Hâlâ hesabınız yok mu? Tıklayın!
  Bugün

 

Üye Giriş
Nickname

Şifre

Hesabınız yoksa Buraya tıklayarak açabilirsiniz

Menü
· Ana Sayfa
· Adres Defteri
· Anketler
· Arama
· Başlıklar
· Çevre Köyler
· Davet ve Toplantılar
· Dergi
· Derneklerimiz
· Dost Siteler
· Fikir Gönder
· Forum
· Halk Müziği
· Hava Tahmini
· Hesabınız
· Kayıplarımız
· Resim Galerisi
· Sohbet
· Soyağacı
· Tarihçe
· Tavsiye Et
· Üniversite Öğrencilerimiz
· Üye Listesi
· Ziyaretçi Defteri
· Özel Mesajlar
· Şehitlerimiz

Anket
Şu an bu bloğun içeriği yok.

Osmanlı’dan bile geri kaldık!

Karaözü Haberler
Karaözü Haberler

Kılıçdağlı Bildirdi....
Gazetelerde okuyorsunuzdur, Türkiye’de son dönemde "nü/çıplak" resimlere sansür uygulanmaya başlandı. Peki, Osmanlı’da durum nasıldı? "Nü" resimler yok muydu? Benzer yasaklamalar, "Peygamberlerin yüzü gösterilmez; meleklerin cinsiyeti belli edilmez" gibi söylemlerle de karşımıza çıkıyor. O halde bugün Topkapı Sarayı Müzesi, Türk-İslam Eserleri Müzesi ve Süleymaniye Kütüphanesi’nde sergilenen eserleri yakacak mıyız? Peki, bizler Osmanlı’nın resimdeki hoşgörüsünü ne zaman kaybettik?

ÖNCE iki olgu sıralamam gerekiyor:

1) İstanbul Film Festivali’nde Yönetmen Peter Greenaway’ın, ressam Rembrant’ın yaşamında dönüm noktası olan "Gece Bekçisi" adlı tablosunun hikáyesini anlattığı filmi Emek Sineması’nda izlerken, iki türbanlı hanım sevişme sahnelerinden rahatsız olup salonu terk etti.

2) 12 Eylül 1980 askeri darbesi, başta Genel Başkan Necmettin Erbakan olmak üzere MSP’li yöneticileri tutukladı. "Selamet Koğuşu"na sabah gelen gazetelere önce Oğuzhan Asiltürk bakıyor; çıplak kadın fotoğraflarını kalın uçlu keçe kalemle boyadıktan sonra arkadaşlarına veriyordu.

Bu iki olgudan sonra gelelim "meselemize":

Gönderen: yonetici Tarih: 05.05.2008 Saat: 11:56 (24 okunma)
(Devamı... | 7986 byte kaldı | yorumlar? | Puan: 0)

HANGİ PEZEVENK

Karaözü Haberler
Karaözü Haberler

Kılıçdağlı Bildirdi....

İrticanın Dibi Yoktur...... ../ İlhan Selçuk
Amerika Irak'ı işgal ederken ne düşünüyordu:
Diktatör Saddam 'i devireceğiz, yerine demokrasiyi
kuracağız; halk bizi çiçeklerle bekliyor...
Ne oldu?.. Irak nerdeee?.. Demokrasi nerdeee?..
***
Amerika bir yandan Irak'ı işgal ederken öte yandan
Türkiye için ne düşünüyordu? .
"Ilımlı İslam Devleti Modeli..."
Kafaya bak sen!..
Irak için demokrasi...
Atatürk 'un kurduğu laik Türkiye Cumhuriyeti için
İslam Devleti Modeli...
***

Gönderen: yonetici Tarih: 17.04.2008 Saat: 08:41 (61 okunma)
(Devamı... | 3322 byte kaldı | yorumlar? | Puan: 5)

Bir önceki M.Fehmi EFENDİ'nin devamı-2

Karaözü Haberler
Karaözü Haberler

M. Latif SALİHOĞLU (YENİ ASIR GAZETESİ)

Son Şeyhülislâm'a organize iftira


Son Osmanlı Şeyhülislâmı Mustafa Sabri Efendi, mecburî ikamete zorlandığı Kahire'de vefat etti. (12 Mart 1954)
İlmî vukufiyeti kadar siyasî ve sosyal faaliyetleriyle de dikkat çeken M. Sabri Efendi, oğlu İbrahim ile birlikte sakıncalı 150'likler listesine dahil edildiği için, 1922'de yurdu terk etmek zorunda kaldı. Önce Romanya'ya sığındı. İki yıl sonra da Mısır'ın başkenti Kahire'ye giderek, ömrünün geri kalan son 30 yılını (1924–54) orada El–Ezher'de ders vererek geçirdi.
Mustafa Sabri Efendi, 1869'da Tokat'ta doğdu. Memleketinde başladığı tahsil hayatına Kayseri ve İstanbul'da sürdürerek, nihayet müderris (profesör) oldu. Saray'da Sultan II. Abdülhamid'e çok yakın bir ilim erbabı olarak, uzun yıllar "huzur dersleri"ne katıldı, ayrıca kütüphane müdürlüğü yaptı.
II. Meşrûtiyetin ilânından sonra siyasete atıldı ve Tokat mebusu olarak Meclis'e girdi. Önce sopalı seçimlerle, ardından Babıâli baskınlarıyla iktidarı zorla elinde tutmaya çalışan İttihat–Terakki Fırkasının ve hükümetlerinin en şiddetli muhalifleri arasında yer aldı.
Komitacıların ölüm tehditleri yüzünden, bir müddet Romanya'ya gitti. Neşriyat ve siyaset yoluyla orada da muhalefetini devam ettirdi. Birinci Dünya Harbi esnasında, Romanya'dan gelerek Bursa'ya yerleşti. Ardından tekrar siyasete atıldı.

Gönderen: yonetici Tarih: 15.04.2008 Saat: 08:19 (37 okunma)
(Devamı... | 6277 byte kaldı | yorumlar? | Puan: 5)

TOKAT’A ONUR VERENLER (Hami KARSLI)

Karaözü Haberler
Karaözü Haberler

Yusuf Genç Bildirdi...

I.BÖLÜM

MUSTAFA FEHMİ EFENDİ
Mustafa Fehmi Efendi 27 Mayıs 1906 dan 3 Mart 1942 yılına kadar yani 35 yıl 9 ay 16 gün süre ile Niksar Müftülüğünü yürüten kişidir.  Bu din adamını neden Niksara Onur Verenler dizisi içine aldığımı anlatmadan önce yaşamı hakkında kısa bilgi vereyim:
 Mustafa Fehmi Efendi 1866 (1282) yılında Niksarın Taşra Mahallesinde doğdu. Hızarcızâde Ali Ağa ile Dudu Hanımın oğludur.  İlk ve ortaokulu (rüşdiyye) Niksarda okuyarak(1880) Tokata gidip Medreseye kaydolmuş,Tokat Müftüsü Hacı Osman Nuri Efendinin derslerine devam ederek 1896da icazet (izin,diploma) almıştır. 1905te Niksar Bidayet Mahkemesi (asliye mahkemesi)
Üyeliğine tayin edilmiş, bu görevi yürütürken 27 Mayıs 1906da Niksar Müftülüğüne getirilmiştir.

Gönderen: yonetici Tarih: 13.04.2008 Saat: 21:49 (41 okunma)
(Devamı... | 8309 byte kaldı | yorumlar? | Puan: 5)

Gün Gün DEMOKRAT PARTİ TARİHİ

Karaözü Haberler
Karaözü Haberler

Kılıçdağlı Bildirdi....
( 22 Temmuz 2007 seçimlerine iktidar partisi AKP, liderini 1950-60 döneminin başbakanı Adnan Menderes ile özdeşleştirerek girmeyi önemli bir seçim kozu olarak belirlemiştir. Bu tercihin temelinde, bizlerin belleği silinerek yeniden formatlanmış, yoğun propaganda altında doğruları ve değer ölçüleri çarpıtılmış bir kitle olmamıza duyulan güven yatmaktadır. Ekli kronolojik Demokrat Parti tarihi o dönemi hiç yaşamamış, yaşayıp da unutmuş olanlar için hazırlanmıştır ).



* 7 Ocak 1946  : Demokrat Parti; Celal Bayar, Adnan Menderes, Fuad Köprülü ve Refik Koraltan tarafından kuruldu.

                       

* 21 Temmuz 1946 : Yapılan ilk çok partili seçimde CHP 396, ancak 16 ilde seçime girebilen DP  62, bağımsızlar ise 7 milletvekili çıkardı.

Gönderen: yonetici Tarih: 10.04.2008 Saat: 08:36 (24 okunma)
(Devamı... | 65627 byte kaldı | yorumlar? | Puan: 5)

İşte siyasal günlükler

Karaözü Haberler
Karaözü Haberler

AKP’nin kapatılma davası süreciyle birlikte, medyada yine Demokrat Parti hükümetinin 27 Mayıs 1960 askeri müdahalesiyle yıkılması gündeme getirildi.

Bazı köşe yazarları, Yassıada Mahkemesi kararlarıyla AKP’nin kapatılma davası arasında paralellikler kurdu. Benzerlik abartılı olsa da, yakın siyasal tarihimizi tartışmakta her zaman yarar var. Ancak bu tür tartışmalar çoğu zaman tarafların bilgi-belge yoksunu olduğunu ortaya koyuyor. Yassıada Mahkemesi’nin en önemli delillerinden biri, DP’lilerin tuttukları günlükleri, not defterleriydi. DP’lilerin hatıra defterlerinde neler yazıyordu? Yazılanları yorumsuz aktaralım ki, sizler bugünün siyasal ortamına ne kadar benzeyip benzemediğini -etki altında kalmadan- değerlendiriniz.

Gönderen: yonetici Tarih: 09.04.2008 Saat: 08:42 (36 okunma)
(Devamı... | 13445 byte kaldı | yorumlar? | Puan: 5)

Ergenekon Kontra terör örgütü'nün yönetim şeması

Karaözü Haberler
Karaözü Haberler

Av.Mahmut Erdem bildirdi...
( Radikal Gazetesi, 5 Nisan 2008


Ergenekon Kontra terör örgütü'nün yönetim şeması



Tek yol suikast: Dünyada var olabilmiş tüm sistemler, ülke çıkarları ve mevcut rejim ilkelerine aykırı ideolojilere sahip siyasileri engellemiştir. Bunun ise; iki yolu vardır: 1- Suikast 2- Dezenformasyondur.
 
 Ergenekon operasyonu kapsamında tutuklanan Türk Ortodoks Patrikhanesi sözcüsü Sevgi Erenerol, en uzun ve detaylı şekilde sorgulanan zanlılarındandı. İlk kez Tuncay Güney'in evinde ele geçirilen 'Ergenekon Analiz Yeni Yapılanma Yönetim ve Geliştirme Projesi 29 Ekim 1999 İstanbul' başlıklı metin hakkında en detaylısorular ona
 
soruldu. Bu belgeyle ilgili Veli Küçük bu kadar detaylı sorgulanmamıştı. Sevgi Erenerol'a polisin soruları Ergenekon belgesinin ne kadar detaylı ve çok yönlü planlar içerdiğini gözler önüne serdi. [ Radikal Gazetesi'nin haberi... ]

Gönderen: yonetici Tarih: 07.04.2008 Saat: 21:54 (44 okunma)
(Devamı... | 11351 byte kaldı | yorumlar? | Puan: 1)

YETER ARTIK DURDURUN ŞU KEPAZELİĞİ

Karaözü Haberler
Karaözü Haberler

ALEVİLERE HAKARET VE AYRIMCILIK İLKÖĞRETİM VE ÜNİVERSİTE MEZUNU
Asırladır süregelen asimilasyoncu, inkârcı ve kıyımcı politikaların, halen güncel tutulması, örtülü ya da açık şekilde işlenmesinden dolayı, Alevilere yönelik ayrımcılık, dışlama ve hakaretler artık devlet okulları, üniversiteler dâhil, hayatın her alanında yaşanan „sıradan olaylar“ haline getirilmesinin, AKP hükümeti döneminde artması oldukça düşündürücü ve manidardır.  Son dönemlerde okullarda ve üniversitelerde giderek artan Alevi yönelik ayrımcılığa, bu yöndeki baskılara ve kepazeliğe son verilmelidir.

Gönderen: yonetici Tarih: 24.03.2008 Saat: 08:51 (65 okunma)
(Devamı... | 9827 byte kaldı | yorumlar? | Puan: 5)

Artık bir gerçeği herkes biliyor: Ekonomik kriz geliyor.

Karaözü Haberler
Karaözü Haberler

Kılıçdağlı bildirdi...
Artık bir gerçeği herkes biliyor: Ekonomik kriz geliyor.

İç piyasada büyük bir daralma var. İşsiz sayısına 90 bin kişi daha eklendi. Enflasyon eski günlere dönüş sinyali veriyor. Ve en önemlisi, dünya ekonomisinde büyük dalgalanmalar yaşanıyor. Küresel kriz, Türkiye gibi cari açığı büyük ülkelerde nelere yol açar? Cumhuriyet tarihinin en büyük mali krizi kapıda mı? Ben size dünü yazayım; bugüne benziyor mu siz karar verin.

TARİH 6 Ekim 1875. Yer: İstanbul. Sadrazam Mahmud Nedim Paşa, daha iki gün önce, "Osmanlı Devleti, faizleri yarıya mı indiriyor" sorusunu yönelten Reuters muhabirine, oruçlu ağzıyla yalan söylemek zorunda kaldı: "Bunların hepsi dedikodu!"

Bu demeç üzerine başta Londra ve Paris borsası olmak üzere Avrupa borsaları rahatladı. Oysa, Sadrazam Mahmud Nedim Paşa o demeci verdiği dakikalarda, Osmanlı tarihinin en önemli iktisadi kararının alınacağı bir toplantıya katıldı.
Sadrazam Mahmud Nedim Paşa başkanlığındaki bu gizli toplantıya; Adliye Nazırı Midhat Paşa, Bahriye Nazırı Hasan Rıza Paşa, Hariciye Nazırı Esat Saffed Paşa, Maarif Nazırı Ahmed Cevdet Paşa, Maliye Nazırı Yusuf Ziya Paşa, Ticaret Nazırı Mehmed Kabuli Paşa ve Şeyhülislam Hasan Fehmi Efendi gibi Osmanlı yönetiminin önemli isimleri katıldı.

Bu herkesten gizli yapılan toplantının gündeminde Osmanlı’nın borçlar sorunu vardı. Osmanlı, son yıllarda aldığı borcu ancak borçla ödüyordu. Dış borcu 4 milyon 811 bin Frank idi. Osmanlı Bankası ve Galata bankerlerine olan borcu ise 190 milyon franktı.

Devlet hazinesi tamtakırdı.

Gönderen: yonetici Tarih: 18.03.2008 Saat: 07:17 (39 okunma)
(Devamı... | 16238 byte kaldı | yorumlar? | Puan: 5)

İnancı İnananlara Bırakmak!

Karaözü Haberler
Karaözü Haberler

Attila UÇAR : İnancı İnananlara Bırakmak!Attila UÇAR : İnancı İnananlara Bırakmak!

Günümüz Türkiye’sinde şeriatçı hareket ABD yanı sıra Devlet olanaklarını da arkasına alarak, genelde toplumu özelde de eğitimi ve ekonomiyi İslamize ederek konumunu pekiştirmeye çalışmaktadır. Türban bu süreçte hem mazlum maskesi takınmanın hem de okullardan başlayarak hegemonya kurabilmenin başlıca aracı olarak kullanılmaktadır. Bu gelişmelere seyirci kalmayan Alevilere asimilasyonu yoğunlaştırarak, laikliği ilke edinmiş Sünnilere de “merak edilecek bir şey yok, laiklik güvenceniz benim” denmektedir.

Zaman zaman kendimize şu soruyu soruyor muyuz? Biz ülke olarak bu günlere nasıl geldik? Bugünlere gelmemizde en büyük katkının 12 Eylül darbesi olduğu yadsınamaz. Toplum karşısında tahakküm eksenli ve Amerikancı darbelerle pekiştirilen devlet geleneği, laik kazanımlarımızın önemli oranda törpülenmesine neden olmuştur. Öyle ki ezilen büyük çoğunluğun laiklik karşısında içine sokulduğu yabancılaşma ve ekonomik haklarımızla laiklik arasındaki kopmaz bağın anlaşılamaz hale getirilmiş olması durumun vahametini göstermeye yeter. Bu gerçeklikte laikliğin Orduya güvenilerek korunabileceğini sanmak en büyük yanılgılardan birini oluşturmaktadır.

Gönderen: yonetici Tarih: 16.03.2008 Saat: 11:11 (82 okunma)
(Devamı... | 7204 byte kaldı | 1 yorum | Puan: 5)

DÜĞÜN DAVETİ

Karaözü Haberler
Karaözü Haberler

Zehra Tural ile Naim Kılıç'ın 21 Haziran 2008 saat 16,30 da nikah törenleri yapılacaktır. Tüm dost ve hemşerilerimiz davetlidir.
Tural ve Kılıç Ailesi

Adres: Kartal Evlendirme Dairesi
(Bülent Ecevit Kültür Merkezi)
Kartal/İstanbul

Tarih. 21 Haziran 2008
         Cumartesi
Saat. 16.30

Gönderen: yonetici Tarih: 14.03.2008 Saat: 13:18 (74 okunma)
(Devamı... | 1 yorum | Puan: 0)

ZEYTİNYAĞI FORMÜLÜ

Karaözü Haberler
Karaözü Haberler

Yusuf Genç bildirdi...
Soru çok yalın:
“Ülkeyi kötü yönettiği halde AKP seçimlerde oylarını nasıl arttırıyor ve kötü gidiş karşısında zeytinyağı gibi nasıl üste çıkıyor?”
Zeytinyağı taktiğini ayrıntılarını bir yazarımız sıralamış!..
Bakın neler diyor:
“Eğitimde işler kötü ama bu AKP’nin değil, halka dayatılan laik eğitimin suçu.”
Ekonomi perişan, ama bu AKP’nin değil, yeterince yeşil olmayan sermayenin suçu.
“Adalet bozuk, ama bu AKP’nin değil, şeriat yasalarını uygulamamayanların suçu.”
Terör azdı, ama bu AKP’nin değil,  teröriste sayın demeyenlerin suçu.
“Sağlık çöktü, ama bu AKP’nin değil, üfürükçü yerine dok tora gidenlerin suçu.”
Din tarikatların oyuncağı oldu, ama bu AKP’nin değil, halifeliği kaldıranların suçu.
“Güvenlik mafiş, ama bu AKP’nin değil, Amerikan karşıtlığı yapan ulusalcıların suçu.”
Katılımcı demokrasi işlemiyor, ama bu AKP’nin değil, demokrasinin suçu.

Gönderen: yonetici Tarih: 14.03.2008 Saat: 07:37 (53 okunma)
(Devamı... | 3062 byte kaldı | yorumlar? | Puan: 5)

DİYANET İŞLERİ BAŞKANI KENDİ İŞİNE BAKSIN.

Karaözü Haberler
Karaözü Haberler

BASINA VE KAMUOYUNA

1982 yılından beri, Anayasa ile zorunluluğu bulunan tek ders; Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersidir.  Bu ders, bu dersin kitapları tek mezheplidir. Diyanet İşleri Başkanının aksine, zorunlu din dersiyle,  Diyanet İşleri Başkanlığı kurumu gibi Sünnilik anlayışı doğrultusunda, devlet adına din ve dindar üretmektedir. Bardakoğlu'na göre çocukların cahil kalmasını önlemenin yolu, zorunlu din dersiymiş. Oysa çocukları cehalete ve ayrımcılığa sürükleyen uygulanmakta olan darbe ürünü zorunlu din dersidir.

Gönderen: yonetici Tarih: 08.03.2008 Saat: 11:08 (51 okunma)
(Devamı... | 7306 byte kaldı | yorumlar? | Puan: 0)

KADINLARIMIZDA TÜRBAN VE BAŞÖRTÜSÜNE DAİR

Karaözü Haberler
Karaözü Haberler

 
   
 
Kadınlarımız bu yazıyı mutlaka okumalıdır.

Atatürk Cumhuriyetini yöneten ve hükümet edenler ülkemizde bu kadar acil çözümlenmesi gereken sorunlar varken, Anayasamızın vazgeçilmez maddelerine de el atarak bir hamlede meclisteki güçlerini de kullanarak kadınlarımızın kılık kıyafetlerini ilgilendiren konuları sonunda Anayasamızın içerisine koymayı başardılar.

Biz elbette din adamı değiliz. Dini konularda ahkam kesecek de değiliz. Ancak, bilebildiğimiz kadarıyla Atatürk Devrimlerinin içinde yer alan 25 Kasım 1925 tarih ve 671 sayılı Kılık Kıyafet Kanunu’nda bulunmaktadır. Bugünkü iktidar, Atatürk Devrimlerini hiçe sayıp şeriatı getirip gerici bir devlet kurmanın ilk ve vazgeçilmez ayaklarından birini yerli yerine oturtmaya çalıştıklarını gözlemlemekteyiz. Üstelik Atatürk’ün getirdiği devrimlerini ve Anayasanın vazgeçilmez maddelerini değiştirerek Anayasal suç işlemektedirler.

Gönderen: yonetici Tarih: 02.03.2008 Saat: 11:49 (159 okunma)
(Devamı... | 10039 byte kaldı | yorumlar? | Puan: 0)

KARŞI DEVRİMİN KRONOLOJİSİ

Karaözü Haberler
Karaözü Haberler

Kılıçdağlı Bildirdi....

4 Şubat 1949: İki "meczup" Meclis'te ezan okuyor.

15 Şubat 1949: İlkokullarda isteğe bağlı olarak din dersleri
okutulmaya başlanması öneriliyor.

1 Mart 1950: CHP hükümeti, Tekke ve Türbelerin Kapatılmasına Dair 677
sayılı yasayı yürürlükten kaldırıyor. Türk büyüklerine ait olanlar ve
sanatsal değer taşıyanlar Milli Eğitim Bakanlığınca(!) halka açıldı.
Açılan türbe sayısı ilk aşamada 19 idi.

12 Nisan 1950: Mareşal Fevzi Çakmak için düzenlenen cenaze töreninde
gericiler dini siyasete alet ederek gövde gösterisi yapıyor.

29 Mayıs 1950: Başbakan Menderes, sadece "Millete mal olmuş
inkılaplarımızı saklı tutacağız " diyerek irticaya ilk işareti veriyor.

Gönderen: yonetici Tarih: 02.03.2008 Saat: 11:44 (77 okunma)
(Devamı... | 15367 byte kaldı | yorumlar? | Puan: 5)

Işık Hızı,

Karaözü Haberler
Karaözü Haberler

Kadir Erdoğan bildirdi....
Işık saniyede ortalama üç yüzbin km. hız yapar.Dünyada hiç bir cisim değil ışık hızına erişmek milyonda birine yaklaşamaz. Bugünkü yaşadığımız bu dünyada mümkün değil imkansız olanaksız hayal bile edilemez.Cismin ışık hızına erişmesi için kütlesinin sonsuz olması lazım.Bunu biliyoruz bilmesinede , bizim ülkemizdeki baş döndürücü gelişmelerin eğer Sevgili Hükümetimiz biraz daha çalışır gayret sarf ederse biraz daha zorlarsa ışık hızına eriştireceğini belki biraz da geçeceğini bilmiyoruz.Yani bu gidişle ışlk hızıda tarihe karışacak.Fizikte artık bizim ülkemizde olan biten gelişmelerin hızı birim alınacak.Son altı ayda yaşadığımız gelişmelere gündeme bakın, eve dönüş yasası çıksınmı çıkmasın mı ?

Gönderen: yonetici Tarih: 01.03.2008 Saat: 21:41 (315 okunma)
(Devamı... | 4422 byte kaldı | yorumlar? | Puan: 5)

Şeriatı en iyi bilen İranlı konuştu...

Karaözü Haberler
Karaözü Haberler

Atilla Uçar bildirdi.... 
Türkiye İran olmak üzeredir göreceksiniz...
Ruhi Tuna; İran'daki Humeyni devriminden sonra İran'ın kuzey kesimindeki sol direnişi örgütleyen, bu nedenle 1981 - 1989 yılları arasında 8 yıl İran hapishanelerinde hapis yattı. Heykeltraş sanatçısı Ruhi Tuna hapisten çıktıktan sonra 34 yıl yaşadığı İran'dan kaçtı ve Türkiye'ye sığındı.

7 yıl Türkiye'de yaşadıktan sonra 2006 Aralık ayında eşiyle birlikte siyasi mülteci olarak Kanada'ya yerleşti.

Gönderen: yonetici Tarih: 08.02.2008 Saat: 07:19 (67 okunma)
(Devamı... | 6414 byte kaldı | yorumlar? | Puan: 0)

AKP Alevileri asimile etmek istiyor

Karaözü Haberler
Karaözü Haberler

Atilla ERDEN : AKP Alevileri asimile etmek istiyor PDF Yazdır E-Posta
Pazartesi, 04 Şubat 2008
Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) eski Genel Başkanı, Antropolog Doç. Dr. Atilla Erden, AKP’nin Alevi açılımını, “Alevileri asimile etme, İslamın içinde gösterme” politikası olarak nitelendiriyor. Bu politikada bir parça da olsa başarılı olunacağını, ama temelde Anadolu Aleviliğinin yok edilemeyeceğini belirten Erden, Alevi örgütlerinin ve bilinçli tabanın bu plana karşı çıktığını ifade ediyor.

AKP’nin Alevi açılımını nasıl değerlendiriyorsunuz?

‘Alevi açılımı’ dedikleri, bugünkü iktidarın Alevilere bakış açısı. Bu iktidar, yüzyıllardır devam eden Alevilerle ilgili bazı değer yargılarını kendi lehinde de yorumlayarak, Alevileri tamamen bir mezhep boyutunda asimile etmek istiyor. Neden, çünkü bugüne kadar iktidarlar Alevileri zorla asimile edememişler. Zamanla edilenler var, görüyoruz. Köydeki esas kendi grubundan ayrılıp şehre gelince örgütten kopanlar, iş, ekonomik nedenle iktidarların baskısına ‘evet’ diyen bir sürü gruplar var.

Gönderen: yonetici Tarih: 06.02.2008 Saat: 07:26 (43 okunma)
(Devamı... | 12630 byte kaldı | yorumlar? | Puan: 5)

GÜNDEMLİK

Karaözü Haberler
Karaözü Haberler

Kadir Erdoğan bildirdi...
Ülkemizde gündem o kadar hızlı değişiyorki yetişmek mümkün değil. Dünyanın hiç bir ülkesinde gündem bu kadar hızlı değişmiyordur, oralarda değişse bile arkasından kosturunca yakalarlar, bizde yakalamakta imkansız.
Havasından suyundan toprağından mı nedir bilinmez yıllardır böyle gelmiş böyle gidiyor.Hiç bir şey bulamasalar Derby maçı gündeme oturuyor.Sağolsunlar yılardır iktidar dahilindekiler bu halkı hem Ekonomist, hemde Hukukcu etti, e bu kadar ekonomiden anlayan insan olunca gerçek Ekonomistler işsiz kaldı,herkes Anayasayı ezberledi  işine geldiği gibi yasaları öğrendi en Baba Hukukcular yasaların içinden çıkamaz oldu. 20 yıldır Anayasanın 1/3 ü değişti Halkımız daha değişmeden yeniyasaları öğrendi.  Şimdide tamamı değişiyor.Yıllardır Üniversitelerde türbanın yasak olup olmadığını kimse bilmiyordu, şimdi serbest olup olmayacağını tartışıyoruz.Teklif dahi edilemeyecek maddeler artık kökünden değiştirilmeye çalışılıyor.Günlerce aylarca Cumhurbaşkanının eşinin türbanlı olup olmayacağını tartıştık, ne oldu, demekki oluyormuş denildi. O da sineye çekildi.Yakın bir tarihte olaki bir türbanlı bayan Cumhurbaşkanı adayının eşinin cübbeli veya sarıklı olup olamayacağını tartışacagız.

Gönderen: yonetici Tarih: 06.02.2008 Saat: 07:17 (39 okunma)
(Devamı... | 3813 byte kaldı | 1 yorum | Puan: 0)

ŞERİAT ÜLKESİNDE KADIN OLMAK

Karaözü Haberler
Karaözü Haberler

Kılıçdağlı bildirdi....
Suudi Arabistan şeriatla yönetilen bir ülke, yani devlet ve toplum İslam dini esaslarına göre yönetiliyor. İşte bu ülkede kadın olmak ne anlama geliyor bakalım:
-Kadınların ehliyet alması ve otomobil kullanması yasak. 1990 yılında 47 kadın otomobile binerek protesto gösterisi yapmış, bir gün hapis cezası almışlar, pasaportlarına el konulmuş ve çalışanlar da işlerinden çıkarılmışlar.
-Kadınlar otelde yalnız başlarına kalamazlar. Geçtiğimiz günlerde Kral bir kararname çıkararak bu yasağı kaldırdı, yani artık kadınlar tek başlarına yanlarında bir erkek olmaksızın otelde kalabilecekler, ancaaak; resimli kimlik göstermesi ve otel sahibinin en yakın karakola derhal bu kadının detaylı bilgilerini bildirmesi koşuluyla:
"Suudi Arabistan'da yayımlanan El Vatan gazetesi, Ticaret ve Endüstri Bakanlığı'nın, kadınların otelde kalmaları için fotoğraflı kimliklerini göstermelerinin yeterli olduğuna ilişkin yeni düzenlemelerle ilgili genelgeyi otellere gönderdiğini duyurdu.
 Haberde, ancak otel yöneticilerinin kadınların kimliklerini yerel polise bildirmelerinin zorunlu olduğu belirtildi.

Gönderen: yonetici Tarih: 04.02.2008 Saat: 10:48 (98 okunma)
(Devamı... | 5957 byte kaldı | yorumlar? | Puan: 5)

Ikinci Oz

Karaözü Haberler
Karaözü Haberler

Kılıçdağlı bildirdi....
Ikinci Oz-Can DUNDAR-Milliyet-28.01.2008
Savci Dogan Oz, teror saldirilarinin yogunlastigi 1978'in ocak ayinda esi Sezen Oz'e demisti ki:
"Sorusturdugum bazi olaylarin izi, devlet icinde ust makamlara kadar tirmaniyor. Korkmaya basladim. Ama uzerine gidilmesi lazim."
Oz, yaptigi arastirma sonunda "artan siddet olaylarinin arkasinda demokrasi umudunu yok edip fasist bir duzen kurmayi amaclayan kontrgerilla bulundugunu" bir raporla Basbakan'a bildirmisti.
Raporu yazdiktan iki ay sonra, ustune gittigi cetenin silahli saldirisiyla olduruldu.
* * *

Gönderen: yonetici Tarih: 31.01.2008 Saat: 08:11 (115 okunma)
(Devamı... | 3521 byte kaldı | yorumlar? | Puan: 5)

Ergenekon

Karaözü Haberler
Karaözü Haberler

Kılıçdağlı Bildirdi....
Ergenekon-Can DUNDAR-Milliyet-28.01.2008
Fehmi Koru ("Taha Kivanc" adiyla) su satirlari yazdi onceki gun: "'Ergenekon' orgutunun varligindan kamuoyunu haberdar etme onuru bana ait degil. Onu Can Dundar ile Celal Kazdagli yillar once 'Ergenekon' kitabiyla yapmislardi."
O kitabin ic kapagina bakiyorum. Yayin tarihi 1997... 11 yil once yazmisiz "Ergenekon"u...
Ve "Devlet icinde Devlet" alt basligiyla kitabimiza isim yapmisiz.
* * *
Bu ismi ilk kez 12 Mart'ta ihtilalci deniz subayi Erol Mutercimler, Tumgeneral Memduh Unluturk'ten duymustu. Unluturk, 1971 rejiminde solcularin iskence gordugu Ziverbey Kosku'nun komutaniydi.
Soyle demisti Mutercimler'e: "Ergenekon, hukumetlerin de Genelkurmay'in da burokrasinin de uzerinde bir orguttur. 27 Mayis'tan sonra CIA, Pentagon tarafindan kurdurulmustur. Ozellikle Amerika'da kontrgerilla egitimi almis, kurslardan gecmis generallerin bir bolumu, 'Vatani kurtariyoruz' dusuncesiyle bu orgutte yer alirlar."
Mutercimler de demisti ki bize: "Bunun uzerine ben Ergenekon'u arastirdim. Gordum ki icinde subaylar, emniyetciler, profesorler, gazeteciler, isadamlari, siradan insanlar var. Bugun 'ceteler' dedigimiz kucuk birimler, 'Ergenekon' denilen ust orgut tarafindan kullanilan tetikciler..."
* * *

Gönderen: yonetici Tarih: 31.01.2008 Saat: 08:05 (60 okunma)
(Devamı... | 3657 byte kaldı | yorumlar? | Puan: 5)

Hakk Erenlerinin Yolu Başta da Ayrıydı Şimdi de Ayrıdır..

Karaözü Haberler
Karaözü Haberler

Hakk Erenlerinin Yolu Başta da Ayrıydı Şimdi de Ayrıdır.. / Ünsal ÖZTÜRK PDF Yazdır E-Posta
Pazartesi, 28 Ocak 2008
Ünsal ÖZTÜRK : Hakk Erenlerinin Yol'u Başta da Ayrıydı Şimdi de AyrıdırHakk Erenlerinin Yol’unda doğruluk vardır. Yani doğruluk Hakk’tır. Gidilecek Yol Naci ile Naciye yoludur. Naci ile Naciye yolu Kubbei Rahman’dan gelmektedir, bu yüzden Hakk’tır. Yol’un din ile Adem ve Havva ile ilişkisi yoktur. Hakk Erenleri’nin yolu başka bir âlemden gelmektedir ve Hakk’tır. Başta da ayrıydı, şimdi de ayrıdır. 
Reha Çamuroğlu’nun düzenlediği “Alevi iftar” yemeğine Başbakan Recep Tayip Erdoğan da katıldı. Başbakan bir konuşma yaptı. Reha Çamuroğlu düzenlediği “iftar”dan mutlu görünüyor. Alevilere bağırmaya, çağırmaya ve hakaretlere devam ediyor. Yaptığı bir açıklamada kendisinin iyi bir yazar olduğunu, kendisinin yazdıklarından daha iyi yazanlar olursa onların peşinden gideceğini söylüyor. “Söz konusu arkadaşlar, daha samimi, daha iyi şeyler yapsınlar. Yazdıklarımızdan daha iyisini yazsınlar. Biz de onları takip edelim, sevinelim” diyor. Çamuroğlu’nun yazdıklarını Başbakan da yazabilir. Çünkü her ikisinin de görüşleri birbirini tutmaktadır. Başbakan çatal bıçak kullanılmayan “iftar”da yaptığı konuşmada “Biz aynı kaptan yiyen aynı tastan içen insanlarız” dedikten sonra “dinin bir sahibi var, o da yüce Allah’tır” dedi. Bu sözleri Çamuroğlu huşu içinde dinledi, kendinden geçti. Gözleri buğulandı, yüreği burkuldu, içi sızladı. Allah’ı aklına getirdikçe bir kere daha yaptığı işin doğruluğunu düşündü.

Gönderen: yonetici Tarih: 30.01.2008 Saat: 13:38 (86 okunma)
(Devamı... | 7887 byte kaldı | yorumlar? | Puan: 5)

Nakşibendiler, Alevi-Bektaşilere ’kara çarşaf’ giydirmek istiyor

Karaözü Haberler
Karaözü Haberler

Kılıçdağlı Bildirdi.....

Bektaşilik ve Nakşibendilik, ilk Türk tasavvuf hareketi olan Yesevilik’ten doğdu.

Nakşibendilik, zamanla Türklüğü unutup Hint ve İran etkisine girdi. Önce Orta Asya’da, Yeseviliği Sünni öğreti içinde eriterek yok etti. Ardından, Anadolu’da kök saldığı son 400 yıldır da hedefinde hep Bektaşiler oldu. Onları da "Sünnileştirmek" için hiçbir fırsatı kaçırmadı; ne yazık ki Bektaşilerin katledilmesine bile onay verdi.

TARİH: 2 Zilhicce (1826). Yer: İstanbul Topkapı Sarayı’ndaki Cami-i Şerif. Padişah II. Mahmud, kafes arkasına geçip camiye davet edilen şeyhlerin konuştmalarını dinlemeye başladı.

Osmanlı merkezi idaresi, o günlerde tarihinin en önemli kararlarından birini almak üzereydi. II. Mahmud, Sünni din adamlarının desteğine ihtiyaç duyuyordu.

Toplantıya katılan bu "kanaat önderleri" şunlardı:

Gönderen: yonetici Tarih: 21.01.2008 Saat: 13:53 (101 okunma)
(Devamı... | 10061 byte kaldı | yorumlar? | Puan: 4.25)

HZ. HÜSEYİN VE MUHARREM AYI

Karaözü Haberler
Karaözü Haberler

Koray Ahmet ASLAN Bildirdi....

Bismillahirrahmannirrahim

Yüce Allah’ a hamd-ü senalar, Hz.Muhammed’ e ve aline selatü ve selam olsun.

Sevgili Canlar, değerli arkadaşlar hepinizi saygı ve sevgi ile selamlıyorum. Muharrem ayı geldiğinde veya zikredildiği zaman ilk olarak akla Hz.Hüseyin ve onun şehit edilmesi hatırlanır. Dolayısıyla Muharrem ayında Hz.Hüseyin’ i anmak, faziletlerini ve kudsiyetini zikredip, anlatmak zaruri bir vecibedir. Çünkü cenabı Allah, peygamberlerini ve resullerini, insanlara hidayet yolunu göstermek için göndermiştir. Kimileri Allah’ ın ilahi emirlerine uyup itaat eder, kimileri de bunlara karşı gelerek Allah’ ın gazabına uğrarlar. Çünkü bu hayat bir imtihandır, neticesinde kazanma ve kaybetme vardır.

Bilindiği gibi Hz.Hüseyin yeryüzünde bulunan en kutsal evin bir ferdidir. Bu kutsal evin fertlerine ehlibeyt, ehli aba, kurtuluş gemisi, insanların hidayet kaynağı denilmiştir. Kuran’ ı Kerimde, ehlibeyt ile ilgili olarak bir çok ayeti kerime olduğu gibi, Hz. Muhammed’ in de birçok hadisi vardır.

Gönderen: yonetici Tarih: 16.01.2008 Saat: 23:01 (186 okunma)
(Devamı... | 7536 byte kaldı | yorumlar? | Puan: 4.42)

AKP `NiN iFTAR YEMEGi KATILIMINA KARSI CIKAN ALEViLER NE iSTiYOR?

Karaözü Haberler
Karaözü Haberler

Muzaffer Arıca Bildirdi...
Hic bir zaman laf olsun diye,bende birseyler yazayim da yazdi desinlere sizlerin gözlerinizi yormak istemedim.
Ancak;gündeme damgasini vuran Sayin Basbakanin vede Onun partisinden olan Sayin milletvekillerinin Muharem Orucu iftarina katilimina karsi cikan Alevi Canlarina birseyler sorup ögrenmek istedigimden dolayi bu yaziyi yazma geregini duydum.
Katilirsiniz-katilmazsiniz,onaylarsiniz-onaylamazsiniz saygi duyarim.Ancak bana vereceginiz cevaba simdiden tesekür ederim,bende aydinlanmis olurum.
Simdi soruyorum;AKP Milletvekillerininin vede Sayin Basbakanin bu yemege Davet edilisine neden karsi cikiyorsunuz?Neyini yalnis buluyorsunuz,amaciniz nedir?
Ben sahsim adina davete icab edip katilanlara sükranlarimi sunuyor saygi ile selamliyorum.Allah ( C.C.) in Selameti üzerlerine olsun.
Karsi cikan Canlar sizlere soruyorum;göstermelikte sagolsun bu AKP partisi iftar yemegine katilarak orada bulunanlardan Alevilerin isteklerini yüzyüze dinledi.Göstermelikte olsa katildi.
Simdiye kadar dedelerimizin,babalarimizin,sizlerin-bizlerin,yalnis empoze fikirler asiladigimiz cocuklarimizin oy verdigi,verecegi hangi parti baskani icimize katilarak sorunlari yüzyüze dinledi?(Secim zamanlari haric).


Not: Atilla Uçar
BİR FIKRA!!
Adamın biri Hoca'ya sormuş:
"O veli hangi velidir ki,deniz kenarında kızını kurban eder