 |
Üye Giriş |
 |
 |
Hesabınız yoksa Buraya tıklayarak açabilirsiniz |
 |
|
 |
Menü |
 |
|
 |
Anket |
 |
 |
Şu an bu bloğun içeriği yok. |
 |
|
|
 |
YOL TV'NİN SİYASALLAŞMASINA KARŞI ÇIKAN DERNEK BAŞKANINA YANIT |
 |
 |
|
 Karaözü Haberler
|
Anadolu Sevgi Birliği Kültür Ve Dayanışma Derneği başkanı sayın Hüseyin EKİCİ'nin, 19 Mayıs 2008 tarihinde, YOL TV'nin İstanbul'da gerçekleştirilen tanıtım toplantısına katıldığı sırada; kendisine söz hakkı verilmemiş olmasını, yazdıkları doğru ise ve olayların gelişmesi kendi anlattığı gibi ise; demokrasiye inanmış, devrimci bir insan olarak ben; bu arkadaşımızın haksızlığa uğramışlığına neden olanları kınıyorum!
Demokrasiye inanmışlığın göstergesi, "ben yaptım oldu" mantığını kabul etmek, ya da "başkanın demokrasisi"ni uygulamak değildir. Hele de, Enel-Hak'kın hakkını vermeye çalışan, kamil insan olma çabasında, Pir Sultan Abdal'ın devrimci yolculuğunu sürdürmeyi amaçlamış bir insan iseniz, bu haksızlığı kabul etmeniz olası değildir.
|
|
|
|
Gönderen: yonetici Tarih: 02.01.2006 Saat: 11:47 (124 okunma)
(Devamı... | 7444 byte kaldı | yorumlar? | Puan: 5) |
|
|
 |
|
 |
DEVRIM ve DIN |
 |
 |
|
 Karaözü Haberler
|
Onur Hasan Erdem bildirdi....
Devrimciler din nasil bakarlar?
Bugünkü toplum, tamamen geniş emekçi kitlelerin nüfusunun ufak bir azınlığı; yani toprak sahipleri ve kapitalistler sınıfı tarafından sömürülmesi esası üzerine kurulmuştur.
Bütün yaşamları boyunca kapitalistler hesabına çalışan "özgür" işçilere sadece kazanç sağlayan kölelerin yaşamını sürdürmeye, kapitalist köleliğin güvenini ve sürekliliğini sağlamaya yetecek oranda geçim olanağı "tanındığından", bu toplum bir köle toplumudur.
işçileri
İşçilerin ekonomik baskı altında olmaları, kaçınılmaz biçimde her türlü siyasal baskıya, toplumsal aşağılanmaya, kitlelerin ruhsal ve moral çöküntüsünün artmasına yol açar. İşçiler ekonomik kurtuluşları adına az ya da çok ölçüde siyasal özgürlük elde etmek için savaşabilirler. Ne var ki, kapital gücü yönetimden yok edilmedikçe ne oranda olursa olsun elde edilecek siyasal özgürlük, işçileri yoksulluktan, işsizlikten ve baskıdan kurtaramayacaktır.
|
|
|
|
Gönderen: yonetici Tarih: 11.06.2008 Saat: 09:20 (80 okunma)
(Devamı... | 13201 byte kaldı | yorumlar? | Puan: 5) |
|
|
 |
|
 |
BASINA VE KAMUOYUNA |
 |
 |
|
 Karaözü Haberler
|
Atilla Uçar bildirdi.... ABF : Bu Ne Terbiyesizlik Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Ali Balkız : İçişleri Bakanı, Karakoçan Kaymakamı ve İlçe Milli Eğitim Müdürünün bu görevlerinden derhal çekilmeleri gerekmektedir. 02.06.2008 tarihli Hürriyet Gazetesinde; "Bunların Devlete Bakışını Zaten Biliyorsunuz " başlığı altında Şükrü Küçükşahin'in yazısını okuyunca; evet biz de aynı şeyi düşündük: "Bu ne terbiyesizlik!..." Küçükşahin'den öğrendiğimize göre; Elazığ'ın Karakoçan ilçesinde bundan üç ay kadar önce YİBO yurtlarında kalan 28 kız öğrenci, 4 km mesafedeki okullarından dönerlerken taciz edilirler. Öğrenciler bir daha böyle bir şey yaşamamak için ilçe Milli Eğitim Müdürüne giderek servis aracı isterler. Müdür bey, öğrencilere; "size araba maraba yok, parası olan okusun, olmayan evlensin" der. Olay yerel gazetelere, "Haydi kızlar kocaya" başlığı ile yansır. Durumdan AKP Elazığ Milletvekili Fevzi İşbaşaran haberdar olur. Vali ile görüşerek çocuklara servis aracı sağlar, aileleri ile görüşür, gönüllerini alır. Döner Karakoçan Kaymakamı Erdinç Yılmaz'ı arar, öğrencilerin kendisiyle görüşmek istediklerini ancak görüşmediklerini söyler, çocuklara aylık burs da sağladığını ekler. Kaymakam, İşbaşaran'a teşekkür edeceğine, şu sözleriyle onu şaşırtır: "Sayın Milletvekilim, 28 öğrencinin 12'si Alevi, bunların devlete bakışını zaten biliyorsunuz." İşbaşaran küplere biner: "Bu ne terbiyesizlik?... Bunlar çocuk be! Bunun da ötesinde bu ayrımı nasıl yaparsınız?..."
|
|
|
|
Gönderen: yonetici Tarih: 04.06.2008 Saat: 14:02 (96 okunma)
(Devamı... | 4643 byte kaldı | yorumlar? | Puan: 0) |
|
|
 |
|
 |
Madımak Oteli, 2 Temmuz 1993 |
 |
 |
|
 Karaözü Haberler
|
Atilla Uçar bildirdi... Madımak Oteli, 2 Temmuz 1993; saat 16.00-17.00 suları... Murtaza DEMİR
Aşağıda yazılanlar, münhasıran ve sadece 2 Temmuz 1993 günü, Şenlik Komitesi ve PSAKD Genel Başkanı sıfatıyla Valiliğe gitmek üzere Otelden ayrılmam ve geri dönmemle ilgili zihnimde kalan anılardır.
Her nedense, başta farklı olanı katletme zihniyetinin mirasçıları olmak üzere “içten ve dıştan” kimi çevreler, Sivas Katliamına dair gerçekleri karartarak, hedef şaşırtmaya ve kirli düzeni aklamaya soyunmuş görünmektedirler. Yazı, bu amaçla kaleme alınmıştır: dolaysıyla, onurla yazılmış bir tarihe gölge düşürme-kirletme gayreti olarak gördüğüm; kişisel olarak salt şahsımı değil, düzenlemenin liderliğini ve dolaylı olarak 2 Temmuz yobaz katliamının perde arkasını da göz ardı eden, çarpıtan kimi “gayretlere” verilen bir yanıttan ibarettir.
|
|
|
|
Gönderen: yonetici Tarih: 17.05.2008 Saat: 14:07 (111 okunma)
(Devamı... | 15308 byte kaldı | yorumlar? | Puan: 5) |
|
|
 |
|
 |
DENİZLER’in yürünmesini istedikleri yol |
 |
 |
|
 Karaözü Haberler
|
Onur Hasan Erdem bildirdi... Evrensel / 15.05.2008
‘68 Hareketi’ üzerine tartışmalar, eski faşist-yeni liberallerden “milliyetçi muhafazakar” kesime, sözde sosyal demokratlardan “sol” küçük burjuva çevrelere kadar geniş bir kesimin katılmasıyla devam ediyor. Bu tartışmaların bu yıl, ‘sol’ olarak tanımlanan parti-grup-çevre, dernek, sendika vs. kesimlerin ötesine geçerek sağcı-muhafazakar yazar, gazeteci, sosyolog ve politikacıları da içerecek şekilde genişlemesi, elbette ‘68 Hareketi’nin 40. yılı olması gibi tek bir nedenden kaynaklanmıyor. Tartışmaların DENİZ GEZMİŞ -ve arkadaşlarının- adı etrafında odaklanarak sürmesinin, idamlarının 36. yılı olması gibi özel ve önemli bir nedeni bulunuyor. DENİZ-YUSUF ve HÜSEYİN’in mezarlarının başında ve ülkenin neredeyse tüm yerleşim birimlerinde gerçekleştirilen anma toplantılarına, toplamı üzerinden söylenirse on binlerce kişinin katılmış olması, antiemperyalizm, bağımsızlık, demokrasi ve sosyalizm için mücadelede onların özel bir yerlerinin olduğunun en iyi göstergelerinden biridir. O yıllarda, emperyalizm ve gericiliğin saflarında işçi sınıfına, halk kitlelerine; ülkenin bağımsızlığı ve emekçilerin özgürlüğü için mücadele eden ilerici gençlik kitlelerine karşı saldırı müfrezelerinin merkezi yapılanması içinde yer alan T. Akyol gibilerinin “Deniz Gezmiş efsanesi” başlıklı makaleler döşemeleri boşuna değil.
|
|
|
|
Gönderen: yonetici Tarih: 16.05.2008 Saat: 08:43 (86 okunma)
(Devamı... | 10450 byte kaldı | yorumlar? | Puan: 5) |
|
|
 |
|
 |
''Müslümanlar, Türklerle öldürüşmedikçe, kıyamet kopmayacaktır.'' |
 |
 |
|
 Karaözü Haberler
|
|
kılıçdağlı bildirdi... "Müslümanlar, Türklerle öldürüşmedikçe, kıyamet kopmayacaktır." Hz. Muhammed (Bkz. Müslim, e's-Sahih, Kitabu'l-Fiten/62-65, hadis no:2912; Ebu Davud, Sünen, Kitabu'l-Melahim/9 Babun fi Kıtali't Türk, hadis no: 4303; Nesei, Sünen, Kitabu'l-Cihad/ Babu Gazveti't-Türk)
"Tevrat"ın Tanrı"nın son derece "ırkçı" olduğunu hemen herkes bilir. Kimi araştırmacılar, bu "Tanrı"daki özelliğin, Yahudilik için "yararlı" olduğunu da savunurlar. ...
Buna, kimileri şaşacaklar. Ne ki, bir gerçek. İşte ayetler: ... "Ey İsrailoğulları! Size verdiğim nimeti ve sizi dünyalara üstün kıldığımı hatırlayın." ( Bakara, ayet: 47, 122. Diyanet çevirisi.) ... Kur'an'da birçok şeyler anlatılır.
|
|
|
|
Gönderen: yonetici Tarih: 12.05.2008 Saat: 09:14 (183 okunma)
(Devamı... | 7192 byte kaldı | yorumlar? | Puan: 0) |
|
|
 |
|
 |
HANGİ PEZEVENK |
 |
 |
|
 Karaözü Haberler
|
Kılıçdağlı Bildirdi....
İrticanın Dibi Yoktur...... ../ İlhan Selçuk Amerika Irak'ı işgal ederken ne düşünüyordu: Diktatör Saddam 'i devireceğiz, yerine demokrasiyi kuracağız; halk bizi çiçeklerle bekliyor... Ne oldu?.. Irak nerdeee?.. Demokrasi nerdeee?.. *** Amerika bir yandan Irak'ı işgal ederken öte yandan Türkiye için ne düşünüyordu? . "Ilımlı İslam Devleti Modeli..." Kafaya bak sen!.. Irak için demokrasi... Atatürk 'un kurduğu laik Türkiye Cumhuriyeti için İslam Devleti Modeli...
|
|
|
|
Gönderen: yonetici Tarih: 17.04.2008 Saat: 08:41 (168 okunma)
(Devamı... | 3322 byte kaldı | yorumlar? | Puan: 5) |
|
|
 |
|
 |
Bir önceki M.Fehmi EFENDİ'nin devamı-2 |
 |
 |
|
 Karaözü Haberler
|
M. Latif SALİHOĞLU (YENİ ASIR GAZETESİ)
Son Şeyhülislâm'a organize iftira
Son Osmanlı Şeyhülislâmı Mustafa Sabri Efendi, mecburî ikamete zorlandığı Kahire'de vefat etti. (12 Mart 1954) İlmî vukufiyeti kadar siyasî ve sosyal faaliyetleriyle de dikkat çeken M. Sabri Efendi, oğlu İbrahim ile birlikte sakıncalı 150'likler listesine dahil edildiği için, 1922'de yurdu terk etmek zorunda kaldı. Önce Romanya'ya sığındı. İki yıl sonra da Mısır'ın başkenti Kahire'ye giderek, ömrünün geri kalan son 30 yılını (1924–54) orada El–Ezher'de ders vererek geçirdi. Mustafa Sabri Efendi, 1869'da Tokat'ta doğdu. Memleketinde başladığı tahsil hayatına Kayseri ve İstanbul'da sürdürerek, nihayet müderris (profesör) oldu. Saray'da Sultan II. Abdülhamid'e çok yakın bir ilim erbabı olarak, uzun yıllar "huzur dersleri"ne katıldı, ayrıca kütüphane müdürlüğü yaptı. II. Meşrûtiyetin ilânından sonra siyasete atıldı ve Tokat mebusu olarak Meclis'e girdi. Önce sopalı seçimlerle, ardından Babıâli baskınlarıyla iktidarı zorla elinde tutmaya çalışan İttihat–Terakki Fırkasının ve hükümetlerinin en şiddetli muhalifleri arasında yer aldı. Komitacıların ölüm tehditleri yüzünden, bir müddet Romanya'ya gitti. Neşriyat ve siyaset yoluyla orada da muhalefetini devam ettirdi. Birinci Dünya Harbi esnasında, Romanya'dan gelerek Bursa'ya yerleşti. Ardından tekrar siyasete atıldı.
|
|
|
|
Gönderen: yonetici Tarih: 15.04.2008 Saat: 08:19 (113 okunma)
(Devamı... | 6277 byte kaldı | yorumlar? | Puan: 5) |
|
|
 |
|
 |
Gün Gün DEMOKRAT PARTİ TARİHİ |
 |
 |
|
 Karaözü Haberler
|
Kılıçdağlı Bildirdi....
( 22 Temmuz 2007 seçimlerine iktidar partisi AKP, liderini 1950-60 döneminin başbakanı Adnan Menderes ile özdeşleştirerek girmeyi önemli bir seçim kozu olarak belirlemiştir. Bu tercihin temelinde, bizlerin belleği silinerek yeniden formatlanmış, yoğun propaganda altında doğruları ve değer ölçüleri çarpıtılmış bir kitle olmamıza duyulan güven yatmaktadır. Ekli kronolojik Demokrat Parti tarihi o dönemi hiç yaşamamış, yaşayıp da unutmuş olanlar için hazırlanmıştır ).
* 7 Ocak 1946 : Demokrat Parti; Celal Bayar, Adnan Menderes, Fuad Köprülü ve Refik Koraltan tarafından kuruldu.
* 21 Temmuz 1946 : Yapılan ilk çok partili seçimde CHP 396, ancak 16 ilde seçime girebilen DP 62, bağımsızlar ise 7 milletvekili çıkardı.
|
|
|
|
Gönderen: yonetici Tarih: 10.04.2008 Saat: 08:36 (83 okunma)
(Devamı... | 65627 byte kaldı | yorumlar? | Puan: 5) |
|
|
 |
|
 |
Ergenekon Kontra terör örgütü'nün yönetim şeması |
 |
 |
|
 Karaözü Haberler
|
|
Av.Mahmut Erdem bildirdi... ( Radikal Gazetesi, 5 Nisan 2008
Ergenekon Kontra terör örgütü'nün yönetim şeması
Tek yol suikast: Dünyada var olabilmiş tüm sistemler, ülke çıkarları ve mevcut rejim ilkelerine aykırı ideolojilere sahip siyasileri engellemiştir. Bunun ise; iki yolu vardır: 1- Suikast 2- Dezenformasyondur. Ergenekon operasyonu kapsamında tutuklanan Türk Ortodoks Patrikhanesi sözcüsü Sevgi Erenerol, en uzun ve detaylı şekilde sorgulanan zanlılarındandı. İlk kez Tuncay Güney'in evinde ele geçirilen 'Ergenekon Analiz Yeni Yapılanma Yönetim ve Geliştirme Projesi 29 Ekim 1999 İstanbul' başlıklı metin hakkında en detaylısorular ona soruldu. Bu belgeyle ilgili Veli Küçük bu kadar detaylı sorgulanmamıştı. Sevgi Erenerol'a polisin soruları Ergenekon belgesinin ne kadar detaylı ve çok yönlü planlar içerdiğini gözler önüne serdi. [ Radikal Gazetesi'nin haberi... ]
|
|
|
|
Gönderen: yonetici Tarih: 07.04.2008 Saat: 21:54 (150 okunma)
(Devamı... | 11351 byte kaldı | yorumlar? | Puan: 1) |
|
|
 |
|
 |
Artık bir gerçeği herkes biliyor: Ekonomik kriz geliyor. |
 |
 |
|
 Karaözü Haberler
|
Kılıçdağlı bildirdi... Artık bir gerçeği herkes biliyor: Ekonomik kriz geliyor.
İç piyasada büyük bir daralma var. İşsiz sayısına 90 bin kişi daha eklendi. Enflasyon eski günlere dönüş sinyali veriyor. Ve en önemlisi, dünya ekonomisinde büyük dalgalanmalar yaşanıyor. Küresel kriz, Türkiye gibi cari açığı büyük ülkelerde nelere yol açar? Cumhuriyet tarihinin en büyük mali krizi kapıda mı? Ben size dünü yazayım; bugüne benziyor mu siz karar verin.
TARİH 6 Ekim 1875. Yer: İstanbul. Sadrazam Mahmud Nedim Paşa, daha iki gün önce, "Osmanlı Devleti, faizleri yarıya mı indiriyor" sorusunu yönelten Reuters muhabirine, oruçlu ağzıyla yalan söylemek zorunda kaldı: "Bunların hepsi dedikodu!"
Bu demeç üzerine başta Londra ve Paris borsası olmak üzere Avrupa borsaları rahatladı. Oysa, Sadrazam Mahmud Nedim Paşa o demeci verdiği dakikalarda, Osmanlı tarihinin en önemli iktisadi kararının alınacağı bir toplantıya katıldı. Sadrazam Mahmud Nedim Paşa başkanlığındaki bu gizli toplantıya; Adliye Nazırı Midhat Paşa, Bahriye Nazırı Hasan Rıza Paşa, Hariciye Nazırı Esat Saffed Paşa, Maarif Nazırı Ahmed Cevdet Paşa, Maliye Nazırı Yusuf Ziya Paşa, Ticaret Nazırı Mehmed Kabuli Paşa ve Şeyhülislam Hasan Fehmi Efendi gibi Osmanlı yönetiminin önemli isimleri katıldı.
Bu herkesten gizli yapılan toplantının gündeminde Osmanlı’nın borçlar sorunu vardı. Osmanlı, son yıllarda aldığı borcu ancak borçla ödüyordu. Dış borcu 4 milyon 811 bin Frank idi. Osmanlı Bankası ve Galata bankerlerine olan borcu ise 190 milyon franktı.
Devlet hazinesi tamtakırdı.
|
|
|
|
Gönderen: yonetici Tarih: 18.03.2008 Saat: 07:17 (108 okunma)
(Devamı... | 16238 byte kaldı | yorumlar? | Puan: 5) |
|
|
 |
|
 |
İnancı İnananlara Bırakmak! |
 |
 |
|
 Karaözü Haberler
|
Attila UÇAR : İnancı İnananlara Bırakmak!
Günümüz Türkiye’sinde şeriatçı hareket ABD yanı sıra Devlet olanaklarını da arkasına alarak, genelde toplumu özelde de eğitimi ve ekonomiyi İslamize ederek konumunu pekiştirmeye çalışmaktadır. Türban bu süreçte hem mazlum maskesi takınmanın hem de okullardan başlayarak hegemonya kurabilmenin başlıca aracı olarak kullanılmaktadır. Bu gelişmelere seyirci kalmayan Alevilere asimilasyonu yoğunlaştırarak, laikliği ilke edinmiş Sünnilere de “merak edilecek bir şey yok, laiklik güvenceniz benim” denmektedir.
Zaman zaman kendimize şu soruyu soruyor muyuz? Biz ülke olarak bu günlere nasıl geldik? Bugünlere gelmemizde en büyük katkının 12 Eylül darbesi olduğu yadsınamaz. Toplum karşısında tahakküm eksenli ve Amerikancı darbelerle pekiştirilen devlet geleneği, laik kazanımlarımızın önemli oranda törpülenmesine neden olmuştur. Öyle ki ezilen büyük çoğunluğun laiklik karşısında içine sokulduğu yabancılaşma ve ekonomik haklarımızla laiklik arasındaki kopmaz bağın anlaşılamaz hale getirilmiş olması durumun vahametini göstermeye yeter. Bu gerçeklikte laikliğin Orduya güvenilerek korunabileceğini sanmak en büyük yanılgılardan birini oluşturmaktadır.
|
|
|
|
Gönderen: yonetici Tarih: 16.03.2008 Saat: 11:11 (150 okunma)
(Devamı... | 7204 byte kaldı | 1 yorum | Puan: 5) |
|
|
 |
|
 |
ZEYTİNYAĞI FORMÜLÜ |
 |
 |
|
 Karaözü Haberler
|
Yusuf Genç bildirdi... Soru çok yalın: “Ülkeyi kötü yönettiği halde AKP seçimlerde oylarını nasıl arttırıyor ve kötü gidiş karşısında zeytinyağı gibi nasıl üste çıkıyor?” Zeytinyağı taktiğini ayrıntılarını bir yazarımız sıralamış!.. Bakın neler diyor: “Eğitimde işler kötü ama bu AKP’nin değil, halka dayatılan laik eğitimin suçu.” Ekonomi perişan, ama bu AKP’nin değil, yeterince yeşil olmayan sermayenin suçu. “Adalet bozuk, ama bu AKP’nin değil, şeriat yasalarını uygulamamayanların suçu.” Terör azdı, ama bu AKP’nin değil, teröriste sayın demeyenlerin suçu. “Sağlık çöktü, ama bu AKP’nin değil, üfürükçü yerine dok tora gidenlerin suçu.” Din tarikatların oyuncağı oldu, ama bu AKP’nin değil, halifeliği kaldıranların suçu. “Güvenlik mafiş, ama bu AKP’nin değil, Amerikan karşıtlığı yapan ulusalcıların suçu.” Katılımcı demokrasi işlemiyor, ama bu AKP’nin değil, demokrasinin suçu.
|
|
|
|
Gönderen: yonetici Tarih: 14.03.2008 Saat: 07:37 (120 okunma)
(Devamı... | 3062 byte kaldı | yorumlar? | Puan: 5) |
|
|
 |
|
 |
KADINLARIMIZDA TÜRBAN VE BAŞÖRTÜSÜNE DAİR |
 |
|
 |
Şeriatı en iyi bilen İranlı konuştu... |
 |
 |
|
 Karaözü Haberler
|
Atilla Uçar bildirdi.... Türkiye İran olmak üzeredir göreceksiniz...
Ruhi Tuna; İran'daki Humeyni devriminden sonra İran'ın kuzey kesimindeki sol direnişi örgütleyen, bu nedenle 1981 - 1989 yılları arasında 8 yıl İran hapishanelerinde hapis yattı. Heykeltraş sanatçısı Ruhi Tuna hapisten çıktıktan sonra 34 yıl yaşadığı İran'dan kaçtı ve Türkiye'ye sığındı.
7 yıl Türkiye'de yaşadıktan sonra 2006 Aralık ayında eşiyle birlikte siyasi mülteci olarak Kanada'ya yerleşti.
|
|
|
|
Gönderen: yonetici Tarih: 08.02.2008 Saat: 07:19 (129 okunma)
(Devamı... | 6414 byte kaldı | yorumlar? | Puan: 0) |
|
|
 |
|
 |
AKP Alevileri asimile etmek istiyor |
 |
 |
|
 Karaözü Haberler
|
| Atilla ERDEN : AKP Alevileri asimile etmek istiyor | | | |
| Pazartesi, 04 Şubat 2008 | Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) eski Genel Başkanı, Antropolog Doç. Dr. Atilla Erden, AKP’nin Alevi açılımını, “Alevileri asimile etme, İslamın içinde gösterme” politikası olarak nitelendiriyor. Bu politikada bir parça da olsa başarılı olunacağını, ama temelde Anadolu Aleviliğinin yok edilemeyeceğini belirten Erden, Alevi örgütlerinin ve bilinçli tabanın bu plana karşı çıktığını ifade ediyor.
AKP’nin Alevi açılımını nasıl değerlendiriyorsunuz?
‘Alevi açılımı’ dedikleri, bugünkü iktidarın Alevilere bakış açısı. Bu iktidar, yüzyıllardır devam eden Alevilerle ilgili bazı değer yargılarını kendi lehinde de yorumlayarak, Alevileri tamamen bir mezhep boyutunda asimile etmek istiyor. Neden, çünkü bugüne kadar iktidarlar Alevileri zorla asimile edememişler. Zamanla edilenler var, görüyoruz. Köydeki esas kendi grubundan ayrılıp şehre gelince örgütten kopanlar, iş, ekonomik nedenle iktidarların baskısına ‘evet’ diyen bir sürü gruplar var. |
|
|
|
|
Gönderen: yonetici Tarih: 06.02.2008 Saat: 07:26 (104 okunma)
(Devamı... | 12630 byte kaldı | yorumlar? | Puan: 5) |
|
|
 |
|
|