayrımcılığa sürükleyen uygulanmakta olan darbe ürünü zorunlu din dersidir.

Gönderen: yonetici Tarih: 08.03.2008 Saat: 11:08 (107 okunma)
(Devamı... | 7306 byte kaldı | yorumlar? | Puan: 0)

KADINLARIMIZDA TÜRBAN VE BAŞÖRTÜSÜNE DAİR

Karaözü Haberler
Karaözü Haberler

 
   
 
Kadınlarımız bu yazıyı mutlaka okumalıdır.

Atatürk Cumhuriyetini yöneten ve hükümet edenler ülkemizde bu kadar acil çözümlenmesi gereken sorunlar varken, Anayasamızın vazgeçilmez maddelerine de el atarak bir hamlede meclisteki güçlerini de kullanarak kadınlarımızın kılık kıyafetlerini ilgilendiren konuları sonunda Anayasamızın içerisine koymayı başardılar.

Biz elbette din adamı değiliz. Dini konularda ahkam kesecek de değiliz. Ancak, bilebildiğimiz kadarıyla Atatürk Devrimlerinin içinde yer alan 25 Kasım 1925 tarih ve 671 sayılı Kılık Kıyafet Kanunu’nda bulunmaktadır. Bugünkü iktidar, Atatürk Devrimlerini hiçe sayıp şeriatı getirip gerici bir devlet kurmanın ilk ve vazgeçilmez ayaklarından birini yerli yerine oturtmaya çalıştıklarını gözlemlemekteyiz. Üstelik Atatürk’ün getirdiği devrimlerini ve Anayasanın vazgeçilmez maddelerini değiştirerek Anayasal suç işlemektedirler.

Gönderen: yonetici Tarih: 02.03.2008 Saat: 11:49 (249 okunma)
(Devamı... | 10039 byte kaldı | yorumlar? | Puan: 0)

KARŞI DEVRİMİN KRONOLOJİSİ

Karaözü Haberler
Karaözü Haberler

Kılıçdağlı Bildirdi....

4 Şubat 1949: İki "meczup" Meclis'te ezan okuyor.

15 Şubat 1949: İlkokullarda isteğe bağlı olarak din dersleri
okutulmaya başlanması öneriliyor.

1 Mart 1950: CHP hükümeti, Tekke ve Türbelerin Kapatılmasına Dair 677
sayılı yasayı yürürlükten kaldırıyor. Türk büyüklerine ait olanlar ve
sanatsal değer taşıyanlar Milli Eğitim Bakanlığınca(!) halka açıldı.
Açılan türbe sayısı ilk aşamada 19 idi.

12 Nisan 1950: Mareşal Fevzi Çakmak için düzenlenen cenaze töreninde
gericiler dini siyasete alet ederek gövde gösterisi yapıyor.

29 Mayıs 1950: Başbakan Menderes, sadece "Millete mal olmuş
inkılaplarımızı saklı tutacağız " diyerek irticaya ilk işareti veriyor.

Gönderen: yonetici Tarih: 02.03.2008 Saat: 11:44 (167 okunma)
(Devamı... | 15367 byte kaldı | yorumlar? | Puan: 5)

Işık Hızı,

Karaözü Haberler
Karaözü Haberler

Kadir Erdoğan bildirdi....
Işık saniyede ortalama üç yüzbin km. hız yapar.Dünyada hiç bir cisim değil ışık hızına erişmek milyonda birine yaklaşamaz. Bugünkü yaşadığımız bu dünyada mümkün değil imkansız olanaksız hayal bile edilemez.Cismin ışık hızına erişmesi için kütlesinin sonsuz olması lazım.Bunu biliyoruz bilmesinede , bizim ülkemizdeki baş döndürücü gelişmelerin eğer Sevgili Hükümetimiz biraz daha çalışır gayret sarf ederse biraz daha zorlarsa ışık hızına eriştireceğini belki biraz da geçeceğini bilmiyoruz.Yani bu gidişle ışlk hızıda tarihe karışacak.Fizikte artık bizim ülkemizde olan biten gelişmelerin hızı birim alınacak.Son altı ayda yaşadığımız gelişmelere gündeme bakın, eve dönüş yasası çıksınmı çıkmasın mı ?

Gönderen: yonetici Tarih: 01.03.2008 Saat: 21:41 (379 okunma)
(Devamı... | 4422 byte kaldı | yorumlar? | Puan: 5)

Şeriatı en iyi bilen İranlı konuştu...

Karaözü Haberler
Karaözü Haberler

Atilla Uçar bildirdi.... 
Türkiye İran olmak üzeredir göreceksiniz...
Ruhi Tuna; İran'daki Humeyni devriminden sonra İran'ın kuzey kesimindeki sol direnişi örgütleyen, bu nedenle 1981 - 1989 yılları arasında 8 yıl İran hapishanelerinde hapis yattı. Heykeltraş sanatçısı Ruhi Tuna hapisten çıktıktan sonra 34 yıl yaşadığı İran'dan kaçtı ve Türkiye'ye sığındı.

7 yıl Türkiye'de yaşadıktan sonra 2006 Aralık ayında eşiyle birlikte siyasi mülteci olarak Kanada'ya yerleşti.

Gönderen: yonetici Tarih: 08.02.2008 Saat: 07:19 (129 okunma)
(Devamı... | 6414 byte kaldı | yorumlar? | Puan: 0)

AKP Alevileri asimile etmek istiyor

Karaözü Haberler
Karaözü Haberler

Atilla ERDEN : AKP Alevileri asimile etmek istiyor PDF Yazdır E-Posta
Pazartesi, 04 Şubat 2008
Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) eski Genel Başkanı, Antropolog Doç. Dr. Atilla Erden, AKP’nin Alevi açılımını, “Alevileri asimile etme, İslamın içinde gösterme” politikası olarak nitelendiriyor. Bu politikada bir parça da olsa başarılı olunacağını, ama temelde Anadolu Aleviliğinin yok edilemeyeceğini belirten Erden, Alevi örgütlerinin ve bilinçli tabanın bu plana karşı çıktığını ifade ediyor.

AKP’nin Alevi açılımını nasıl değerlendiriyorsunuz?

‘Alevi açılımı’ dedikleri, bugünkü iktidarın Alevilere bakış açısı. Bu iktidar, yüzyıllardır devam eden Alevilerle ilgili bazı değer yargılarını kendi lehinde de yorumlayarak, Alevileri tamamen bir mezhep boyutunda asimile etmek istiyor. Neden, çünkü bugüne kadar iktidarlar Alevileri zorla asimile edememişler. Zamanla edilenler var, görüyoruz. Köydeki esas kendi grubundan ayrılıp şehre gelince örgütten kopanlar, iş, ekonomik nedenle iktidarların baskısına ‘evet’ diyen bir sürü gruplar var.

Gönderen: yonetici Tarih: 06.02.2008 Saat: 07:26 (104 okunma)
(Devamı... | 12630 byte kaldı | yorumlar? | Puan: 5)

GÜNDEMLİK

Karaözü Haberler
Karaözü Haberler

Kadir Erdoğan bildirdi...
Ülkemizde gündem o kadar hızlı değişiyorki yetişmek mümkün değil. Dünyanın hiç bir ülkesinde gündem bu kadar hızlı değişmiyordur, oralarda değişse bile arkasından kosturunca yakalarlar, bizde yakalamakta imkansız.
Havasından suyundan toprağından mı nedir bilinmez yıllardır böyle gelmiş böyle gidiyor.Hiç bir şey bulamasalar Derby maçı gündeme oturuyor.Sağolsunlar yılardır iktidar dahilindekiler bu halkı hem Ekonomist, hemde Hukukcu etti, e bu kadar ekonomiden anlayan insan olunca gerçek Ekonomistler işsiz kaldı,herkes Anayasayı ezberledi  işine geldiği gibi yasaları öğrendi en Baba Hukukcular yasaların içinden çıkamaz oldu. 20 yıldır Anayasanın 1/3 ü değişti Halkımız daha değişmeden yeniyasaları öğrendi.  Şimdide tamamı değişiyor.Yıllardır Üniversitelerde türbanın yasak olup olmadığını kimse bilmiyordu, şimdi serbest olup olmayacağını tartışıyoruz.Teklif dahi edilemeyecek maddeler artık kökünden değiştirilmeye çalışılıyor.Günlerce aylarca Cumhurbaşkanının eşinin türbanlı olup olmayacağını tartıştık, ne oldu, demekki oluyormuş denildi. O da sineye çekildi.Yakın bir tarihte olaki bir türbanlı bayan Cumhurbaşkanı adayının eşinin cübbeli veya sarıklı olup olamayacağını tartışacagız.

Gönderen: yonetici Tarih: 06.02.2008 Saat: 07:17 (101 okunma)
(Devamı... | 3813 byte kaldı | 1 yorum | Puan: 0)