 |
Üye Giriş |
 |
 |
Hesabınız yoksa Buraya tıklayarak açabilirsiniz |
 |
|
 |
Menü |
 |
|
 |
Anket |
 |
 |
Şu an bu bloğun içeriği yok. |
 |
|
|
 |
HANGİ PEZEVENK |
 |
 |
|
 Karaözü Haberler
|
Kılıçdağlı Bildirdi....
İrticanın Dibi Yoktur...... ../ İlhan Selçuk Amerika Irak'ı işgal ederken ne düşünüyordu: Diktatör Saddam 'i devireceğiz, yerine demokrasiyi kuracağız; halk bizi çiçeklerle bekliyor... Ne oldu?.. Irak nerdeee?.. Demokrasi nerdeee?.. *** Amerika bir yandan Irak'ı işgal ederken öte yandan Türkiye için ne düşünüyordu? . "Ilımlı İslam Devleti Modeli..." Kafaya bak sen!.. Irak için demokrasi... Atatürk 'un kurduğu laik Türkiye Cumhuriyeti için İslam Devleti Modeli...
|
|
|
|
Gönderen: yonetici Tarih: 17.04.2008 Saat: 08:41 (61 okunma)
(Devamı... | 3322 byte kaldı | yorumlar? | Puan: 5) |
|
|
 |
|
 |
Bir önceki M.Fehmi EFENDİ'nin devamı-2 |
 |
 |
|
 Karaözü Haberler
|
M. Latif SALİHOĞLU (YENİ ASIR GAZETESİ)
Son Şeyhülislâm'a organize iftira
Son Osmanlı Şeyhülislâmı Mustafa Sabri Efendi, mecburî ikamete zorlandığı Kahire'de vefat etti. (12 Mart 1954) İlmî vukufiyeti kadar siyasî ve sosyal faaliyetleriyle de dikkat çeken M. Sabri Efendi, oğlu İbrahim ile birlikte sakıncalı 150'likler listesine dahil edildiği için, 1922'de yurdu terk etmek zorunda kaldı. Önce Romanya'ya sığındı. İki yıl sonra da Mısır'ın başkenti Kahire'ye giderek, ömrünün geri kalan son 30 yılını (1924–54) orada El–Ezher'de ders vererek geçirdi. Mustafa Sabri Efendi, 1869'da Tokat'ta doğdu. Memleketinde başladığı tahsil hayatına Kayseri ve İstanbul'da sürdürerek, nihayet müderris (profesör) oldu. Saray'da Sultan II. Abdülhamid'e çok yakın bir ilim erbabı olarak, uzun yıllar "huzur dersleri"ne katıldı, ayrıca kütüphane müdürlüğü yaptı. II. Meşrûtiyetin ilânından sonra siyasete atıldı ve Tokat mebusu olarak Meclis'e girdi. Önce sopalı seçimlerle, ardından Babıâli baskınlarıyla iktidarı zorla elinde tutmaya çalışan İttihat–Terakki Fırkasının ve hükümetlerinin en şiddetli muhalifleri arasında yer aldı. Komitacıların ölüm tehditleri yüzünden, bir müddet Romanya'ya gitti. Neşriyat ve siyaset yoluyla orada da muhalefetini devam ettirdi. Birinci Dünya Harbi esnasında, Romanya'dan gelerek Bursa'ya yerleşti. Ardından tekrar siyasete atıldı.
|
|
|
|
Gönderen: yonetici Tarih: 15.04.2008 Saat: 08:19 (37 okunma)
(Devamı... | 6277 byte kaldı | yorumlar? | Puan: 5) |
|
|
 |
|
 |
Gün Gün DEMOKRAT PARTİ TARİHİ |
 |
 |
|
 Karaözü Haberler
|
Kılıçdağlı Bildirdi....
( 22 Temmuz 2007 seçimlerine iktidar partisi AKP, liderini 1950-60 döneminin başbakanı Adnan Menderes ile özdeşleştirerek girmeyi önemli bir seçim kozu olarak belirlemiştir. Bu tercihin temelinde, bizlerin belleği silinerek yeniden formatlanmış, yoğun propaganda altında doğruları ve değer ölçüleri çarpıtılmış bir kitle olmamıza duyulan güven yatmaktadır. Ekli kronolojik Demokrat Parti tarihi o dönemi hiç yaşamamış, yaşayıp da unutmuş olanlar için hazırlanmıştır ).
* 7 Ocak 1946 : Demokrat Parti; Celal Bayar, Adnan Menderes, Fuad Köprülü ve Refik Koraltan tarafından kuruldu.
* 21 Temmuz 1946 : Yapılan ilk çok partili seçimde CHP 396, ancak 16 ilde seçime girebilen DP 62, bağımsızlar ise 7 milletvekili çıkardı.
|
|
|
|
Gönderen: yonetici Tarih: 10.04.2008 Saat: 08:36 (24 okunma)
(Devamı... | 65627 byte kaldı | yorumlar? | Puan: 5) |
|
|
 |
|
 |
Ergenekon Kontra terör örgütü'nün yönetim şeması |
 |
 |
|
 Karaözü Haberler
|
|
Av.Mahmut Erdem bildirdi... ( Radikal Gazetesi, 5 Nisan 2008
Ergenekon Kontra terör örgütü'nün yönetim şeması
Tek yol suikast: Dünyada var olabilmiş tüm sistemler, ülke çıkarları ve mevcut rejim ilkelerine aykırı ideolojilere sahip siyasileri engellemiştir. Bunun ise; iki yolu vardır: 1- Suikast 2- Dezenformasyondur. Ergenekon operasyonu kapsamında tutuklanan Türk Ortodoks Patrikhanesi sözcüsü Sevgi Erenerol, en uzun ve detaylı şekilde sorgulanan zanlılarındandı. İlk kez Tuncay Güney'in evinde ele geçirilen 'Ergenekon Analiz Yeni Yapılanma Yönetim ve Geliştirme Projesi 29 Ekim 1999 İstanbul' başlıklı metin hakkında en detaylısorular ona soruldu. Bu belgeyle ilgili Veli Küçük bu kadar detaylı sorgulanmamıştı. Sevgi Erenerol'a polisin soruları Ergenekon belgesinin ne kadar detaylı ve çok yönlü planlar içerdiğini gözler önüne serdi. [ Radikal Gazetesi'nin haberi... ]
|
|
|
|
Gönderen: yonetici Tarih: 07.04.2008 Saat: 21:54 (44 okunma)
(Devamı... | 11351 byte kaldı | yorumlar? | Puan: 1) |
|
|
 |
|
 |
Artık bir gerçeği herkes biliyor: Ekonomik kriz geliyor. |
 |
 |
|
 Karaözü Haberler
|
Kılıçdağlı bildirdi... Artık bir gerçeği herkes biliyor: Ekonomik kriz geliyor.
İç piyasada büyük bir daralma var. İşsiz sayısına 90 bin kişi daha eklendi. Enflasyon eski günlere dönüş sinyali veriyor. Ve en önemlisi, dünya ekonomisinde büyük dalgalanmalar yaşanıyor. Küresel kriz, Türkiye gibi cari açığı büyük ülkelerde nelere yol açar? Cumhuriyet tarihinin en büyük mali krizi kapıda mı? Ben size dünü yazayım; bugüne benziyor mu siz karar verin.
TARİH 6 Ekim 1875. Yer: İstanbul. Sadrazam Mahmud Nedim Paşa, daha iki gün önce, "Osmanlı Devleti, faizleri yarıya mı indiriyor" sorusunu yönelten Reuters muhabirine, oruçlu ağzıyla yalan söylemek zorunda kaldı: "Bunların hepsi dedikodu!"
Bu demeç üzerine başta Londra ve Paris borsası olmak üzere Avrupa borsaları rahatladı. Oysa, Sadrazam Mahmud Nedim Paşa o demeci verdiği dakikalarda, Osmanlı tarihinin en önemli iktisadi kararının alınacağı bir toplantıya katıldı. Sadrazam Mahmud Nedim Paşa başkanlığındaki bu gizli toplantıya; Adliye Nazırı Midhat Paşa, Bahriye Nazırı Hasan Rıza Paşa, Hariciye Nazırı Esat Saffed Paşa, Maarif Nazırı Ahmed Cevdet Paşa, Maliye Nazırı Yusuf Ziya Paşa, Ticaret Nazırı Mehmed Kabuli Paşa ve Şeyhülislam Hasan Fehmi Efendi gibi Osmanlı yönetiminin önemli isimleri katıldı.
Bu herkesten gizli yapılan toplantının gündeminde Osmanlı’nın borçlar sorunu vardı. Osmanlı, son yıllarda aldığı borcu ancak borçla ödüyordu. Dış borcu 4 milyon 811 bin Frank idi. Osmanlı Bankası ve Galata bankerlerine olan borcu ise 190 milyon franktı.
Devlet hazinesi tamtakırdı.
|
|
|
|
Gönderen: yonetici Tarih: 18.03.2008 Saat: 07:17 (39 okunma)
(Devamı... | 16238 byte kaldı | yorumlar? | Puan: 5) |
|
|
 |
|
 |
İnancı İnananlara Bırakmak! |
 |
 |
|
 Karaözü Haberler
|
Attila UÇAR : İnancı İnananlara Bırakmak!
Günümüz Türkiye’sinde şeriatçı hareket ABD yanı sıra Devlet olanaklarını da arkasına alarak, genelde toplumu özelde de eğitimi ve ekonomiyi İslamize ederek konumunu pekiştirmeye çalışmaktadır. Türban bu süreçte hem mazlum maskesi takınmanın hem de okullardan başlayarak hegemonya kurabilmenin başlıca aracı olarak kullanılmaktadır. Bu gelişmelere seyirci kalmayan Alevilere asimilasyonu yoğunlaştırarak, laikliği ilke edinmiş Sünnilere de “merak edilecek bir şey yok, laiklik güvenceniz benim” denmektedir.
Zaman zaman kendimize şu soruyu soruyor muyuz? Biz ülke olarak bu günlere nasıl geldik? Bugünlere gelmemizde en büyük katkının 12 Eylül darbesi olduğu yadsınamaz. Toplum karşısında tahakküm eksenli ve Amerikancı darbelerle pekiştirilen devlet geleneği, laik kazanımlarımızın önemli oranda törpülenmesine neden olmuştur. Öyle ki ezilen büyük çoğunluğun laiklik karşısında içine sokulduğu yabancılaşma ve ekonomik haklarımızla laiklik arasındaki kopmaz bağın anlaşılamaz hale getirilmiş olması durumun vahametini göstermeye yeter. Bu gerçeklikte laikliğin Orduya güvenilerek korunabileceğini sanmak en büyük yanılgılardan birini oluşturmaktadır.
|
|
|
|
Gönderen: yonetici Tarih: 16.03.2008 Saat: 11:11 (82 okunma)
(Devamı... | 7204 byte kaldı | 1 yorum | Puan: 5) |
|
|
 |
|
 |
ZEYTİNYAĞI FORMÜLÜ |
 |
 |
|
 Karaözü Haberler
|
Yusuf Genç bildirdi... Soru çok yalın: “Ülkeyi kötü yönettiği halde AKP seçimlerde oylarını nasıl arttırıyor ve kötü gidiş karşısında zeytinyağı gibi nasıl üste çıkıyor?” Zeytinyağı taktiğini ayrıntılarını bir yazarımız sıralamış!.. Bakın neler diyor: “Eğitimde işler kötü ama bu AKP’nin değil, halka dayatılan laik eğitimin suçu.” Ekonomi perişan, ama bu AKP’nin değil, yeterince yeşil olmayan sermayenin suçu. “Adalet bozuk, ama bu AKP’nin değil, şeriat yasalarını uygulamamayanların suçu.” Terör azdı, ama bu AKP’nin değil, teröriste sayın demeyenlerin suçu. “Sağlık çöktü, ama bu AKP’nin değil, üfürükçü yerine dok tora gidenlerin suçu.” Din tarikatların oyuncağı oldu, ama bu AKP’nin değil, halifeliği kaldıranların suçu. “Güvenlik mafiş, ama bu AKP’nin değil, Amerikan karşıtlığı yapan ulusalcıların suçu.” Katılımcı demokrasi işlemiyor, ama bu AKP’nin değil, demokrasinin suçu.
|
|
|
|
Gönderen: yonetici Tarih: 14.03.2008 Saat: 07:37 (53 okunma)
(Devamı... | 3062 byte kaldı | yorumlar? | Puan: 5) |
|
|
 |
|
 |
KADINLARIMIZDA TÜRBAN VE BAŞÖRTÜSÜNE DAİR |
 |
|
 |
Şeriatı en iyi bilen İranlı konuştu... |
 |
 |
|
 Karaözü Haberler
|
Atilla Uçar bildirdi.... Türkiye İran olmak üzeredir göreceksiniz...
Ruhi Tuna; İran'daki Humeyni devriminden sonra İran'ın kuzey kesimindeki sol direnişi örgütleyen, bu nedenle 1981 - 1989 yılları arasında 8 yıl İran hapishanelerinde hapis yattı. Heykeltraş sanatçısı Ruhi Tuna hapisten çıktıktan sonra 34 yıl yaşadığı İran'dan kaçtı ve Türkiye'ye sığındı.
7 yıl Türkiye'de yaşadıktan sonra 2006 Aralık ayında eşiyle birlikte siyasi mülteci olarak Kanada'ya yerleşti.
|
|
|
|
Gönderen: yonetici Tarih: 08.02.2008 Saat: 07:19 (67 okunma)
(Devamı... | 6414 byte kaldı | yorumlar? | Puan: 0) |
|
|
 |
|
 |
AKP Alevileri asimile etmek istiyor |
 |
 |
|
 Karaözü Haberler
|
| Atilla ERDEN : AKP Alevileri asimile etmek istiyor | | | |
| Pazartesi, 04 Şubat 2008 | Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) eski Genel Başkanı, Antropolog Doç. Dr. Atilla Erden, AKP’nin Alevi açılımını, “Alevileri asimile etme, İslamın içinde gösterme” politikası olarak nitelendiriyor. Bu politikada bir parça da olsa başarılı olunacağını, ama temelde Anadolu Aleviliğinin yok edilemeyeceğini belirten Erden, Alevi örgütlerinin ve bilinçli tabanın bu plana karşı çıktığını ifade ediyor.
AKP’nin Alevi açılımını nasıl değerlendiriyorsunuz?
‘Alevi açılımı’ dedikleri, bugünkü iktidarın Alevilere bakış açısı. Bu iktidar, yüzyıllardır devam eden Alevilerle ilgili bazı değer yargılarını kendi lehinde de yorumlayarak, Alevileri tamamen bir mezhep boyutunda asimile etmek istiyor. Neden, çünkü bugüne kadar iktidarlar Alevileri zorla asimile edememişler. Zamanla edilenler var, görüyoruz. Köydeki esas kendi grubundan ayrılıp şehre gelince örgütten kopanlar, iş, ekonomik nedenle iktidarların baskısına ‘evet’ diyen bir sürü gruplar var. |
|
|
|
|
Gönderen: yonetici Tarih: 06.02.2008 Saat: 07:26 (43 okunma)
(Devamı... | 12630 byte kaldı | yorumlar? | Puan: 5) |
|
|
 |
|
 |
ŞERİAT ÜLKESİNDE KADIN OLMAK |
 |
 |
|
 Karaözü Haberler
|
|
Kılıçdağlı bildirdi.... Suudi Arabistan şeriatla yönetilen bir ülke, yani devlet ve toplum İslam dini esaslarına göre yönetiliyor. İşte bu ülkede kadın olmak ne anlama geliyor bakalım: -Kadınların ehliyet alması ve otomobil kullanması yasak. 1990 yılında 47 kadın otomobile binerek protesto gösterisi yapmış, bir gün hapis cezası almışlar, pasaportlarına el konulmuş ve çalışanlar da işlerinden çıkarılmışlar. -Kadınlar otelde yalnız başlarına kalamazlar. Geçtiğimiz günlerde Kral bir kararname çıkararak bu yasağı kaldırdı, yani artık kadınlar tek başlarına yanlarında bir erkek olmaksızın otelde kalabilecekler, ancaaak; resimli kimlik göstermesi ve otel sahibinin en yakın karakola derhal bu kadının detaylı bilgilerini bildirmesi koşuluyla: "Suudi Arabistan'da yayımlanan El Vatan gazetesi, Ticaret ve Endüstri Bakanlığı'nın, kadınların otelde kalmaları için fotoğraflı kimliklerini göstermelerinin yeterli olduğuna ilişkin yeni düzenlemelerle ilgili genelgeyi otellere gönderdiğini duyurdu. Haberde, ancak otel yöneticilerinin kadınların kimliklerini yerel polise bildirmelerinin zorunlu olduğu belirtildi.
|
|
|
|
Gönderen: yonetici Tarih: 04.02.2008 Saat: 10:48 (98 okunma)
(Devamı... | 5957 byte kaldı | yorumlar? | Puan: 5) |
|
|
 |
|
 |
Ergenekon |
 |
 |
|
 Karaözü Haberler
|
|
Kılıçdağlı Bildirdi.... Ergenekon-Can DUNDAR-Milliyet-28.01.2008 Fehmi Koru ("Taha Kivanc" adiyla) su satirlari yazdi onceki gun: "'Ergenekon' orgutunun varligindan kamuoyunu haberdar etme onuru bana ait degil. Onu Can Dundar ile Celal Kazdagli yillar once 'Ergenekon' kitabiyla yapmislardi." O kitabin ic kapagina bakiyorum. Yayin tarihi 1997... 11 yil once yazmisiz "Ergenekon"u... Ve "Devlet icinde Devlet" alt basligiyla kitabimiza isim yapmisiz. * * * Bu ismi ilk kez 12 Mart'ta ihtilalci deniz subayi Erol Mutercimler, Tumgeneral Memduh Unluturk'ten duymustu. Unluturk, 1971 rejiminde solcularin iskence gordugu Ziverbey Kosku'nun komutaniydi. Soyle demisti Mutercimler'e: "Ergenekon, hukumetlerin de Genelkurmay'in da burokrasinin de uzerinde bir orguttur. 27 Mayis'tan sonra CIA, Pentagon tarafindan kurdurulmustur. Ozellikle Amerika'da kontrgerilla egitimi almis, kurslardan gecmis generallerin bir bolumu, 'Vatani kurtariyoruz' dusuncesiyle bu orgutte yer alirlar." Mutercimler de demisti ki bize: "Bunun uzerine ben Ergenekon'u arastirdim. Gordum ki icinde subaylar, emniyetciler, profesorler, gazeteciler, isadamlari, siradan insanlar var. Bugun 'ceteler' dedigimiz kucuk birimler, 'Ergenekon' denilen ust orgut tarafindan kullanilan tetikciler..." * * *
|
|
|
|
Gönderen: yonetici Tarih: 31.01.2008 Saat: 08:05 (60 okunma)
(Devamı... | 3657 byte kaldı | yorumlar? | Puan: 5) |
|
|
 |
|
 |
Hakk Erenlerinin Yolu Başta da Ayrıydı Şimdi de Ayrıdır.. |
 |
 |
|
 Karaözü Haberler
|
| Hakk Erenlerinin Yolu Başta da Ayrıydı Şimdi de Ayrıdır.. / Ünsal ÖZTÜRK | | | |
| Pazartesi, 28 Ocak 2008 | Hakk Erenlerinin Yol’unda doğruluk vardır. Yani doğruluk Hakk’tır. Gidilecek Yol Naci ile Naciye yoludur. Naci ile Naciye yolu Kubbei Rahman’dan gelmektedir, bu yüzden Hakk’tır. Yol’un din ile Adem ve Havva ile ilişkisi yoktur. Hakk Erenleri’nin yolu başka bir âlemden gelmektedir ve Hakk’tır. Başta da ayrıydı, şimdi de ayrıdır. Reha Çamuroğlu’nun düzenlediği “Alevi iftar” yemeğine Başbakan Recep Tayip Erdoğan da katıldı. Başbakan bir konuşma yaptı. Reha Çamuroğlu düzenlediği “iftar”dan mutlu görünüyor. Alevilere bağırmaya, çağırmaya ve hakaretlere devam ediyor. Yaptığı bir açıklamada kendisinin iyi bir yazar olduğunu, kendisinin yazdıklarından daha iyi yazanlar olursa onların peşinden gideceğini söylüyor. “Söz konusu arkadaşlar, daha samimi, daha iyi şeyler yapsınlar. Yazdıklarımızdan daha iyisini yazsınlar. Biz de onları takip edelim, sevinelim” diyor. Çamuroğlu’nun yazdıklarını Başbakan da yazabilir. Çünkü her ikisinin de görüşleri birbirini tutmaktadır. Başbakan çatal bıçak kullanılmayan “iftar”da yaptığı konuşmada “Biz aynı kaptan yiyen aynı tastan içen insanlarız” dedikten sonra “dinin bir sahibi var, o da yüce Allah’tır” dedi. Bu sözleri Çamuroğlu huşu içinde dinledi, kendinden geçti. Gözleri buğulandı, yüreği burkuldu, içi sızladı. Allah’ı aklına getirdikçe bir kere daha yaptığı işin doğruluğunu düşündü. |
|
|
|
|
Gönderen: yonetici Tarih: 30.01.2008 Saat: 13:38 (86 okunma)
(Devamı... | 7887 byte kaldı | yorumlar? | Puan: 5) |
|
|
 |
|
 |
HZ. HÜSEYİN VE MUHARREM AYI |
 |
 |
|
 Karaözü Haberler
|
|
Koray Ahmet ASLAN Bildirdi....
Bismillahirrahmannirrahim
Yüce Allah’ a hamd-ü senalar, Hz.Muhammed’ e ve aline selatü ve selam olsun.
Sevgili Canlar, değerli arkadaşlar hepinizi saygı ve sevgi ile selamlıyorum. Muharrem ayı geldiğinde veya zikredildiği zaman ilk olarak akla Hz.Hüseyin ve onun şehit edilmesi hatırlanır. Dolayısıyla Muharrem ayında Hz.Hüseyin’ i anmak, faziletlerini ve kudsiyetini zikredip, anlatmak zaruri bir vecibedir. Çünkü cenabı Allah, peygamberlerini ve resullerini, insanlara hidayet yolunu göstermek için göndermiştir. Kimileri Allah’ ın ilahi emirlerine uyup itaat eder, kimileri de bunlara karşı gelerek Allah’ ın gazabına uğrarlar. Çünkü bu hayat bir imtihandır, neticesinde kazanma ve kaybetme vardır.
Bilindiği gibi Hz.Hüseyin yeryüzünde bulunan en kutsal evin bir ferdidir. Bu kutsal evin fertlerine ehlibeyt, ehli aba, kurtuluş gemisi, insanların hidayet kaynağı denilmiştir. Kuran’ ı Kerimde, ehlibeyt ile ilgili olarak bir çok ayeti kerime olduğu gibi, Hz. Muhammed’ in de birçok hadisi vardır.
|
|
|
|
Gönderen: yonetici Tarih: 16.01.2008 Saat: 23:01 (186 okunma)
(Devamı... | 7536 byte kaldı | yorumlar? | Puan: 4.42) |
|
|
 |
|
|