skip to content

KARAÖZÜ MAHALLESİ İLE İLGİLİ HABERLER
 

 EDİRNE ve CİVARINDA OLAN KARAÖZÜLÜLERİN DİKKATİNE! 

Tai Boks Türkiye şampiyonu, Avrupa Üçüncüsü Karaözülü MUSTAFA IŞIK, Türk Milli Rugby takımının kampına katılmak üzere Türkiye’ye geliyor. Yarın (18 Ekim 2014) İstanbul’dan Edirne’ye geçeceğini söyledi.
 
Sporun adı RUGBY
Rugby milli takımı 2011 de kurulup son sezon bir üst lige çıktı. Türkiye, Avrupa 2 enc d grubunda yer alıyor .
 
Kamp 2 hafta sürecek.
 
Müsabakalar Edirne’de gerçekleşecek.
 
25.10. 2014’de Edirne’de Bosna Hersek e karşı saat 14.00 da lig maçı gerçekleşecek.
 
2.11.2014’de Bulgaristan’a geçip orada Bulgar milli takımına karşı mücadele vereceklerini söyledi.
 
Grupta Bosna Hersek, Bulgaristan, Norveç, Finlandiya ve Türkiye bulunmaktadır.
 
Edirne ve yakınında bulunan Karaözülülerin  şampiyonumuzu yalnız bırakmayacaklarını umuyor, kendisine başarılar diliyoruz. 
 
İyi ki varsın şampiyon. Daha iyi sonuçlar almak için gerekli olan güç, kuvvet, yürek, bilek sende fazlası ile var. Yolun açık olsun. 

 

PAMUKPINAR İLKÖĞRETMEN OKULU (SİVAS - YILDIZELİ) MEZUNLARI KARAÖZÜ'DE ÖĞRETMENLERİ İLE BULUŞTULAR
6 Ekim 2014
Yıldızeli - Pamukpınar İlkğretmen Okulu Mezunlarının Resim Öğretmeni KENAN DEĞER ve Bedeneğitimi öğretmeni FARUK SÜKAN, Karaözü'ye geldiler. Kenan Değer'in, öğrencileri ile buluşmak üzere 6 Ekim 2014 Kurban Bayramı'nın 3.cü günü Karaözüye geleceğini duyan FARUK SÜKAN, 5 Ekim 2014 akşamı Karaözü'deydi.
 
Öğrencileri kendilerini ağırlamak üzere Derneğimizle birlikte hazırlıklara başladılar. Önce Mantı hazırlandı. Feti Dalak'ın getirdiği içli köfteler pişirildi. Tavuk haşlandı. Okuldaki anılarında hep var olan EKMEK - HELVA hazırlandı. Yoğurt özellikle sarımsaklı yoğurt şart denildi. Yaşlı delikanlılar bir kereye mahsus bol tereyağlı mantıyı diyetlerini gözardı ederek yediler. Faruk Sükan "Ne kadar çok öğrencimiz varmış" dedi. Öğrencilerinden iki kişinin hayatta olmamdığını öğrendiğinde gerçekten üzüldü. Yıllar önce Karaözü'ne gelmişti ve kendini değerli öğretmen Zeki ARgüder ve Durdu Yılmaz'ın aileleri ağırlamıştı. Durdu Yılmaz'ın eşi ve oğlu gelerek kendisi ile görüştüler. Zeki Argüder'in haberi olduğunda kendisi Ankara'da idi. Zeki bey hocası ile telefonda konuştu ve hasret giderdiler.
 
Öğrencileri birer birer anılarını anlatırken, öğretmenlerin yüzündeki heyecanı görmeniz gerekirdi. Tek kelime ile mükemmel bir gün yaşadık. Bu buluşmayı sağlayan Süleyman ÖZEL'e, Emeğini esirgemeyen; Fatma Özerdem, Kebire Özel Karahan, Seval Doğanay Erden, Nurten Doğanay Öztürk, Nurten Çoban Keleş, Gülümser Tatar, Servet Kılıç, Raziye Seven, E.Tahsin Genç'e,
 
Maddi desteğini esirgemeyen; Süleyman Özel, Mustafa Bağcı, İhsan Özerdem, Avukat Bahri Egemen (Sarıoğlan'da görev yapıyor), Mustafa Kılıç, Feti Dalak, Erdal Kabak, İsmail Kılıç, İsmail Taşyürek, Lütfi Yapıcı'ya,
 
Müziği ile misafirlerimizi coşturan Taşkın Erdoğan'a,
 
Evini misafirlerimize açarak onları ağırlayan Hüseyin (Asım) Özel'e çok teşekkür ediyoruz.

Toplantıya Katılan Pamukpınar İlkğretmen Okulu mezunu Karaözülü Öğretmenlerimiz: AHMET ASLAN, AHMET ÖZERDEM, ALİŞİR ERDOĞAN, BEKİR ÖZEL, CEMİL AVCI, ERDAL KABAK, ERKAN TAHSİN GENÇ, FETİ DALAK, İHSAN ÖZERDEM, İSMAİL KILIÇ, İSMAİL TAŞYÜREK, LÜTFİ YAPICI, MUSTAFA KILIÇ, RAİF ASLAN, SÜLEYMAN ÖZEL

İYİ Kİ VARSINIZ

Görüntülere BURAYA tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Karaözü Kültür Dayanışma ve B.M.D.Derneği adına
Yönetim Kurulu Başkanı
Nurayişe Özerdem Çolakgil

BAŞARI BELGESİ 

Karaözü Mahallesinde 21.08.2014 ve 10.09.2014 tarihlerinde meydana gelen iki ayrı sel felaketinde felaketin yaralarının sarılması aşamasında gayretli ve özveri çalışmalar sergileyen Karaözü Mahalle Muhtarı Sayın Muzafer ÖZDEMİR, Kaymakamımız Sayın Hasan DOĞAN tarafından Başarı Belgesi ile taltif edildi.

 CUMHURİYET HALK PARTİSİ KAYSERİ İL ve İLÇE BAŞKANLARI KARAÖZÜ’DEYDİ

29 Eylül 2014
 
 
Karaözü'deki Sel felaketinin etkilerini yerinde görmek amacıyla Karaözü’Yü dolaştılar.
 
Biraz gecikmeli de olsa Karaözü’ye geldiler ve Sel felaketinin vermiş olduğu zararı ve yapılan çalışmaları yerinde gördüler. Sorunları dinlemek amacıyla halkla konuştular. Neden ilk başta gelemediklerini açıkladılar ve iletişim eksikliği nedeni ile meydana gelen gecikmeden dolayı özür dilediler. Bu günden itibaren daha iyi iletişimler kurmak istediklerini, eksikliklerin giderilmesi için ellerinden geleni yapmaya çalışacaklarını ifade ettiler.
 
Cumhuriyet Halk Partisi İl başkanı Mustafa Ayan, İl Başkan Yardımcısı Ali Karaali, İlçe Başkanı Hazım Durmuşçelebi, Teşkilattan; Salim Sümengen, Duran Teke, Ali Karaer, Süleyman Görgülü, Akif Kaskaya, Adnan Korkmaz ve Emin Demirel, Karaözülü Sarıoğlan belediye encümen üyesi Süleyman Ergin, Karaözülü Birsel Öztürk, Seyit Doğanay, Ünver Doğanay, Mustafa Kılıç, Mustafa Doğanay ve Şevki Koğ ile birlikte Karaözü Kültür, Dayanışma ve B.M.D. Derneği’ni ziyaret ettiler. Dernek Kurucu Başkanı Mustafa Kılıç, Yönetim Kurulu Başkanı Nur Ayşe Çolakgil Özerdem, Başkan Yrd. Ünver Doğanay ve Denetim Başkanı Mustafa Doğanay kendilerine sorunlardan bahsettiler. 
 
Karaözü’ye gelerek sorunlarımızla ilgilendikleri için Başta il başkanımız Mustafa Ayan olmak üzere ziyarete gelen herkese ve Fotoğrafların bizlere iletilmesini sağlayan Chp il başkanı Mustafa Ayan’a, Alamettinli Akif Kaskaya’ya ve Derneğimizin tanıtımında katkısı olan Emin Demirel’e teşekkür ediyoruz.  
Görüntülere ulaşmak için lütfen BURAYA tıklayınız. 

09 Eylül 2014 Salı günü akşam 16:00 - 17:00 sularında başlayan kuvvetli yağış ilçemizin bazı bölgelerinde sel taşkınları yaşanmasına sebep olmuştur. Meteoroloji7. (Kayseri) Bölge Müdürlüğünden alınan raporda belirtilen kayıtlara göre ilçemize 16:04 - 23:07 saatleri arasında m2 ye 28,8 kg yağış düştüğü tespit edilmiştir.

Aşırı yağış sonucu Karaözü, Ebulhayır, ve Alamettin mahallelerimiz başta olmak üzere ilçe merkezi ve Tatılı mahallemizde sel suları ev, ahır ve avlu duvarı gibi yapılara zarar vermiştir. Büyük çoğunluğu Karaözü mahallemizde olmak üzere 26 evin selden zarar gördüğü tespit edilmiştir. Bunların yanında ilçemizdeki bazı yollar sel sebebi ile kısa süreli ulaşıma kapanmıştır.

Felaketin büyük ölçüde baş gösterdiği Karaözü Mahallemizde sel ve sel taşkını başlar başlamaz Kaymakamımız Sayın Hasan DOĞAN olayın yaşandığı bölgeye intikal ederek sel ve sel taşkının daha büyük bir yıkıma sebep olmasını engellemek için kriz yönetimi oluşturmuştur. Kayseri Valiliği AFAD ekipleri, Büyükşehir Belediye ekipleri, Sarıoğlan belediye ekipleri, DSİ Bölge müdürlüğü ekiplerinin koordine edilmesi noktasında daha verimli bir çalışma sağlamak ve sel taşkında mağdur olan vatandaşlarımızın yanlarında olmak ve sıkıntılarını gidermek amacı ile bölgede çalışmalarına başlamıştır.

Öncelikle selde mahsur kalan 6 vatandaşımız mahsur kaldıkları yerlerden kurtarıldı.

Daha sonra sel taşkının sona ermesi ve ilk müdahalelerin yapılmasının ardından Kaymakamımız Sayın Hasan DOĞAN başkanlığında Sarıoğlan Belediye Başkanı Sayın Ali Osman YILDIZ, Kayseri Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Sayın Hayri NAZİKSOY, AFAD ve DSİ Bölge Müdürlüğü yöneticileri ile bir planlama ve koordinasyon toplantısı yapılarak ilçemizde yaşanan bu üzücü olay sonrasında alınması gerekli önlemler ve sel taşkınında zarar gören vatandaşlarımızın mağduriyetinin giderilmesi ve taşkının zarar verdiği çevrede yapılması gerekenler için yol haritası hazırlanmıştır.

Sarıoğlan Kaymakamlığı İlçe Tarım Müdürlüğü, Sarıoğlan Kaymakamlığı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma vakfı ekipleri ve Kayseri Valiliği AFAD İl Müdürlüğü ekipleri koordineli bir şekilde çalışarak selden zarar gören vatandaşlarımızın zararlarının tespiti için inceleme ve araştırma çalışmalarını tamamlamış, ilgili kurumlara iletilmek üzere gerekli raporları düzenlemişlerdir.

Ayrıca, 12.09.2014 Cuma günü Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Mehmet ÖZHASEKİ ilçemize gelerek sel ve sel taşkınının yaşandığı bölgede incelemelerde bulunmuştur. Burada Kaymakamımız sayın Hasan DOĞAN ve Belediye Başkanımız sayın Ali Osman YILDIZ tarafından karşılanan sayın Mehmet ÖZHASEKİ'ye selin boyutları ve alınması gereken önlemler hakkında kaymakamımız tarafından bilgi verildi. Daha sonra sel felaketinden zarar gören bölge halkı ile bir araya gelen Sayın Mehmet ÖZHASEKİ Büyükşehir Belediyesi bazında yapılacaklar ve alınacak önlemler hakkında bölge halkına bilgi vermiş ve geçmiş olsun dileklerinde bulunmuştur.

Sel felaketinin başlaması ile birlikte devletimizin tüm imkanları ile halkımızın yanında olduk. Bu bağlamda bizi yalnız bırakmayan Kayseri Büyükşehir Belediyesi , Sarıoğlan Belediyesi, AFAD ve DSİ Ekipleri, İlçe Tarım Müdürlüğü, Güvenlik Birimlerimiz ve SYDV personelimize desteklerinden dolayı teşekkür ediyoruz.

 

T.C. Sarıoğlan Kaymakamlığı - 14 eylül 2014

BÜYÜKŞEHIR, SARIOĞLAN’DA YARA SARIYOR
Büyükşehir Belediyesi, dün akşam Sarıoğlan’da yaşanan sel felaketine hızlı şekilde müdahale ederek vatandaşların çok daha fazla mağdur olmasının önüne geçti. 11 Eylül 2014

 

 

Büyükşehir Belediyesi, dün akşam Sarıoğlan’da yaşanan sel felaketine hızlı şekilde müdahale ederek vatandaşların çok daha fazla mağdur olmasının önüne geçti.
Sarıoğlan ve Karaözü, Gaziler, Ebulhayr, Alamettin, Palas, Güzelyazı Mahallelerinde meydana gelen aşırı yağışların neden olduğu sel sonrası bölgeye giden Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Hayri Naziksoy ve İtfaiye Daire Başkanı Aytekin Kahraman, Sarıoğlan Kaymakamı Hasan Doğan ve Sarıoğlan Belediye Başkanı Ali Osman Yıldız ile birlikte tahliye çalışmalarını koordine etti. Sarıoğlan ve Felahiye’deki itfaiye ekiplerine takviye olarak merkezden giden itfaiye araçları, iş makinaları ve kukalar ile sele maruz kalan 19 evin tamamında sular tahliye edildi.
"TEMİZLİK ÇALIŞMALARINA BAŞLANDI"
Dün gece baskına maruz kalan evleri tahliye eden Büyükşehir Belediyesi ekipleri bugün de bahçe, cadde ve evlerde temizlik çalışması başlattı. Kayseri’den giden iş ve temizlik makinalarının yanısıra çok sayıda işçi ile temizlik ve çevre düzenleme çalışması başlatan Büyükşehir Belediyesi ekipleri, bölgede hayatın normale dönmesi için yoğun çaba sarfediyor.
(İHA)

ÜZGÜNÜZ AMA KARAÖZÜ'DEKİ ALABALIK ÇİFTLİĞİ ŞU AN İÇİN YOK
 
 
 
 

Yaşar Usta'nın Çakşak'taki Balık Çiftliğindeki balıkların hepsi sele kapılmış. Geriye hiçbalık kalmamış. 

Yaşar Ustaya geçmiş olsun. Umarız bir an önce toparlanır.
DERE KENARINA EV YAPMA SEL İÇİN, YAŞLILIKTA AVRAT ALMA EL İÇİN 
 
Köprü ortama uygun yapılır, dere yatağı derinleştirilir, kenarlar sağlamlaştırılır ise yandaki gibi bir köprü durumu kurtarır gibi ama yinede işi uzmanına bırakmak gerekir. Yeni köprü neden Şahruh'un tek gözlüsü olmasın. Hem estetik hem de ihtiyaca yanıt verecek gibi duruyor. 
 
Aşağıdaki video çekimlerinde de göreceğiniz gibi kiminin içi yanıyor kimi hem üzülüyor ama hem de sizleri bilgilendirmek adına çekim yapıyor kimi ise ...
 
Ateş düştüğü yeri yakıyor. Bir yanda bacısı Hürü ikinci kata çıkmış çaresizce olanları izliyor, bir yanda kardeşi Aydın evine bile ulaşamadan selin diğer tarafında duruyor. Talay Yılmaz'ın çektiği videoda, bu duruma daha fazla dayanamayan Turan Işık'ın üzüntüsü, sözlerine yansıyor. Sel altında kalan Mahalle halkının hepsine geçmiş olsun. Umarız bir daha tekrarlamaz, tekrarlasa da yatağından taşmaz.
 
Dere kenarına ev yapmayı düşünenler var ise aşağıdaki görüntüleri izleyerek kararlarını bir kez daha gözden geçirsinler. Atalarımızın "Dere kenarına ev yapma sel için, Yaşlılıkta avrat alma el için" sözünü unutmasınlar.
 
Yetkililer anında sel yerine geldiler. iki gündür kalabalık bir ekip hizmet vermeye, yolu düzeltmeye, odunları - taşları - çöpleri temizlemeye çalışıyorlar. Mahallemizle ilgilenen herkese teşekkür ediyoruz. Önümüz kış ve Yetkililerimizden ricamız bu duruma bir an önce çözüm bulmalarıdır. 
 
Nihat Çoban'ın çektiği sel görüntülerine BURAYA tıklamak suretiyle ulaşabilirsiniz.
Talay Yılmaz'ın çektiği sel görüntülerine BURAYA tıklamak suretiyle ulaşabilirsiniz.
 
Görüntüleri çeken Nihat Çoban ve Talay Yılmaz'a teşekkür ediyoruz. 
 
Karaözü Kültür, Dayanışma ve B.M.D.Derneği adına 
Nurayişe Çolakgil (Özerdem)

köprü fotoğrafı http://www.google.com.tr/images adresinden alınmıştır.
KARAÖZÜ MAHALLESİNİN AŞAĞI DERE MEVKİİNİ YİNE SEL BASTI 10 Eylül 2014
 
Sel ağır yanımızın askısı oldu. Bu gün akşam saatlerinde başlayan yağmur, seli beraberinde getirdi. Bugünkü sel bir öncekinden daha hasar vericiydi. Dere kenarındaki kocaman kavakları bile sökerek getirdi ve aşağı derenin üzerindeki köprü gözlerini tıkadı. Basık ve göz sayısı fazla olan köprünün tıkanması suyun köprü üzerine çıkmasına ve Eğerci yoluna doğru akmasına neden oldu. 
 
Köprü kenarındaki evler ve Eğerci yolunun kenarında bulunan evler hasar gördü. Köprünün bir an önce kaldırılması ve buraya uygun yeni bir köprünün yapılması gerektiği olay yerine gelen yetkililere iletildi. Umarız en kısa zamanda, birdahaki sel gelmeden köprü gelir. Hasar büyük, insanlar üzgün, tarlalar harap durumda. 
 
Zarar gören herkese geçmiş olsun. Umarız yeni köprü yapılıncaya kadar böyle bir sorunla karşılaşılmaz. Hepimiz çok üzgünüz.
 
Fotoğrafları bizlere ulaştıran Fatoş Doğanay ve Agah Çolakgil'e teşekkür ediyor, durumu görebilmeniz için fotoğrafları sizlerle paylaşmak istiyoruz. Görüntülere ulaşmak için lütfen BURAYA tıklayınız.
 
Ayşe Özerdem Çolakgil
 

RAHİME DEMİRBİLEK / EGE MECLİSİ  09.09.2014
  
Alışılagelmiş program akışının dışına çıkan Ali Talak bu hafta Ege Meclisi’ne Piyanist Fazıl Say’ın geçtiğimiz günlerde vokali Serenad Bağcan ile birlikte Kayseri’nin Sarıoğlan ilçesinin Karaözü Köyü'nde verdiği konserden yayınladığı video görüntüleriyle başladı. Fazıl Say’ın muhteşem konserine katılan Talak Karaözü halkının konsere olan büyük ilgisinden söz etti.
Konuyla ilgili konuşan Selçuk Ayhan, “Dünya çapında tanınan bir sanatçının gidip bir köyde böyle bir etkinliğe katılması gerçekten gurur verici bir şey. Köyün tanıtımı açısından güzel bir etkinlik. Fazıl Say gibi bir sanatçının o yörede bu kadar geniş bir kitleye konser vermesi de o yöre halkının sanata verdiği önemi gösterir”  dedi.
Aşağıdaki adrese tıklayarak haberin devamını görebilirsiniz.
 
 DUYURU

Karaözü'nün önemli iş adamı ve program yapımcısı Ali TALAK, Bugün 8 eylül pazartesi günü, 21:30 da Sky Tv'de Ege Meclisi programımda, Fazıl Say ve Serenad Bağcan'ın KARAÖZÜ'de vermiş olduğu muhteşem konserden bahsedecek.

Kolay gelsin, başarılarının devamını dileriz.

 

 
 Karaözü'nün aydınlık insanları Otyam ve Fazıl'ı nasıl kucakladı?
  ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN

Önce başlıkta sorunun yanıtını vereyim! Kayseri'ye 85 kilometre mesafedeki Karaözü Köyü'nün (şimdi Kayseri'nin Sarıoğlan ilçesi üzerinden mahallesi olmuş!) aydınlık insanları, Fikret Otyam ve Fazıl Say'ı ayrı ayrı, davul-zurnayla karşıladı, coşkuyla, içtenlikle, sevgiyle bağrına bastı.

Karaözü serüvenimiz, köyün önde gelen ailelerinden Kılıç'lardan Nazım Kılıç'ın telefonuyla başladı. Aylar öncesinden aradı, 6 Eylül günü için köyde Fikret Otyam Kültür Merkezi'nce düzenlenecek konsere davet etti. Takvimime not alırken içimden, “rastlantıya bak, 6 Eylül bizim Ahmet'in (Say) doğum günü değil miydi?” diye düşündüm. 6-7 Eylül olaylarının yıldönümüne ama yıllar öncesinden (1935) denk geldiği için bu tarihi unutmam.

Sabahın seherinde, Leyla'yla birlikte kapımıza gelen minibüsün ilk yolcularıydık. Sonra kamuoyunda Fazıl'ın “İlk Şarkılar”ıyla tanınan soprano şarkıcımız Serenad Bağcan'ı, Karaözü köylüsünün sevdiği ozanlarımızdan rahmetli Hasan Hüseyin Korkmazgil'in (1927-1984) Cumhuriyet öğretmeni eşiAzime Korkmazgil'i, viyola öğretmeni ve solisti Bediz Kınıklı'yı, TAKSAV'dan Füsun Sarsılmaz, Birgün muhabiriBurcu Cansu ve Evrensel Ankara Temsilcisi Cem Gurbetoğlu'nu topladık, minibüs kadrosunu en son Handan ve Ahmet Say'la tamamlayıp yola koyulduk. Doğrusu sohbetin koyulaşmasından beş saatin nasıl geçtiğini anlayamadık.

Karaözü'nün “Tohum Pınarı” ve Fikret Otyam Kültür Merkezi önündeki küçük meydanına indiğimizde davul-zurna eşliğinde halay çekiliyordu. Taştan yapılmış binanın önünde bizim Metin Yurdanur'un yaptığı, Otyam'ı bu köye ilk geldiği 1962'deki haliyle tasvir eden heykeli dikiliydi.

Kılıç ailesinin evi hemen yukardaydı, yol üzerindeki kazanlarla buranın yerel aşı, “yahnili bulgur pilavı” hazırlanmış, yüzlerce kişiye dağıtılmıştı. Biz de bu ikramdan nasibimizi alıp, biraz dinlenince hemen Otyam'ı sorduk. Aşağıda dut dibinde, gölgedeymiş. Eşi Filiz, büyük kızı Elvan ve damadı Ali Baransel, Orhan Kemal'inoğlu Işık Öğütçü,İstanbul'dan bazı dostlar oturuyorlardı, hasret giderdik...

Şırıldayarak akan Tohum Pınarı'nın tatlı serinliği arkamızda, eskilerden konuşurken birden davul-zurna gürüldeyiverdi. Belli ki Fazıl gelmişti. Dutun altına sevenlerinin kuşatmasında oturdu. Fotoğraf çektirmek isteyenler, plak imzalatanlar, uzaktan seslenip el sallayanlar gırla gidiyordu!

Konser için Emniyet, MİT ve Jandarma'nın fazla göze batmayacak biçimde ayrı ayrı ama eşgüdüm içinde tedbir aldığını gördük. Nitekim, konserin yapılacağı“Cumhuriyet Pınarı” çeşmesi önündeki büyük meydana geçtiğimizde, Emniyet-MİT ikilisinin sahne arkası, çevresi ve meydanı sıkı gözlem altında tuttuğunu algıladık.

Meydan, tıklım tıklım dolmuştu, çevredeki evlerin balkonları, terasları neredeyse salkımsaçaktı. Arkadaki bir binanın cephesinde, üzerinde beyaz harflerle “Karaözü'nü Fazıl Say” yazılı siyah bir bez asılıydı. Yer gösterdiler, oturduk, hemen arkamızdan Otyam, tekerlekli sandalyesinde, üzerinde Che'nin resmi bulunan kırmızı tişortu, başında mavi şapkası meydana gelince kıyamet koptu. Otyam el sallayarak halkı selamlıyor, çatılardakilerle birlikte yaklaşık 2500 kişilik topluluk alkışlıyordu. Otyam'ı da yerleştirdik, sağında eşi Filiz, Elvan, Ali, Ahmet Say, solunda ben, sahnenin karşısında yerimizi aldık. Kadir Dursun elinde cep telefonu, sahne çevresinin disipline edilmesine yardımcı olurken, bir yandan çekim yapıyordu. Sahne ve ses düzeni, seslendirme konusunda uzman YESA tarafından hazırlanmıştı, dostumuz Yalçın Tuğsavul,yardımcılarıyla bizzat işin başındaydı.

Ağabey Faris ve Nazım Kılıç'ın kısa hoşgeldiniz konuşmalarından anladık ki, bir taşla birkaç kuş vuruluyordu. Fazıl'ın konseriyle birlikte Orhan Kemal, Oktay Rifat ve Orhan Veli'nin de doğumlarının 100. yılında anımsanmaları söz konusuydu.

Fazıl ve Serenad sahneye çıktıklarında meydanda esas kıyamet koptu. Fotoğrafçılara ilk şarkıda çekim izni verilmişti, sahnenin önü zor boşaldı.. Belki de en heyecanlı olanlar çocuklardı. Tertemiz kıyafetli, yüzlerinden zeka fışkıran bir yığın çocuk, ellerinde cep telefonundan tablete uzanan çağımızın geniş teknolojik yelpazesinin ürünleri, hepsi en önde çekim yapmak peşindeydi. Otyam'ın “çökün aşağı” uyarısıyla hepsi yere oturdular!

Fazıl'ın “İlk Şarkılar”ından yaptığı seçki, Nazım Hikmet'ten Metin Altıok'a,Cemal Süreya'dan Yunus Emre'ye, Pir Sultan'dan Muhyeddin Abdal'a, bu yöre için biçilmiş kaftandı. Her parçayı, sunuşu, anlatışı çoşkulu alkışlarla karşılandı. Sağımda Otyam, her parçada ayrı coşuyor, “Yaşa Fazıl” diye bağırıyor, Pir Sultan sırasında boynunda yıllar önce Hacıbektaş'ta armağan edilen ve ogün bugündür hiç çıkarmadığı taşı öpüyor, arada ellerini yukarı açıp gökyüzüne bakıyordu.

Arada fotoğraf çekiyordum. Meydanın sol yanındaki evin terasındaki kalabalığı daha önce resimlemiştim. Ama aynı yeri gösterenler vardı. Bu kez üç genç beyaz bir bez üzerine siyah-kırmızı harflerle yazılmış “Kayseri Emek Gençliği” imzalı yeni bir pankart açmıştı: “Konser iptallerine, Festival yasaklarına cevabımız; bizi de Fazıl Say”... Otyam “Çektin mi, hay yaşa! Bana bunları mutlaka gönder” deyip duruyordu.

Konserden sonra, Orhan Kemal, Oktay Rifat ve Orhan Veli'yi, konuşmalarıyla Otyam, Ahmet Say ve Işık Öğütçü andılar. Bu vesileyle Ahmet Say da 80. yaşının ilk gününü bir meydan dolusu insanın alkışıyla kutlamış oldu.

Bu coşkulu ama hem sunuluşu, hem izlenişi bakımından uygar, insancıl, ağırbaşlı konser tamamlandıktan sonra tekrar Tohum Pınarı'nın üstündeki Kılıç ailesinin terasının yolunu tuttuk. Sırada gene bir ikram ve sohbet vardı. İlk kadehi Otyam'ın “Hü dost” sedasına eşlik ederek kaldırdık.

Fazıl'la fotoğraf çektirmek isteyen çocuklar, gençler, bir yandan ailenin reisinden en küçük üyesine kadar servis telaşı arasında biraz konuşma-dertleşme olanağı bulduk. Fazıl'ı son gelişmelerde, göstermelik değil gerçekten vefa beklediği, dost, arkadaş bellediği, tanınmalarına katkıda bulunduğu, konser olanakları sağladığı kimilerinin sessizliği hayli üzmüştü. “Herkesin gözü önündeki sosyal medyayı bir kenara koy. Bir telefon edip, tavrının gerekçesini açıklamaya çalışan da olmadı mı?” diye sordum. Olmamıştı!

Fazıl'ın uçak için hareket vakti yaklaşıyordu. Otyam, türkülere, davul-zurna sesine doyamamıştı. ÖnceZeynep Karababa'dan isteklerde bulundu. Bu mezzo-alto sesten bir türkü, bir semah dinledik. Davul-zurna geldi, terasta biraz yer açıldı, çalındı, oynandı. Ama beni en çok etkileyen köyün müzik öğretmeni Cem Dalak'ın bağlamasından elde ettiği yumuşacık tını ile adını soramadığım genç kızın gene yumuşacık, hafiften ama tertemiz türkü söyleyişi oldu.

Evsahiplerimizle vedalaşıp gitme zamanı gelmişti. Bu uygar, insancıl, aydınlık, şiir-şair bilen, dayanışmacı Karaözü köyünden yüreğimizin bir parçasını orada bırakarak ayrıldık. Kolaylıkla tahmin edebileceğiniz gibi Karaözü bir Alevi köyüydü. Başlıktaki sorunun yanıtı böylece daha iyi anlaşılacaktır.

http://sanattanyansimalar.com/yazarlar/sefik-kahramankaptan/karaozu-nun-aydinlik-insanlari-otyam-ve-fazil-i-nasil-kucakladi/251/

ŞAŞKINLIĞIMI MAZUR GÖRÜN, HAYAT DEVAM , MÜZİK DEVAM, YAŞAMAYI CİDDİYE ALACAKSIN

Fazıl Say ; Pazar makalesi, 7.9. 2014
tarihe not düşme...
...
Her yıl köylerde de konser vereceğim ,Nazım Hikmet'in dediği gibi;
"yaşamayı ciddiye alacaksın"..
Dün akşam Karaözü köyü konseri çok güzeldi...3000 kişiye müzik yaptık.. 
İçtenlikle.
Hiç bir "anlaşılmayan" yoktu, doğal bir konser oldu...
İlk Şarkılar, Serenad Bağcan ile..
Bakın dostlar,
Nasıl Antalya'daki Festivalimin fütursuzca elimden alınışı çirkinliğini artık kalbimin derinliklerine gömdüysem, Borusan ile olan tüm ilişkilerimi, tek gık çıkaramayan 80 kişilik Orkestrasını, dostlarım zannettiğim ama bir daha haber alamadığım Borusan'ın maaşlı Quartet'ini, bir daha görmeyeceğim. Derinlerde gömülü artık..
İnsanı çok sevdiği şeylerden uzaklaştırıyorlar, diyalog kurmadan,yazışmadan, görüşmeden, anlaşmaya varmayı düşünmeden, değersizce, ne olduğumuzu anlamadan şaşırtıyorlar ,kovuyorlar, isole edip parçalara bölme projesi uyguluyorlar, benim tepkilerim hep onlar bunları yaptıktan sonra oldu, bu sefer de bana "fevri" diyorlar..
Hakikaten "kırlı" durumlar... İnanın, hangi "GÜÇ"ün hangi "MADDİYAT"ın peşindeler bunu yaparken bilmiyorum. Belki bilmek de istemiyorum
3-4 ay içinde oldu her şey; Hasar büyük oldu, ama tamiri var; Şaşkınlığımı mazur görün,Gürer Aykal denilen adamın ne olduğunu anladık, yazmıyorum buraya ne olduğunu, herkes anladı onu artık

Zor günler yaşadım, artık hepsi geçti.. Türkiye'de de elimizden geldiğince yoğun çalışmaya devam edeceğiz, gittiği yere kadar.. Yalnız başına bir şeyler..
...
Dünyada yalnız değiliz, ve Türkiye'deki bu kurumların ve bu insanlarınişin bu perspektifini tamamen unutmasına iyice şaşırıyoruz... "Bunlar akıl tutulması mı yaşıyor?" diye soruyoruz..
5 kıtada Yılda 120'ye yakın konser arasında dünyanın çeşitli yerlerinde her yıl 50 Orkestra, 40 Festivale davetliyim, bunlar dünya üzeri olan en prestijli kurumlardır, pek çok şehirde "Fazıl Say Festivalleri" de yapıyoruz, insanlar eserlerimizi artık tanıyor, her yıl 30 konser verdiğim Türkiye'de gerekirse de kendimiz konserler organize ediyoruz, gittiği yere kadar gider, müzikseverler beni bilir, mazur görün..
Yani her yıl (!) 50 Orkestra ile çalan bir sanatçı emin olun hiç bir şey kaybetmez bu sayı 49'a düştüğünde, kirlilik yükleri hafifliyordur, aslında kazançlıdır...
Her zaman dostlukla
İçtenlikle ve sevgiyle
FAZIL SAY

 

FAZIL SAY, KARAÖZÜ’YE GERÇEKTEN GELDİ 6 Eylül 2014
 
Kim derdi ki bir gün Fazıl Say, Karaözü’nün Pazar Yeri’nde konser verecek. İnanılmaz ama Fazıl Say, Karaözü’ne gerçekten geldi. Hala olayın şokundayız. Faris Kılıç ve Nazım Kılıç kardeşler yine, yeni bir muhteşem gösteri ile KARAÖZÜ adını bütün basın ve sosyal medyada bir kez daha gündeme getirdi. Hem de ne getiriş…
 
İlk duyduğumuzda şaka sandık, hatta son güne kadar acaba gerçekten gelecek mi? Soruları dolaşıyordu dilimizde. Karaözülüler ve gelen misafirlerimiz çok güzel bir gün yaşadılar. Misafirler, Koskoca FAZIL SAY’ı bir mahalleye gelerek ücretsiz seyrettiler.
 
Saat 13.00’da yahnili pilav vardı. Tohum Pınarı’nın ve Fikret Otyam Kültür Evi’nin önü doldu doldu boşaldı. Saat 15.00 sıralarıydı hala pilav dağıtılıyordu. Organizasyon iyiydi, malzeme boldu, aç kalan olmadı.
 
Birer tane günün anlamına uygun bastırılmış fincan dağıtıldı. Her şey mükemmeldi ama fincan dağılmaya başlayınca birden fazla almak isteyenler hiç de doğru yapmadılar. Dağıtan kişileri zor durumda bıraktılar. Umarız az sayıda olan bu grup yaptıklarının hata olduğunu anlamışlardır.
 
Saat 16.30 gibiydi ki; Halk davul zurna eşliğinde Fazıl Say’ı karşılamaya gittiler. 18.00 gibi herkes Harman Yeri’ndeydi (Şimdiki Pazar Yeri). Fazıl Say ve Serenad Bağcan’ın deneme yapmalarını bile alkışlayarak dinlediler.
 
Konser tek kelime ile muhteşemdi. Konseri ile herkesi büyüleyen Fazıl Say, bir ara duvarda bir afiş gördü. Afişte “KARAÖZÜ’NÜ FAZIL SAY” yazıyordu. Bunun üzerine “FAZIL’I DA KARAÖZÜLÜ SAYIN” diyince alkış koptu. Serenad Bağcan’ın hem sesi, hem yorumu, hem de mimikleri harikaydı. Her ikisini de konser sonunda herkes ayakta alkışladı.
 
Fikret Otyam artık bizden biri gibiydi. Herkes kendisi ile tokalaştı, öpüştü. Kendilerini bir kez daha görmekten onur duyduk, gurur duyduk, çoook sevindik.
 
Fazıl Say, Serenad Bağcan, Fikret Otyam, Ahmet Say, Işık Öğütcü ve adlarını bilemediğimiz bütün dostlarımız hoş geldiniz, iyi ki varsınız… 
 
Bu değerli insanlarla bizleri buluşturduğu için Faris Kılıç ve Nazım Kılıç kardeşlere çokteşekkür ediyoruz. Bol kazançlar diliyoruz ki böyle güzel etkinliklerin devamı gelsin.
 Çıta git gide yükseliyor, gelecek yılki etkinliği şimdiden merak etmeye başladık.
 
Etkinliğe destek veren herkesin emeğine, yüreğine sağlık.
 
Görüntülere BURAYA tıklamak suretiyle ulaşabilirsiniz.
 
Nur Ayşe Çolakgil (Özerdem)
 FATMA ERDOĞAN, CAN BAL ve BÜLENT BAL'A TEŞEKKÜRLER - 4 eylül 2014
Her ne kadar üzerinden aylar, yıllar geçse de sevilenler unutulmuyor. Ya eşi ya çocukları ya babası ya da hepsi birden kaybettiğimiz, Hakk'a uğurladığımız canlarımız adına kalıcı birşeyler yaparak onların adlarını bir yerlere kaydettirerek, gelecek nesillere aktarmak, "biz hala O'nu seviyoruz, anıyoruz, unutmadık" demek istiyorlar. Böyle değerli düşüncelere sahip iki aile daha derneğimizi ziyaret etti. 
 
Fatma Erdoğan derneğimize uğradı ve eşi MUSTAFA ERDOĞAN için bağış yapmak istediğini söyledi. Hatırı sayılır bir bağış yaptıktan sonra eşinin mezarını yaptırdığını da anlattı. Allah rahmet eylesin, ışıklar içinde yatsın, kendisine de sağlıklı ömürler versin. Desteği için teşekkür ediyoruz.
 
Ali ve Can Bal ise birkaç sene önce kaybettikleri BÜLENT BAL adına bir YAYIK, bir dövecek, Dönüş UÇURUM adına da bir Kirkit bağışladılar. Bisiklet kazası sonucu Şahruh köprüsünde yaşamını kaybeden, genç yaşta sevdiklerinden ayrılarak herkesi yasa boğan Bülent Bal'a Hakk'tan rahmet diliyor, Onu unutmayan ailesine sabırlar diliyor, bağışları için teşekkür ediyoruz. Emanetlerini yıkayıp, cilaladık ve gelecek nesillere aktarmak üzere Derneğimiz yönetim kurulu odasına koyduk. Umarız gün gelir, sizlerin de katkıları ile bir "KÖY EVİ" yapar ve bunlar gibi eşyaları bir araya toplayabiliriz.
 
Karaözü Kültür Dayanışma ve B.M.D. Derneği adına
Yönetim Kurulu Başkanı
Nurayişe Çolakgil (Özerdem)
 
TAİ BOKS TÜRKİYE ŞAMPİYONU, AVRUPA ÜÇÜNCÜSÜ MUSTAFA IŞIK ve KARDEŞİ YENAL IŞIK DERNEĞİMİZİ ONURLANDIRDILAR 4 eylül 2014
 
Her ikisinin de geçmişte güreş yaptığını ve Almanya'da adlarını duyurduklarını biliyoruz. Mustafa Işık hala sporda adını duyurmaya devam ediyor. Kalıplarına baktığınızda belli oluyor sporcu oldukları. Her ikisinin de bileği kadar yüreği de güçlü. Yardımsever, dürüst, Atatürkçü düşünceye sahip, Karaözülü kimliğini aynen özlerinde barındıran insanlar.
 
Derneğimize gelerek bizleri onurlandırdıkları, Saz çalarak bizlere güzel vakit geçirdikleri ve desteklerini bizlerden esirgemedikleri için Mustafa, Yenal ve Turan Işık'a teşekkür ediyoruz. İYİ Kİ VARSINIZ.
 
 
Karaözü Kültür Dayanışma ve B.M.D. Derneği adına
Yönetim Kurulu Başkanı
Nurayişe Çolakgil (Özerdem)

 

Fazıl Say, Kayseri'nin Sarıoğlan ilçesine bağlı mahalleye çevrilen eski Karaözü köyünde konser verecek.

Fikret Otyam Kültürevi'nin organizasyonunda gerçekleştirilecek konser, Kayseri'ye 80 kilometre uzaklıktaki Karaözü'nde 6 Eylül Cumartesi günü saat 17.30'da başlayacak. Köy meydanındaki konserde Say'a, Serenad Bağcan da şarkılarıyla eşlik edecek. Konserin sonunda yazar ve şairler Orhan Kemal, Orhan Veli ve Oktay Rifat'ın yüzüncü doğum yılı dolayısıyla Fikret Otyam, Işık Ögütçü, Faris ve Nazım Kılıç anma konuşmaları yapacak. Fikret Otyam Kültürevi yöneticisi Nazım Kılıç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, dünyaca ünlü piyanist Say'ın Karaözü'nde konser vermesinden büyük mutluluk duyduklarını söyledi. Köy halkıyla Say'ı buluşturma fikrinin kendilerini heyecanlandırdığını ifade eden Kılıç, "Aslında klasik müzik, çok fazla dinleme imkanı bulamadığı için halkımıza uzak kalmış bir müzik türü. Kültürevinin amacı bu müzikleri halkımıza ulaştırmak. Dünya çapında bir piyanistimizin büyük kentlerdeki konserlerinin arasında Karaözü gibi bir köyde de sanatını icra edecek olması önemli bir olay" dedi. Konsere yoğun ilgi beklediklerini dile getiren Kılıç, şöyle devam etti: "Fazıl Say, köyümüzde konser vermesi için götürdüğümüz teklifi hiç düşünmeden kabul etti. Konser programı çok yoğun olmasına rağmen teklifimizi kabul ettiği için kendisine çok teşekkür ediyoruz. Konserlerinin yoğun olduğu bir dönemde köyümüze gelmeyi kabul ederek, büyük bir fedakarlık yaptı. Köylülerden çok olumlu tepkiler aldık. arayan teşekkür edenler oldu. Köyde böyle bir organizasyonun düzenlenecek olması herkeste heyecan uyandırdı. Umarım çok güzel bir atmosferde konserimiz gerçekleşir." Kılıç, konser için tüm hazırlıkların tamamlandığını da sözlerine ekledi.

Fazıl Say, Karaözü Köyü’nde

4 Eylül 2014, 12:16https://www.facebook.com/FazilSayOfficial?fref=ts

Besteci ve piyanistimiz Fazıl Say, 6 Eylül Cumartesi günü Kayseri’nin Karaözü köyünde bir konser verecek. Halk müziği geleneğinin güçlü olduğu bu köydeki Fikret Otyam Kültürevi’nin davetini hiç düşünmeden kabul ettiğini söyleyen Fazıl Say, Âşık Veysel’in Karaözü üzerine söylediği bir dörtlüğü hatırlattı: 

Memleket içinde metin Kar’özü 

Tatlıdır sohbeti, bilirler sözü 

Attıkları adım Atatürk izi 

Adâbı erkânı boldur Kar’özü.

 

Bestecimiz, konserin geniş bir bölümünde, Serenad Bağcan’ın söylediği şarkılara piyanosuyla eşlik edecek. Konser sonrası ayrıca, edebiyatımızın ebedi yazar ve şairleri Orhan Kemal, Orhan Veli ve Oktay Rıfat’ın yüzüncü doğum yılı dolayısıyla Fikret Otyam, Işık Öğütçü, Karaözü’nden Fâris Kılıç ve Nâzım Kılıç anma konuşmaları yapacak.

30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI, KARAÖZÜ'DE BÜYÜK BİR COŞKU İLE KUTLANDI

Şehit Ana, babalarına Allah sabırlar versin. Eğer huzur içinde yaşıyorsak Bu günümüzü onlara borçluyuz. Görüntülere ulaşmak için lütfen BURAYA TIKLAYINIZ.

TEK KELİME İLE MUHTEŞEEEEEM 

 

 
Tai box TÜRKİYE ŞAMPİYONU ve AVRUPA ÜÇÜNCÜSÜ, MUSTAFA IŞIK (Lakabı ANADOLU ASLANI) KARAÖZÜ'YE GELDİ - 26 AĞUSTOS 2014
 2012 yılında Türk Devleti’nin konsolosluğu tarafından verilen mavi kartla Kuşadası’ndaki müsabakaya katıldı. Türkiye Şampiyonu oldu. Göğsümüzü kabarttı.
 
Daha sonra Antalya’da yapılan Avrupa Şampiyonasında 3. oldu, bronz madalya kazandı. Kendisi ile bir kez daha gurur duyduk.
 
Artık sırada Ukrayna’da yapılacak dünya şampiyonası vardı. Oraya katılmak için Kastamonu’da yapılan kampta yerini aldı. Kampa katıldığı ilk günlerde karşısına iki rakip çıkarılarak “Eğer bunları yenersen katılabilirsin” denildi. Mustafa bu iki rakibinden birini nakavt birini ise sayı ile yendi.
 
Türk Milli Takımı ile iki hafta çalışmalara katılan Şampiyonumuz Mustafa Işık’a, Alman vatandaşı olması sebep gösterilerek, dünya şampiyonasına Türkiye adına katılamayacağı söylendi. Bunun üzerine Mustafa Işık kamptan ayrıldı ve Almanya’ya döndü. Bu tarihten itibaren ancak şartlar elverir ise Almanya adına katılabilecek. Anlayamadığımız şey bu insan Avrupa Şampiyonası’na katılırken de durum aynıydı. 
 
Şimdi diyeceksiniz ki; kendisi zaten Karaözülü, Tabii ki gelecek. Yine de tatil için başka diyarlara gitmeyerek Karaözü'ye geldiği için kendisine teşekkür ediyor ve kendisi ile gurur duyduğumuzu bir kez daha haykırmak istiyoruz. 
 
ÖDÜLLERE DOYMAYAN ÜNLÜ FOTOĞRAF SANATÇISI NURİ ÇORBACIOĞLU, KARAÖZÜ’YÜ ZİYARET ETTİ – 22 Ağustos 2014
 
       Nuri Çorbacıoğlu; Çok değer verdiği Fikret Otyam ile ilgili haberleri takip ederken, O’nun adına açılan Fikret Otyam Kültür Evi ile ilgili haberler sebebiyle Karaözü’yü tanıdığını, gelmek istediğini dostlarına söylerken yakın arkadaşı Avukat Mustafa Aslan’ın Karaözülü olduğunu öğrendiğini ve bu sebeple Karaözü’yü görmeyi daha da arzu ettiğini ve Karaözü’ne geldiği için çok mutlu olduğunu ifade etti.
       Kendisi de öğretmen olan Nuri Çorbacıoğlu; kendisini karşılamaya gelenlerin içinde pek çok öğretmenimizin olmasına da ayrıca mutlu olduğunu ifade etti.
       Nuri Çobanoğlu, Karaözü’nün doğal güzelliklerine, insanlarına hayran kaldığını belirterek Fotoğraf atölyesi gurubu ile Karaözü’ye yeniden gelmek istediğini ve tekrar gelişinde sohbetler yapacağını, fotoğraf çekmenin incelikleri ile ilgili eğitim verebileceğini, eğer derlenebilir bir araya getirilebilirse “siyah – beyaz” fotoğrafları fotoğraf makinası ya da tarayıcı ile bilgisayar ortamına taşıyarak, yıpranmış olanların tamirlerini yapabileceklerini söyledi. Bu konuda Kayseri’de avukatlık yapan Mustafa Aslan ve Dernek Yönetim Kurulu kendisine yardımcı olacaklarını söylediler.
       Dernekten çıktıktan hemen sonra; Oğuz Kılıç’tan müsaade alınarak Fikret Otyam Kültür Evi ziyaret edildi. Arkasından Çakırlı’nın Tepesi’nden Karaözü’ye bakmak ve tekrar buluşmak üzere ayrılındı.
       
       23 Ağustos 2014 günü, yani bugün tekrar gelerek İğdeli’de yapılacak Cem’e gideceğini, yakın zamanda yapılacak düğün var ise o düğünü de fotoğraflamak istediğini, bu konuda kendisine tarih bildirilmesini istedi.
       Bu toplantıya Emeği geçen; Hüsniye Toköz, Gülnihal Bal, Nuran Doğanay, Nurten Özdemir, Fatma Özerdem, Fatoş Doğanay, Zehra Özberk,  Emel Aslan, Cafiye Arpacı, Gülseren Taştan ve Sercan Hızal’a
       Toplantıya katılarak Misafirimizi ve bizleri yalnız bırakmayan; Ahmet Özerdem, Bakı Özdemir, Bekir Özel, Boyraz Avcı, Cafiye Arpacı, Celal Yapıcı, Cemal Avcı, Duran Özaydın (Turani Baba), Emel Aslan, Eroğan Doğanay, Fatma Özaydın, Fatma Özerdem, Fatoş Doğanay, Feti Dalak, Fevzi Çakmak Tatar, Gülnihal Bal, Gülseren Taştan, Halil Dalak, ,Halil İbrahim Bağcı, Hasan Tatar, Hatice Topçuoğlu, Hekmet Talak, Huriye Işık, Hüseyin Avcı, Hüsniye Toköz, Kebire Seven, Keziban Aldıkaçtı, Leyla Kaya, Mehmet Aldıkaçtı, Melek Öztürk, Mustafa Aslan, Mustafa Doğanay, Mustafa Kılıç, Mustafa Tatar, Naime Seven, Nazlı Aslan, Nazmiye Yılmaz, Nimet Özel, Nuran Doğanay, Oktay Aslan, Sercan Hızal, Servet Kılıç, Temam Tatar, Turan Işık, Yücel Alçıoğlu, Yüksel Coşkun, Zehra Hatipoğlu, Zülfikar Bağcı’ya 
       Karaözü ile ilgili tarihi bilgileri sanatçımıza aktaran; Ahmet Özerdem’e ve Turan Işık’a,
       Video – Foto çekimi konusunda; Zülfikar Bağcı’ya
       Gelerek bizleri onurlandıran Nuri Çorbacıoğlu hocamıza ve Av. Mustafa Aslan’a çok teşekkür ederiz.
       İYİ Kİ VARSINIZ…
 
Toplantı ile ilgili görüntülere BURAYA Tıklamak suretiyle ulaşabilirsiniz.
 
HAYATI İLE İLGİLİ KISA BİLGİLERİ KENDİ ANLATIMI İLE İLETELİM:1981 yılında Denizli'nin Çivril İlçesi'nde öğretmen bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldim. Halen TED Kayseri Koleji'nde Sosyal Bilgiler Öğretmeni olarak çalışmaktayım.2000 yılından beri fotoğraf çekiyor olsam da ahbaplığımın oluşması 2005 yılıdır. Denizli Mehmet ÇAKIR Fotoğraf Sanat Evi'nde temel eğitim ve uygulamalı ileri fotoğraf eğitimlerini aldım. DEFSAD' da (Denizli Fotoğraf Sanatı Derneği) kuruluşundan itibaren yer aldım. 2007 yılında UFAD'a üye oldum. 2009-2011 döneminde UFAD yönetim kurulunda başkan yardımcısı olarak görev aldım. Ondan fazla karma sergide fotoğraflarım yer aldı. 2010 yılında "Yaşamdan Seçkiler" isimli ilk sergimi açarak tüm gelirini eğitime bağışladım. Ulusal ve uluslar arası yarışmalarda birçok madalya, ödül ve sergileme aldım. AFIAP (Uluslar arası Fotoğraf Federasyonu Sanatçı Unvanı) unvan koşullarını yerine getirdim. EFIAP unvanı için çalışmaya devam ediyorum. En gurur verici başarım Türkiye Soroptomister Federasyonu'nun düzenlemiş olduğu ve editörlüğünü Sayın Güler ERTAN hocamızın yaptığı, dünyada farklı ülkeleri gezecek olan  "Ya Susuz Kalırsak"  isimli Uluslararası Fotoğraf Sergisinde ( 2009-2011) Adnan Sokol, Emre İkizler, Erdal Yazıcı, Güler Ertan, Halim Kulaksız, İbrahim Zaman, Nadir Ede, Oktay Çolak, Ömer Serkan Bakır, Sabit Kalfagil,  Servet Sezgin gibi değerli 32 üstadın arasında 4 fotoğrafımla yer almak oldu.
 
Karaözü Kültür DAyanışma ve B.M.D. Derneği
Yönetim Kurulu Başkanı
Nurayişe Çolakgil

 

Faris KILIÇ ve Nazım KILIÇ kardeşler İYİ Kİ VARSINIZ

PANEL - FORUM    
           
PANEL TARİHİ         : 03 Ağustos 2014 Pazar günü
MODERATÖR           : Eroğan Doğanay
           
10:00   : PANEL (1. Bölüm)
KONUSU       : Karaözü’nün Kuruluşundan Bugüne Geçirdiği Evreler (Cumhuriyet dönemindeki Köy, kasaba, mahalle oluş süreci ve eski yaşamdan kesitler sunuldu)
11:00   : ARA / İKRAM
11:30   : PANEL (2. Bölüm)
KONUSU       ;Bir gün önceki etkinlik değerlendirilerek eksiklikler, yanlışlıklar tespit edilmeye çalışıldı.  “Daha sonraki etkinliklerde aynı aksaklıkların yaşanmaması için neler yapılması gerekir?” sorusunun yanıtları aranmaya çalışıldı.
           
KATILANLAR          
            ALİ İHSAN TOPÇUOĞLU
            CEMAL AVCI
            CEVDET ARGÜDER
            ERKAN TAHSİN GENÇ
            ESMA AŞKIN TEMEL
            GÜLSEREN TATAR
            HİKMET TATAR
            HÜSEYİN TEMEL
            KEMAL ÖZDEMİR
            MUSTAFA KILIÇ
            MUSTAFA ÖZTÜRK
            NURAN DOĞANAY
            NURAYİŞE ÇOLAKGİL
            POYRAZ AVCI
            ŞENER TATAR
            TURAN IŞIK
            ÜNAL DEMİRCİ
            ÜNSAL DOĞANAY
            ÜNVER DOĞANAY
           
TOPLANTIDA ÖNERİLENLER:
  1. Ziraat, sağlık, Alevilik gibi konularla ilgili eğitimler verilmesi önerildi. Bu konuda eğitim verebilecek kişilerin tespit edilmesi ve eğitimlerin zaman kaybetmeden başlanması gerektiği konuşuldu.
  2. Etkinlik öncesi yapılan hizmetleri üstlenen kişilerin sayıca yetersiz kaldığı söylenildi. Eğer bir kez daha etkinlik düşünülür ise önceden işbölümü yapılması ama sorumluluğu alan kişilerin de gereğini yerine getirmesi gerektiği söylenildi. İki ekip var: birincisi hem maddi destek verip hem de hizmet ederken, ikinci grup ne para verdi, ne hizmet etti, sadece "şunu yapmadılar, bunu yapmadılar dedi durdu. Bu kesim zaten ömür boyu muhalefet yapanlardı" denildi.
  3. Panele Katılan kişilerin çoğunluğunun dernekten beklentilerini açıklamaları üzerine söz alan Nuran Doğanay; Herkese hizmet değil, Derneği muhatap alarak talepte bulunanın isteğinin giderilmesinin ve destek verilmesinin daha makul olacağını söylemesi üzerine bu fikir çoğunluk tarafından kabul gördü.  Ünsal Doğanay da “hedefi çok büyüterek, derneği hiç bir şey yapamaz hale getirmemek lazım” dedi.
  4. Gençlerin görev üstlenmediği, kültürünü bilmediği, giderek yozlaştığı gibi görüşler üzerine, Hüseyin Temel söz alarak; "Biz ara nesiliz. Sizlerden yaşça büyük olanlar imece usulü ile pek çok şey yapmışlar. Sizler bize hangi kültürü aktardınız?  Bir gün cem mi yaptınız, semah mı döndünüz, bir gün elimizden tutup mezarlığın otunu mu topladınız, Kale’yi temizlemeye mi götürdünüz, bir gün bizimle birlikte boş alanları mı ağaçlandırdınız? Genç nesil ne gördüyse onu yapıyor.” Demesi üzerine, Çoğunluk öyle olmasa da Mesela; kahvehanelerde fayans döşendiği, çeşme başlarında içkiler içildiği, Karaözü’ne içmeye, deşarj olmaya gelindiği ama hizmet edilmez ise yakında pek çok değerimizin kaybolacağı söylenildi. Karaözü’de birkaç kişi dışında herkesin maaşı olduğu, insanların paraya değil ilgiye ihtiyaçları olduğu, bu ilgiyi öncelikle aile ve akrabaların vermesi gerektiği, cenaze evine yemek taşımak gibi eski geleneklerin canlandırılmasının, Türkçe duaların derlenmesinin önemli olduğu, kültürel yozlaşmanın bir an önce önüne geçilmesi gerektiği konularına değinildi.  Bu konuşmanın ardından eskiden söylenilen güzel bir dua dillendirildi.
Ben bilmem demesini,
Sen bilin iyisini
Hakkımda hayırlısını
Ehsan eyle Yarabbim (Poyraz Avcı)

 

 
KARAOZU İLE İLGİLİ HABERLER
 
KARAÖZÜ KÜLTÜR, DAYANIŞMA ETKİNLİĞİ GERÇEKLEŞTİ 2 Ağustos 2014


Karaözü mahallesi halkı okul bahçesine gelmeye başladığında, yahnili pilav ikramı ile karşılandılar. Yemek Edebiyat öğretmeni Eroğan Doğanay'ın okuduğu "Sofra Duası" "Gülbengi" ile başladı.
 
 
 


 
 
 
 
 
Yemek bittikten hemen sonra: Serkan Açıkgöz'ün (Erfani) sunumu ile  ErtuğrulYücel'in buğulu sesi-sazı eşliğinde meydana çıkan; Artun Eren Yücel, Murat Kılıç, Hatice Genç, Özlem Keleş, Ezgi Kaya ve Simal Ünlü'den oluşan Semah ekibi büyük beğeni topladı.
 
  
 
 
 
 
 
Kısa bir tanıtımdan sonra sahneye çıkan Ceren Doğanay, yaşının üzerinde olgun ve muhteşem bir sese sahipti ve alkışlar eşliğinde hem saz çaldı hem türkülerini söyledi.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Türk Sanat Müziği konusunda ne kadar usta yorumcu olduğunu herkesin bildiği Taşkın Erdoğan, bu sefer türkülerle halkı coşturdu. Bir ara meydanda oynayanlardan her tarafı toz kaplamış gibiydi.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Genellikle yurt dışında kalan ama bu sene Karaözü'ne yerleşen Yorumcu, saz yapımcısı Caner Bal, kendi yaptığı harika sazı ve güzel yorumu ile hem saz hem türkü şovu yaptı.
 
 
 
 
 
 
Yıllardır güzel sesine ve harika yorumuna hasret kaldığımız Kadim Taşyürek (Kadim Dost) sahne aldı ve hep internet ortamında dinlediğimiz güzel türkülerini bizlerle paylaştı. Türkü ile hoşgeldiniz dedi, türkü ile halay çektirdi, türkü ile herkesi coşturdu.  
 
 
 
 
 
 
 
Serkan Açıkgöz (Erfani) bu etkinlik için bir günlüğüne Karaözü'ne geldi. Hem çok başarılı bir sunum yaptı hem de Karaözü için yaptığı sözleri çok anlamlı olan kendi bestesi ile programı bitirdi. 
  
Etkinlik öncesi Yaşlılarımıza yapılan bayram ziyareti sırasında şenliğe gelmek isteyenler tespit edilmişti. Kendileri evlerinden alındı, etkinlik sonrası tekrar evlerine bırakıldılar. Bu konuda destek veren Mevlana Yücel, Turan Işık ve Agah Çolakgil'e,
 
Yemeğimizi pişiren Keyfenimiz Fikriye Avcı'ya ve ona yardımcı olan Sercan Hızal, Leyla Kaya, Hüsniye Toköz, Gülümser Tatar, Fatma Özerdem, Raziye Seven, Gülnihal Bal, Nayme Seven, Gülay Doğanay, Senem Doğanay, Elçin Doğanay, Cafiye Arpacı, Nuran Doğanay, Fatoş Doğanay, Nurten Keleş, Hürmet Erdoğan ve Gülnihal Bal'a 
 
Etkinliğimize gönderdiği içeçekler için Yasemin Tatar'a
 
Davetiyelerimizi dağıtma konusunda bizlere büyük emeği geçen Nurettin Avşar'a
 
Yemek dağıtan Serdar Bal, Deniz Bal, Hasan Bal, Ali Özel, Özgür Öztürk ve  isimlerini tespit edemediğimiz diğer bütün gençlerimize, 
 
Okul salonunu yemekhane haline getirmek amacı ile masa sandalye düzenini sağlayan Tayyar Seven, Eroğan Doğanay, Deniz Bal, Ali Özel'e ve adını bilemediğimiz için yazamadığımız Emeği geçen, katkı sunan herkese gönülden teşekkürlerimizi sunuyoruz.
 
Böyle bir kadro ile etkinlik yapmak herkese kısmet olmaz. Hepsinin sazına, sesine, eline, diline, yüreğine sağlık. Yürekten teşekkürler ediyoruz. 
 
Siteden sizlere duyurulan kişilerin hepsi vaatlerini yerine getirdi.
 
Şenliğin müzik kısmının sorumluluğunu üstlenen ve aynı zamanda çalamayacağını çok geç öğrendiğimiz Zurnanın yokluğunu hissettirmemek adına bir saatten fazla org ile programa devam eden Taşkın Erdoğan'a bir kez daha teşekkür ediyoruz. 
Dernek Yönetim Kurulu adına
Nurayişe Çolakgil
 
Maddi Katkı sunanların sayısının fazla olması nedeni ile isimleri Ziyaretçi Defterinden yayınlanacaktır. 
Şenlik ile ilgili Görüntülere BURAYA ve BURAYA ve de BURAYA TIKLAYARAK ULAŞABİLİRSİNİZ
YİNE MUHTEŞEM BİR TİYATRO GÖSTERİSİ İZLEDİK - 27 Temmuz 2014
 
Yaşları Küçük ama yaptıkları büyük bir grup Karaözülü genç, herşeyini kendilerinin yaptığı çok güzel bir tiyatro izlettiler.
 
Bu gençleri yüreklendiren ve çalışmalarında kendilerine yardımcı olan Gönülser Seven'e, onları izlemeye gelerek yüreklendiren mahalle halkına ve tiyatroda rol alan gençlerin hepisine tek tek teşekkür ederiz. 
 
Görüntüleri izlemek isteyenler BURAYA TIKLASINLAR lütfen.
EKSİKLERİMİZ TAMAMLANMAK ÜZERE
 
Necdet ÖZDEMİR’e; Ayran makinesi için,
Nezihe YILMAZ’a; Yahninin soğanı için,
Ercihan ASLAN’a; şenlik günü kasabamız yaşlılarını taşımak üzere arabasını tahsis ettiği ve yaşlıların kıyafetleri yıkandığında asmak için askılık hediye etmeyi vaat ettiği için;
Aybar AVCI, Huriye ŞAHİN, Halil DALAK, Kemal ÖZDEMİR, Burak AVCI’ya derneğimize bağışta bulundukları için çok teşekkür ediyoruz.
 
İYİ Kİ VARSINIZ…
 
En az 1000 (bin) adet köpük tabak, bardak, çatal – kaşık, havai fişek dışında her şey tamamlanmış gibi.  Aklınıza gelenleri bize öneri olarak sunarsanız, yapılan etkinliği sonradan eleştirmeye hazırlananlara fırsat vermemizi önlemiş olur ve bize büyük katkı vermiş olursunuz.
 
Şenlikte sahne almak isteyenler lütfen bizimle irtibata geçebilirler mi?
Dernek Tel No: 0530 955 86 22
 
Yönetim kurulu adına
Nurayşe Çolakgil (Özerdem)
KATKI VERENLER
SIRA NO ADI ve SOYADI BAĞIŞ KONUSU
1 LEYLA KAYA 2 Adet KISIR KOYUN
2 KEBİRE KARAHAN 1 Adet KISIR KOYUN
3 Gömürgenli ORHAN ÖZER 1 Adet KISIR KOYUN ve Sürülerinin bir günlük sütü
4 NAKİ DOĞANAY 100 euroluk YUFKA EKMEK
5 GÜLNUR ÜNLÜ (Yerlikuyu eski muhtarının eşi) 10 kilo Yoğurt
6 HÜSNİYE TOKÖZ Yahnili Pilav'ın BULGURU - soğan
7 TURAN IŞIK Şenlik esnasında Yaşlı ve Engellilerin taşınması için bir günlüğüne şoför ile birlikte ARAÇ TAHSİSİ, 3 torba UN, DUVAR SAATİ, eksik kalacak olur ise malzeme desteği, Para desteği
8 Ziraat Yük.müh. NEVZAT ERDOĞAN "Bir Demet Karaözü" isimli yaklaşık 700 adet ŞİİR KİTABI (Gelecekler ile birlikte tam adedi belli olacak) ve Karaözü'nün HARİTASI
9 ERCAN GENÇ Pankart - tabak - kaşık

 İYİ Kİ VARSINIZ, KARAÖZÜ BU, İMECE BU, DAYANIŞMA BU...

Karaözü Kültür Dayanışma ve B.M.D. Derneği adına
Nurayişe Çolakgil (Özerdem)

ŞAHRUH RÖLYEF ÇALIŞMASI

Etkinliğimizde kullanılmak üzere Şahruh Köprüsü’nün alçıdan kabartma resmini ve alçı kalıbını Heykeltıraş Uygur Orhan'a yaptıran ve malzemelerini temin eden Eroğan Doğanay'a etkinliğimize katkılarından dolayı teşekkür ederiz. 

İyi ki varsınız
 
Karaözü Kültür Dayanışma ve B.M.D. Derneği adına
Nurayişe Çolakgil (Özerdem)

İZMİR DERNEĞİ'NDEN HABER VAR

İzmir Derneği bir sürpriz yaptı. Kendilerini henüz davet bile edememişken, Şenliğimizde kullanmak üzere TİŞÖRT, ŞAPKA, ŞORT (500 adet) basılıyor olduğunu söylediler. Kimileri türlü bahanelere sığınırken, kimileri davet bile beklemiyor. Yüreğinize sağlık.
 
Aracılık eden İzmir Dernek başkanımız Yaşar Özdemir’e, Karaözü İzmir Derneği Yönetim Kuruluna, Mustafa Doğanay'a, Birsen Öztürk'e ve eşyaların basılmasını sağlayan Balçova Belediye Başkanı Mehmet Ali Çalkaya'ya çok teşekkür ediyoruz. 
 
İYİ Kİ VARSINIZ 
Karaözü Kültür Dayanışma ve B.M.D. Derneği adına
Nurayişe Çolakgil (Özerdem)
 
TÜRK SANAT MÜZİĞİ ve TÜRK HALK MÜZİĞİ KORO ÇALIŞMASI BAŞLADI - 15 Temmuz 2014

Salı – Perşembe – Cumartesi günleri, 17.00 – 19.00 saatleri arasında, Karaözü Kültür, Dayanışma ve B.M.D. Derneği’nin salonunda, Taşkın Erdoğan’ın yönetiminde, Türk Sanat Müziği ve Türk Halk Müziği Koro Çalışması başlamıştır. 

Bu çalışmaya katılmak isteyenler, derneğimiz binasına gelerek ya da 0530 955 86 22 nolu dernek telefonunu arayarak kayıtlarını yaptırabilirler. 
 
 
Bu güzel buluşmaya neden olan öneriyi sunan ve çalışmayı başlatan Taşkın Erdoğan'a, kısır için Fatma Özerdem'e, Kek için Nurten Özdemir'e, sigara böreği için Gülnihal Bal ve Servet Kılıç'a ve bu etkinliğe katılarak bizleri yalnız bırakmayan mahalle halkına çok teşekkür ediyoruz. 
 
 
Aşağıdaki linki arama motorunuza yazarak görüntülerin bir kısmına ulaşabilirsiniz. Çekim yapan Cafiye Arpacı'ya ve Zülfikar Bağcı'ya teşekkürler.
https://www.facebook.com/photo.php?v=10202583074402154&set=vb.1355469174&type=2&theater

 

TEŞEKKÜR EDERİZ

Birkaç gün önce kaybettiğimiz değerli büyüklerimizden Veli Taştan ölümünden önce biriktirdiği parayı çocuklarına vermiş ve demiş ki; şu para ile yemeğimi yedirir, şu 1.500 tl’yi de bağışlarsınız.

 

Ölüsünün bile çocuklarına yük olmasını istemeyen atalarımızdan biri. Kendisini tekrar rahmetle anıyor, bağışını bize getiren Dr. Alper Taştan ve eşine teşekkür ediyoruz. 

Bekdeş Yılmaz - Arzu Yılmaz'ın oğlu Necdet Yılmaz ve İbrahim Ede Yılmaz, anneleri Arzu hanım için bağış yapmışlardır. Kendilerine teşekkür ediyoruz.

Mahmut Topçuoğlu ise oğlu şehit Mustafa Topçuoğlu adına bağış yapmıştır. Kendilerine de derneğimiz adına teşekkür ediyoruz.

İyi ki varsınız

Karaözü Kültür Dayanışma ve B.M.D. Derneği adına

Nurayişe Çolakgil (Özerdem)

ŞENLİK DUYURUSU
 
Karaözü Kültür, Dayanışma ve Bakıma Muhtaçlara Destek Derneği olarak Karaözü Mahallesinde 02 – 03 Ağustos 2014 tarihlerinde gerçekleştirmeyi planladığımız “Karaözü Kültür ve Dayanışma Etkinliği” ile ilgili Sarıoğlan Kaymakamımız Sayın Hasan Doğan’ın oluru alınmıştır.  
 
Başta Kaymakamımız Sayın Hasan Doğan ve Belediye Başkanımız Sayın Ali Osman Yıldız olmak üzere, bu aşamada bizlere gerek manen gerekse madden destek olan sayın Karaözü ve çevre mahalle sakinlerine çok teşekkür ediyoruz.  
 
İYİ Kİ VARSINIZ!
 
Dernek Yönetim Kurulu adına
Nurayişe Çolakgil (Özerdem)
Mustafa Kılıç
Mail: karaozumerkez@hotmail.com  Tel No: 0530 955 86 22
 

KARAÖZÜ’DE BULUŞMA 

Kızılırmak Yerel Dernekler Federasyonu Yöneticilerinin talebi üzerine yöremiz muhtarları Karaözü Kültür Dayanışma ve B.M.D. Derneğinde buluştular. Bu buluşmada Federasyon yetkilileri muhtarlarımızın sorunlarını dinleyip, çözümünde yardımcı olmaya çalışacaklarını söylediler. 

Derneğimize gelerek bizlerin sorunlarını dinleyen, başta federasyon başkanı Cemal Kaman olmak üzere Federasyon yöneticilerine Derneğimiz ile ilgili danıştığımız konularda verdikleri bilgi destekleri ve vermeyi vaat ettikleri hukuki destek için teşekkür ederiz. Ziyaretleri bizleri onurlandırdı.  

Toplantıya katılanlar;

Federasyon Yöneticileri;  Cemal Kaman (başkan),  Yusuf Ağçiçek (basın kurulu başkanı), İsmail Sonsuz (Genel Sekreter), Yusuf Şahin (Yönetici), 

Muhtarlarımız; İsmail Demir ( İğdeli mahallesi muhtarı), Murtaza Kılıç ( Karpınar Mahallesi muhtarı), Arif Arıca (Burunören mahallesi muhtarı), Bekir Kılıç (Yerlikuyu mahallesi muhtarı), 

Karaözü Dernek Yöneticileri; Nurayşe Çolakgil (Dernek Başkanı), Mustafa Kılıç (Dernek Saymanı), Celal Yapıcı (Sekreter), Ünver Doğanay (Başkan Yrd.), Hüseyin Demirci, 

Mahalle Halkından katılanlar; Zülfikar Bağcı, Caner Bal, Hürmet Erdoğan, Türkan Özdemir, Emin Demirel (Kızılpınar), Şevki Koğ, Ahmet Şahin (İğdeli), İsmail Kaya (Karpınar)’dır. 

Toplantıda sunulan ikramları hazırlayanlar; Türkan Özdemir, Nurayişe Çolakgil, Mustafa Kılıç, Hürmet Erdoğan, Fatoş Doğanay, Nuran Doğanay. 

Toplantıyı yapan, toplantıya katılan, gelenlere ikram hazırlayan ve misafirlerimize hizmet eden herkese çok teşekkür ederiz. 

Yönetim Kurulu Adına

Nurayşe Çolakgil (Özerdem)

KARAÖZÜ İSTASYONU ONARIMI

Karaözü'müzün istasyonu biraz yorgun, biraz bakımsız, biraz kırılmış ama hala hizmet vermeye devam ediyor. 

Sivas - Ankara arası yapılan onarım çalışması kapsamında; Devlet Demiryolları, 4. Bölge Müdürlüğü tarafından Karaözü istasyonu onarım ve tadilatı devam ediyor. Tuvalet ve bekleme odası tamamlanmış, istasyon önündeki kaldırımlar yapılmaya başlanmış. Bir haftaya kadar biteceği söyleniyor. 

Emeği geçen herkese Karaözü halkından birisi olarak teşekkür ediyoruz. 

17 Haziran 2014, Karaözü

ERGİN MARKETLER'İN SAHİBİ SÜLEYMAN ERGİN (BAY)'A TEŞEKKÜR EDİYORUZ 
 
Süleyman Ergin, lakabıyla tanıtmak gerekir ise BAY, Derneğimiz yönetim kurulu odasına taban muşambası ve Deri sandalye bağışlamıştır. Bu vesile ile daha önce yaptığı maddi destekler, bağışladığı naylon sandalye ve naylon masalar için bir kez daha teşekkür ediyor ve İYİ Kİ VARSINIZ diyoruz.
 
Duyarlı insanlarımız sayesinde daha bir hevesle çalışır olduk.  
 
Karaözü Kültür, Dayanışma ve B.M.D. Derneği adına:
Kurucu başkan, Yeni Sayman Mustafa Kılıç
Yönetim Kurulu başkanı Nurayişe Çolakgil

HAYIRLI OLSUN

Karaözü Merkezinde bulunan derneğimiz binasının odalarından biri MİSAFİR ODASI olarak düzenlenmiştir.

 

Bağışlanan çekyatların yüzlerine geçirmek üzere kumaş bağışlayan FATOŞ DOĞANAY’a, Çekyatların yüzlerini diken meşhur Terzimiz CELAL YAPICI’ya, Bilgisayar masasını bağışlayan HİKMET TATAR’a, Salonumuzda interneti kullanmanız için gerekli masaları kullanılabilir hale getiren FATOŞ DOĞANAY’a, Salonumuza fotoğraflarımızı asmamız için gerekli işlemleri yapan MUSTAFA DOĞANAY’a ve ihtiyacınız anında isteyip kullanabileceğiniz masa ve sandalyelerin bulunduğu depomuzun boya badana işlemlerini yapan ustamız ÜNAL DEMİRCİ ve Karaözü’müzde yaşayan saz yapımcısı, televizyon program yapımcısı CANER BAL’a hizmetlerinden dolayı teşekkür ediyoruz.

 

Sizlerin sayesinde daha da güzel bir ortamda hizmet verme imkanı buluyoruz. İYİ Kİ VARSINIZ…

 

Karaözü Belediyesi’nin bu güne kadar hizmet vermiş belediye başkanlarının fotoğrafları duvarımızda yerini almış olup, muhtarlarımızın fotoğraflarını da temin etmek istiyoruz. Şehitlerimiz’in adlarını ve fotoğraflarını temin etme konusunda yardımcı olursanız memnun oluruz.

 

Yönetim Kurulu adına

Nurayişe Çolakgil

 

Görüntülere BURAYA TIKLAYARAK ulaşabilirsiniz. 

YAKAR GİDERİM...

BUGÜN KARAÖZÜ SEVDALISI ŞİNASİ GENÇ'İN ÖLÜM YILDÖNÜMÜ - 3 Haziran 2014

Karaözü Lisesinin Koruma başkanı olduğu dönemde, lisenin eksik olan öğretmenleri için Kayseri meydanında kendini yakmaya teşebbüs eden, bu konu ile ilgili Kayseri valisini tehdit eden, okulun eksik öğretmenlerinin hepsini bir çırpıda alıp köye getiren adam gittikten sonra şu an okul kapanıyor ama kimsenin kılı kıpırdamıyor.

Yardımlaşmayı ve imeceyi benimseten, bu yönde mücadeleler veren Şinasi Genç ruhu yeniden canlanmalı, Karaözü lisesi kapatılmamalı. 

Güzel insan, ışıklar içinde uyu. 

Kendisi gibi Karaözü'nü seven evlatları Haydar, Hasan, Emine, Rahşan ve eşi Dürdane Genç, bugün derneğimizdeydi. Şinasi Genç'in yöresine sevdasını bilen çocukları, onun adına önce kendi evlerinde  bir yemek verdiler, sonra derneğimize gelerek sazı seven babaları adına bir saz bağışladılar ve maddi katkı sundular. Kendilerine derneğimiz adına çok teşekkür ediyoruz. 

Karaözü Kültür, Dayanışma ve Bakıma Muhtaçlara Destek Derneği adına

Yönetim kurulu başkanı

Nurayişe Çolakgil

 

 KARAÖZÜLÜ KÖY ENSTİTÜLERİ MEZUNLARI KARAÖZÜ’DE BULUŞTU

Karaözülü Köy Enstitüsü mezunları, Derneğimizin daveti üzerine 22 Mayıs 2014 Perşembe günü saat 12.00’de Karaözü Kültür Dayanışma ve Bakıma Muhtaçlara Destek Derneği’nde buluştular. 

Köy Enstitüsü mezunları; Ali Özel, Cevdet Argüder, Kadim Serinözü, Kemal Özdemir, Mehmet Öztürk, Mustafa Özdemir, Osman Seven, Süleyman Özerdem ile Ziya Doğanay’a, Köy enstitüsü girişli olup öğretmen okulu olarak bitiren Murat Doğanay, İhsan Özerdem’e ve saygıdeğer eşlerine derneğimize gelerek bizleri onurlandırdıkları için çok teşekkür ediyor, sağlıklı ve uzun soluklu bir yaşam diliyoruz. 

Yemeğin maliyetini karşılayan; İhsan Özerdem, Mustafa Kılıç, Mustafa Doğanay, Feti Dalak, Ayşe Çolakgil, Fevzican Keleş, Ünver Doğanay, Sercan Hızal, Nazlı Arslan ve Celal Yapıcı’ya, 

Yemekleri hazırlayan; Fatma Özerdem, Sercan Hızal, Fatoş Doğanay ve Nazlı Arslan'a

Hizmet eden; Gönülser Seven, Mücella Çoban, Tahsin Genç, Fevzican Keleş, Agah Çolakgil, Ünal Demirci, Hüseyin Demirci, Sercan Hızal, Fatoş Doğanay ve Nazlı Aslan’a

Bağışta bulunan; Cevdet Argüder, Süleyman Özerdem, Ziya Doğanay, Osman Seven, Ünver Doğanay, Nihat Çoban ve Bircan Özdemir’e,

Toplantıyı kayıt etmeyi üstlenen; Bircan Özdemir ile Karaözülü Saz ve program yapımcısı ve yorumcusu Caner Bal’a ve fotoğrafları sizlere ulaştırmamıza yardımcı olan Ahmet Özdemir ile Yiğit Çolakgil'e

Sazları ve muhteşem yorumları ile bizleri coşturan; Fevzican Keleş ve Mustafa Bal’a

Bu etkinlikte bizleri yönlendiren divan başkanımız Fethi Dalak’a, Kurucu başkanımız Mustafa Kılıç’a, Denetim başkanımız Mustafa Doğanay’a ve denetim asil üyemiz Fevzican Keleş’e çok teşekkür ediyoruz. 

İYİ Kİ VARSINIZ!
Allah tekrarını nasip etsin.

Toplantı ile ilgili görüntülere
BURAYA TIKLAYARAK ulaşabilirsiniz. 

Yönetim Kurulu adına
Başkan Nurayşe Çolakgil
Kurucu Başkan Mustafa Kılıç

 

 >

 

 

SARIOĞLAN MECLİS ÜYELİĞİ HAYIRLI OLSUN 

 

Karaözülü Süleyman Ergin (Bay), Sarıoğlan ilçesi Belediye Meclis üyesi seçilmiştir.

 

Kendisini kutluyor, başarılarının devamını diliyor, derneğimize verdiği katkıdan dolayı teşekkür ediyoruz.

Hayırlı, uğurlu olsun.

 

HAYIRLI OLSUN

 

 

Karaözü'nün yeni ve tek muhtarlığına Muzaffer (Songül) Özdemir seçildi. Kendisine başarılar diliyoruz. Yolu Açık olsun. Hayırlı, uğurlu olsun. 

 

TEŞEKKÜR EDİYORUZ

Belediye başkanımız Şener Tatar'a, encümenlerine ve Belediye çalışanlarının hepsine verdikleri hizmet için teşekkür ediyor, yeni yaşamlarında sağlık, mutluluk ve huzur diliyoruz. Herşey gönüllerince olsun. 

KARAÖZÜ'NÜN CHP’Lİ BELEDİYE BAŞKANI ŞENER TATAR'DAN PARTİ YÖNETİCİLERİNE SİTEM
 
Sarıoğlan seçim çalışmalarıyla ilgili konuşan Karaözü Belediye Başkanı Şener Tatar, 30 Mart
seçimlerinden sonra istifa edeceğini ve siyasi hayatına son vereceğini söyleyerek, parti içindeki yöneticilere sitem etti.

Hacı Bektaşi Veli Derneği’nde düzenlediği basın toplantısında konuşan Tatar, kendisine meclis üyeliği ve Talas belediye başkanlığı için 1. sıradan aday gösterileceğiyle ilgili teklif sunulduğunu iddia eti. 46 yıldır CHP’de görev yaptığını belirten Tatar, “18 yaşımdan beri Cumhuriyet Halk Partisi’nin içinde mücadele veriyorum. Yani bu sene 46. yılımı dolduruyorum. Cumhuriyet Halk Par
tili bir belediye başkanıyım ve bu görevimi 30 Mart akşamına kadar sürdüreceğim. Ben herhangi birileri gibi istediği olmayınca istifa eden, tehdit eden insanlardan değilim. Ben gerek kasabamda soran insanlara, partililerime gerekse aşiret büyüklerime, dayılarıma her sorduklarında, kesinlikle ben böyle bir tartışmanın veya yarışın içerisinde değilim, benimle ilgili bu kararı il başkanlığı verdi. Ben bunun üzerine herhangi bir çalışma yapmam. Ben örgütüme de inanıyorum. Bir tek söylediğim cümle bu. Şubat 18’de listelerin şekilleneceği gün. Geldim yine kendileriyle konuştum. Mustafa Ayan beyefendiyle. ‘Bakın başkanım ben sıkıntı hissediyorum. Lütfen benim kasabamın huzurunu bozmayın. Hatta bu göreve talip olan dostlarımın da huzurunu bozmayın. Bana verdiğiniz şu görevi benden alın’ dedim” diye konuştu.

Milletvekilinin kendisini aradığını ifade eden Tatar, “Bundan 2 gün evvel seçim listeleri Yüksek Seçim Kurulu’na teslim edildi. O gün resmileşmeden evvel saat 11’de milletvekilimiz beni arıyor. Telefonda bana yapılanlar için ağlamaklı konuştuğunu biliyorum. Bana yapılanları telafi etmek için, Kayseri’de 1. sıra meclis üyeliği teklif ettiler. Kendilerine teşekkür ettim. ‘Sayın vekilim, ben Sarıoğlan’da dahi bir talepte bulunmadım. Ben Kayseri’de 1. sırayı niye talep edeyim? Bana Büyükşehir belediye başkan adaylığını sunsanız dahi kabul etmem. Benim böyle bir talebim yok” şeklinde konuştu.

Daha sonra il başkanının kendisini aradığını ve Talas Belediye Başkan adaylığı için 1. sıraya alındığını öğrenen Tatar, “Biraz sonra da il başkanımız aradı. Ve bana ‘Başkan seni Talas 1. sıraya koyduk. Lütfen birkaç saat içinde bize dosyanızı iletin’ dedi. Talas’ta, Talas ilçe başkanı, 17 yönetim kurulunun oy birliğiyle belediye başkanlığına aday gösterdiği Mustafa Aslan’ı siz orada yiyeceksiniz. Bende Mustafa Aslan’ın yenildiği yerde gideceğim 1. sıraya konacağım öyle mi? Kayseri’de, Talas’ta bu parti için hizmet vermiş o kadar insan varken, ben gidip 1. sıraya yerleşeceğim öyle mi?” dedi.

“YALANCIDAN İLÇE BAŞKANI DA, İL BAŞKANI DA OLMAZ”
Sorun çıkmaması için çok uğraştığını vurgulayan Tatar, parti yöneticilerine sitem etti. Tatar konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Başkanımızın meşhur bir sözü var. Üstüne basa basa söylüyorum. Yalancıdan başbakan olmaz diyor. O zaman yalancıdan ilçe başkanı da olmaz, il başkanı da olmaz.
Yalvarır yakarırcasına konuşmama rağmen, dün de kendisiyle 1 saat konuştum. Sen konuşursan biz burada duramayız diyor. Partiyi yıpratır diyor. Peki o zaman yıpratacak işi niye yapıyorsunuz? Siz benim onurumla niye oynuyorsunuz? Ben sizden meclis üyeliği mi istedim. Başkanvekilliği mi istedim. Sen benim ailemin onuruyla ne diye uğraşıyorsun? Benim çocuklarımın onuru yok mu? Yalvardım yakardım. Bizi bu yarışın içerisine sokmayın dedim. Benim içimi acıttılar. Ben bu partide 46 yıldır hizmet veriyorum. 30 Mart akşamına kadar da bu onuru koruyacağım. Devam ettireceğim ama 31 Mart’ta tekrar bir dilekçe vermeyeceğim. Sizin vasıtanızla açıklıyorum. 31 Mart itibariyle siyasi hayatımı, politik yaşamımı sonlandırıyorum.” 
İHA – 22 ŞUBAT 2014
http://www.milliyet.com.tr/chp-li-belediye-baskanindan-parti-yoneticilerine-kayseri-yerelhaber-43264/

SARIOĞLAN CHP'DE  - KARAÖZÜ'DEN SÜLEYMAN ERGİN MECLİS ÜYESİ

Sarıoğlan, Cumhuriyet Halk Partisi Sarıoğlan belediye meclisi 3.cü sırada Kasabamız esnaflarının ileri gelenlerinden Süleyman Ergin (BAY)'ı aday göstermiştir. Kendisine başarılar dileriz. Yolu açık olsun.

KAYSERİ - CHP’de TOPLU İSTİFA
 
CHP Talas İlçe Başkanlığı’nın 17 kişilik yönetimi düzenledikleri basın toplantısı ile destekledikleri ismin belediye başkan adayı olarak gösterilmemesi sonrasında CHP’den topluca istifa ettiklerini açıkladı.
 
Talas İlçe Başkanlığı’nda düzenlenen toplantıda konuşan CHP Talas İlçe Başkanı Memduh Bektemir, “22 ay önce görevi devraldık. CHP içinde siyaset yapan herkes Talas örgütünün nasıl çalıştığını çok iyi bilir. Kayseri’de kimsenin hayal edemediği bir çok işi yaptık” dedi.

Pekdemir, “Bütün çalışmalarımızı örgüte danışarak yaptık. Bazıları partiyi sağa çeksede biz hep sosyal demokrat olmaya çalıştık. Adımızın duyulmasından içimizden ve dışımızdan rahatsız olanlar oldu. Son yerel yönetimler aday belirleme sürecinde bunu açıkça gördük. Bizi başarısız göstermek için her dalavereyi çevirdiler. Genel Merkeze bildirdiğimiz Mustafa Aslan’ın adaylığını engellemek için her türlü şeyi yaptılar. Kısacası Talas’ta seçimin kazanılmaması için ne gerekiyorsa yaptılar. Ya genel merkez yanlış yapıyor veya yanıltılıyor. Bizi yok sayarak aday belirleyen bu anlayışı, bizim sesimizi duymayan genel merkez yöneticilerini protesto ediyor ve topluca istifa ediyoruz”

Örgütü tarafından Talas İlçe Başkan adayı olarak genel merkeze bildirilen Mustafa Aslan, “Bilindiği üzere 2014 yılı yerel seçimlerinde CHP Genel Merkezi her nasılsa Kayseri’de Talas ilçe örgütünün adayını açıklayamamıştır. Bu saate gelindiğinde İl Başkanı tarafından bildirildiği üzere bir başka hanım arkadaşımızın isminin kabul edildiği öğrenildi. Ben CHP’li bir insan olarak 13 yıl il yöneticiliği yapmış bir insan olarak ilçe örgütümün daveti ve isteği üzerine bu görevi kabul ettim. Burada ilçe örgütü bu isteği oy birliği ile kabul etti. Türlü beklentilerden sonra il yönetimi de benim adaylığımın uygun olduğunu genel merkeze bildirdi” dedi.

Aslan açıklamasını şu şekilde sürdürdü:

“Bu yaşanan olaylara rağmen ben Kayseri Talas ilçe örgütünün istediği bir aday olarak bekledim. Ne bir muhatap bula bildiğim gibi bunun Kayseri’den sorulup soruşturulduğunu görmedim. Hiçbir şekilde adaylığı gündeme gelmeyen bir insan için adayınız budur denmesi Kayseri adına üzücüdür. Kayseri’de sayın Özhaseki paşa olduysa bu CHP’nin suçudur.

Biz bu halkın teveccühünü almış bir örgüt. Ama Kayseri örgütü lime doğranarak örgüt bu hale getirilmiştir. Talas ilçesinin böyle bir zafiyete uğratılması AK Parti’nin ayağının tökezlediği bir yerde destek görmesi anlamına geliyor. Ben kurultay delegesi olarak partimde üyeliğim bulunuyor. Bu benim şahsımın bir sorunu değil, ama CHP bu sorunu haftalar önce halletmeliydi. Burada ilçenin ve ilin aldığı bir kararı tanımayan CHP varsa Kayseri’de CHP örgütü yok demektir.

Kayseri’nin talihi ve kaderi olamaz. Burada birileri Kayseri’yi kurtarılmış bölge olarak görüyorsa bunun sebebi ana muhalefet partisi olarak bizleriz. Ben örgütümün adayıyım. Bu yetkiyi kimse benden alamaz. CHP demokratik parti ise kimse bunun üzerine konuşmamalı. Ben CHP’nin en iyi şekilde temsilini yaptım. Bu şartlarda bana bunu uygun görmeyen insanlar varsa bu insanlar samimi bir insan değildir. Bu halk bizden görev ve destek istiyor. Ama partimiz kendini bu duruma düşürüyorsa artık takdir halkımızındır. Örgütümüzün beni aday göstermesini kimse elimizden alamaz. Cumhuriyet Hatır Partisi ise kimin hatırını sayıyorlarsa gelsin o arkadaşlar bu örgütü alsınlar. Kayseri’de derin CHP kimse bu örgütü alsın gelsin ve derdimize çare olsun. Ben bu şartlarda partinin bu zafiyete düşürülmesini kınıyorum.

Bu Kayseri’ye yapılmış bir ihanettir. Kimin hatırı bizden yüksekse bir örgüt bir yana o şahıs ta terazinin diğer yanında ağır basıyorsa Sayın Genel Başkanımız bunu izah etsin. Nereden getiriyorlarsa bir örgüt getirsin ve bu saatte ne yapacaksa gelsin yapsın” diye konuştu.
 
16 Şubat 2014
http://www.yenihaberden.com/chpde-toplu-istifa-24898h.htm
 
---------------------------------------------------------------------------------------
KAYSERİ'de CHP'nin TALAS, ÖZVATAN ve İNCESU ADAYLARI BELLİ OLDU
 
       Cumhuriyet Halk Partisi’nde tüm belediye başkan adayları netleşti. Buna göre merakla beklenen Talas adayı eski İl Başkanı Mustafa Aslan oldu.  
       CHP’de tüm belediye başkan adayları kesinlik kazandı. CHP Genel Merkezi’nde Parti Meclisi’nin (PM) yaptığı son toplantıda açıklanmayan ilçelerin de netleştiği kaydedildi.
ÖZVATAN VE İNCESU ADAYLARI DA BELLİ OLDU
       Buna göre CHP, İncesu’da Hüseyin Beğendik’i aday gösterirken, Özvatan’da ise AKP’den istifa eden eski Küpeli Belediye Başkanı Caner Akdemir’i aday gösterdi. Caner Akdemir’in, bir süre önce “rüşvet ve yolsuzluk” olayları nedeniyle AKP’den istifa ettiği iddia edilmişti.
 TALAS’TA 3 ADAY ARASINDAN SEÇİM YAPILDI
       Diğer yandan CHP’de kamuoyunun merakla beklediği Talas Belediye Başkan adayı da belli oldu. Partinin Talas’ta, CHP eski il başkanlarından Mustafa Aslan, Bülent Hodul ve Cabbar Salman üçlüsü arasından Mustafa Aslan da karar kıldığı  ve birkaç gün içinde önemli bir aksilik yaşanmazsa kamuoyuna resmi açıklamanın da yapacağı dile getirildi.
İŞTE CHP ADAYLARININ TAM LİSTESİ
       İşte CHP’nin kesinleşen Kayseri Belediye Başkan adaylarının tam listesi; Büyükşehir Osman Çilsal, Melikgazi Uğur Seten, Kocasinan Mustafa Yıldız,  Akkışla Selahattin Baydan,  Bünyan İbrahim Marzıoğlu,  Develi Burak İstanbullu,  Felahiye Gürsel Kısır, Hacılar Mustafa Çakıcı, İncesu Hüseyin Beğendik, Özvatan Caner Akdemir, Pınarbaşı Salim Doğan, Sarıoğlan Mehmet Bayraklı, Sarız Ömer Faruk Eroğlu, Tomarza Mehmet Erdoğan, Yahyalı Mehmet Acarbaş,  Yeşilhisar Mehmet Harmancı ve Talas Mustafa Aslan” 
Kaynak: http://www.kayseriolay.com/chp-de-talas-ozvatan-ve-incesu-adaylari-da-belli-oldu-h1267.htm#
tarih: 2014-02-11
---------------------------
Mustafa Aslan, Karaözü'lü başarılı avukatlarımızdan birisidir. Kayseri'de yaşamaktadır. Kayseri'deki Karaözülü ve çevre köylerimiz vatandaşlarının Av. Mustafa Aslan'ı destekleyeceklerini umuyor, çıktığı bu yolda başarılar diliyoruz. Yolu, bahtı, şansı açık olsun. 
 
Umarız bir an önce sonuç netleşir. Kendisi ile ilgili detaylı bilgiyi derler derlemez sizinle paylaşacağız. 15 Şubat 2014
 
----------------------------------------------------------------------------------------
 
AĞAÇ KAĞNI MAKETİ - BEKİR DOĞANAY (Mehmet oğlu)
Bir güzel çalışma daha... sadece bunlar değil; Kirmen, İğ, Dirgen, yaba gibi eski araç gereçlerin çoğunun maketini yapmış Bekir doğanay. 
 
 
 
 
Öküz maketleri hariç Karaözü'de pek çok evde var bu maketlerden. Bir tane de derneğe bağışlamış. Diğerlerinin fotoğrafları gelince onları da yayınlayacağız.
 
Ellerine emeğine sağlık.
 
 
 
----------------------------------------------------------------------------------------------
ŞAHRUH KÖPRÜSÜ MAKET YAPIM ÇALIŞMASI
(MİMAR DENİZ)
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Karaözü'nün düğünlerini zurnası ile şenlendiren, yöremizin yeni ve en iyi zurnacısı olduğunu MAHALLİ SANATÇI ünvanını resmi olarak kazanarak belgeleyen, şimdi de sadece sanatçı değil Zanaatçı olduğunu da ıspatlayan, ADEM YAVUZ KAYA (face ismi Deniz Devrim Kaya) tarafından yapılmış Şahruh, Tek kelime ile MUHTEŞEM olmuş. Ellerine sağlık. İyi ki varsın! 
 
 
 
 
 
 
 
 
ŞAHRUH KÖPRÜSÜ TAMİRATI 29 Ekim 2013 

Geçen sene tamiratı yapılmış ama suların yükselmesi nedeniyle bazı tosunburunları tamir edilememişti.
Şahruh Köprüsü’nün yarım kalan son sel yaranları da (tosun burunları) tamir edilmeye başlanıldı. Koca bir yaz mevsimini ve en önemlisi seviyesi iyice düşen Kızılırmak müsaade etmişken tamiratı yapmayan firma, suların yükseldiği ekim ayının 29’unda yarım kalan işi bitirmek için çalışmaya başladı. Ne diyelim. “Geç olsun da güç olmasın”.
 
Bugüne kadar yaptıkları çalışmalar için kasabamız ve Şahruh Köprüsü adına teşekkür ederiz. Ellerine sağlık.
 
 
KARAÖZÜ MERKEZ'de AÇILAN DERNEĞİMİZİN AŞURE İKRAMI  19 Kasım 2013
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Günün önemini anlatan konuşması için MEHMET ÖZTÜRK’e,
Aşurenin yapılmasına para – malzeme getiren, mani çekilişine hediye getiren: ADNAN ZORLUKAN ERDOĞAN, AYFER KARAHAN, AYSEL DEMİRCİ, BAĞDAT DOĞANAY, BORA KOÇ, DURDANE GENÇ, ELİF GENÇ, FATMA DOĞANAY, FATMA ÖZERDEM, FAZİLET ERDOĞAN,FEVZİCAN KELEŞ, FİKRET DEMİR, FİKRİYE AVCI, GÜLHAN BAL, GÜLÜMSER TATAR, HASAN TATAR, HURİYE TAŞYÜREK, HÜSEYİN DEMİRCİ, KEZİBAN ALDIKAÇTI, MEHMET ÖZTÜRK, MUSTAFA BAĞCI, MUSTAFA KILIÇ, NAİME SEVEN, NAZLI ASLAN, NECLA TATAR, NUR AYŞE ÇOLAKGİL, NURDAL KARAHAN, NURTEN KELEŞ, ÖZGÜR TATAR, SERCAN HIZAL, SÜLEYMAN ÖZERDEM, TAHSİN GENÇ, TAMAM BAĞCI, ÜNVER DOĞANAY ve YÜCEL ALÇIOĞLU’na
 
 
YEMEK PİŞİREN, HİZMET EDEN
FİKRİYE AVCU
NURDAL KARAHAN
GÜLÜMSER TATAR
AYFER KARAHAN
NECLA TATAR
FATOŞ DOĞANAY’a
 
SAZ ÇALIP, DEYİŞ SÖYLEYEN
CANER BAL
ERTUĞRUL YÜCEL
MUSTAFA BAL
ALP ASLAN
MUSTAFA KILIÇ’a (Dernek Kurucu başkanı)
 
Hediye çekilişinde görev alan FATMA DOĞANAY, ÖZLEM KELEŞ ve 4 kız arkadaşına,
Banka hesabımıza para yatıran YILDIRIM AVCI'ya
 
Derneğimize gelerek bizleri onurlandıran, varlıkları ile bize güç ve cesaret veren KARAÖZÜ ve ÇEVRE KÖYLERİMİZ HALKINA, Muhtarımız Turgayşen Bağcı’ya, onurlandırmakla kalmayıp bağışta bulunan Haydar Kadıoğlu, Cihan Erdoğan, Kebire Göktürk, Şerife Çakıcı, Fatma Özerdem, Ali Tatar, Nihat Hızal, Ayşe Keleş, Veli Doğan, Sultan Doğan, Kiraz Tatar, Nurcihan Özdemir, Kemal Taştan, Veli Dalak, İsmail Kılıç, Veli Taştan, Abdullah Dalak, Ali İhsan Erdoğan, Hasan Demirci, Servet Kılıç, Şevki Koğ, Hüseyin Avcı, Sevim Yılmaz, Ruhi Demirci, Sarıoğlan Belediye Başkanımız ALİ RIZA BAŞARAN’a,  Karaözü Belediye başkanımız ŞENER TATAR’a,  İğdeli Muhtarımız İSMAİL DEMİR’e, Karpınar Muhtarımız MURTAZA KILIÇ’a ve Burunören Muhtarımız MEHMET DEMİR’e  gönülden teşekkür ediyor, İYİ Kİ VARSINIZ! diyoruz.
 
Karaözü Kültür, Dayanışma ve B.M.D.Derneği
Yönetim Kurulu adına
 
Nur Ayşe Çolakgil (Özerdem)
 
Görüntülere BURAYA TIKLAYARAK 
ulaşabilirsiniz.
   
ULU ÖNDER ATATÜRK'Ü, ÖLÜMÜNÜN 75'İNCİ YILINDA KARAÖZÜ'DE ÖZLEMLE ANDIK
MANİ'LERİMİZ ÇEKİLİŞE HAZIR, SIRA HEDİYELERİ PAKETLEMEYE GELDİ
       73 adet Manilerimiz küçük küçük paketlendi. Çekiliş numaraları ise paketin içine yerleştirildi. 
       Hediyelerimiz de gelmeye başladı ve yarından itibaren onlarda paketlenmeye başlanacak.
       Aşure malzemeleri ile ilgili desteğe hazır olduklarını bildirenlerle irtibata geçilecek.
      Bugün iki torba kömür ve bir torba odun geldi. Ortam sıcak, gönüller sıcak, dayanışma muhteşem. 
CUMHURİYETİMİZİN 90.CI YILI BU SENE DE KARAÖZÜ'DE BÜYÜK BİR COŞKU İLE KUTLANDI
 KARAÖZÜ VAR OLDUKÇA DAHA NİCELERİ DE KUTLANACAKTIR. 
Diğer fotoğraflar için lütfen BURAYA tıklayınız.

 

TURANİ BABA, Karpınarlı DURAN ÖZAYDIN DERNEĞİMİZE GELEREK BİZLERİ ONURLANDIRDI
Derneğimizin defterleri henüz onaylanmıştı. Tarih 9.9.2013 idi Turani Baba derneğimize geldi. Dayanışmanın ne kadar önemli olduğunu geçmiş tecrübelerine dayanarak anlattı. Yılmamak gerektiğini, dyanışmaya en çok ihtiyaç duyulan günler olduğunu anlattı. çok güzel anlam içeren şiirlerinden okudu. İmzaladığı şiir kitabını verdi. Derneğimize üye oldu ve bağışta bulundu. 
 
 
Derneğimizin açılış yemeğinde de aramızdaydı ve dernekte bulunan Karaözülülerin isteği üzerine Belediye başkanımız Şener Tatar ile birlikte kurdeleyi kesti ve hatta "makas kesmiyor" diyen Kebire Karahan'a, Turani Baba da 100 tl vererek geleneği yerine getirdi. 
 
Ekim ayında seçimimiz olduğunu söyledik ama kendisinin Ankara'Ya gitmesi gerekiyordu vedalaştık. Bizleri yanaklarımızdan öptü ve eşi Fatma hanımla birlikte yola çıktı. Bu ilk seçimdi ve desteğe ihtiyacımız olduğunu biliyordu. Seçim gününden bir gün önce telefon açtı ve "ben seçime geliyorum kızım" dediğinde dernekteydik ve hepimiz çok sevindik. Seçim günü geldi, kısa bir konuşma yaptı, oyunu kullandı ve geri gitti. Yazın şenlik yapılırsa muhakkak geleceğini söyledi. 
O artık bizim de TURANİ BABA'Mız. Sağlıklı, mutlu, huzurlu bir hayat diliyor ellerinden öpüyorum. 
Ayşe Çolakgil (Özerdem)
Karpınarlı Turani Baba'nın Özgeçmişi
Turanibaba 1938 de Sarıoğlan'ın Karpınar Köyünde doğdu.
Asıl adı Duran Özaydın'dır. Daha küçük yaşta dilli fülütle başladı ve keman çaldı. Kemandan sonra ud ve cümbüş de çaldı.
İlkokul sıralarında çevre köylerdeki Aşıklardan etkilendi ve bağlamya merak sardı.
Hiç ders almadan bağlama çaldı. Ortaokul ve askeri okuldayken nota dersleri aldı.
İlk bestesini Aşık Ali İzzet Özkan'a çalıp okudu. Ali izzet ona yeni bir çeşit anlamına gelen TÜRANİ adını verdi.
Aşık Veysel Babayla tanıştı. Veysel Baba:"Oğul ben ( Ü) harfinin noktalarını kaldırdım.
Senin adın bundan sonra TURANİ olsun dedi" ve TURANİ oldu.
ANKARA'ya geldiğinde Bayram Aracı, Ahmet Gazi Ayhan ve Nezahat Bayramla tanıştı ve bağlama gurubunda yer aldı. Uzun süre tanınmış sanatçılara bağlamasıyla eşlik etti.
Sonra Mahzuni ile tanıştı. Mahzuni o zaman Ozan değildi. Uzun süre dostluk kurdular. Çünkü hedefleri aynıydı.
Bir sebeple Almanya'ya gitti ve kısa sürede kendi yayın şirketini kurdu. Prodüktör olarak müzik yayıncılığına başladı. Belkıs Akkale, Musa Eroğlu, Ali Ekber Çiçek, Atakan Çelik, İhsan Öztürk ile tanıştı ve prodüktörlüklerini yaptı.
Bağlama dersleri vererek birçok sanatçı yetiştirdi. TRT ye birçok mahalli sanatçı kazandırmanın yanı sıra kendisi de TRT'nin sık sık canlı yayınlarına katıldı.
Yeni yetişen ozanlarımız ona Baba dediler ve Ozanımızın Adı TURANİ BABA olarak tamamlandı.
 
TUNANİ BABA'nın birçok kitap dergi ve antolojilerde şiirleri yayınlandı. 
Şiir kitabı: EVRENE YOLCULUK - Yayın evi: www.gazikitapevi.com.tr
hayat hikayesi http://turanibaba.com/ sitesinden alınmıştır.
KASABAMIZ KADINLARI GÜNLERİNİ KARAÖZÜ KASABASINDAKİ DERNEKTE DÜZENLEDİ.
      Kasabamız kadınlarından onbeş kadarı Derneğimiz binasında bir araya gelerek gün düzenlediler.
      Yiyeceklerini getirdiler. Türküler eşliğinde yemeklerini yediler. Turan Işık tarafından çekilen eski görüntüleri seyrederken ölen yakınlarını görenler aynı bölümü birkaç kere tekrar seyrettiler. Atalarını gördükleri için hem özlem, hem buruk bir sevinç hem de hüzün vardı gözlerinde.
       Giderken kullandıkları mutfak eşyalarını ve odaları temizlediler, tekrar buluşmak dileğiyle evlerine dağıldılar. Derneğimize bağışta bulunmayı da unutmadılar.
 
HEP BİRLİKTE NİCE MUTLU, SAĞLIKLI ve HUZURLU BAYRAMLARA
 
Bir bayramı, bayram tatilini daha bitirdik. Bayram nedeniyle gelen büyük bir çoğunluk geri dönüş telaşı içerisinde. Azınlıkta olan şanslı emekli grubu olan bizler ise  Sonbaharın belki de son güneşli günlerini Karaözü'de yaşamanın keyfini sürmeye çalışıyoruz. 
 
Tatil kadar bayramlaşmalar da güzeldi. 
 
 
Karaözü Belediye başkanı Şener Tatar ve kendilerini ziyarete giden Karaözü'deki Derneğimizin yöneticileri bayramlaştılar. Daha sonra ise Şener Tatar ve Şahin Avcı derneğimizi ziyaret ettiler. 
 

 
Bazı Kasabalılar Belediyeye ve derneğe gelerek bayramlaştılar. Bir taraftan ise ev ev gezerek büyüklerimizi ziyaret ettiler.
 

 
Gelenler tatil, büyükler kışa hazırlık telaşı içerisindeydi. Yine elmalar dallarında kaldı. 
 

Nice mutlu, sağlıklı ve huzurlu bayramlara...
              -----------------------------
------------------------
KARAÖZÜ'DE ERKEN BAYRAM YAŞANDI 13 EKİM 2013
Yöremizde yaşayan saygıdeğer büyüklerimiz, Karaözü Kültür Dayanışma ve Bakıma Muhutaçlara Destek Derneği'nde bir araya gelerek felekten bir gün çaldılar. Sazlı, sözlü, halaylı güzel bir gün yaşanıldı. Bu günü bizlere yaşatan herkese ve gelerek bizleri onurlandıran tüm büyüklerimize teşekkür ediyor İYİ Kİ VARSINIZ diyoruz. 
Saz ve sözü ile bizleri coşturan, halaylar çektiren, Fevzican Keleş'e ve Caner Bal'a,Yemek öncesi ve sonrası maddi destekleri ve hizmetleri ile bizleri yalnız bırakmayan: Ünver Doğanay, Ayfer Karahan, Nurdal Karahan, Necla Tatar, Gülümser  Tatar, Celal Yapıcı,Tahsin Genç, Mustafa Doğanay, Mustafa Kılıç, Ünal Demirci, Adnan Zorlukan Erdoğan, Kebire Karahan, Şahin Özel, Talip Özel, Fatma Özerdem, Gültekin Biberci, Fevzican Keleş, Gülhan Karahan Bal, Fatma Doğanay, Nazlı Aslan'a ve emeği geçen herkese teşekkürlerimizi iletiyoruz.   
Ne kadar mutluyduk görmek isterseniz BURAYA TIKLAYARAK görüntülerimize ulaşabilirsiniz.
Yönetim Kurulu başkanı
N. Ayşe Çolakgil (Özerdem)
--------------------------------------------------------
KARAÖZÜ KÜLTÜR DAYANIŞMA ve BAKIMA MUHTAÇLARA DESTEK DERNEĞİ YÖNETİM KURULU 
 
1.      Yönetim Kurulu Başkanı        : Nur Ayşe Çolakgil (özerdem) 
2.      Yönetim Kurulu Başkan Yrd. : Adnan Zorlukan Erdoğan
3.      Sayman                                   : Mustafa Kılıç  
4.      Sekreter                                  :Celal Yapıcı
5.      Asil ÜYe                                  : Nurdal Karahan 
  
 
KARAÖZÜ KÜLTÜR, DAYANIŞMA ve BAKIMA MUHTAÇLARA DESTEK DERNEĞİ’nin İLK GENEL KURULU YAPILDI – 9 Ekim 2013, Saat: 14. 00
 
Toplantı Tutanağı;
  1. Divan Kurulu oluşturuldu
  2. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı okundu
  3. Çoğunluğun sağlandığı görüldü.
  4. Kurucu yönetim kurulunun hazırlayıp, Genel Kurul’a sundukları faaliyet raporunu başkan Mustafa Kılıç okumuş olup, oy birliği ile kabul edildi.
  5. Yönetim ve Denetim Kurulu seçimine geçildiğinde Divan Kurulu’na bir liste sunuldu.  Başka liste veren olmadığından ve bireysel olarak ta yönetim ve Denetim Kurulunda görev alan olmadığından Divan Kurulu’na sunulan liste Genel Kurul’a sunuldu, liste yapılan açık oylamada oy birliği ile kabul edilmiştir. 
 
YÖNETİM KURULU ASİL ÜYELER:
1.      Nur Ayişe Çolakgil (özerdem)
2.      Adnan Zorlukan Erdoğan
3.      Mustafa Kılıç
4.      Celal Yapıcı
5.      Nurdal Karahan 
      YÖNETİM KURULU YEDEK ÜYELER:
1.      Ünver Doğanay
2.      Necla Tatar
3.      Cemal Avcı
4.      Nazlı Kale
5.      Ünal Demirci
 
      DENETİM KURULU ASİL ÜYELER:
1.      Mustafa Doğanay
2.      Fevzican Keleş
3.      Kebire Karahan 
      DENETİM KURULU YEDEK ÜYELER:
1.      Erkan Tahsin Genç
2.      Hüseyin Demirci
3.      Halil Dalak   
 
     6- Dilek ve Temenniler:
      Dilek ve Temennilerde söz alan üyelerimizden Turan Özaydın (ozan Turani Baba) söz alarak, dernek kurmanın zorluğundan bahsederek derneğin kurulmasında emeği geçenlere teşekkür etti. Birlik ve beraberliğin bozulmaması ve başarılı bir çalışma dönemi geçirilmesini gönülden diledi ve her türlü desteğe hazır olduğunu söyledi.
       Söz alan Tahsin Genç derneğimizin kısa sürede kurulup ve güçlendiğini geliştiğini belirterek başarılı bir çalışma geçirmemizi diledi.
       Söz alan Mustafa Doğanay belediyenin kapanacak olması nedeniyle doğacak boşluğu derneğimizin dolduracağını belirtti. Yapılacak çalışmalarda birlik ve beraberliğin bozulmaması ve kişisel çıkarların Karaözü’nün çıkarlarının önüne geçmemesini temenni etti.
     7- Başka söz alan olmadığından divan başkanı Fethi Dalak seçilen yeni yönetime başarılar dileyerek toplantıyı bitirdi.  
Divan başkanı Fethi Dalak
Katip üye Mustafa Doğanay
Katip üye Ünver Doğanay
fotoğraflar için BURAYA TIKLAYINIZ Lütfen
DERNEĞİMİZİN AÇILIŞI YAPILDI. 21 Eylül 2013
 
Derneğimizin açılışını, saat 13.00 itibari ile Belediye başkanımız Şener Tatar ile birlikte kurdele keserek yaptıktan sonra halk ile birlikte dernek salonuna girdik. Girdikten sonra üye kayıtları alındı.
Coşkulu bir kalabalık vardı. İçeri gelip oturanlara görevli arkadaşlarımız tarafından servis yapıldı. Menüde; Kısır, Kek, Lokma Tatlısı, Mercimekli köfte, sucuklu sıkmaç köfte, Etli Pide, Meyve suyu ve kuru pasta vardı. Gelenler de hayırlıya gelir gibi ikramları ile geldiler. Menüye katkı sunan Kebire Karahan, Nurdal Karahan, Fatma Özerdem, Yasemin Tatar, Adnan Zorlukan Erdoğan, Necla Tatar, Turan Işık’a, ikramları ile gelen, bağışta bulunan dostlarımıza, hiç birini yapmasa bile açılışımıza gelerek bizleri onurlandıran kasaba halkına ve bizlere emeğiyle katkı sunan belediye çalışanlarına teşekkürlerimizi sunuyoruz.
Telefon ve mail ile açılışımızı kutlayan dostlarımıza da ayrıca teşekkürler ediyoruz.
 
Yönetim Kurulu Adına
Başkan Mustafa Kılıç
fotoğraflar için lütfen BURAYA Tıklayınız.
KARAÖZÜ KÜLTÜR, DAYANIŞMA ve BAKIMA MUHTAÇLARA DESTEK DERNEĞİ'nin AÇILIŞI
21 Eylül 2013, Cumartesi günü KARAÖZÜ’de yapılacak.
Derneğimizin kuruluşunda, araç gereç temininde, badana boya işlerinde Emeği geçen herkese teşekkür ediyor, ellerine, keselerine, yüreklerine, bileklerine sağlık diyor ve Gelebilecek olanları Açılışa bekliyoruz.
 
Kurucu üyeler adına Dernek başkanı
Mustafa KILIÇ
 
Dernek Tel No: 0530 955 86 22
Dernek Mail Adresi: karaozumerkez@hotmail.com
Mustafa Kılıç tel No: 0535 875 60 08
 
BURADA
Bu nedir diyerek gülüp geçenler
Püfür püfür esen yeller burada.
Havanda su döğüp yalan biçenler
Muhabbet şakıyan diller burada.

Görün insanlığı eyleyin nazar
Açıldı burada bir fuar, Pazar
Karaözü Tarihi yaldızlı yazar
Burcu burcu kokan güller burada.

Merkezi bir dernek açıldı burda
Eminim yararlı olacak yurda
Alkışla emeği değeri verde
Sevgiyle açılan kollar burada. 

Dernek başkanı
Mustafa Kılıç

Açılışa Çiçek göndermek isteyenlere:
 
Aldığın çiçekler solup yitecek
Verilen paralar boşa gidecek
Gönlünden geçeni hesaba yatır
Hizmet olarak yine size dönecek.
Kayseri'nin Sarıoğlan ilçesinde Cumhuriyet Halk Partili Şener Tatar Belediye Başkanlığı için aday adaylığını açıkladı.
Kayseri'nin Sarıoğlan ilçesinde Cumhuriyet Halk Partili Şener Tatar Belediye Başkanlığı için aday adaylığını açıkladı. 

Sarıoğlan Cumhuriyet Halk Partisi teşkilatının düzenlediği Sarıoğlan İlçesi Belediye Başkanlığı için aday adaylığını açıklayan Şener Tatar yoğun ilgiyle karşılandı. 

CHP Sarıoğlan ilçe başkanı Hazım Durmuşçelebi "Önümüzde yerel seçimler var. Bizim de aday adayımız Şener Tatar oldu. Seçim sürecinde herkesin adayımızı desteklemesini bekliyoruz" dedi. 

Cumhuriyet Halk Partisi İl Başkanı Ertuğrul Gönenç ise, "Bildiğiniz gibi Cumhuriyet Halk Partisi geçici başkanlığına atandık. 15 Eylül'de kongre yapacağız. Kongre sonucuna göre yeni yönetim kurulacak ve yeni başkan seçilecek. Cumhuriyet Halk Partisi halkın sorunlarını gerek mecliste gerek her alanda dile getirecektir. Bugünlerde bir savaş çığırtkanlığı yapılmakta ve bu bize sorun olacaktır bu savaş çığırtkanlığından derhal vazgeçmeliyiz" diye konuştu. 

Cumhuriyet Halk Partisi Sarıoğlan aday adayı Şener Tatar "Ben bugün CHP Sarıoğlan adayı olmadım. Aday adayı oldum bunu herkesin bilmesini isterim. Yeni adaylarında önünü açmak isterim. Ne kadar çok aday adayı olursa o kadar demokrasinin gereği olduğunu da biliyorum. Ben bireyin özlük haklarını savunan birisiyim. Ben hiçbir süreçte hiçbir zaman kimseden bana oy vermesini istemedim. Onun özgürlüğünü kısıtlamadım. Ben şimdi aday adayıyım ve partimi bir adım öne götürecek adaylar çıkarsa görevi onlara teslim edeceğim ve buna söz veriyorum. Benim için artık her yer Sarıoğlan'dır" dedi. 

Konuşma sırasında sık sık tezahürat edilen Şener Tatar konuşma sonrasında partililerle Sarıoğlan turu yaptı. - KAYSERİ
 
 

HAYIRLI OLSUN

Karaözü Belediye Başkanı Şener Tatar, 2 Eylül 2013 Pazartesi günü, saat 15.00’de, Sarıoğlan İlçe Teşkilatına giderek, CHP Sarıoğlan belediye başkanı aday adaylığını, basın toplantısı ile açıkladı.

Karaözülüler, Şener Tatar'ı bu yolculukta yalnız bırakmadı.

Hayırlı olsun.

Görüntülere BURAYA tıklayarak ulaşabilirsiniz. 

2 Eylül 2013

KARAÖZÜ BELEDİYE BAŞKANIMIZ ŞENER TATAR, ADAY ADAYLIĞI BAŞVURUSUNU TESLİM ETTİ 1 Eylül 2013
 
Karaözü belediye başkanı Şener TATAR, Sarıoğlan CHP İlçe teşkilatına giderek resmi başvurusunu tamamladı.

2 Eylül 2013, Pazartesi günü saat 15.00’da, Sarıoğlan İlçe Teşkilatına giderek, CHP Sarıoğlan belediye başkanı aday adaylığını, basın toplantısı ile açıklayacak.
 
Şener Tatar başkanımıza başarılar diliyoruz. Yolu açık, başarıları daim olsun.
 
Yarın Sarıoğlan’a giderek başkanımıza destek olmaya ve görüntüleri sizlerle paylaşmaya çalışacağız. 
HALKLA BULUŞMA GERÇEKLEŞTİ – 1 Eylül 2013 
 
KARAÖZÜ KÜLTÜR, DAYANIŞMA ve BAKIMA MUHTAÇLARA DESTEK DERNEĞİ’nin, Karaözü halkıyla buluşması gerçekleşmiştir.
Toplantı, dernek Başkanı Doğan Taşkafa’nın açılış konuşmasıyla başladı. Derneğin kuruluş amacı açıklandı. Belediye Başkanı Şener Tatar’ı masaya davet etti, O’na teşekkür ve takdirlerini iletti.
Derneğin kuruluş gerekçesinden bahsetti. Karaözü merkezli bir örgütlenmenin olması gerektiğini ve sebeplerini anlattı. Birlik mesajları verdi. Herkese aynı uzaklıkta olduklarını belirtti.
 Herkes Çevreyi yeşillendirme güzellendirme peşinde. Demek ki çevre yeşillendirme bizim amaçlarımız arasındadır. Bizden sonraki kuşaklara böyle bir miras bırakmak için derneği kurduk.
Eğitim ve okullar ile ilgili sorunları gidermek için bir güce ihtiyaç var. O da örgütlü güç olmaktan geçiyor.
Karaözü bir memur beldesi. Çalışan insanı burada ikamet edenin kat be kat üstünde. Bu insanların yaşlılıklarında bakıma muhtaç hale geldiklerinde kendine destek bir ele ihtiyaç var. Jandarma karakolu taşındı. Binalar atıl halde. Bu binalara bakımevi olarak talibiz ve bu konuda belediyemiz önder oluyor.
Sarıoğlanda siyasi gücü nasıl oluşturabiliriz konusunda çalışmalı ve siyaset boşluğunu Karaözü doldurmalıdır. Orada sözümüz geçmelidir. Çevre köyler ile birlikte dayanışma içerisinde olabiliriz ve kendi inisiyatifimizi Sarıoğlan içine koyabiliriz.
 
 
Toplantıda Belediye başkanımız Şener Tatar’a da söz hakkı verildi. Konuşmasında: “Çağdaş insan örgütlü insandır. Kendiliğinden örgütlenen bir yapıya sahip olduğumuz için 30 ağustosu kasaba halkının nasıl kutladığını gördük. Ben sadece geverin önünü açtım. 30 ağustos’ta herkes kendi istediğini yaptı. Bizim insanımız örgütlü yaşıyor farkında değiller. 30 Ağustos kutlamasına emeği geçen herkese başta Turan Işık, Özer Doğanay, Taşkın Erdoğan ve Mustafa Bal’a teşekkür ediyorum.
 
Bireyin birey hakkını özgürce savunabilmeli diyorum.  Beni eleştirin ben bunlardan pay çıkarıyorum. Beni sorgulayın, hesap sorun. Oy vermediğini bildiğim kişiyi merdivene kadar uğurluyorum. Bizim kasabamızdaki temel eksiklik. Dışarıdan bizi eğitimli olarak görüyorlar. Mantığın ve ortak çıkarların olduğu yerde kişisel kırgınlıları bir tarafa atmak zorundayım. Derneğe ekmek kadar su kadar herkesin ihtiyacı var. su patlağı yarın yapılır, bizim bütünlüğümüzü yok edecekler.  Yüz kişiden ses çıkmaz, iki kişi bağırır çağırır. İki kişinin sesi arşa gider. Çoğunluğun duyguları bilinmez. Ortak çıkarlarımız doğrultusunda birlikte hareket etmek zorundayız. Sarıoğlan belediye başkanlığı ve kayseri belediye başkanlığı için oy kullanacağız. Sadece alevi değil Sünni vatandaşlar arasında da bu bilinçlenme var.
Çıkarlarımızın ortak olduğu yerde birbirimizi sevmekten başka çıkar yolumuz yok.  Ankara, Mersin, İstanbul, İzmir gibi yerlerdeki dernekler, oradaki kişilerin dayanışması için kurulmuştur. Karaözü deki dernek ise KARAÖZÜ için kurulmuştur. Önemli olan derneğin amacına sahip çıkmaktır. Çarşamba günü saat ikide toplantı var gelin ve beni sorgulayın. “ demiştir.
 
               Toplantı Doğan Taşkafa’nın, Cemalettin Bal’ın sorusuna yanıt vermesi ile son bulmuş, kurucu üyeler, buluşma toplantısını değerlendirmek üzere derneğe gitmişlerdir.. 
 30 AĞUSTOS KARAÖZÜDE 2013 YILINDA DA KUTLANDI
 
Sabah saat 9.00’da Atatürk Heykeli önünde Tören yapıldı. 
 
Kutlama:. Karaözü’nün Şahruh Köprüsü girişinde başladı, ellerinde meşale ve bayraklarla kimi yürüyerek kimi arabalarla Okul bahçesine kadar kornalar ve alkışlar eşliğinde gidildi. Katılanlar arasında kaymakamımız, belediye başkanımız, kasabamız ve çevre köylerimizin muhtarları ve kasaba halkı vardı. Çevre kasaba ve köy halkından da gelenler oldu.
 
İlk olarak Fevzi Can Keleş, daha sonra ise Özer Doğanay, Taşkın Erdoğan ve Mustafa Bal Sahneye çıktılar, hem çaldılar hem söylediler. Türküleri alkışlarla kesildi. Hepsi birbirinden farklı güzellikte türküler çaldılar, söylediler. Sahneye çıkan sanatçılarımızdan birisi de Karpınar’dan Battal Yıldız ve çok güzel sesi Sultan ve Demet hanımlardan oluşan ekibi idi. Büyük bir kalabalık, türkülere halaylarla eşlik ettiler. Arkadan Hasan Kaya ve Murat Kabak’ın çaldığı davul zurna devreye girdi. Taşkın Erdoğan ve Fevzi Can Keleş’in davul çalma performansı da görmeye değer güzellikteydi. 
 
 
Bugüne kadar yapılan pek çok etkinlikte hem Karaözü’de hem çevre köylerde sunucu olarak görev alan ama sadece sunuculukla kalmayıp, emeğe saygı mesajı veren, alkışlamayı unutanlara hatırlatan, gelen misafirleri onore etmeyi iyi bilen, bir yandan da şenlikte emeği geçenleri yalnız bırakmayan seyircilere teşekkür eden yani hem nalına hem mıhına vurarak sunumu üstlenen Turan Işık’a, belediyemiz tarafından plaket verildi.
 
Günün anlamını ifade eden şiirler okundu.
 
Belki de bu belediyemizin şenlik olarak yaptığı son etkinlik idi. Pek çoğumuz bu burukluğu yaşadık içimizde.
 
Başta Belediye Başkanımız Şener Tatar’a, görüntüleri kayıt altına almak,-bayrak-meşale-temizlik gibi bütün organizasyonu üstlenen belediye çalışanlarına, Kutlamanın sunumunu yapan Turan Işık’a, sanatçı olarak katılan Özer Doğanay, Taşkın Erdoğan, Mustafa Bal, Battal Yıldız’a, Sultan – Demet hanımlara (Karpınar) ve Fevzi Can Keleş’e, davulu çalan Hasan Kaya’ya, zurnayı çalan Murat Kabak’a, şiir okuyan teyzemize ve amcamız Mustafa Kılıç’a, bir etkinliğe gelerek destek veren herkese teşekkürlerimizi sunuyor, iyi ki varsınız diyoruz. Ellerine, dillerine, emeklerine, yüreklerine sağlık!
 
 
Elimizdeki diğer görüntülere BURAYA TIKLAYARAK ulaşabilirsiniz.
KIZILIRMAK MAVİ OLDU, KENARI TAŞLARLA DOLDU 21 Ağustos 2013
 
Her iki yakaya dikilen ağaçlar yeşermeye, kendini göstermeye başladı. İki tarafa yapılan çeşmeye takılan hortumlarla Belediye personelleri tarafından sulanıyor.
 
Kızılırmak’ın taşkın olduğu zamanlarda etrafına ne kadar zarar verdiğini yaşlılar iyi bilir. Geçen sene bu duruma son vermek, Kızılırmak kenarındaki ağaçlandırılarak park haline getirilen yerleri korumak adına her iki kenara taş döşenmeye başlanılmıştı.  Bu sene ise Karakol’un karşısına kadar taş döküldü. Taş, bildiğim kadarı ile Dağtarla’nın oradaki taşlık alanlardan kırılarak getiriliyor. 
 
Canım Şahruh Köprümüz yeni tamir edildi. Taş getiriliyor ama karşı tarafa köprüden
 geçemez. Bunun üzerine suyun biraz çekilmesi beklendi ve Köprü’nün güney tarafına geçit yeri yapıldı. Bu sahte köprüyü halk o kadar çok sevdi ki kimi balık tutuyor kimi üzerine çıkıp ırmağın orta yerinden köprünün resmini çekiyor. 
 
Taşlar kenarlara yığıldıktan sonra diğer araçlarla tek tek alınarak ırmak kenarına yerleştiriliyor. Bu arada toz kalkmasın diye evlerin önleri çakıl taşları ile döşendi.
 
Emeği geçen herkese teşekkürlerimizi sunuyoruz. Yıllardır hayalini kurduğumuz tamirat tamamlanıyor gibi. Umarız aynı hızla yeni köprü de yapılır.  
 KARAÖZÜ FİKRET OTYAM KÜLTÜR EVİ ÖĞRENCİLERİNİN İLK KONSERİ -
17 Ağustos 2013
 
Fikret Otyam Kültür Evi’nin açılışının üzerinden yaklaşık bir yıl geçti. Geçen sene de olduğu gibi önce Tohum pınarı başında saat 12.00 – 13.00 sıralarında yahnili pilav yenildi.
 
Kasaba halkı Saat 16.30 gibi okul bahçesinde toplanmaya başladılar.
Saat 18.00 sıralarıydı. Anlatmaya başlarsak sayfalara sığmayacak kadar değerli ressam, gazeteci, yazar Fikret Otyam, Türk piyanisti ve bestecisi Fazıl Say’ın babası, müzik eğitimcisi, müzik yazarı Ahmet Say, Sesi, yorumu ile tıpatıp öğretmenine benzeyen Ruhi Su'nun öğrencisi Karabey Aydoğan da okul bahçesine gelenler arasındaydı.. İlk önce sertifikalar dağıtıldı. Öğrencilere sertifikalarını Ahmet Say verdi.
 
Konser iki aşamalıydı. İlk önce değerli öğretmenimiz Cem Dalak tarafından yetiştirilen öğrenciler sahne aldılar. Görkem Özdemir’in güzel sunumu ile Ezgi Berfin Erdoğan, Onur Erdoğan, Nazlıcan ve Neslican Avşar, Hasret Demir, Kamer Doğanay, Toprak Yücel, Gisem Taşyürek, Emir Taşyürek, Meliha Ateş, Cemre Taşkafa, Özlem Keleş, Deniz Çakıcı, Berk Aslan, Cemali Bal, Esin Işık, Hatice Genç, Dide Özdemir, Yusuf Utku Bal, İlayda Ekici, Miray Bal, Hüseyin Şen Bağcı ve Sıla Uçurum çok anlamlı bir müzik ziyafeti çektiler.
 
İkinci bölümde ise Ruhi Su'nun öğrencisi Karabey Aydoğan sahneye çıktı. Gözünüzü kapasanız sahnede Ruhi Su var sanırsınız. Ses ve Yorum sanki tıpatıp aynı. Zaman zaman kasaba halkı da türkülere eşlik etti. Anlatılmaz yaşanır anlardan biriydi. Hele beş maniyi söylediği anlarda kahkahalar üst seviyede idi.
 
Başta iki bölüm diye söylenmişti ama kasaba halkı müzik öğretmenimiz Cem Dalak’ın sahneye çıkması ve türkü söylemesi konusunda alkışlarla talepte bulununca, Cem öğretmenimiz talepleri kıramayarak sahneye çıktı. Mütevazı tavrı ile seviliyordu ama farklı bir güzellikteki ses tonu ve saz çalışı ile gönüllerde taht kurdu. İlk türküye başladığında tezahüratlar başladı, sahneden ininceye kadar da devam etti.  
 
Başta Faris Kılıç, Nazım Kılıç, Caner Öztürk, öğrencilere kısa süre içerisinde konser verebilecek kadar bağlama çalmayı öğreten Cem Dalak olmak üzere emeği geçen herkese çok teşekkür ediyoruz.  İYİ Kİ VARSINIZ!  
 
O kadar zevkli, eğlenceli ve doyurucu ki alışkanlık yapıyor. İnsanlar şimdiden gelecek seneki etkinliği bekler ve merak eder oldular.
 
Eğer merak ediyorsanız BURAYA TIKLAYIN ve görüntülere ulaşın lütfen. İlk sıradaki fotoğraf için Turgay Şen Bağcı'ya teşekkür ederiz. Diğer fotoğraflar bize ait.
 
Ayşe Özerdem Çolakgil
 
  
MUSTAFA SARIGÜL, İĞDELİ’YE GİDERKEN KARAÖZÜ’DEN GEÇTİ - 17 Ağustos 2013
 
İstanbul Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül’ün, Kayseri'nin Sarıoğlan ilçesine bağlı İğdeli köyündeki cemevi açılışına katılmak üzere Karaözü’den geçeceği anonsu yapıldı. 

Karaözü belediye başkanı ve İğdeli köyü muhtarı da aralarında olmak üzere İğdeli ve Karaözü’den gelenler, Sarıgül’ü karşılamak üzere Şahruh Köprüsü girişinde buluşmaya başladılar. Otobüsten inen Sarıgül kendisini karşılamaya gelenlerle kucaklaştı ve yöre halkı ile birlikte konvoy halinde İğdeli’ye doğru yola çıkıldı. 

Bizlerin duyduğu, konvoyun doğrudan İğdeli’ye gideceği ve sonrasında Karaözü - Fikret Otyam Kültür Evi’ne gelineceği idi. Bu düşüncelerle Konvoy, Türküler eşliğinde İğdeli'ye doğru yola çıktı. Büyük bir çoğunluk konvoy ile birlikte İğdeli’ye ulaştı. Biraz beklenildi ama Sarıgül ve konvoyun bir kısmı henüz ortada yoktu. Olay biraz sonra anlaşıldı. Meğer Sarıgül ve konvoyun az bir kısmı, kendilerine rica edilmesi ve rica eden kişiyi kıramayacakları için konvoydan ayrılarak Fikret Otyam Kültür Evi önüne gitmişlerdi ve Karaözü halkına hitaben konuşma yapılıyordu. Sarıgül, önce dilek çeşmesi de denilen Tohum Pınarı'ndan su içti ve bir dilek tuttu. Daha sonra Gazeteci Fikret Otyam adına yapılan kültür merkezini ziyaret etti.

Bu nedenledir ki Karaözü halkı İğdeli'de Sarıgül'ü beklerken, Sarıgül Fikret Otyam Kültür Evi'nde toplanan gruba konuşma yapmak durumunda kaldı.  

Karaözü Beldesi’ndeki ziyaretlerin ardından cemevi açılış etkinliklerine katılmak için İğdeli Köyü’ne geçen Sarıgül, vatandaşlar tarafından davul-zurna ile karşılandı. 

HEP EŞEĞE BİNİLECEK DEĞİL YA HASAN KAYA DA MOTOSİKLETE TERS BİNDİ!
 
Birkaç gün önceydi. Oğlum, ben ve Hüseyin Şimşek, Karaözü’nün Harman yerine gitmek amacıyla arabaya bindik. Hem bayram hem de düğünlerin olduğu bir gündü. Bulunduğumuz yerin yakınlarında düğün yoktu ama çok yakından davul zurna sesi geliyordu. Ortada ne davul görünüyor, ne zurna ne de bir kalabalık.
 
Ses muhtemelen ilerideki arabanın radyosundan geliyordur derken yanımızdan bir motosiklet geçti. Ben olayı Yiğit ve Hüseyin’in göstermesi üzerine ancak idrak edebildim ve hemen fotoğraflarını çektim. Olay şuydu:
 
Bir motosiklet hareket halinde. Motosikleti meşhur mahalli zurna sanatçısı ünvanını resmi şekilde belgeleyen Adem Yavuz Kaya kullanıyor, hemen arkasında Murat Kabak zurna çalıyor, en arkada ise Hasan Kaya motosiklete ters binmiş bir şekilde davul çalıyordu. Motor arada bir hopladıkça zurna sesinin ara ara kesildiği olsa da muhteşem bir gösteriydi. Sadece biz değil hem yol kenarındakileri merakla izliyor hem de arabalardaki insanlar kayıt almaya çalışıyordu. Bu gösteri Kasabanın girişinden başladı, Şahruh'tan devam etti, Kasabanın üst başında son buldu. Yan taraflarına geçerek üçünü bir görüntülemek istesem de Beyaz renkli araç video kayıdı aldığı için olsa gerek yol vermedi biz de onların çektiği kayıt bozulmasın diye kornaya bile basmadan motosikleti takip ettik.

Çok mu önemli? diyeceksiniz belki ama bizim için güzel ve değişik bir anıydı ve sizlerle paylaşmak istedim. Düşünenlerin yüreklerine sağlık.
 
 
ikinci fotoğraf Hüseyin Şimşek'in sayfasından alınmıştır.
 
Ayşe Özerdem Çolakgil – 13 Ağustos 2013

ZEYNEP UZUNBAY KİMDİR?

Sene 2013 aylardan Ağustos. Şahruh’un yanındaki çay bahçesindeyiz. Senem Doğanay bir ara “Zeynep” diye bağırdı. Ben iş olsun diye “Uzunbay mı?” dedim. “Evet” dedi. Çok mutlu oldum ve bu mutluluğumu kendisine bildirmek için yanına gittim, tanıştık ve uzun uzun konuştuk. Bir insan bu kadar mütevazi, bu kadar içten, bu kadar yöresini seven biri olabilir. Şimdi size Zeynep Uzunbay’ın kim olduğunu kısaca http://tr.wikipedia.org dan aldığım bilgi ile tanıtmaya çalışayım.

Zeynep Uzunbay, 1961'de Karaözü kasabasında doğdu. O yıllarda Sivas'a bağlı olan Karaözü, daha sonra Kayseri ilinin Sarıoğlan ilçesine bağlandı. İlkokulu, ortaokulu ve Sağlık Meslek Lisesi'ni Kayseri'de okudu. Turhal ve Tokat'ta iki yıl hemşirelik yaptı. 1985'te Ankara'da Gazi Eğitim Fakültesi Edebiyat Bölümü'nü bitirdi. Çeşitli okullarda edebiyat öğretmenliği yaptıktan sonra, 2006 yılında emekli oldu. İzmir'de yaşamaktadır.

Uzunbay şiirlerinin yanı sıra, şiir yazıları, şiir çözümlemeleri de yazmaktadır.

Şiirleri İtalyanca ve İngilizce'ye çevrilmiştir. 

Yapıtları:
Sabahçı Su Kıyıları, 1995
Yaşam aşk, 1998
Kim'e, 2003
Yara Falı, 2006
Acı Bir Kuş, 2010, Roman, İlya Yayınevi
Aklımın Çiçekleri, 2010, Çocuk Öykü, Nesin Vakfı
Geri Dönüşüm, 2010, Şiir, Komşu Yayınları
Kedi Merdiveni, 2011, Çocuk Öykü, Nesin Vakfı
-Aydınlığım Deliyim Rüzgarlıyım, 2011, İnceleme, Yasak meyve

Ödülleri:
Sabahçı Su Kıyıları - Damar Edebiyat Dergisi-Çankaya Belediyesi İlkbahar Şiir Ödülü, üçüncülük (1995)
Yaşamaşk - Orhon Murat Arıburnu Şiir Ödülü (1998)
Kim'e - İzmir, Karşıyaka Homeros Şiir Ödülü
Mektup - 7. Onur Güvener Öykü Yarışması, Miço Özel Ödülü
Boğaziçi Kitap Fuarı Haiku Yarışması, Jüri Özel Ödülü

Ayşe Özerdem Çolakgil - 2013

 

 
 

4 Ağustos 2013’de Karaözü Kütüphanesinde 16.00’da yapılan toplantıdan notlar:

Toplantı Ayşe Özerdem Çolakgil’in konuşması ile açıldı. Toplantıya 20’nin üzerinde  kişi katıldı. Katılanların isimleri; Seyit Doğanay, Alihan Erdoğan, Mustafa Doğanay, Esma Aşkın, Senem Doğanay, Ünver Doğanay, Hakkı Özel, Aydın Işık, Faik Öztürk, Bahtiyar Özdemir, Gürkan Işık, Yücel Alçıoğlu, Yaşar Avcu, Yusuf Avcu, Halil Dalak, Doğan Taşkafa, Ünsal Doğanay, Kebire Karahan, Mustafa Kılıç, Nesip Doğanay, Bahri Egemen’in... katılımı ile gerçekleşti. Toplantı Yaklaşık 2 saat kadar sürdü.

 

Toplantıda 2014 yılında belediyenin kapatılacağına kesin gözüyle bakıldığı ve bu yönetim boşluğunun doldurulması amacıyla çok yakın mesafede olan Kayseri – Karaözü ve Çevresi Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’nin kasabamıza getirilmesinin mümkün olup olmadığı konuşuldu. Mevcut Kayseri – Karaözü derneğinin Üyelerinin ve eski başkanlarının görüşleri alındı. Bir grup, Mevcut Kayseri – Karaözü derneğinin eksikliklerinin giderilerek kasabamıza naklinin gerektiğini savunurken, diğer bir grup ise Kayseri’deki derneğin fesih edilmesi ve Karaözü’de yeni dernek kurulması gerektiği fikrini savundu. Başka bir grup ise Kayseri’deki derneğin yapılabiliyorsa devamını ve kasabamızda yepyeni bir derneğin açılmasının daha uygun olacağını söyledi. 

Derneğin dünü, bugünü konuşuldu. Geleceği ile ilgili yorumlar yapıldı. Eski dernek başkanları Alihan Erdoğan, Seyit Doğanay’ın, toplantıyı ziyaret eden Doğan Taşkafa (Mersin derneği kurucu başkanı), Esma Aşkın (eski Ankara-Karaözü Dernek başkanı), Mustafa Doğanay (Karaözü-İzmir eski dernek başkanı), Ayşe Özerdem Çolakgil, Ünver Doğanay,   Nesip Doğanay, Yaşar Avcı gibi pek çok kişinin önerileri de dinlenildi. 

Bu toplantıda mazeret bildirerek toplantıya katılmayan dernek başkanı Cemalettin Bal hariç Yönetimde bulunan kişiler hazır bulundu. Yönetim kurulunda bulunan Hadi Temel ise kısa bir süre önce genç yaşta hayatını kaybetmişti.

Yönetim Kurulunda bulunan Bahtiyar Özdemir, Faik Öztürk ve Aydın Işık toplantıda konuşulanları en kısa sürede değerlendireceklerini ve alacakları kararı üyelerle paylaşacaklarını söylediler. 

 

ALİ TALAK ADAY ADAYLIĞI BAŞVURUSUNU TESLİM ETTİ
 
Çiğli’nin başarılı işadamlarından olan Alİ Talak, Chp İlçe Binasına gelerek resmi başvurusunu tamamladı. Uzun yıllardır, çiğli siyasetinin içerisinde olan ve çiğli halkının yanında olarak onların gönlünü kazanan Talak 2014 seçimlerinde Çiğli’ye ve Çiğlililere daha fazla hizmet etmek adına Çiğli belediye başkanlığına adaylığını açıkladı.
 
Mart 2014 Yerel seçimlerine 8 ay kala CHP Genel Merkez tarafından İl ve ilçe başkanlıklarına gönderilen genelgeyle aday adayları başvurularını 8- 31 Temmuz tarihleri arasında yapması istendi. Bu doğrultu da aday adayları son günlere yaklaşırken adaylık başvurularını resmileştirmeye başladı. CHP Çiğli’de de aday adaylığı başvurusunu resmileştiren Ali Talak dosyasını CHP Çiğli İlçe Başkanı Nihat Gültekin’e teslim etti.
 
Aday adaylığını resmileştirmek için bugün saat 10.30’da Çiğli İlçe başkanlığına gelerek dosyasını teslim eden Ali Talak “Aday adaylığı için ise bu süreç yorucu bir süreç değil, aksine güzel bir süreç olacak” ifadesinde bulundu.
 
 
Seçim sürecinin aday adayları için erken başladığını dile getiren Gültekin, “Genel Merkezimizin vermiş olduğu bu karara saygı duyuyoruz. Bu aday adaylık yarışı heyecanlı bir süreçtir. Parti içindeki adaylık çalışmaları daha çok örgüte zarar vermeden, örgütü ön planda tutarak bireysel çıkarları değil de örgütün çıkarlarını, örgütün faydalarını ön planda tutarak yapılmalıdır. Örgüt her şeyin üzerindedir. Önemli olan örgütün başarısıdır. Her üyemiz parti içerisinde demokratik hakkını kullanarak her yere aday olabilir” dedi.
----------------------------------------------------------------------------------------------------
ALİ TALAK KİMDİR? 
1969 yılında Sarıoğlan - Karaözü kasabası / Kayseri’de doğdum. 
Çocukluk yaşlarımda haritacılık alanında iş hayatına girdim. Türkiye’nin hemen her ilinde görev yaptım.
1993 yılında bugünkü Asrın Grup’un temellerini Çiğli’de Asrın Harita’yı kurarak attım. Şirket faaliyetlerim, 2002 yılında Esen Harita’nın kurulmasıyla iki firma üzerinden devam etti. 2009 yılında ADD Mimarlık oluşumu ile mimari, 2010 yılında Etki Planlama ile planlama ve son olarak gayrimenkul alanında kurulan Birikim Gayrimenkul ile kent imarisi alanlarını tek çatı altında topladım.
 
Çiğli ve Alsancak’ta iki ofisim bulunuyor.
 Bakü Devlet Üniversitesi’nde önce Uluslararası Ekonomi bölümünü bitirdim devamında Harita Mühendisliği alanında yüksek lisansımı tamamladım.
“Kentin sakini değil sahibi olmak için” sloganıyla ülkenin ve kentlerin sorunlarına kayıtsız kalmayarak,
9 yılı bulan televizyonculuk deneyimiyle kent insanının sorunlarını EGE TV’de yayınlanan EGE MECLİSİ programında ele aldım, almaya devam ediyorum.
 Ayrıca internet medyasında da varlığını sürdüren egemeclisi.com haber sitesinin de imtiyaz sahibiyim.
 Bir çok dernek ve federasyonda yöneticilik görevlerinde bulunup, sosyal sorumluluk projeleri içinde yer aldım.
 Melahat Talak’la evliyim. Zehra Özlem ve Atacan’ın babalarıyım...
DOYASIYA EĞLENDİLER, EĞLENDİRDİLER 21 Temmuz 2013
Saat 19,00’da buluşmak için anlaşmıştık. Öncesinde okula gidilecek ve bir önceki günkü dağınıklık düzenlenecek, çöpler toplanacaktı. Okula vardığımızda öğretmenimiz bizi bekliyordu. Bazı arkadaşlar gelememişti. Gelen öğrenciler ile birlikte gösteri salonunu düzenlemeye çalıştık ama zaman yetmedi çünkü sayıca az idik.
 
Buluşma saati yaklaşmaya başlayınca okuldaki öğretmenimiz Eyüp Karakaya’dan izin isteyerek buluşma yerine doğru yola çıktık.
 
Karnımız acıkmaya başlamıştı. Tostlar hazırlanıncaya kadar kimileri satranç oynadı, kimileri bilek güreşi yaptı. Bilek güreşinde Gönül abla (Seven) hepimizi yendi (Olgun Özdemir hariç).
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Tam da karnımızı doyurmuştuk ki Belediye başkanımız Şener Tatar ve Eşi Necla Tatar yanımıza geldi. Olgun Özdemir’den birkaç türkü dinledik. Hepsi de güzeldi ama en son türküde parmaklarını öyle bir hareket ettiriyordu ki ben sazın böyle çalındığını ilk kez gördüm.
 
 
Biraz daha zaman geçince bahçeye çıktık. Bir de baktık ki Cem Dalak öğretmenimiz ve saz çalan öğrencileri de bahçedeler. Masaları birleştirdik. Olgun Özdemir, Onur Erdoğan, Ceren Doğanay’ın hem çalıp hem söylediği güzel türkülere eşlik ettik.
 
 

Çocuklar iki gündür davul zurna istiyorlardı. Bu isteklerini Ertuğrul Yücel arkadaşlarına iletmiş. Durumu öğrenen Ayhan Ekici davul ile, Murat Kabak ise Zurna ile buluşma yerine geldiler. Davul zurnayı görenler anında masaları terk etti ve halay içinde yerlerini aldılar.  Çok güzel bir sürprizdi.
 
Bir saat için gittiğimiz yerden sayenizde üç saatte ancak ayrılabildik. Emeği geçen herkese çok teşekkür ediyoruz. İyi ki varsınız!
 
Görüntülere ulaşmak istiyorsanız BURAYA TIKLAYINIZ.
 
Ayşe Özerdem Çolakgil

 

 KARAÖZÜLÜ GENÇLERİN TİYATRO GÖSTERİSİ – 20 Temmuz 2013
 
Oyunları, şiirleri, türküleri kendileri seçtiler. Kütüphane onların buluşma noktası olmuştu. Her gün belirli saatlerde bir araya gelmeye ve prova yapmaya başladılar. 
 
Kıyafetleri ve oyunda kullanılan malzemeleri kendileri temin ettiler. Kapı kapı dolaşarak davetiye dağıttılar. Belediye anonsunu bile kendileri yaptırdılar. Bunların en büyüğü 15 yaşındaydı. Bir bakıyorsunuz toplantı düzenliyorlar, bir bakıyorsunuz okul sıraları üzerinde oyunda kullanacakları pankartları hazırlıyorlar, bir bakıyorsunuz şeker almış gelen misafirleri karşılıyorlar. Sanki büyümüş de küçülmüşler.
 
Sanatçılara gelince üçü de birbirinden harikaydı. Sazlarına, seslerine, sözlerine, yüreklerine sağlık.
 
Aileler en az çocuklar kadar heyecanlıydı. Tiyatro, Şiir, Müzik bir arada ancak bu kadar muhteşem olabilirdi.  Gösteri hep bir ağızdan söylenen “Hora da gelin ne diyon” türküsü ile sona erdi.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
Gençler, Çok kısa bir sürede profesyonellere taş çıkaracak güzellikte bir iş başardınız. Hepinizle gurur duyuyoruz. İyi ki varsınız. Hepiniz harikaydınız.
 
Bu akşam çocuklar kasaba halkına çok güzel dakikalar yaşattılar. Yarın ise Şahruh köprü başında (Layla’da Vefasız Çeşmesi başında)  bir buluşma gerçekleştirecekler ve stresten kurtulmuş bir şekilde eğlenecekler. Bu buluşmayı sağlayan Belediye başkanımız Şener Tatar’a, bu işin mimarı Gönül Seven’e,  Misafirlere sunulacak çikolata için Sevgi Göktürk’e, Kolonya ve şeker için Songül Özdemir’e, Mikrofon ve ses düzeni için Mustafa Bal’a ve Lise Müdürümüz Eyüp Karakaya'ya çok teşekkür ediyoruz.

Etkinlikte görev alan herbiri birbirinden değerli çoçuklarımızın isimleri:
Berk ASLAN
Deniz ÇAKICI
Dide ÖZDEMİR
Erdem TAŞYÜREK
Eren Artun YÜCEL
Ezgi TAŞYÜREK
Gizem Gül TATAR
Görkem ÖZDEMİR (Sunucu)
Gül YILDIZ (Türkü söyledi)
Hazal ERDOĞAN
İlayda EKİCİ
Meliha GENÇ
Olgun ÖZDEMİR (Hem çaldı hem söyledi)
Onur ERDOĞAN (Saz çaldı) 
Fotoğrafları görmek istiyorsanız BURAYA TIKLAYINIZ. 
ŞAHRUH ve YENİ KÖPRÜ İLE İLGİLİ SON GELİŞMELER - 18 Haziran 2013
 
Edindiğimiz bilgilere göre; 30 MAYIS 2013 tarihinde başlanılan Şahruh Köprüsü’nün üst kısmındaki taşların değiştirilmesi işlemi büyük bir titizlik ile devam etmekte. Hasar görmüş taşlar tek tek çıkarılarak sağlam olanlar ile değiştirilmektedir. Köprü onarım işlemleri tamamlanınca çevre düzenleme işlemleri yapılacakmış.  
 
Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın, bugün, Karaözü Belediye Başkanı Şener Tatar’ı telefonla arayarak, Şahruh Köprüsü ile ilgili gelişmeleri yakından takip ettiğini ve Yeni köprünün yapılması ile ilgili işlemleri bizzat takip edeceğini söylediğini öğrendik.
 
Umarız bu söylemlerinin ardında bulunurlar ve Sarıoğlan su borusunun yükünün kalktığı gibi Şahruh Köprüsü üzerindeki trafik yükü de kalkmış olur.  

EĞERCİ BELEDİYESİ'NİN, KASABAMIZ İLE BİRLEŞME KARARININ GÖRÜŞÜLMESİ

xxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxxx

ŞAHRUH KÖPRÜSÜ RESTORASYON ÇALIŞMALARI BAŞLADI.

Şahruh Köprüsünde restorasyon çalışması yapılacağından 30 Mayıstan (yarın)itibaren 1 ay süreyle tek şeritten geçiş verilecektir. Kasaba halkına ve misafirlerimize duyurulur.

Karaözü Kasabası Belediye Başkanı
Şener Tatar
"KOSKOCA KAYSERİ ŞAHRUH KÖPRÜSÜ SORUNUNU ÇÖZEMEYECEKSE ECDADIYLA ÖVÜNMESİN"

Göreve geldiği günden beri  her fırsatta dillendirmesine rağmen , çözüm bulunamayan Şahruh köprüsü, Karaözü Belediye Başkanı Şener Tatar'ı isyan ettirdi.  2013 yılı 2.Dönem İl Koordinasyon Kurulu toplantısında Vali Şerif Yılmaz'a içini döken Başkan Tatar, söz konusu köprünün 800 yıllık geçmişe sahip olduğunu belirterek, " Bu köprü benim babamın malı değil, 4 yıldır  neden ben tek başıma uğraşıyorum anlamış değilim. Bildiğim kadarıyla bu köprünün yapımı  6 milyon TL civarında! Koskoca Kayseri bu sorunu çözemeyecekse ecdadıyla övünmesin sayın Valim!"  dedi.

Kayseri merkezi,ilçe, belde ve köy sorunlarının geniş çaplı ele alındığı 2013 yılı 2.Dönem İl Koordinasyon Kurulu toplantısı dün yapıldı. Vali Şerif Yılmaz başkanlığında gerçekleştirilen toplantıya İlçe kaymakamları, belediye başkanları ve kurum müdürleri katıldı.

 

      Toplantının açılışında konuşan Vali Şerif Yılmaz, 2013 Yılı Yatırım Programında il genelinde 1247 kamu yatırımı projesi yer aldığını belirterek,  "Uygulanmakta olan projeler için toplam 685 milyon TL yatırım öngörülmüş ve 246 milyon TL harcama yapılmıştır. Nakdi gerçekleşme oranı yüzde 36'ya tekabül etmektedir. 2013 yılı Yatırım Programında ilimizde eğitim, ulaştırma, tarım ve enerji sektörlerine ağırlık verilmiştir" dedi.

 

      Vali Yılmaz'ın açılış konuşmasının ardından Bölge Müdürleri, İl Müdürleri, Kaymakamlar ve Belediye Başkanları, projeleri hakkında bilgiler verdi.

 

   "KOSKOCA KAYSERİ  ŞAHRUH KÖPRÜSÜ SORUNUNU ÇÖZEMEYECEKSE ECDADIYLA ÖVÜNMESİN"

Toplantıda Karayolları 6. Bölge Müdür Yardımcısı Ahmet Kulak'ın yaptığı sunumun ardından söz alan Karaözü Belediye Başkanı Şener Tatar, "Sayın Valim izin verirseniz ben iki dakika içimi dökeceğim" diye söze başladı.

     Yıllardır, Şahruh köprüsünü'nün yolu ve onarımı için ilgili kurumlara yaptığı taleplerin dikkate alınmadığından yakınan Başkan Tatar, " Sayın Valim ben 4 yıldır görev yapıyorum her koordinasyon kurulu toplantısında konuyu dile getirmeme rağmen hiç bir sonuç alamadım. Burada herkes bana güldü sanki o sorun benim şahsi sorunum muş gibi! Benim atalarım Şahruh köprüsünün her iki tarafına 200 yıl önce yerleşmiş. Şahruh 800 yıllık bir köprü ve ecdadımızın mirası! Bu köprü benim babamın malı değil, neden ben tek başıma uğraşıyorum anlamış değilim. Her toplantıda Şahruh sorununu dile getire getire bir hal olduk. Komisyon kararıyla Şahruh köprüsü taşıt trafiğine kapatıldı küçük araçların geçişine izin verildi beni de sorumlu kıldılar. Ben akşama kadar yüzlerce kişiye bu araç köprüden geçsin mi geçmesin mi onla uğraşıyorum. Başka iş yapamıyorum. Ben belediyelerimiz, devlet su işlerimiz, özel idaremiz herkesten destek bekliyorum. Bildiğim kadarıyla bu köprünün yapımı  6 milyon TL civarında! Koskoca Kayseri bu sorunu çözemeyecekse ecdadıyla övünmesin sayın Valim!"

 

" KARAÖZÜ BELEDİYESİ BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ'NE BAĞLANACAK BELKİ O ZAMAN YAPILIR"

          Başkan Tatar'dan bu serzenişi işiten Vali Şerif Yılmaz ise köprünün yapılamamasına ödenek yetersizliğini gerekçe göstererek, "Bir yıl sonra Karaözü Belediyesi Büyükşehir Belediyesi'ne bağlanacak belki o zaman yapılır" diye konuştu.

 

HABER:ALİ TÜRKASLAN 15 Nisan 2013

http://www.kayseriyenihaber.com/haber/koskoca-kayseri--sahruh-koprusu-sorununu-cozemeyecekse-ecdadiyla-ovunmesin/248/

 

İLBEY ÖZGEN ALTUNBULAK'IN "KÜL" ADINDAKİ ŞİİR KİTABI ÇIKTI

SUN Express Hava Yolları Antalya Bölge Müdürlüğü'nde görevli İlbey Özgen Altunbulak, uzun süredir üzerinde çalıştığı ve "Kül" adını verdiği 78 şiir demetinden oluşan 86 sayfalık şiir kitabının ilk baskısına kavuşmanın heyecanını yaşadı.
 
Antalya Sanatçılar Derneği (ANSAN) Sanat Galerisi'ndeki tanıtım kokteyline çok sayıda şiirsever davetli katıldı.
 
Altunbulak, ‘’Tek bir kelime alıntı olmaksızın, içimden geldiği gibi yazdığım şiirlerim benim için çok değerli’’ dedi. Altunbulak, duygu yüklü şiirlerini ve TSM şarkılarını okurken, davetlilerin alkış yağmuruna tutuldu.
 
Altunbulak, ilk sayısını bin adet bastırdığı ‘Kül’ adlı şiir kitabını, şiir severlere imzalarken, en büyük hayalinin ünlü bir şair ve bestekar olmak olduğunu söyledi. İsmail Baha Sürelsan Konsrvatuvarı’nda Türk Sanat Müzüği (TSM) eğitimi de alan Altunbulak, ‘’Küçük yaşlarda başlayan şiirseverliğim, ileriki yıllarda yazarlığa dönüştü. Marmara Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Endüstri Bölümü’nden mezun olduktan sonra, şiir yazımı ve TSM çalışmalarına daha fazla zaman ayırdım’’ dedi, mutluluğunu kendisi ile birlikte paylaşan dostlarına teşekkür etti.
 
 
YUSUF DEMİR-DHA/Milliyet - 15 Temmuz 2009
 
Karaözülü İlbey Özgen Altunbulak sayesinde bir şiir kitabımız daha oldu. Hayırlı, uğurlu olsun. Umarız arzusu gerçekleşir ve güzel besteler yapar. Biz de zevkle okur ve dinleriz. İlbey Özgen bey, her şey gönlünüzce olsun. 

HEP GEÇMİŞLE ÖVÜNECEK DEĞİLİZ YA BİRAZ DA TARİH YAZALIM
 
Karaözü’nün en meşhur yeri Şahruh Köprüsü idi. Sadece iki yıl kadar önce biraz sonra fotoğraflarını göreceğiniz yerler şahıslara aitti. Bu bölgeye girmek imkansızdı çünkü sınırları tellerle çevrilmişti. Ancak belirli alanlardan Şahruh Köprüsü’ne bakabiliyordunuz.
 
Geçen sene sizlerle paylaştığımız gibi Kızılırmak’ın iki yakası düzeltildi, taşlarla örüldü.
Köprü üzerindeki su boruları Kızılırmak’ın altından geçirildi, Şahruh Köprüsü’nün yükü hafifletildi.
Şahruh Köprüsü’nün tamiratı ufak eksiklikler dışında tamamlandı.
Geçen yıl planlanan ama yukarıda sayılanlar yapılamadığı için bu seneye ertelenen ağaçlandırma işlemi de tamamlanıyor.
Sıra Bu bölgeyi herkesin kullanabileceği güzel bir park haline getirmeye geldi. (Bu bir öneri değil, belediyemizin böyle bir projesi olduğu biliniyor)
 
Başta Belediye başkanımız Şener Tatar olmak üzere, Belediye çalışanlarımızın, Bugün ağaç dikenler arasında olan: Eyüp Karakaya, Sade Altun Keleş, Oktay Fakıoğlu, Ayşe Özocak, Gülşah Koçer, Hanife Atasever, Hilal Yaşar, Keziban Çetinkaya, Songül Şimşek,  Ali Bıyık öğretmenlerimizin ve seneler sonra sizlerin sosyal paylaşım sitelerinde birbirinize gönderdiğiniz öğrencilik yılları fotoğrafları kadar güzel kareler oluşturmuş tüm öğrencilerimizin ellerine, emeklerine, yüreklerine sağlık. Fotoğraflarda görünen herkese, DSİ’ye ve Aydın Doğan’a da tekrar teşekkürlerimizi iletiyoruz. 
 
Görüntülere BURAYA TIKLAYARAKulaşabilirsiniz. Video görüntüleri yarın elimize geçtiğinde yayınlanacaktır.
Fotoğrafları çeken ve sizlerle paylaşılmak üzere gönderen Belediye Fen Memurumuz Uğur Boztekin’e de teşekkür ediyoruz.
 
3 Nisan 2013
karaozu.com
KARAÖZÜ BİRAZ DAHA YEŞERECEK - 1 Nisan 2013
 
Belediye Başkanımız Şener Tatar’dan edindiğimiz bilgiye göre; Kasabamızda bulunan Okul, boş alan ve özellikle de Şahruh – Kızılırmak kenarına dikilmek üzere, bol miktarda “Top Akasya” ve “Çınar” ağacı temin edilmiş ve Ağaçlar okul çevresine dikilmeye başlanmış bile. En kısa sürede tamamlanacağını umuyor ve başta Belediye başkanımız Şener Tatar olmak üzere Ağaçları temin eden, taşıyan, diken, emeği geçen bildiğimiz bilmediğimiz herkese teşekkür ediyor, emeğinize yüreğinize sağlık diyoruz.
 
Yahyalı’dan sonra Karaözü sınırları başlıyor. Yol boyunca sağlı sollu akasyalar eşliğinde Kasabamıza giriyoruz. İstasyon yolu kenarında da bu ağaçlardan var (fotoğraftaki ağaçlar onlardan). Tepe’ye ise çam ağaçları dikilmiş. O akasyalar ve çamların, eski belediye başkanımız Çakır Genç önderliğinde, Derneklerimizin de katkıları ile temin edilmiş ve dikilmiş olduğunu Çakır Genç’ten dinlemiştik.  
 
Ağaçlar minnacık idiler. Belediye çalışanları o ağaçlara yıllarca gözleri gibi baktılar, kurumasın diye itfaiyelerle su taşıdılar. Bazı kasabalı kendi tarlası kenarındakini bilerek ya da bilmeyerek kuruttu ama geride kalan her bir ağaç olabildiğince büyüdü, yüceldi, kendini dikenleri de yüceltti.
 
Önceden dikilen ağaçlar için; Eski belediye başkanımız Çakır Genç’e, Ağaçların dikim aşamasında maddi ve manevi desteklerini esirgemeyen dernek yöneticilerimize, Kayseri ve Sivas’tan giderek ağaç dikiminde çalışanlara, gidemediği için amele parası göndererek adam çalıştıran herkese teşekkürler. İyi ki varsınız. 
ŞAHRUH KÖPRÜSÜ RESTORASYONU İLE İLGİLİ TEŞEKKÜR
Karayolları bölge müdürü Aydın Doğan ve ekibi, Şahruh köprüsü restorasyon çalışmaları sonrası durumu yerinde görmek amacıyla Karaözü'ye gelmiş ve yerinde inceleme yapmıştır. İnceleme sonucunda tespit edilen eksiklikleri tamamlamak amacıyla not alarak ayrılmışlardır.
 
Müdürümüz Aydın Doğan’ın, çalıştığı Karayolları Bölge Müdürlüğü’ndeki odasının kapısının girişine Şahruh Köprüsü'nün büyük bir fotoğrafını koyduğunu öğrendik. Hem Şahruh Köprüsü’ünün yenileme çalışmaları hem de yapılması planlanan yeni köprü ile ilgili çalışmaları yakından takip ettikleri ve desteklerini esirgemedikleri için kendilerine yöremiz adına teşekkürlerimizi sunuyoruz.
 
ŞAHRUH KÖPRÜSÜ de teşekkür ediyor.
 
Fotoğrafım varmış kapın önünde,
Yaparım demiştin durdun sözünde,
Gün geçtikçe yüceldin sen gözümde
       Sayende eskiden daha sağlamım.
       Teşekkür az sana Aydın Doğan’ım.
 
Diğer köprüyü de yapacakmışsın
Benim yükümü de atacakmışsın
Üstümden ırmağa bakacakmışsın
       Sayende kalmadı benim meramım
       Teşekkür az sana Aydın Doğan’ım.

19 Mart 2013  

İSTANBUL KARAÖZÜ DAYANIŞMA DERNEĞİ 
12. OLAĞAN GENEL KURULU


Derneğimiz 27 Ocak 2013 tarihinde Saat 14 : 00 de Olağan Genel Kurulu yapılmıştır. Yeni Tüzüğümüze uygun biçimde yapılan seçimlerde aşağıdaki Üyelerimiz Yönetim ve Denetim Kuruluna seçilmişlerdir. Yeni Yönetim ve Denetim Kurulumuzun Derneğimiz ve Yöremize hayırlı olması dileğiyle; Saygılar sunarız. 
YÖNETİM KURULU ASİL ÜYELER
1. Oğuz YILMAZ (Bşk) 
2. İbrahim YILMAZ
3. Halil BAL
4. Döndü ARICA
5. İbrahim DOĞAN 
DENETİM KURULU ASİL ÜYELER
1. İnan YILMAZ (Bşk)
2. Mehmet TUNCEL
3. Sonay ÇAKICI
YÖNETİM KURULU YEDEK ÜYELER 
1. Yiğit Can ÖZTÜRK
2. Özgür SERİNÖZÜ
3. İbrahim DALAK
4. Önder DALAK
5. Elçin KOÇ
DENETİM KURULU YEDEK ÜYELER
1. Atilla ARICA
2. Abbas BAL
3. Yüksel YÜCEL
HASIR BİLEZİK  - KAZAZİYE TESPİH - KARAÖZÜ
 
Bu sene Karaözülü bazı bayan arkadaşların, emekli olduktan sonra belediyeler tarafından açılan kurslara gittiklerini öğrendim. O bayanlardan biri de Fatoş Doğanay. Kendisinden öğrendiğim kadarı ile gümüş ip – tel ile yaptığım Tespih ve Trabzon işi hasır bilezik fotoğraflarını ziyaretçi defterinden yayınlayamayacağım için ana sayfada sizlerle paylaşmak istiyorum. 

Hiçbir şey için geç kalmış sayılmayız. Henüz Elimiz tutar, gözümüz görürken yeni şeyler öğrenip, isteyenlere öğretelim. Sizlerin çalışmalarınız var ise gönderin onları da paylaşalım.

 
 
 
Canım kardeşim Fatoş Doğanay’a sizlerin huzurunda teşekkür ediyor, İYİ Kİ VARSIN diyor, sevgiyle yanaklarından öpüyorum.
 
Ayşe Özerdem Çolakgil

 

 

YOLA YOLDAŞ OLANLAR 2 -ALBÜM TANITIM GECESİ
30 OCAK 2013 SAAT : 19:30

Sevgili dostlar uzun bir uğraştan sonra 34 solist le hazırladığımız YOLA YOLDAŞ OLANLAR 2 albümünü bitirdik 30 01 2013 tarihinde yapacağımız gala ile tüm müzik mağazalarından temin edebilirsiniz . Ayrıca galamızın biletleri satışa çıkmıştır katılmak isteyen dostlarımız 0312 250 63 16 nolu telefondan gerekli bilgileri alabilirsiniz .Bilet temin yerlerimiz SAZENDE RESTORAN (SÜMER 2 SOKAK KIZILAY 0312 231 83 83 ) BALGAT KANATÇI ( 0312 473 76 33) HASBİHAL CAFE ( 0312 223 23 00 )

Ozan İSMAİL KAYA

NOT: Daha önce şiir kitabının haberini de sitemizden duyurmuştuk. Kendisi Madımak'ta yanan canlardan MENEKŞE ve KORAY'ın babasıdır. her ne kadar bu konudan bahsetmemiz hoşuna gitmese de biz kendisini malesef bu acı olaydan sonra tanıdık ve sevdik. Başarılarının devamını diliyor, birgün bir yerde karşılaşırız diye umut ediyoruz.

GÖLGE HAYAT 

 
 

Grubun çıkış parçası "Bir de Bana Sor" klibini aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz.

http://www.youtube.com/watch?v=P34TtjDk4CE

Vokal: Barış Bal
Gitar: Taylan Dedeoğlu
Klavye: Koray Alarslan
Bas Gitar: Berk Evren
Davul: Murat Bekin
 

 

Gölge Hayat'ın Albümü Müzik Marketlerde!

Gölge Hayat'ın kendi adını taşıyan ilk albümü, 1 Eylül 2012 tarihi itibariyle tüm Türkiye'de satışa çıktı.

 

Grup ile ilgili faaliyetleri http://www.golgehayat.com/ sitesinden takip edebilirsiniz.
 
Gölge Hayat, Hayatımıza güzel bir şekilde girdi. Bazen Gölge, Aslından çok daha büyük ve gösterişli olur. Başarılı bir grup ama umarız daha çok başarılı olurlar ve başarılarını okudukça gururlanır, mutlu oluruz. 
 
 
 

YİNE, YENİ BİR BAŞARI HABERİ

 

 

 

KARAÖZÜ'lü Barış BAL ve müzik grubu "Gölge Hayat" a başarılar diliyor, kendisi ile gurur duyuyor ve gönülden destekliyoruz.  türkmensitesi'nde yayınlanan yazıyı ve linkleri sizinle paylaşmak istiyoruz. 

Arkadaşlar,

Oğlumuz Barış, grubu "Gölge Hayat" ile bir rock albümü hazırladı. 01 Eylül de D&R larda satışa sunulacak. Ayrıca 14 Eylül'den itibaren Kral TV öncelikli olmak üzere bir de klip yayımlanmaya başlayacak. Albümün klip çekilen parçası bir cover (yeniden düzenleme); Çiğdem Talu- Melih Kibar'a ait "Bir De Bana Sor" isimli parçanın rock tarzında yeni bir yorumu. Diğer parçalar ise, sözlerini Barış'ın yazdığı 9 özgün besteden oluşuyor.

Güzel bir albüm oldu. Albüm aynı zamanda bu günden itibaren Teknosa Mağazalarında LG TV ve Ses Sistemleri ile birlikte hediye edilmeye başlandı. (Bu da halen LG Electronik'te Satış Müdürü olan Barış'a tanıtım desteği olarak hazırlandı). Beğeneceğinizi umuyoruz.

Gölge Hayat Grubu'nun bu ilk albümünin ilk video klibi, 31 Ağustos Cuma günü yayınlanmaya başlayacak. 
Önümüzdeki 5 gün boyunca gurubun facebook sayfasında her gün bir adet Teaser (tanıtıcı kısa film) yayınlayacağız. Özellikle grubu tanıtmamız gereken bu ilk dönemde desteğe çok ihtiyacımız var. 

Öncelikle facebook grubuna üye toplamamız gerekiyor. Bu birkaç gün boyunca grup sayfasında çıkacak olan TEASER'ları ve GRUP FACEBOOK SAYFASI'nın aşağıda bulunan linkini paylaşıp, yakın arkadaşlarınızdan 
da paylaşmasını isteyebilirseniz çok seviniriz. 

Grup sayfası : www.facebook.com/golgehayatofficial
Yardımlarınız için teşekkür eder, sevgi ve saygılarımızı sunarız.

Not: Bu güzel haberi bizlerle paylaşan, MUSTAFA ŞEN BAĞCI'ya teşekkür ediyor, elimizde olmayan sebepten kaynaklanan gecikmeden dolayı özür diliyoruz.

 

KURT SÜRÜSÜ KARAÖZÜ’DE AVCILARA SALDIRDI (9 Ocak 2012)

 

Kayseri’de kar yağışı nedeniyle dağda yiyecek bulamayınca yerleşim merkezine kadar inen kurt sürüsü, 2 avcıya saldırdı.

Kayseri'de yoğun kar yağışı ve soğuk havanın 3 gün boyunca etkili olması nedeniyle dağda aç kalan kurt sürüsü, Sarıoğlan ilçesine bağlı Karaözü kasabasına inerek 2 avcıya saldırdı. Yerleşim merkezine kadar inen 9 kurtun saldırısından ağaca çıkarak kurtulan avcılar, cep telefonu ile yardım çağırdı.

Gelen diğer avcıların ateş açması sonucu bir kurt öldürülürken, diğer kurtlar kaçtı.

Karaözü Belediye Başkanı Şener Tatar, saldırıda yaralanan kimsenin olmadığını söyledi.

http://www.iha.com.tr/kurt-surusu-avcilara-saldirdi-257993-haber sitesinden alınmıştır.

Kayseri - e haber tv kanalında video görüntüsü yayınlanmıştır.

http://www.sondakika.com/haber/haber-kayseri-de-ac-kurt-dehseti-4234969/

http://www.turkiyegazetesi.com/haberdetay.aspx?newsid=31160#.UO21v-S6fWU 

http://www.focushaber.com/ac-kurtlar-avcilara-saldirdi-h-237367.html 

MERSİN KARAÖZÜ DERNEĞİ 3. OLAĞAN GENEL KURULU

MERSİN KARAÖZÜ KÜLTÜR VE DAYANIŞMA DERNEĞİ 
3. OLAĞAN GENEL KURULU

Derneğimiz 17 Kasım 2012 tarihinde Saat 13:00 de Olağan Genel Kurulu yapılmıştır. Yeni Tüzüğümüze uygun biçimde yapılan seçimlerde aşağıdaki Üyelerimiz Yönetim ve Denetim Kuruluna seçilmişlerdir. Yeni Yönetim ve Denetim Kurulumuzun Derneğimiz ve Yöremize hayırlı olması dileğiyle; Saygılar sunarız. 
YÖNETİM KURULU ASİL ÜYELER
1. Suzan YÜCEL (Bşk)
2. İsmail GÖK 
3. Semiha DEMİRCİ 
4. Ali Haydar TAHİROĞLU 
5. Hatice GÜNEŞ 

DENETİM KURULU ASİL ÜYELER
1. Barbaros Cihan BAĞCI (Bşk)
2. Ramazan TATAR
3. Ahmet GÖK

YÖNETİM KURULU YEDEK ÜYELER 
1. Kadir DUMAN
2. Tevfik YILDIZ
3. Tülin BAYAT 
4. Sıtkı TAŞTAN
5. Halil UÇURUM

DENETİM KURULU YEDEK ÜYELER
1. Battal ARSLAN
2. Raif ASLAN
3. Ünal DEMİRCİ

 

BELEDİYE KALDIRILSIN MI?
Belediye kaldırılsın mı? diye soruldu. Karaözü'den 591 kişi oylamaya katıldı. 5 EVET, 586 HAYIR oyu çıktı.
 
 TÜM YURTTA OLDUĞU GİBİ KARAÖZÜ KASABASINDA DA BELEDİYE KALDIRILSIN MI KALDIRILMASIN MI DİYE OYLAMA YAPILDI.(14 Ekim 2012)

Belediye başkanımız Şener Tatar’dan bu oylama ile ilgili aldığımız bilgiyi aynen aktarıyoruz. Uluslar arası sözleşmeler, iç hukukun üzerindedir. AVRUPA YEREL YÖNETİMLER ÖZERKLİK ŞARTI” TBMM tarafından da kabul edildi ve imzalandı. Bu sözleşmenin 5.ci maddesinde; “Yerel yönetimlerin sınırlarında, mevzuatın elverdiği durumlarda ve mümkünse bir referandum yoluyla ilgili yerel topluluklara önceden danışılmadan değişiklik yapılamaz.” Denilmektedir.

Biz Karaözü kasabası halkı olarak bu hakkımızı kullanıyoruz. CHP tarafından, Yurt genelinde Toplanılan imzalar ilgili yerlere verilecektir.

Nüfusu bize yakın Fransa var. Fransa’da yaklaşık 36.500 belediye var ve belediyelerin 28.000 kadarının nüfusu 1000 kişi ya da daha altında. Bizde ise belediye sayısı 2500 olup 2023 belediye kapatılıyor. Karaözü’nün Nüfusu 2000 in altında ama 1000 kişi kadar var.  

NOT: Belediye başkanımızın söylediklerinden yola çıkarak Sitelerden temin ettiğimiz kadarı ile Anayasanın ilgili maddesi şu şekildedir. Yanlışımız - eksiğimiz varsa Avukatlarımızdan destek rica ediyoruz: Anayasanın 90. maddesinin son fıkrasında ''Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. (Ek cümle: 5170 - 7.5.2004 / m.7) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.''  

Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı aşağıda bilgilerinize sunulmuştur.

AVRUPA YEREL YÖNETİMLER ÖZERKLİK ŞARTI
 
Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı, 15 Ekim 1985 tarihinde imzaya açıldı. Türkiye anlaşmayı 21 Kasım 1988'de imzaladı.
Avrupa Konseyi, 1981-1984 yılları arasında yerel idarelerin özerkliği ile ilgili bazı ilkeleri tartıştı ve bir karar tasarısı hazırladı. "Yerel idarelerin güçlendirilmesi, özerkliklerinin savunulması, yerinden yönetim ve demokrasi ilkelerine dayanan bir Avrupa'nın kurulmasının temel koşuludur" görüşünden hareketle hazırlanan tasarı daha sonra "Özerklik Şartı" olarak Avrupa Konseyi'nce kabul edildi.
Türkiye, Şartı 1988 yılında imzaladı. 1991 yılında da 3723 sayılı yasa ile TBMM tarafından onaylanması uygun görüldü ve 1992'de 92/3398 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile onaylandı. (Resmi Gazete: 3.10.1992 - 21364)
Yürürlük tarihi ise 1 Nisan 1993 olarak belirlendi.
Türkiye, Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı'nın bazı hükümlerini benimsedi. (Türkiye'nin benimsediği maddeler için 3723 sayılı yasaya bakınız...) 
AVRUPA YEREL YÖNETİMLER 
ÖZERKLİK ŞARTI
ÖNSÖZ
İşbu Şartı imzalayan Avrupa Konseyi üyesi Devletler,
Avrupa Konseyi’nin amacının üyeleri arasında ortak mirasları olan ideal ve ilkeleri korumak ve gerçekleştirmek için daha ileri bir birlik sağlamak olduğunu düşünerek,
Bu amacın gerçekleştirilmesinin yollarından birisinin idari alanda anlaşmalar yapmak olduğunu düşünerek,
Yerel makamların her türlü demokratik rejimin temellerinden birisi olduğunu düşünerek,
Vatandaşların kamu işlerinin sevk ve idaresine katılma hakkının Avrupa Konseyine üye Devletlerin tümünün paylaştığı demokratik ilkelerden biri olduğunu düşünerek,
Bu hakkın en doğrudan kullanım alanının yerel düzeyde olduğuna kani olarak,
Gerçek yetkilerle donatılmış yerel makamların varlığının hem etkili hem de vatandaşlara yakın bir yönetimi sağlayacağına kani olarak,
Değişik Avrupa ülkelerinde özerk yerel yönetimlerin korunması ve güçlendirilmesinin demokratik ilkelere ve idarede ademi merkeziyetçiliğe dayanan bir Avrupa oluşturulmasında önemli bir katkı sağlayacağını düşünerek,
Bunun demokratik bir şekilde oluşan karar organlarına ve sorumlulukları bakımından, bu sorumlulukların kullanılmasındaki olanak ve yöntemler bakımından ve bu sorumlulukların karşılanması için gerekli kaynaklar bakımından geniş bir özerkliğe sahip yerel makamların varlığını gerektirdiğini teyid ederek,
Madde 1
Taraflar bu Şart’ın 12 maddesinde belirtilen şekil ve ölçüde kendilerini aşağıdaki maddelerle bağlı kabul edeceklerini taahhüt ederler.
I. BÖLÜM
Madde 2 
Özerk Yerel Yönetimlerin Anayasal ve Hukuki Dayanağı
Özerk yerel yönetimler ilkesi ulusal mevzuatla ve uygun olduğu durumlarda anayasa ile tanınacaktır.
Madde 3 
Özerk Yerel Yönetim Kavramı
1- Özerk yerel yönetim kavramı yerel makamların, kanunlarla belirlenen sınırlar çerçevesinde, kamu işlerinin önemli bir bölümünü kendi sorumlulukları altında ve yerel nüfusun çıkarları doğrultusunda düzenleme ve yönetme hakkı ve imkanı anlamını taşır.
2- Bu hak, doğrudan, eşit ve genel oya dayanan gizli seçim sistemine göre serbestçe seçilmiş üyelerden oluşan ve kendilerine karşı sorumlu yürütme organlarına sahip olabilen meclisler veya kurul toplantıları tarafından kullanılacaktır. Bu hüküm, mevzuatın olanak verdiği durumlarda, vatandaşlardan oluşan meclislere, referandumlara veya vatandaşların doğrudan katılımına olanak veren öteki yöntemlere başvurulabilmesini hiçbir şekilde etkilemeyecektir.
Madde 4 
Özerk Yerel Yönetimin Kapsamı
1- Yerel yönetimlerin temel yetki ve sorumlulukları anayasa ya da kanun ile belirlenecektir. Bununla beraber, bu hüküm yerel yönetimlere kanuna uygun olarak belirli amaçlar için yetki ve sorumluluklar verilmesine engel teşkil etmeyecektir.
2- Yerel Yönetimler, kanun tarafından belirlenen sınırlar içerisinde, yetki alanlarının dışında bırakılmış olmayan veya başka herhangi bir makamın görevlendirilmemiş olduğu tüm konularda faaliyette bulunmak açısından tam takdir hakkına sahip olacaklardır.
3- Kamu sorumlulukları genellikle ve tercihan vatandaşa en yakın olan makamlar tarafından kullanılacaktır. Sorumluluğun bir başka makama verilmesinde, görevin kapsam ve niteliği ile yetkinlik ve ekonomi gerekleri gözönünde bulundurulmalıdır.
4- Yerel makamlara verilen yetkiler normal olarak tam ve münhasırdır. Kanunda öngörülen durumların dışında, bu yetkiler öteki merkezi veya bölgesel makamlar tarafından zayıflatılamaz veya sınırlandırılamaz.
5- Yerel makamların merkezi veya bölgesel bir makam tarafından yetkilendirildiği durumlarda, bu yetkilerin yerel koşullarla uyumlu olarak kullanılabilmesinde yerel makamlara olanaklar ölçüsünde takdir hakkı tanınacaktır.
6- Yerel makamları doğrudan ilgilendiren tüm konulara ilişkin planlama ve karar alma süreçleri içinde, kendileriyle olanaklar ölçüsünde zamanında ve uygun biçimde danışılacaktır.
Madde 5 
Yerel Yönetim Sınırlarının Korunması
Yerel yönetimlerin sınırlarında, mevzuatın elverdiği durumlarda ve mümkünse bir referandum yoluyla ilgili yerel topluluklara önceden danışılmadan değişiklik yapılamaz. 
http://www.belgenet.com/arsiv/ sitesinden alınmıştır.
 
Bu sözleşme 18 maddeden oluşmakta olup çok uzun olduğu ve istenildiğinde sitelerden ulaşılabileceği ve bu oylamayı 5. madde ilgilendirdiği için sadece bu kadarlık kısmını sitemizde bilgilerinize sunduk. 
Karaozu.com

 

  
MUSTAFA IŞIK (Lakabı ANADOLU ASLANI), TAİ BOKS DÜNYA ŞAMPİYONLUĞUNA GİDEMİYOR
 
Önceden Türk Devleti’nin konsolosluğu tarafından verilen mavi kartla Kuşadası’ndaki müsabakaya katıldı. Türkiye Şampiyonu oldu. Göğsümüzü kabarttı.
 
Daha sonra Antalya’da yapılan Avrupa Şampiyonasında 3. oldu, bronz madalya kazandı. Kendisi ile bir kez daha gurur duyduk.
 
Artık sırada Ukrayna’da yapılacak dünya şampiyonası vardı. Oraya katılmak için Kastamonu’da yapılan kampta yerini aldı. Kampa katıldığı ilk günlerde karşısına iki rakip çıkarılarak “Eğer bunları yenersen katılabilirsin” denildi. Mustafa bu iki rakibinden birini nakavt birini ise sayı ile yendi.
 
Türk Milli Takımı ile iki hafta çalışmalara katılan Şampiyonumuz Mustafa Işık’a, Alman vatandaşı olması sebep gösterilerek, dünya şampiyonasına Türkiye adına katılamayacağı söylendi. Bunun üzerine Mustafa Işık kamptan ayrıldı ve Almanya’ya döndü. Bu tarihten itibaren ancak şartlar elverir ise Almanya adına katılabilecek. Anlayamadığımız şey bu insan Avrupa Şampiyonası’na katılırken de durum aynıydı.
 
Anlaşılan o ki bundan sonraki süreçte Mustafa Işık’ı Yüreğinde Türkiye – Karaözü, sırtında Alman milli takımında maç yaparken izleyebileceğiz.
 
Şampiyon Mustafa Işık’a bundan sonraki günler sağlık, mutluluk, huzur ve başarı getirsin.  Karaözü sevdası hiç eksilmesin. 

RESTORASYON ve DÜZENLEME ÇALIŞMALARI

Karaözü kasabasında bu yaz yapılan çalışmalardan bazılarını

 sizlerle paylaşmak istiyorum. Şahruh çalışmalarını görüntülerken, Şahruh köprüsü üzerindeki bir BAŞ dikkatimi çekti. Sanırım AT BAŞI görüntüsü. Her iki tarafından ve köprü üzerinden ayrı ayrı çektim ki daha net anlaşılsın diye. Köprü üzerinden bakınca su oluğu görünümünde. Sol tarafından bakınca daha net görülüyor. Sanmıyorum ama yinede umarım bakım onarım çalışmaları sırasında zarar görmez. 

Diğer iki düzenleme ise, Harman yeri ve Orta değirmen ile ilgili. 

Diğer görüntülere BURAYA tıklayarak ulaşabilirsiniz.

Ayşe Özerdem Çolakgil

 KÜTÜPHANE İLE İLGİLİ

Karaözü kütüphanesi yaz aylarında açık bulunuyor. Bağışlanan kitaplar Gönüllüler sayesinde tasnif ediliyor, mükerrer olanlar seçilip ayrılıyor, kütüphanede olmayan kitaplar kayıt altına alınarak raflara yerleştiriliyor. Kasabalılarla ara sıra toplantılar ve geziler tertip ediliyor. Az sayıda da olsa kitap okumak isteyen çocuklara kitaplar kayıt edilerek veriliyor. 

Gönüllü olarak görev yapan sorumlular; Son zamanlarda bağışlanan ansiklopedilerin genellikle daha önce var olanlarla aynı olduğuna ve sayılarının epey fazla olması nedeniyle gereksiz yer işgal ettiğine karar veriyorlar. Belediye başkanımız Şener Tatar’a durum izah ediliyor. Belediye başkanımız, civar köy muhtarlarına kitap ihtiyaçları olup olmadığını telefonla soruyor.  Karpınar muhtarı Murtaza Kılıç; Kütüphane için bir oda ayırdıklarını ama rafları ve kitapları olmadığını söylüyor. Bunun üzerine belediye başkanımız tarafından tahsis edilen traktöre, kitaplar yükleniyor, Kütüphanede gönüllü çalışan kişilerin eşliğinde kitaplar Karpınar’a götürülerek teslim ediliyor. 

Senelerdir gönüllü olarak hizmet veren Halil Dalak (kitap kayıt işlemleri), Lütfü Yapıcı ve Gönül Seven’e ve kitap tasnifi ve tesliminde görev alan belediye çalışanları ile Bora Koç'a, Mustafa Kılıç’a ve Belediye başkanımız Şener Tatar’a teşekkür ederiz. 

Diğer görüntülere BURAYA tıklamak suretiyle ulaşabilirsiniz. 

FRANSIZ KANOCULAR KARAÖZÜ'DE 18 Ağustos 2012

Fransız kanocular, Kızılırmak üzerindeki seyirlerine Karaözü'yü de ekleyerek, Ertuğrul - Menekşe Yücel'in işlettiği Şahruh köprüsü kenarındaki mekanı ziyaret edip biraz mola verdikten sonra kasabamızı terk ettiler. 

fotoğraflar için Yiğit Çolakgil ve Can Doğanay'a teşekkür ediyoruz. 

NOT: Bu konu ile ilgili diğer görüntülere BURAYA tıklayarak ulaşabilirsiniz.

ASIL SEVGİ, KARŞITLIKLARA RAĞMEN OLUŞAN SEVGİDİR 

Şahruh köprüsü girişinde toplanan kalabalık, halaylarla coştuktan sonra, Belediyemiz tarafından temin edilen bayraklar ve meşaleleri ellerine alarak köprü girişine doğru harekete geçti. Konvoya arabaları ile katılmak amacıyla gelen ve trafiği engellememek amacıyla istasyona doğru sıralanan araç sahipleri, yürüyüşe geçen halkın arkasından korna çalarak konvoya katıldılar. Yaklaşık yarım saat süren bu yürüyüş esnasında tezahüratlar ve kornalar hiç susmadı. Belediye başkanımız Şener Tatar’ın başını çektiği bu konvoy, okulumuzun önünde biriken kasabamızın değerli insanları tarafından alkışlarla karşılandı. 

Karaözü şenlikleri içerisinde en fazla katılım bu etkinlikteydi. Coşkulu bir şekilde başladı. Belediye başkanımız Şener Tatar ve BMM Başkan Vekili Sadık Yakut'un açılış konuşması sonrası muhteşem yorumu ile Soner Demirci ile Eşi ve Deniz Toprak’ın sahne aldıkları konserle devam etti. Şenlik sırasında Fevzi Çoban tarafından güzel bir şiir okundu ve Kebire Özel Karahan'a, okulumuza yaptığı katkıdan dolayı plaket verildi. 


Belediye başkanımız Şener Tatar’a, belediye çalışanlarına, katkı sunanlara, sahne alanlara, sunumu gerçekleştiren Turan Işık’a ve Kasabamıza kadar gelerek bizleri onurlandıran başta Sadık Yakut olmak üzere tüm misafirlerimize teşekkür ediyoruz. 

Okul bahçesinde bu sefer oturacak yer sorunu pek yaşanmadı çünkü hem belediyemizin mevcut sandalyeleri, hem kasabamız esnafından Süleyman Ergin tarafından annesi adına bağışlanan sandalyeler, hem de göl mevkiinde bulunan oturma platformu yerinde sökülerek okul bahçesine yerleştirilmişti. 

Şenlik ile ilgili görüntülere ulaşmak için lütfen BURAYA tıklayınız. 

Protokolde yer alan misafirlerimiz: TBMM başkan vekili Sadık Yakut, Sarıoğlan kaymakamı Tunahan Efendioğlu, Bünyan kaymakamı Hakan Kılıçkaya, CHP kayseri il başkanı Sadık Atilla, Sarıoğlan belediye başkanı Ali Rıza Başaran (Ak parti), Garnizon komutanı Murat Önbek, Cumhuriyet başsavcısı Ömer Lütfü Peker, Milli eğitim müdürü İlhan Pirci, Gaziler belediye başkanı Hamdi Taşkopan  (Ak parti),  Felahiye belediye başkanı İsmet Kısır (CHP), Sarız belediye başkanı Ömer Faruk Eroğlu (CHP), Akkışla belediye başkanı Azmi Sonkur (CHP), Sarıoğlan-Tuzhisar belediye başkanı Mehmet İmir (Ak parti), Süksün belediye başkanı Mustafa Navruz (CHP),  CHP Felahiye ilçe başkanı Ali Özbay , Hacılar ilçe başkanı Tenzile Börkü (CHP), CHP Kocasinan ilçe başkanı Abdullah Üçgül ve yönetimi, Ak parti Sarıoğlan ilçe başkanı Özdemir Doğan, CHP Sarız ilçe başkanı Sami Turan Eroğlu, CHP Melikgazi ilçe başkanı Şerafettin Koç, CHP Bünyan ilçe başkanı İbrahim Marzıoğlu, CHP İncesu ilçe başkanı M. Devrim Demirtaş, CHP Sarıoğlan ilçe başkanı Hazım Durmuş Çelebi, CHP Talas ilçe başkanı Memduh Pekdemir, Kululu belediye başkanı Ömer Temizer, İl genel meclis üyesi Mehmet Akif Başer, CHP örgütten sorumlu il başkan yardımcısı Halil Yıldız, Felahiye CHP il başkan Abdurrahman Açık, CHP il örgütünden Nuri Tan, CHP Kayseri eski il başkanı Mustafa Aslan. 

30 AĞUSTOS AKŞAMI KARAÖZÜ'DE ŞENLİK VAR
 
Belediye başkanımız Şener Tatar'dan edindiğimiz bilgiye göre: Saat 20.00'da, Şahruh Köprüsü girişinde toplanılacak, ellerde meşale ve bayraklarla, yürüyerek okul bahçesine kadar gidilecek ve yöresel sanatçıların katılımı ile gerçekleşecek konser ile şenliğe devam edilecek.
 
Bilgilerinize sunulur. 
MUSTAFA IŞIK’A PLAKET VERİLDİ
 
Tai box TÜRKİYE ŞAMPİYONU ve AVRUPA ÜÇÜNCÜSÜ, Karaözülü “Anadolu Aslanı” lakaplı MUSTAFA IŞIK’a Karaözü belediye binasında kasabalıların katılımı ile gerçekleşen toplantıda, Belediye başkanı Şener Tatar tarafından plaket verildi. Belediye başkanımız Şener Tatar ve babası Turan Işık tarafından Kendisi ile ilgili kısa bir konuşmanın ardından, Mustafa Işık için yazılan şiir okundu. Kasaba halkı kendisi ile fotoğraflar çektirerek bu anı ölümsüzleştirdiler.
 
1,95 boy ve 130 kg ağırlığındaki heybetli duruşunun yanında alçakgönüllü ve güleryüzlü kişiliği ile de sempati topladı. Eylül ayında Dünya Şampiyonası için hazırlandığını söyleyen Mustafa Işık, 10 Ağustos 2012 Cuma günü, kamp için Trabzon’a gideceğini ve Dünya şampiyonası için Rusya’ya gidip gitmeyeceğinin, Trabzon’da yapılacak kampta belli olacağını açıkladı.
 
Şampiyonumuz, MUSTAFA IŞIK’A yolun açık, bileğin pek, şansın daim olsun diyor, sağlıklı, mutlu ve huzurlu bir ömür diliyoruz. Umarız Dünya şampiyonasındaki başarılarını da duyurmak kısmet olur.
 
ŞAMPİYONUMUZ, İYİ Kİ VARSIN.
 
Sevinci paylaşarak çoğaltan; Toplantıya gelen, toplantıyı düzenleme aşamasında emeği geçen herkese teşekkürler ediyoruz.  
 
 
Toplantı ile ilgili fotoğrafları görmek için lütfen BURAYA TIKLAYINIZ.
 
 
Mustafa adına yazılan ve toplantıda okunan şiir:
 
MUSTAFA IŞIK GELİYOR                                            
Aslan gibidir duruşu                                                                  
Balyoz gibidir vuruşu    
Bilmez lirayı,  kuruşu                                                         
Mustafa Işık geliyor.                                                                  
 
Bir vurdu mu nakavt eder                                                                  
Rakip korkar; kaçar, gider                                                       
Desteğidir Turan peder                                                              
Mustafa Işık geliyor.                                                                
 
Ringde hiç rakip tanımaz                                                           
Kimselere etmez niyaz                                                                
Ne kadar övsek O’nu az                                                            
Mustafa Işık geliyor.                                                             
 
Şampiyonluk ona yetmez                                                          
Madalyayı üçlesin tez                                                               
Saygıda hiç kusur etmez                                                          
Mustafa Işık geliyor.                                                                  
 
Daima güleçtir yüzü                                                                  
İnsanlıkla dolu özü                                                             
Tek özlemi Karaözü                                                                   
Mustafa Işık Geliyor.                                                                 
 
Dedesine benzer tipi                                                                 
Sever emmi, dayı, bibi                                                               
Karga değil, Şahin gibi                                                                
Mustafa Işık geliyor.
 
Ayşe Özerdem Çolakgil
karaozu.com

KARAÖZÜ BÖYLE ANLATILIR.

CUMHURİYET PAZAR EKİ "PAZAR SÖYLEŞİLER!" 29 Temmuz 2012 PAZAR
ATAOL BEHRAMOĞLU

Anıtlaşan OTYAM

Anadolu'muzun herhangi bir yerleşim yerini, bir kentini, kasabasını gezip görmek, hakkında bilgiler edinmek benim için okumaya doyamadığım bir destanı okumak gibidir...
interneti açtım, Kayseri'nin Karaözü kasabasını okuyorum... Şöyle deniyor Vikipedi'nin ilk satırlarında: "Karaözü coğrafi konumu bakımından Sivas, Kayseri ve Yozgat (Bozok) illerinin kesiştiği noktadadır, iç Anadolu Bölgesi'nde KayseriSivas demiryolunun Kızılırmak Vadisi'ne en çok sokulduğu batı yamacında Türk ve Türkmen aşiretlerince 18. yüzyılın sonlarına doğru kurulan bir yerleşim merkezidir."
Bu satırların ardından bu bölgedeki ulaşımın Kızılırmak üzerindeki köprülerden sağlandığını, geçiş noktasında bulunması ve özellikle de suyunun bol olması nedeniyle Karaözü'nün pek çok kültür ve uygarlığa ev sahipliğini yaptığını öğreniyoruz...
Sizleri bilmem ama, bunları okuduğumda benim içimden gidip Kızılırmak üzerindeki o köprülerden geçmek; efsanevi nehrin kıyısında bir ağacın gölgesinde bağdaş kurup oturmak, Karaözü'deki bir pınardan kana kana avuçlarım dolusu su içmek duygusu yükseliyor...
Anadolu, yoksulluğunun ve bakımsızlığının gerisinde mucizeler gizleyen topraktır... Gezip görenler, hakkında okuyup düşünenler bunu bilir...
Fikret Otyam işte o bilge kişilerden, Anadolu sevdalılarından; hem de onların en önde gelenlerinden, öncülerinden biridir... Şimdi asıl konuya geliyorum...
30 Haziran 2012'de Karaözü'de "Gazeteci Fikret Otyam Heykeli ve Kültür Evr açıldı... Elimdeki çağrılıkta kültür evinin ve anıtın fotoğrafı basılı.
Özgünlüğü fotoğrafından da görülen ev, ahşap ve yerel taş kullanılarak, kırk metrekarelik alan üzerinde iki kat olarak yapılmış. Yüz doksan metrekarelik bir bahçe içerisinde konumlanmış...
Mimari tasarım mimar Haie Cakcak Türen'e ait. Yapının çocuklara yönelik müzik eğitimi amaçlı kullanılacağını öğreniyoruz... Kültür evinin önüne yerleştirilmiş anıt ise Metin Yurdanur'un ürünü. Burada, elinde ve boynunda fotoğraf makineleri, ayağında botlarıyla, gür saçlı, pos bıyıklı, yakışıklı, genç gazeteciyi görüyoruz...

Gerçekten, benim de yaklaşık yarım yüzyıldır arkadaşım, ağabeyim Fikret Otyam'ın kimliğini, coşkusunu, enerjisini başarıyla yansıtan, mükemmel bir anıt bu... Heykeltıraşı, mimarı, emeği geçen herkesi kutlarım... Ve herkesten daha çok, vefalı, kadir bilir, can Karaözü'lüleri...

Öyküyü, bilmeyenlerle de paylaşayım... Anıtta görülen genç gazeteci, 1963 yılının Nisan ayında "çamurlara bata çıka gelen ilk gazeteci dost" olarak Karaözü'ye ayak basmış ve sözünü ettiğim çağrılıktaki sözcüklerle "Kızılırmak Vadisi'ndeki saklı ışığı bularak onu Cumhuriyet'in sayfalarında dünyaya uğurlamış"...
Anadolu sevdalısı Otyam'ı Karaözü'ye ve çevresine çeken şey neydi? Tarihin ilk çağlarında yaşamış insanlara konut olan mağaralar, görkemli kayalıklar, Kızılırmak üzerindeki tarihi köprüler ve bunların en büyüğü, ülkemizdeki taş köprülerin en görkemlisi Sahruh Köprüsü mü? Karaözü içindeki ünlü Memişin Pınarı ve Tohum Pınarı adındaki pınarlar mı? Celali önderlerinden Şah Veli'nin, tam da o bölgede, "Ordu Beleni" denilen yerde Osmanlı ordusuyla savaşmış olması mı? Pazarören, Pamukpınarve Hasanoğlan Köy Enstitüleri'nden mezun olan yöre çocuklarının Karaözü'de tutuşturdukları ve ışıkları bu günlere de ulaşan aydınlanma meşalesi mi?..
Bütün bunlar bir arada düşünüldüğünde Karaözü'de açılan "Fikret Otyam Heykeli ve Kültür Evi"nin anlamı daha bir ete kemiğe bürünüyor ve "gazeteci" Otyam'ım dehası, öngörüsü bir kez daha hayranlığı, anıtlaşmayı hak ediyor...

Anadolu toprağı ona gönül verenleri hiçbir zaman unutmadı, unutmaz... Efsanelerde, söylencelerde yaşatmayı sürdürür... Mustafa Kemal'in gönüllerden silinemeyişin asıl nedeni onun Anadolu topraklarında, Anadolu insanının yüreğinde kök salmış olmasıdır.... Karaözü'de açılan "Gazeteci Fikret Otyam Heykeli ve Kültür Evi" de böyle bir vefanın, sevginin, düşündürücü, duygulandırıcı, öğretici bir örneğidir...

ataolb@cumhuriyet.com.tr www.ataolbehramoglu.com.tr

 

Ey Karaözü Karaözü... 

Yıllardan bir yıl, İstanbul’daki sergimize bir telefon “Fikret ağabey ben Karaözlü Caner Öztürk, lütfen kimseye söz vermeyin, kapanışta sizi gelip alacağız.”

Ve gelip aldılar, Caner matbaacı, mürekkep kokusu yabancım değil, o gece gerçekten unutulmaz bir gece yaşamıştık, sazlı sözlü... 

Sonra ne mi oldu? N’olacak bu sevimli/ gerçekten canının eri Caner, her İstanbul’a gelişimizin ilk gecesinde “bakın bu gece” diye başlayıp o geceyi anlatır ve yaşatırdı yine yanındaki Karaözlülerle. 

Öyle geceler oldu ki diğer dostlarla buluşmalar için bu Karaözlü candan izin alır olduk, verirdi ama gönül koyarak!.. 

Bundan üç yıl falan önce, Caner’siz bir İstanbul’da bulduk kendimizi, emekli olup Karaözü’ne temelli dönüp kocaman bir ev yaptırıp ne kadar meyva ağacı, ne kadar üzüm cinsi varsa onları dikmiş koca bahçesine... 

Ve bir gün pat diye bir telefon “Dede, Karaözlü bir dost İstanbul’dan gelecek tamam mı”lı .. “ Ne demek, buyursun başım gözüm üstüne” dedim o Karaözlü dost, ertesi gün yanımızda, Naz ım Kılıç konuşmaları görüntülü almak için kibarca izin istedi, heyecanını belli etmek istemiyor. İşyeri Ekin Gümrük Müşavirliği imiş ağabeyi Faris ile... Tanıtım bitti, söz ziyaretin nedenine geldi. 

Ve yeniden anımsatayım, 1963 yılında yağmur çamur, Karaözü köyüne gelmiştim ve bu her şeye örnek, Atatürk ve okuma sevdalıları, köyde sabaha karşı Kayseri trenini beklerken aklım fikrim o hafta yazımın olduğu o güzelim YÖN dergisiyle, dizi yazılarımın sürdüğü gazetem Cumhuriyet’teydi, bunu açıklayınca gülümsedilerdi ve bir delikanlı biraz sonra her ikisini bana uzattıydı nasıl, nasıl unuturum, bir köyde! 

30 HAZİRAN 2012’DE, KARAÖZÜ’NDE TOPLANAN CANLARA, BURALI CANER’İN BİZLERE YILLARCA YAPTIKLARINI, FIRSAT BU FIRSAT DEYİP ŞİKAYET BABINDA Bİ GÜZEL ANLATIRKEN KAHKAHALAR VE ALKIŞLAR SARMIŞTI ORTALIĞI... 

Gecenin bi yarısı Pegasus Antalya / Kayseri uçağı... Bu mutlu olayda da bizleri yalnız bırakmayan, 6 Kasım’da 60. yıl sergimi/ sergimizi (1952 Adalet Cimcoz MAYA Sanat Galerisi) açacak olan Çırağan Sarayı Kültür Ataşesi Ayşe Sipahioğlu da var ve konuk edildiğimiz otel bizce beş yıldızlı. 

Sabah sekizde bir telefon “Dede günaydın ben hazırım”, iniverdim alt kata Caner’le tam bir özlem giderme aç karnına! Ve acele bir kahvaltıdan sonra bizleri aldı, çok dikkatli bir sürüşle ver elini Karaözü... Kalbim mi, durayazdı!

ELVAN’IN TATLISI... 

Elvan yemekçi. Kayseri’nin meşhur bir tatlısı varmış “Aside helvası” tüm malzemelerini tarifini biliyormuş ama tatmamış! Hayda, Nazım’a bir rica daha! Ve bunu evinde tek yapan, yolumuzun azıcık sapağında Gömeç köyünün Muhtarı Mustafa can hazır etmiş, bekliyor. Ne ki Caner sapağı geçmiş iyi mi?

Elvan anlatıyor: 

“Aside helvası yapıldı, un ve yağ kavruluyor, sonra şeker yerine pekmez dökülüyor kaşıkla bastırılıyor biraz daha yağ ekleniyor çukurlara. Muhtar ın seksen altı yaşındaki annesi beni “Hoş geldin gelin noruyon” diye karşıladı. Tekrar “Gadasini aldığım gelin nasılsın” dedi, Ali için de “efendin mi” diye sorunca “efendinin gününü göresin” diye ekledi. 

Sadece tatlı istedik ama tavuklu pilav, üç çeşit dolma, yoğurt, salata ve sucuklu kuru fasülye... Başka ülkelerde olur muydu bu?”

YOLUMUZU GÖZLEYENLERLE! 

Sarmaş dolaş, beldenin girişinde durdurulduk demet demet güllerle, arabadan inemeden...

fikret_otyam_karaozu_heykelinin_onunde

YILLAR SONRA MERHABA KARAÖZÜ,MERHABA! 

Kimi kez kavga, kavga kavga hem de ak saçlı, kınalı saçlı ninelerle, illa elimi öpecekler, davranıp bu can da onların ellerini öper oldum, ödeştik çoğunluk...

MUTLULUĞUN CANLI RESMİ... 

Ve birden üç kişi, ilk kızım Elvan, ilk damadım Ali Baransel, ilk torunum Ali bu mutlu günü birlikte yaşamak için arabayla Ankara’dan... Ve yine birden bir Ooo... Adıma galerinin olduğu Turkiz Otel Müdür yardımcısı sevgili Vedat, eşi Şeniz ve oğlu Tugay... Törene yetiştiler ve ver elini Antalya dediler... “Bir Yudum İnsan”dan Tayfun’un kamerası inmedi omuzundan, sanırım tatlı bir yorgunluktu bu... 

ARMAĞANLAR... ARMAĞANLAR... 

Ak saçlı bir ana güzel bir kağıda sarılı armağanı uzattı. 13X18 boyutunda, masaya koymalı bir Atatürk fotoğrafı... Ne Mutlu Türküm Diyene... Dar bir kağıda basılı... Kocaman bir bayrak, Atatürk’üm kalpaklı. Sevim abladan Filiz’e yün örgü banyo, mutfak tutacakları bir torba iç ceviz, demet demet güller... Ve bir dost Ahmet Özerdem, buranın havası suyu mu onu pek değiştirmemiş, ne iyi...

KONUŞMALAR OLANDA...

Belediye Başkanı Şener Tatar canın o gerçekci konuşması, tam Karaözlük... Beldede olan iş adamlarından Mustafa Özdemir, Ankara Karaözü Derneği Başkanı Vedat Tatar da bu günde bizleri yalnız bırakmadılar... Nazım canın eşi Solmaz hanıma da teşekkürler. Salt onlar değil, tüm oradakilere bir teşekkür yeterm’ola? Özür dilemesi haftaya...

Heykelin bulunduğu siyahımsı taş volkanik, sekiz yüz kiloya yakınmış! Daha önce getirilen taşı beğenmemiş Kılıç kardeşler... Koca heykel kadifeye sarılı.

BİRİSİ TEKİRDAĞ’DAN BİRİSİ SİVAS’TAN ULUSAL KANAL’CI CANLAR RAMAZAN FİŞEK, LALE DELİDAĞ  DA ÇEKİMDELER, TEŞEKKÜRÜM BURADAN...

Epeyce gülüp takıldım.. 

MAKASLAR ÖNÜMÜZE GELENDE...

Heyecanlı bir kız elleri güzel bir tepside, güzel örtülü tepside kırmızı kurdeleli 5 makas ve ilk ikisi tüm bu olanlar için aylarca emek veren ve inan ın en ufak bir zevksizlik olmayan bu işlerde unutulmaz emeği geçenlerden Faris cana, ikincisi Nazım Usta’nın aramızdan ayrıldığı gün dünyaya gelen adı Nazım olan cana, üçüncüsü Belediye Başkanı Şener Tatar’a, yanındaki Filiz cana ve beşincisi bu cana, kurdele kesildi kadife indi aşağa, sekiz yüz kiloluk volkanik taşın üstünde, artık Karaözlü Fikret Otyam taaa 1963 yılından... 

İmzalı kitaplar, bizi karşılayanlardan. 

Kapakta beyaz bir daktilo, onda yarım kağıt, yarım kağıtta: 

Sayın Mustafa Kemal Atatürk

Karanlığa Işık Bulvarı 

Kurtuluş Caddesi

Anıtkabir /ANKARA

“Dilekçe” adlı kitap emekli öğretmen Mustafa Kılıç’ın... Ve şiirlerin çoğu Atatürk’e... Karaözü’ne... 

“Mustafa’yım için yanar inceden/ Çok bunaldık iniltimiz yüceden/ Arz ettim halimiz her bir heceden/ Atatürk’üm Atatürk’üm gel yetiş...

” “KÖYDEN Yükselen Ses” Karaöz’lü Hasan Tatar canın: KARAÖZÜ/ Kurban olam topra-ğına, taşına/ Özgürlüğüm uygarlığım Karaözü/ Karaözlüydü diye yazın taşıma/ İlim irfan yuvasısın Karaözü.

Fikret Otyam Kültür Evi, eski bir yapının yıkılmasıyla yapılmış, akıl almaz güzel, öpülesi bir taş ustalığıyla, çimento/ harçsız... Ahşap ve yerel taştan kırk metrekarelik alan üzerinde iki kattan oluşan yapı, yüz doksan metrekarelik bahçe içerisindeki o iki katlı yapıya çıkamadım merdivenler yüzünden ama mimarı Hale Cakcak Türen ve taş ustaları Hakan Alpay ve Yılmaz Taban’a teşekkür ededurdum... Gençlere armağanımız piyano da, yeni Fazıllar çıkarm’ola aşkıyla... Çocuklara yönelik müzik eğitimi amacıyla kullanılacak yapı, yürekten inanıyorum “hayırlara vesile” olacak aşk-ı niyazım ile.

Yine bizleri yalnız bırakmayanlardan Fazıl Say’ın menajeri Kadir Dursun ve eşi Berna ile bunun düşünü kurduk, durduk... Onlar da Kayseri üzerinden ver elini memleketleri Adıyaman’a, bir dostun düğününe...

Heykel ustası kadim dost Metin Yurdanur ki neyleyim yurt dışında, o yıllarıma ait ne kadar fotoğraf varsa istedi, işte tam kanıtı karşımda yağmur çamur Karaözü yolundayım boynumda fotoğraf makinaları, teyp, ayağımda botlar ve kaytan bıyıklar kıvır kıvır saçlar... Kırk dokuz yıl öncesine dönüverdim, köy istasyonunda tüm gazetelerin bulunduğu bayide YÖN artık yok, gazetem Cumhuriyet seksen sekiz yaşında... Dönüverdim yılımıza ve Ankara konuğu Okan Murat Öztürk’ün açık hava konserine... İnanmanızı isterim Okan ne çalıp ne söyleyeceğini sanki bana danıştı, o çaldı ve biz de ona uyduk, tüm türküleri ara vermeden söyledim, ertesi günü sesim kısıksa kime ne... Ve unutamadığım bir an... Canciğer dostum kabri ışıklı Aşık Feyzullah Çınar’dan bir türkü... O sıralar yakından çekim yapan Aşık Feyzullah hastası, 130 saat ona ait derleme çeken kameraman Kaya Aydoğan, daha bir yaklaştı ve türkü boyu kımıldamadan yaptı çekimini, bu canın gözleri bıyığıma sakalıma... Kaya’nınkiler de yere damlıyordu, biliyorum... 

BİR NİYAZ:

“Azmirah eyledik ellerinize/ 
Dostlar safa ile gönderin bizi/ 
Ne kadar çok otursak sonu gitmektir/ 
Dostlar safa ile gönderin bizi..

” Yüz doksan metre karelik alanda, şırıl şırıl akan bir kaynak suyu, tutturdum akşamı burada eyleyelim soğuk moğuk, masa yaklaştırıldı, ipek örtüler, tabak kaşık anında... Şırıltıya yakın iskemleden eğilip durdum, nasıl olsa doktorum burada değil, aşırı su yasak ya... Yudum yudum yudumladım o güzelim şırıltıya, beyazını da ihmal etmeden, şükürler ola!.. 

VE DERKEN DAVUL ZURNA!

Birden davul zurna ve nineler dahil başladılar masalar etrafında dönmeye, görülesi, hem de el çırpmalı... 

CANER’İN KADERİ KELMİŞ!..

Masanın taa öte ucunda, hayret! Bir aralık yanımıza geldi, ağzına damla koymamış bizleri götürecek Kayseri’ye ondanmış, ne zaman istersek hazırmış, “Kalkalım” dedim, uzaklaştı ve davul zurnanın havası değişiverdi, el çırpıp dönenler bize yaklaştılar, ayakta fazla duramadığımdan arabanın ön koltuğunda yerimi aldım, uzananlarla öyle helallaşıyorum, davulcu, zurnacı canlar neredeyse hemen yanımda, açık camlardan eller sallandı, sallandı... 

Arka koltukta Sevim Abla, Ayşe, Filiz tatlı bir söyleşide... 

ZURNACI DAVULCU ANINDA NEDEN Mİ MAKAM DEĞİŞİTİRMİŞLER? MEĞER “KALKALIM” DEYİNCE CANER İŞARET VERMİŞ, ONLAR DA ADET /GELENEK GEREĞİ SAYGI GEREĞİ “PAŞA GÖÇERTMESİ” HAVASINI VURMUŞLAR, İYİ Mİ? 

Caner canın bağından bir şişe Filiz’e bir şişe Ayşe Sipahioğlu’na nasip oldu, bir buçuk ton üründen altıyüzü kalmış. Nasiplenen tüm canlara selam olsun/ yarasın.

KAYSERİ İSTANBUL SABİHA GÖKÇEN HAVAALANI ORADAN ANTALYA’YA...

Meğer uyanıkken rüya görmek ne kerem imiş. Gerçeğe Hü... 

Nazım Kılıç’ın açılış konuşması! 

Değerli konuklar,

Elli yıl sonra yeniden Fikret abi ile birlikteyiz. 2012 aynı zamanda babam Veli Kılıç’ın yüzüncü doğum yılı bu da bizim için hoş bir rastlantı. Fikret abi Antalya’da demişti ya, vefalı dostlarım, diz kapaklarım tutmuyor bacaklar ımın kalan kısmı ile de olsa Karaözlüler nereye çağırsa geleceğim. Öyle de oldu geldi. Değerli heykeltıraş Metin Yurdanur’un yonttuğu Fikret Otyam da şimdi sonsuza kadar yanımızda... Genç yaşta kaybettiğimiz fotoğraf sanatçımız Merter Oral diyor ki “Fikret Otyam, Toplumsal Belgeci Fotoğrafçılığın kendisidir. Onun objektifi unutulanlara, ışığı arayanlara odaklanır.” Bize göre kalemi ve fırçası da ışığın yoludur. Fikret Otyam da hayatı bizim gibi ele alır, onda da ötesi yok, burası vardır. Onun yapıtlarında sevgiyle el ele tutuşursunuz. Sevgisi bütündür, kimilerince uydurulan doğa, insan, hayvan gibi adları yoktur, orada Ceylanlar suya iner.

Bu sevgidir O’nu dağın ötesine götüren, Karaözü’yle buluşturan sessizlerin sesini kucaklayıp uzaklara taşıyan...

Bu yapı Fikret Otyam’a olan vefa borcumuzun küçük bir karşılığıdır... Bu yapı bundan böyle serçelerin, kırlangıçların, çocuklarındır. Kolayını yaptık, umudumuz bundan sonrasını canlı kılmak.

Güzel sözleriyle destek veren bütün komşulara, Karaözlülere, kardeşlerime, en büyük desteği verdiği halde öne çıkmayan ağabeyim Faris Kılıç’a, sağlık sorunları nedeniyle aramızda olmayan annem Zöhre Kılıç’a, mimar, usta ve çalışanlara, değerli heykeltıraş Metin Yurdanur’a, sanatçılarımız Fazıl Say’a bu etkinliğin kayda alınmasını sağlayan Bir Yudum İnsan Film yöneticileri Nebil Özgentürk ve Tayfun Alkan kardeşlerimize, buralara kadar gelen dostlara, her ne istediysek anında yanımızda olan sayın Belediye Başkanımız Şener Tatar ve belediye çalışanlarına ve tabii ki Fikret abiye teşekkür ediyorum. 

Bu günü heyecanla bekleyen Fikret Otyam Kültür Evi’nin kalıcı, hukuksal bir zemine oturtulması için emek veren genç yaşta kaybettiğimiz kardeşimiz Meryem Özdemir’i de saygıyla anıyorum.

Gazeteci dostumuz Fikret Otyam’a demiştik ya, gitmeyesiye kal... 

Hem de dünya var oldukça... 

Safa geldi, hoş geldi... 

(BİR NOT: Ortalık toz duman, ülke artık göz göre göre geriye götürülürken, seller acılar verir iken, bu koca yazı da neden mi? Orada kocaman nefis ciltli bir defter de var idi, Aydınlı’ın bu yazısı o defterin arasına, gelenler okusun diye, tarih düşme...)

Sekiz yüz kilometre öteden Doğu Perinçek diyor ki:

1963 yılında, yağmur çamur, Karaözü köyüne gelmiştim ve bu her şeye örnek, Atatürk ve okuma sevdalıları, köyde sabaha karşı Kayseri trenini beklerken aklım fikrim o hafta yazımın olduğu o güzelim YÖN dergisiyle, dizi yazılarımın sürdüğü gazetem Cumhuriyet’teydi, bunu açıklayınca gülümsedilerdi ve bir delikanlı biraz sonra her ikisini bana uzattıydı nasıl, nasıl unuturum, bir köyde! Sekiz yüz kilometre öteden Doğu Perinçek diyor ki: 

Karaözü beldesinin 30 Haziran 2012 Çağdaş ve örnek halkına Sizleri yürekten duygularla selamlıyor ve kutluyorum.

“Gazeteci Fikret Otyam Kültür Evi”, Karaözü’nün çağdaşlığına ve insanlığına çok yakıştı.

Karaözü Beldesi de Fikret Ağabeyin sonsuzluğuna çok yakıştı.

Bu güzel günün duygularını 800 kilometre uzakta, ama yürek ve bilinciyle sizin hemen yanıbaşınızda bütün varlığımla duyuyorum.

Anadolu’nun bağrında hiç sönmeyecek bir ışık yaktınız.

Bu Ocağın ateşinde yürekler binlerce yıl ısınacak, umutlar parlayacak.

Fikret Ağabeyin ellerinden öper, hepinize yürekten dostluk duygularımı ve saygılarımı yolluyorum. 

Doğu Perinçek 
İşçi Partisi Genel Başkanı 


Fikret OTYAM - 07 Temmuz 2012 - Aydınlık

http://www.dunya48.com/index.php/kultur-yasam/10437-fikret-otyam-ey-karaozu-karaozu-.html sitesinden alınmıştır.

 

  

Kasabamız Şahruh Köprüsü üzerindeki içme ve sulama suyu boruları taşınacağından, 30.07.2012 Pazartesi günü sabahtan akşama kadar bir gün süreyle köprümüz trafiğe kapanacaktır. Tüm halkımızın bilgisine sunulur.

Şener TATAR
Karaözü Belediye Başkanı
                                                                              DUYURU
ŞAHRUH KÖPRÜSÜ RESTORASYONU YAPILIRKEN TRAFİĞE KAPATILMAYACAKTIR.

Belediye Başkanımız Şener Tatar'dan edindiğimiz bilgiye göre:
Şahruh Köprüsü restorasyonu sırasında, köprüdeki ulaşımın kapatılmaması, kapatılır ise alternatif geçiş sağlanması yönündeki taleplerini ve yaşanılacak sorunları, ilgili mercilere iletmişlerdir. 

Yaklaşık 7-8 aydır kaynak ayrılmadığı için ihalesi yapılamayan yeni köprü ile ilgili ihale bedelinin tamamı temin edilmiş olup Valilik, özel idare kanalıyla ihaleye çıkaracak ve kontrolünü karayolları yapacaktır. 

Yeni köprünün, Ağustos ayında ihaleye çıkarılması ve maksimum 6 ay içinde bitirilmesi planlanmaktadır. Şahruh Köprüsü restorasyonu, kapsamlı ve uzun soluklu bir iştir. İlk olarak köprü ayakları güçlendirilecek ve köprü ayakları ile ilgili çalışmalar yapılırken ulaşımda bir aksaklık söz konusu olmayacaktır. 

Sonraki aşamalara geçinceye kadarki süre içerisinde Yeni Köprü bitirilecek ve ulaşıma açılacaktır. Daha sonra Şahruh Köprüsü’nün kalan restorasyon işlemleri ve köprü aydınlatılması sağlanacak ve yürüyüş trafiğine açık hale gelecek şekilde tekrar hizmete sunulacaktır.

HAYATİ Bir Konuda, ŞİMŞEK Hızıyla Hareket ettiler

 
  • 22 Haziran 2012 tarihinde; Türkiye’ye ait bir keşif uçağı, Suriye tarafından Akdeniz’e düşürüldü diye bir haber yayınlandı. Herkes gibi Karaözülüler de çok üzülmüşlerdi. Şehitlerimizin çıkarılması yönünde haberler gelmeye başlayınca umutlandılar ve Bir Karaözü’lü olarak bu önemli süreci değerlendirmek gerektiğine karar verdiler. Şehit Yüzbaşı Nail Erdoğan’ın naaşının hala bulunamadığına, bulmak için çaba sarf edilmediğine, 16 yıldır Ege’nin derinliklerinde sahipsiz bırakıldığına dikkat çekmek için konunun gündeme getirilmesi gerektiğini düşündüler.
  • HAYATİ bir konuda ŞİMŞEK hızıyla hareket ettiler ve Şehit Nail Erdoğan’ın kızı Evrim Erdoğan’la irtibata geçtiler. Evrim Erdoğan; sınavlarının olduğu yoğun bir dönemdeydi ama bu fırsatı kaçıramazdı. Bu üç Karaözülü, Nail Erdoğan’ın naaşının çıkarılması konusunda birbiri ile irtibat halinde ve dayanışma içinde hareket etmeye başladılar. Haklı feryatlarını duyurmanın medya aracılığı ile olacağına karar verdiler ama idari ve hukuki boyutunu da ihmal etmediler. Neden medya derseniz 16 yıldır verilen hukuki mücadeleden elde edilen neticeye bakmak yeterli olacaktır.
  • İlk olarak 27 Haziran 2012 günü, Arif TAŞKIN (Vatan gazetesi İstihbarat sorumlusu) aradı, haber yapmak istediğini söyledi. İçinde bulunulan durum bütün detayı ile kendisine anlatıldı, eldeki veriler ve fotoğraflar gönderildi ve kendisinden haber beklenmeye başlandı.
  • 29 Haziran 2012’de, Suriye tarafından Akdeniz’de düşürülen Türk keşif uçağında bulunan pilotları bulmak için ABD’nin ünlü araştırma gemisi Nautilus’a görev verildiği öğrenildi.
  • 29 Haziran 2012 günü 22:00 sularında beklenen telefon geldi. Önemli bir süreç başlamıştı. Arif TAŞKIN, Evrim Erdoğan ile görüştürüldü. 
  • 30 Haziran 2012’de Arif TAŞKIN’dan yeni bir haber gelmişti. “Nail Erdoğan’ın naaşının hala çıkarılmadığı”, Vatan Gazetesinden manşet haber olarak verilecekti.
  • 4 Temmuz 2012’de; Suriye tarafından Akdeniz’e düşürülen pilotların yeri tespit edilince, “Nail Erdoğan’ın da naaşının çıkarılması talebi”, yazılı olarak Evrim Erdoğan tarafından ailesi adına Cumhurbaşkanlığına iletildi.
  • 5 Temmuz 2012’de, Kocaeli Milletvekili Lütfü TÜRKKAN tarafından, Bu konu ile ilgili Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne soru önergesi verildi.
  • 5 Temmuz 2012’de, Fox ana haberde kısa da olsa konuyla ilgili bir haber yapılabildi.
  • 06 Temmuz 2012 günü, TV 8 Haber programı “HABER AKTİF”te  kamuoyuna hatırlatıldı. Evrim Erdoğan, haber programında konuştu. Bir saatlik haber programının yarısı Evrim Erdoğan’ın ve olayın açıklamasıyla geçti. Bu haber beklenilenden çok etkili oldu.
  • 07 Temmuz 2012 günü, Beyaz Tv’nin ana haberlerinde konu anlatıldı.
  • 09 Temmuz 2012 günü, A HABER (aHBR) programında ana haberlerde yer aldı.
  • 11 Temmuz 2012’de Evrim Erdoğan, dünyaca ünlü araştırma gemisi Nautilus’a umut bağladı. Nautilus’un, Suriye tarafından düşürülen Türk keşif uçağının enkazını ve pilotların cenazelerini bulmasından sonra Bodrum’a gelen Evrim Erdoğan, BOSAV Başkanı Tufan TURANLI ile görüştü. Erdoğan, "Tam 16 yıldır annem, kardeşim ve ben babamın naaşının bize teslim edilmesini bekliyoruz. Devlet büyüklerimizden ve Nautilus’tan yardım istiyoruz. Babamıza 16 yıl sonra kavuşmamızı sağlasınlar" dedi. Bodrum’daki bu görüşmeden sonra tüm dünya haberdar oldu ve bütün basın mensupları Evrim Erdoğan ile görüşmek için randevu talebinde bulunmaya başladılar.
  • 12 Temmuz 2012’de aile avukatları Mehmet Emin Keleş tarafından Başbakan ve Cumhurbaşkanı’na randevu talep mektubu gönderildi.
  • 17 Temmuz 2012’de, Sultan Evrim Erdoğan tarafından internette imza kampanyası başlatıldı.http://imzakampanyam.com/sehidimize-sahip-cikalim-imza-kampanyasi
  • 18 Temmuz 2012’de Belediye başkanımız Şener Tatar; Av. Mehmet Emin Keleş'in randevu talep mektupları ve konu ile ilgili imza kampanyası dâhil bütün belge-bilgilerin yer aldığı dosyayı, Ankara’ya giderek, Genelkurmay ve Cumhurbaşkanı'na verilmek üzere Meclis Başkan Vekili Sadık Yakut'a teslim etti. 
  • 19 Temmuz 2012’de, Hürriyet'in haberine göre; Yüzbaşı Erdoğan'ın kızı Evrim'in çağrısına, devletin zirvesinden yanıt geldi. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, şehit Yüzbaşı Nail Erdoğan'ın, Ege'nin 400 metre derinliğinde Sakız Adası açıklarında yatan naaşının da çıkarılması için Genelkurmay Başkanlığı'na talimat verdi. Bu haber pek çok gazete ve tv’de yayınlandı.
  • 20 Temmuz 2012’de; Dışişleri bakanlığının konu ile ilgili devreye girdiği bilgisi geldi.
Bundan sonraki gelişmeler duyurulmaya ve günü gününe kayıt altına alınmaya devam edilecek.
Bu süreçte Evrim Erdoğan’ı haklı mücadelesinde yalnız bırakmayan, gerekli desteği veren ve emek harcayan herkese minnet ve teşekkürlerimizi sunuyoruz. 
 
karaozu.com 

Canlı yayında gizlenen sırrı açıkladı

1996 yılında Yunan jeti tarafından düşürülen uçaktan kurtulan Emekli Pilot Kurmay Yarbay Osman Çilekli Hava Kuvvetlerinin utandığı için gizlenen sırrını açıkladı.

BURAYA TIKLAYARAK videogaleri.gazetevatan.com'daki açıklamayı izleyebilirsiniz. Sitemizden izleyemeyenler için link şöyledir: http://videogaleri.gazetevatan.com/17495_9_Canli-yayinda-gizlenen-sirri-acikladi.html

 
HUKUK BÜROSU
 
AV.MEHMET EMİN KELEŞ          1444 Sokak No:18/9 Alsancak/İzmir 0 (232) 464 88 55/ 464 91 41
AV.MEHRİGÜL KELEŞ                  Cep tel: 0532 213 68 01
 
 
 
                        CUMHURBAŞKANLIĞI SAYIN MAKAMINA
                                                                                     ANKARA
 
 
KONU: 1996 Yılında Yunan jeti tarafından düşürülen F-16 uçağının pilotu Şehit Yüzbaşı Nail Erdoğan’ın Ege Denizi’nde bulunan cesedinin çıkartılması ve Yunanistan’dan tazminat istenmesi konusunda yardımlarını istemek üzere şehit ailesi adına Sayın Cumhurbaşkanımızdan en yakın zaman için randevu istemidir.
 
Sayın Cumhurbaşkanım,
 
Kayseri’ye bağlı Karaözü Kasabası nüfusuna kayıtlı ve aynı zamanda hemşehriniz olan Şehit Yüzbaşı Nail ERDOĞAN, malumunuz olduğu üzere, 8 Ekim 1996’da, Balıkesir 9. Hava Jet Üssü’ndeki görevine bağlı olarak kullanmakta olduğu F-16 uçağı ile rutin eğitim uçuşu yaparken, Yunan Jeti tarafından uluslar arası hava sahasında uçağı vurularak düşürülmüştür.
 
Düşürülen uçaktan Pilot Yarbay Osman ÇİÇEKLİ, fırlatma kolunu zamanında açtığından ağır yaralı kurtulmuş, diğer Pilot Yüzbaşı Nail ERDOĞAN ise şehit olmuştur. Olay, Genel Kurmay yetkilileri tarafından it dalaşı sırasındaki bir “kaza” olarak nitelendirilmiştir. Şehit Pilot Nail Erdoğan’ın cesedi, halen Ege Denizi derinliklerinde olup bulunamamış, arama kurtarma çalışmaları, olayın akabinden 72 saat sonra durdurulmuştur. Aradan 16 sene geçmesine rağmen şehidimizin cesedi Ege Denizi sularında Sakız adası yakınlarında olup hala daha çıkartılmamış bulunmaktadır.
 
Suriye tarafından düşürülen uçakta şehit olan pilotlarımız ile ilgili yaşanan süreç, Şehit Pilotumuz Nail Erdoğan’ın ailesinin acısını tekrar yoğunlaştırmış, yaşadıkları sorunları yeniden görünür kılmıştır.
 
Sayın Cumhurbaşkanım,
 
Şehit Pilot Yüzbaşı Nail Erdoğan, son derece başarılı bir pilottu. Kurmay olmak üzereydi. Kasabası’nın tek pilotu ve gururuydu. Benim de en yakın çocukluk arkadaşımdı. Olay hepimizi üzmüş ancak elimizden bir şey gelmemiştir. Ancak 2003 yılında olayla ilgili yeni delillerin ortaya çıkması ile Şehit ailesi adına tarafımızdan bir hukuk mücadelesi de başlatılmış olup bu konudaki gelişmeler şöyledir;   
           
Olay akabinde Genelkurmay yetkilileri tarafından yapılan açıklamada uluslar arası hava sahasında “it dalaşı (Dog Fight)” sırasında düştüğü söylenen uçağın, aslında bir kaza sonucu düşürülmediği, bilinçli bir şekilde vurulduğu yönünde birtakım iddia ve belgeler 2003 yılında Hürriyet Gazete’sinin manşeti ve Ertuğrul Özkök’ün Başyazısı ile ortaya çıkmıştır. Bu haber ve yorumlar, Yunan Krama Dergisi’nde yer alan  Türk F-16’sının 1996 yılında Yunan Jeti tarafından kaza sonucu değil, bilinçli olarak vurulduğu, “Yunan Jeti Türk F-16’sını vurdu” başlıklı haberine dayandırılmıştır. Aynı dergi (Krama), vuran jetin kuyruk kısmına olay sonrasında Türk Bayrağı resmi kazındığını da belirtmiştir. Sözkonusu haberde, bir savaş geleneği olan düşürülen her uçak için, düşüren uçağın kuyruğuna, düşürülen uçağın ülkesinin bayrağının kazınması olayının, Türk F-16’sını Yunan Jetinin bilinçli olarak vurarak düşürdüğünü kanıtladığını da ifade etmiştir.
 
Bu haber ve yorumların arkasından Kanatlar Dergisi, Türk uçağının düşürüldüğünü kanıtlayan Yunan Mirage  uçağının burnundaki Türk Bayrağı bulunan fotoğrafı  yayınlamıştır. II. Dünya Savaşı sırasında ortaya çıkan bir savaş geleneği olan, vurulan uçağın bayrağının vuran uçağın burnuna çizilmesi ve bu fotoğrafın yayınlanması, Türk F-16’sının Yunan jeti tarafından bir “kaza” sonucu düşürülmediğinin,  savaştaki gibi “bilinçli bir şekilde vurulduğunun” açık kanıtıdır.
 
Ayrıca olaydan yaralı kurtulan Yarbay Osman ÇİÇEKLİ de  yaptığı açıklamalarda “kaza denildi ama Yunan Mirage uçağından atılan Magic füzesiyle vurulduk” şeklinde beyanlarda bulunmuştur. Olay günü 8 Ekim 1996’da 192. Filo’ya mensup iki F-16 uçağının Balıkesir’deki 9. Hava Jet Üssü’nden havalandığını, Yarbay Osman Çiçekli İngiltere’deki askeri ataşelik görevinden yeni döndüğü için uçaktaki Pilot öğretmenliğini Yüzbaşı Nail Erdoğan’ın yaptığını, Ege Denizi üzerinde günlük rutin eğitim uçuşlarını yapan Türk
F-16’larının saat 14.50’de Sakız adası yakınlarındaki iki Mirage 2000 tipi Yunan Savaş uçağı ile karşılaştıklarını, Mirage’lerden birinin bu uçağa it dalaşı denilen manevraları yapmaya başladığını, Yunan Mirage uçağındaki pilot Thomas Grivas’ın Türk F-16’sının ateşleme sistemini kilitlediğini, uçakta yüklü bulunan “Magic” füzesinin emniyet sistemi açıkken “sizi vurdum” diyerek bağırdığını ve ateşleme sistemini harekete geçirdiğini, Yüzbaşı Nail Erdoğan’ın ise  anlık bir farkla fırlatma koltuğunu hareket ettirmeyi başaramadığını, diğer Pilot Yarbay Osman Çiçekli’nin fırlatma kolunu hareket ettirmeyi başararak uçaktan fırladığını, uçağın Mirage uçağından atılan füze ile vurulduğu yerden radarla takip eden Yunan Hava Kuvvetleri’nin, Türk F-16’sının bir pilotunun uçağı terk edebildiğini görünce hemen harekete geçerek onu helikopterle kurtardığı anlaşılmıştır.
           
Olaya sebep olan Yunanlı Pilot Thomas Grivas, Sakız Devlet Hastanesi’ne kaldırılan yaralı Kurmay Yarbay Osman Çiçekli’yi ziyaret etmiş ve özür dileyerek “füze ateşleme sisteminin emniyetinin açık olduğunu unuttuğunu “söylemiş, ancak Yunan pilot Yunan askeri yetkililerince hemen Yarbay Osman Çiçekli’nin yanından uzaklaştırılarak olaya kaza süsü verilmiştir.
           
Olayla ilgili Türk Devlet yetkilileri basına yaptıkları açıklamalarda, olaydan sonra Yunanistan’a nota verildiğini, konunun Nato’ya intikal ettirildiğini, ancak Yunanistan’ın füze atışını kabul etmediğini, olayla ilgili deliller, uçuş üniforması v.s.Türk yetkililere teslim edilmediğinden olayın gerçek yüzünün delillendirilemediği, enkazın çıkartılmasına izin verilmediği, Yunan Jetinin telsiz kayıtlarında Türk F-16’sının bilinçli olarak füzeyle vurulduğuna işaret eden önemli bilgilerin bulunmasına rağmen, bunun Yunan yetkililerince yalanlandığını belirtmişler ve o dönemlerde zaten gergin olan Türk-Yunan ilişkilerinin daha da gerginleşmemesi için olayın daha fazla üzerine gidilmediğini belirterek, aslında gidilmesi gerektiğine de inandıklarını ifade etmişlerdir.
 
Türk F-16’sının, Pilot Thomas Grivas yönetimindeki Yunan Mirage 2000 uçağı tarafından füze ile bilinçli bir şekilde vurulduğu ve Şehit Pilot Yüzbaşı Nail Erdoğan’ın ölümüne sebebiyet verdiği açıktır.
 
Bu kanıtların basında yer alması üzerine Şehit Pilot’un annesi ve kardeşleri, olayın o tarihe kadar sandıklarının aksine bir “kaza” olmadığını, bilinçli bir cinayet olduğunu öğrenmişlerdir. Olayın cinayet olduğunun öğrenilmesinden itibaren yasal 6 aylık süre içerisinde Aile adına Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde Yunanistan aleyhine tarafımızdan tazminat istemli ve cesedin Ege Denizi’nden çıkartılması masraflarının karşılanması istemli dava açılmıştır. Bu davada Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 2.maddesindeki yaşam hakkının Yunanistan tarafından ihlal edildiği, Yunan Devleti pilotunun hiçbir haklı ve hukuki sebebe dayanmaksızın Barış döneminde Pilot Yüzbaşı Nail Erdoğan’ı öldürdüğü, bunun bir cinayet olduğu, Her devlet gibi AİHS’yi kabul eden Yunan devletinin de yaşamı koruma yükümlülüğü bulunduğunu ve Yunanistan’ın istihdam ettiği Pilot Thomas Grivas’ın öldürme fiilinden sorumlu olduğu, dolayısıyla bu pilotun 3.kişilere verdiği zararı tazmin etmekle yükümlü bulunduğu gerekçeleriyle Yunanistan’dan aile adına toplam 625.000 Euro tazminat talep edilmiştir. Bu talepte, öldürme olayı ile ilgili olarak etkili bir soruşturma yürütülmediği gerekçesine de dayanılmıştır. Ailenin temel isteği, oğullarının cesedinin çıkartılması ve dua edebilecekleri bir mezarının bulunmasıdır. Çocuklarının üzeri Bayrakla kaplanmış bir mezarı vardır, ancak içinde cesedi yoktur. Arama kurtarma çalışmalarına 72 saat devam edilip sonrasında bırakıldığında, Devlet yetkilileri aileye Cesedin Ege Denizi’nden çıkartılması için 4 trilyonlira gerektiği belirtilmiştir. Şehit Pilotun ailesi manevi tazminat istemleri yanı sıra cesedin çıkartılması için gereken bedeli de  AİHM’den tazminat olarak istemişlerdir.
 
Aile adına AİHM’ye başvuru 30.10.2003 tarihinde yapılmıştır. Dava AİHM 3.Daire’de Başvuru no: 6086/04 dosya numarasıyla görülmüştür. Başvuru üzerinden 6 yıl geçtikten sonra 2009 yılında Kabul edilemezlik kararı verilmiştir. AİHM’nin kabul edilemezlik kararı, Yunanistan’daki iç başvuru yollarının tüketilmediği gerekçesine dayalıdır. Kabul edilemezlik kararının, oybirliğiyle verilmesi gerekmektedir. Ancak karar veren hakimlerden birisi Rum asıllıdır. Dolayısıyla bu karar adil bir karar değildir. Kabul edilemezlik kararı üzerine AİHM İçtüzüğünün 80 ve ilgili diğer maddeleri gereğinde karar düzeltme isteminde bulunulmuş olup bu konuda henüz bir karar gelmemiştir.
 
Bu talebimiz ile ilgili karar henüz çıkmamıştır.
 
Ailenin maddi gücü, Yunanistan’da dava açmaya yeterli değildir. Zaten AİHM’de de adli yardımdan yararlanarak dava açılmıştır. Kanımızca Yunanistan’da açılacak davalar etkili bir iç hukuk yolunu da oluşturmayacaktır. Zira soruşturma çoktan kapatılmış, kanıtlar karartılmıştır. Türk Genelkurmay’ının elindeki delil ve bilgilere ise ulaşamamış durumdayız. Bu nedenle Genelkurmay’ın bir desteği ve müdahalesi olmadan bu davalardan bir sonuç alınması mümkün gibi görünmemektedir.
 
Sonuç itibariyle Aile de şehidimizin hesabının Yunanistan’a karşı Devlet tarafından sorulacağı beklentisi içerisindedir.
 
Sayın Cumhurbaşkanım,
 
Özetlediğimiz süreçten de anlaşılacağı üzere Şehidimizin ailesinin yarası, cesedi çıkartılmadığından, aradan geçen 16 seneye rağmen her geçen gün kanamaya devam etmektedir. Karaözü Kasabası’nda yaşayan annesi ve kardeşleri ile Ankara’da yaşayan eşi ve iki çocuğu, cesedi bulunamadığından her kapı çalınışında Şehidin geleceğini sanmaktadırlar. Aile, Sayın Makamınızdan şehidimizin cesedinin çıkartılması ve ailenin başında dua edebilecekleri bir mezarının olmasını, ayrıca Yunanistan’dan tazminat istenmesi konusunda yardımlarınızı beklemektedir.
 
Sayın Cumhurbaşkanım,
 
Şehidimizin Kızı Evrim Erdoğan babası öldüğünde 7 yaşında, oğlu Evrimsel ise daha 3 aylık bebekti. Çocuklar, babasız bir şekilde, ancak Genelkurmay’ımızın koruma ve nezaretinde büyümüşlerdir. Şimdi Şehit pilotumuzun kızı Evrim 23 yaşında bir  Üniversite öğrencisi, oğlu Evrimsel ise Ankara Fen Lisesi öğrencisidir. Her ikisi de son derece başarılı ve iyi yetişmiş çocuklardır. Eşi Fatma Erdoğan’ı Genelkurmayımız şehit eşi olarak askeri memur olarak işe almış ve Fatma Erdoğan Ankara’da asker memur olarak çalışmaktadır. Şehidimizin annesi Selvi Erdoğan ve kardeşleri Karaözü Kasabası’nda(Kayseri) yaşamaktadırlar. Şehidin babası oğlunun ölümüne daha fazla dayanamadığından olay üzerinden 1 yıl sonra vefat etmiştir. Şehit Pilotumuzun adı Belediye Meclisi’nin oybirliğiyle aldığı kararla memleketi Karaözü’deki Lise’ye verilmiştir.
 
Sayın Cumhurbaşkanım,
 
Olayla ilgili bilgileri içeren dosya ekli sunuludur.
 
Şehidimizin ailesi, annesi, eşi ve çocukları, Karaözü Belediye Başkanımız Sayın Şener Tatar ve Karaözü Halkından bir grup ile ziyarette bulunmak amacıyla Sayın Makamınızdan mümkün olan en yakın tarihli bir  randevu talep ediyoruz. Suriye tarafından vurularak şehit düşen pilotlarımıza gösterdiğiniz duyarlılığı takdir ediyor, aynı kaderi yaşayan hemşehriniz olan bu acılı ailenin sorunlarına sessiz kalmayacağınızı biliyoruz.
 
Saygılarımızla. 12.07.2012
 
                                                                                              Aile Avukatı
                                                                                  Av. Mehmet Emin KELEŞ 

 

  
 
 
HUKUK BÜROSU
 
AV.MEHMET EMİN KELEŞ          1444 Sokak No:18/9 Alsancak/İzmir 0 (232) 464 88 55/ 464 91 41
AV.MEHRİGÜL KELEŞ                  Cep tel: 0532 213 68 01
 
 
 
                        BAŞBAKANLIK SAYIN MAKAMINA
                                                                       ANKARA
 
 
KONU: 1996 Yılında Yunan jeti tarafından düşürülen F-16 uçağının pilotu Şehit Yüzbaşı Nail Erdoğan’ın Ege Denizi’nde bulunan cesedinin çıkartılması ve Yunanistan’dan tazminat istenmesi konusunda yardımlarını istemek üzere şehit ailesi adına Sayın Başbakanımızdan en yakın zaman için randevu istemidir.
 
Sayın Başbakanım,
 
Kayseri’ye bağlı Karaözü Kasabası nüfusuna kayıtlı ve aynı zamanda sizinle aynı soyadını taşıyan Şehit Yüzbaşı Nail ERDOĞAN, malumunuz olduğu üzere, 8 Ekim 1996’da, Balıkesir 9. Hava Jet Üssü’ndeki görevine bağlı olarak kullanmakta olduğu F-16 uçağı ile rutin eğitim uçuşu yaparken, Yunan Jeti tarafından uluslar arası hava sahasında uçağı vurularak düşürülmüştür.
 
Düşürülen uçaktan Pilot Yarbay Osman ÇİÇEKLİ, fırlatma kolunu zamanında açtığından ağır yaralı kurtulmuş, diğer Pilot Yüzbaşı Nail ERDOĞAN ise şehit olmuştur. Olay, Genel Kurmay yetkilileri tarafından it dalaşı sırasındaki bir “kaza” olarak nitelendirilmiştir. Şehit Pilot Nail Erdoğan’ın cesedi, halen Ege Denizi derinliklerinde olup bulunamamış, arama kurtarma çalışmaları, olayın akabinden 72 saat sonra durdurulmuştur. Aradan 16 sene geçmesine rağmen şehidimizin cesedi Ege Denizi sularında Sakız adası yakınlarında olup hala daha çıkartılmamış bulunmaktadır.
 
Suriye tarafından düşürülen uçakta şehit olan pilotlarımız ile ilgili yaşanan süreç, Şehit Pilotumuz Nail Erdoğan’ın ailesinin acısını tekrar yoğunlaştırmış, yaşadıkları sorunları yeniden görünür kılmıştır.
 
Sayın Başbakanım,
 
Şehit Pilot Yüzbaşı Nail Erdoğan, son derece başarılı bir pilottu. Kurmay olmak üzereydi. Kasabası’nın tek pilotu ve gururuydu. Benim de en yakın çocukluk arkadaşımdı. Olay hepimizi üzmüş ancak elimizden bir şey gelmemiştir. Ancak 2003 yılında olayla ilgili yeni delillerin ortaya çıkması ile Şehit ailesi adına tarafımızdan bir hukuk mücadelesi de başlatılmış olup bu konudaki gelişmeler şöyledir;   
           
Olay akabinde Genelkurmay yetkilileri tarafından yapılan açıklamada uluslar arası hava sahasında “it dalaşı (Dog Fight)” sırasında düştüğü söylenen uçağın, aslında bir kaza sonucu düşürülmediği, bilinçli bir şekilde vurulduğu yönünde birtakım iddia ve belgeler 2003 yılında Hürriyet Gazete’sinin manşeti ve Ertuğrul Özkök’ün Başyazısı ile ortaya çıkmıştır. Bu haber ve yorumlar, Yunan Krama Dergisi’nde yer alan Türk F-16’sının 1996 yılında Yunan Jeti tarafından kaza sonucu değil, bilinçli olarak vurulduğu, “Yunan Jeti Türk F-16’sını vurdu” başlıklı haberine dayandırılmıştır. Aynı dergi (Krama), vuran jetin kuyruk kısmına olay sonrasında Türk Bayrağı resmi kazındığını da belirtmiştir. Sözkonusu haberde, bir savaş geleneği olan düşürülen her uçak için, düşüren uçağın kuyruğuna, düşürülen uçağın ülkesinin bayrağının kazınması olayının, Türk F-16’sını Yunan Jetinin bilinçli olarak vurarak düşürdüğünü kanıtladığını da ifade etmiştir.
 
Bu haber ve yorumların arkasından Kanatlar Dergisi, Türk uçağının düşürüldüğünü kanıtlayan Yunan Mirage uçağının burnundaki Türk Bayrağı bulunan fotoğrafı yayınlamıştır. II. Dünya Savaşı sırasında ortaya çıkan bir savaş geleneği olan, vurulan uçağın bayrağının vuran uçağın burnuna çizilmesi ve bu fotoğrafın yayınlanması, Türk F-16’sının Yunan jeti tarafından bir “kaza” sonucu düşürülmediğinin,  savaştaki gibi “bilinçli bir şekilde vurulduğunun” açık kanıtıdır.
 
Ayrıca olaydan yaralı kurtulan Yarbay Osman ÇİÇEKLİ de yaptığı açıklamalarda “kaza denildi ama Yunan Mirage uçağından atılan Magic füzesiyle vurulduk” şeklinde beyanlarda bulunmuştur. Olay günü 8 Ekim 1996’da 192. Filo’ya mensup iki F-16 uçağının Balıkesir’deki 9. Hava Jet Üssü’nden havalandığını, Yarbay Osman Çiçekli İngiltere’deki askeri ateşelik görevinden yeni döndüğü için uçaktaki Pilot öğretmenliğini Yüzbaşı Nail Erdoğan’ın yaptığını, Ege Denizi üzerinde günlük rutin eğitim uçuşlarını yapan Türk
F-16’larının saat 14.50’de Sakız adası yakınlarındaki iki Mirage 2000 tipi Yunan Savaş uçağı ile karşılaştıklarını, Mirage’lerden birinin bu uçağa it dalaşı denilen manevraları yapmaya başladığını, Yunan Mirage uçağındaki pilot Thomas Grivas’ın Türk F16’sının ateşleme sistemini kilitlediğini, uçakta yüklü bulunan “Magic” füzesinin emniyet sistemi açıkken “sizi vurdum” diyerek bağırdığını ve ateşleme sistemini harekete geçirdiğini, Yüzbaşı Nail Erdoğan’ın ise anlık bir farkla fırlatma koltuğunu hareket ettirmeyi başaramadığını, diğer Pilot Yarbay Osman Çiçekli’nin fırlatma kolunu hareket ettirmeyi başararak uçaktan fırladığını, uçağın Mirage uçağından atılan füze ile vurulduğu yerden radarla takip eden Yunan Hava Kuvvetleri’nin, Türk F-16’sının bir pilotunun uçağı terk edebildiğini görünce hemen harekete geçerek onu helikopterle kurtardığı anlaşılmıştır.
           
Olaya sebep olan Yunanlı Pilot Thomas Grivas, Sakız Devlet Hastanesi’ne kaldırılan yaralı Kurmay Yarbay Osman Çiçekli’yi ziyaret etmiş ve özür dileyerek “füze ateşleme sisteminin emniyetinin açık olduğunu unuttuğunu “söylemiş, ancak Yunan pilot Yunan askeri yetkililerince hemen Yarbay Osman Çiçekli’nin yanından uzaklaştırılarak olaya kaza süsü verilmiştir.
           
Olayla ilgili Türk Devlet yetkilileri basına yaptıkları açıklamalarda, olaydan sonra Yunanistan’a nota verildiğini, konunun Nato’ya intikal ettirildiğini, ancak Yunanistan’ın füze atışını kabul etmediğini, olayla ilgili deliller, uçuş üniforması v.s.Türk yetkililere teslim edilmediğinden olayın gerçek yüzünün delillendirilemediği, enkazın çıkartılmasına izin verilmediği, Yunan Jetinin telsiz kayıtlarında Türk F-16’sının bilinçli olarak füzeyle vurulduğuna işaret eden önemli bilgilerin bulunmasına rağmen, bunun Yunan yetkililerince yalanlandığını belirtmişler ve o dönemlerde zaten gergin olan Türk-Yunan ilişkilerinin daha da gerginleşmemesi için olayın daha fazla üzerine gidilmediğini belirterek, aslında gidilmesi gerektiğine de inandıklarını ifade etmişlerdir.
 
Türk F-16’sının, Pilot Thomas Grivas yönetimindeki Yunan Mirage 2000 uçağı tarafından füze ile bilinçli bir şekilde vurulduğu ve Şehit Pilot Yüzbaşı Nail Erdoğan’ın ölümüne sebebiyet verdiği açıktır.
 
Bu kanıtların basında yer alması üzerine Şehit Pilot’un annesi ve kardeşleri, olayın o tarihe kadar sandıklarının aksine bir “kaza” olmadığını, bilinçli bir cinayet olduğunu öğrenmişlerdir. Olayın cinayet olduğunun öğrenilmesinden itibaren yasal 6 aylık süre içerisinde Aile adına Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde Yunanistan aleyhine tarafımızdan tazminat istemli ve cesedin Ege Denizi’nden çıkartılması masraflarının karşılanması istemli dava açılmıştır. Bu davada Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 2.maddesindeki yaşam hakkının Yunanistan tarafından ihlal edildiği, Yunan Devleti pilotunun hiçbir haklı ve hukuki sebebe dayanmaksızın Barış döneminde Pilot Yüzbaşı Nail Erdoğan’ı öldürdüğü, bunun bir cinayet olduğu, Her devlet gibi AİHS’yi kabul eden Yunan devletinin de yaşamı koruma yükümlülüğü bulunduğunu ve Yunanistan’ın istihdam ettiği Pilot Thomas Grivas’ın öldürme fiilinden sorumlu olduğu, dolayısıyla bu pilotun 3.kişilere verdiği zararı tazmin etmekle yükümlü bulunduğu gerekçeleriyle Yunanistan’dan aile adına toplam 625.000 Euro tazminat talep edilmiştir. Bu talepte, öldürme olayı ile ilgili olarak etkili bir soruşturma yürütülmediği gerekçesine de dayanılmıştır. Ailenin temel isteği, oğullarının cesedinin çıkartılması ve dua edebilecekleri bir mezarının bulunmasıdır. Çocuklarının üzeri Bayrakla kaplanmış bir mezarı vardır, ancak içinde cesedi yoktur. Arama kurtarma çalışmalarına 72 saat devam edilip sonrasında bırakıldığında, Devlet yetkilileri aileye Cesedin Ege Denizi’nden çıkartılması için 4 trilyon lira gerektiği belirtilmiştir. Şehit Pilotun ailesi manevi tazminat istemleri yanı sıra cesedin çıkartılması için gereken bedeli de  AİHM’den tazminat olarak istemişlerdir.
 
Aile adına AİHM’ye başvuru 30.10.2003 tarihinde yapılmıştır. Dava AİHM 3.Daire’de Başvuru no: 6086/04 dosya numarasıyla görülmüştür. Başvuru üzerinden 6 yıl geçtikten sonra 2009 yılında Kabul edilemezlik kararı verilmiştir. AİHM’nin kabul edilemezlik kararı, Yunanistan’daki iç başvuru yollarının tüketilmediği gerekçesine dayalıdır. Kabul edilemezlik kararının, oybirliğiyle verilmesi gerekmektedir. Ancak karar veren hakimlerden birisi Rum asıllıdır. Dolayısıyla bu karar adil bir karar değildir. Kabul edilemezlik kararı üzerine AİHM İçtüzüğünün 80 ve ilgili diğer maddeleri gereğinde karar düzeltme isteminde bulunulmuş olup bu konuda henüz bir karar gelmemiştir.
 
Ailenin maddi gücü, Yunanistan’da dava açmaya yeterli değildir. Zaten AİHM’de de adli yardımdan yararlanarak dava açılmıştır. Kanımızca Yunanistan’da açılacak davalar etkili bir iç hukuk yolunu da oluşturmayacaktır. Zira soruşturma çoktan kapatılmış, kanıtlar karartılmıştır. Türk Genelkurmay’ının elindeki delil ve bilgilere ise ulaşamamış durumdayız. Bu nedenle Genelkurmay’ın bir desteği ve müdahalesi olmadan bu davalardan bir sonuç alınması mümkün gibi görünmemektedir.
 
Sonuç itibariyle Aile de şehidimizin hesabının Yunanistan’a karşı Devlet tarafından sorulacağı beklentisi içerisindedir.
 
Sayın Başbakanım,
 
Özetlediğimiz süreçten de anlaşılacağı üzere Şehidimizin ailesinin yarası, cesedi bulunamadığından l6 yıl geçmesine rağmen her geçen gün kanamaya devam etmektedir. Karaözü Kasabası’nda yaşayan annesi ve kardeşleri ile Ankara’da yaşayan eşi ve iki çocuğu, her kapı çalınışında Şehidin geleceğini sanmaktadırlar. Aile, Sayın Makamınızdan şehidimizin cesedinin çıkartılması ve ailenin başında dua edebilecekleri bir mezarının olmasını, ayrıca Yunanistan’dan tazminat istenmesi konusunda yardımlarınızı beklemektedir.
 
Sayın Başbakanım,
 
Şehidimizin Kızı Evrim Erdoğan babası öldüğünde 7 yaşında, oğlu Evrimsel ise daha 3 aylık bebekti. Çocuklar, babasız bir şekilde, ancak Genelkurmay’ımızın koruma ve nezaretinde büyümüşlerdir. Şimdi Şehit pilotumuzun kızı Evrim 23 yaşında bir Üniversite öğrencisi, oğlu Evrimsel ise Ankara Fen Lisesi öğrencisidir. Her ikisi de son derece başarılı ve iyi yetişmiş çocuklardır. Eşi Fatma Erdoğan’ı Genelkurmayımız şehit eşi olarak askeri memur olarak işe almış ve Fatma Erdoğan Ankara’da asker memur olarak çalışmaktadır. Şehidimizin annesi Selvi Erdoğan ve kardeşleri Karaözü Kasabası’nda(Kayseri) yaşamaktadırlar. Şehidin babası oğlunun ölümüne daha fazla dayanamadığından olay üzerinden 1 yıl sonra vefat etmiştir. Şehit Pilotumuzun adı Belediye Meclisi’nin oybirliğiyle aldığı kararla memleketi Karaözü’deki Lise’ye verilmiştir.
 
Sayın Başbakanım,
 
Olayla ilgili bilgileri içeren dosya ekli sunuludur.
 
Şehidimizin ailesi, annesi, eşi ve çocukları, Karaözü Belediye Başkanımız Sayın Şener Tatar ve Karaözü Halkından bir grup ile ziyarette bulunmak amacıyla Sayın Makamınızdan mümkün olan en yakın tarihli bir randevu talep ediyoruz. Suriye tarafından vurularak şehit düşen pilotlarımıza gösterdiğiniz duyarlılığı takdir ediyor, aynı kaderi yaşayan bu acılı ailenin sorunlarına da sessiz kalmayacağınızı, şehidimizin cesedinin çıkartılması konusunda gerekli hassasiyeti göstereceğinizi biliyoruz.
 
Saygılarımızla. 12.07.2012
 
                                                                                              Aile Avukatı
                                                                                  Av. Mehmet Emin KELEŞ

 

ŞEHİDİMİZE SAHİP ÇIKALIM İMZA KAMPANYASI

Türkiye Cumhurbaşkanlığına,
T.C. Başbakanlığına,
Şehidimiz Hv.Pilot Yzb. Nail ERDOĞAN'ın naaşının Ege Denizinden çıkarılmasını talep ediyorum.
Gereğinin yapılmasını arz ederim.
Saygılarımla,
 
--------------------------------------------------
8 Ekim 1996 yılında babam Hava Pilot Yüzbaşı Nail ERDOĞAN’ ın uçtuğu F-16 savaş uçağı, Yunan hava kuvvetleri tarafından füzeyle vurularak, Ege denizine düşürülmüş ve babam şehit edilmiştir. Ancak babamın naaşı ve uçağının enkazı çıkarılamıştır bu durum için o zamanın teknolojik ve maddi imkanlarının yetersizliği gerekçe gösterilmiştir. Ne yazıkki en son Suriye'de düşen uçağımızda 2 şehit verdik. Araştırma gemisi naaşlarına ulaştı. Şehitlerimizi, denizin 1260 metre derinliğinden çıkarıp, toprağa verdik. Benim babam Ege denizinin 400 metre dibinde, enkaz yığınının içinde... Natilus, babamın enkazının çıkarılması için destek verdi. Curhurbaşkanımız Abdullah Gül ve Başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın talimat vermesi gerekli, kamuoyunun desteğiyle sesimi duyurmayı amaçlamaktayım.
 
SULTAN EVRİM ERDOĞAN
 
Aşağıdaki linki tıklayarak, "Hemen İmzala" yazan mavi butona basıp, adınızı ve mail adresinizi yazarak kampanyaya destek verebilirsiniz. 

ÖĞRETMEN PİLOT YÜZBAŞI NAİL ERDOĞAN TBMM'ye TAŞINDI

TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA
Aşağıdaki sorularımın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından yazılı olarak cevaplandırılması için gereğini saygılarımla arz ederim. 05.07.2012

Lütfü TÜRKKAN
Kocaeli Milletvekili

8 Ekim 1996’da Sakız Adası açıklarında Yunan savaş uçaklarıyla it dalaşı yapan Türk F-16’sı düşmüş, Pilot Yarbay Osman Çilekli kurtulurken, öğretmen Pilot Yüzbaşı Nail Erdoğan uçakla birlikte denize gömülmüştü. Yıllar sonra bir Yunan dergisi, olayın kaza olmadığını, Yunan Mirage savaş uçağının füzeyle Türk savaş uçağını vurarak düşürdüğünü yazmıştı. 16 yıl boyunca Şehit Pilot Yüzbaşı Nail ERDOĞAN hala Ege’nin 400 metre altında demir kafesten bir mezarlıkta bulunmaktadır.
2009 yılında Atlantik Okyanusu üzerinde düşen ve 228 kişiye mezar olan Air France uçağının kara kutusu 10 bin metre derinlikten çıkarıldı. Hatay’da düşen uçağın enkazının çıkarılması için kurtarma gemisi getirilerek 2 Şehit Pilotumuz bulundu.
Bu nedenle;

Öğretmen Pilot Yüzbaşı Nail Erdoğan uçakla birlikte denizin 400 metre dibinde olduğu bilinmesine rağmen aynı teknoloji kullanılarak bu uçağın bulunamamasının gerekçeleri nelerdir? 16 yıl boyunca Şehit Pilot Yüzbaşı Nail ERDOĞAN hala Ege’nin 400 metre altında demir kafesten bir mezarlıktan kurtarılması için girişimleriniz olacak mıdır?

http://www.turkmensitesi.com/kalekoey.html sitesinden alınmıştır. (Vedat TATAR)

 

"BİR DEMET KARAÖZÜ" ADLI KİTABIN TANITIM TOPLANTISI KARAÖZÜ'DE YAPILDI

7 Temmuz 2012 tarihindeki kitap tanıtım toplantısı belediyemizin alt katındaki salonda yapıldı. Toplantı öncesi ve anında yapılanlar kısaca şöyledir:
• “Bir Demet Karaözü” isimli şiir kitabı Karaözülüler ve Belediyenin katkıları ile bastırıldı.
• İl kültür müdürlüğünden alınan yazı ile bir kültür yayını olduğu belgelendi.
• Kitap ve kitaptan elde edilecek gelir, Kasabamıza yapılacak kültürel bir faaliyette kullanılmak üzere şairimiz tarafından, Belediyemize bağışlandı.
• Belediye adına, sadece kitap gelirlerinin toplanacağı ayrı bir hesap açtırıldı.
• Kitabın bastırılış amacı, Belediye başkanımız Şener Tatar, Nevzat Erdoğan ve Ayşe Özerdem Çolakgil tarafından toplantıya katılanlara anlatıldı.
• Şairimize Belediyemiz tarafından plaket verildi ve teşekkür edildi.
• Hesapta biriken paranın, Karaözü’deki kültürel bir projeye harcanacağı ve bu projenin adının, biriken para miktarına göre belirleneceği söylenildi. Projenin ne olmasını isterdiniz diye soruldu ve toplantı anında ve sonrasında gelen öneriler değerlendirilmek üzere kayıt altına alındı. Proje ile ilgili gelişmeler sizlere aktarılmaya devam edilecektir.
• Kitap dağıtımı, gönderimi ve projenin aşamalarını takip edecek bir ekip belirlendi, görev dağılımı yapıldı. Bu ekibe dahil olmak isteyen olursa ilave edilecekler.
 
KİTAP İLETİŞİM BİLGİLERİ:
Karaözü belediyesi Tel: 0352 814 60 03
Nevzat Erdoğan Tel: 536 460 77 22 Mail: nevzater@hotmail.com
Kebire Karahan Tel: 0530 333 13 79 Mail: kebirekarahan@hotmail.com
Esma Aşkın Tel: 0532 578 63 77 Mail: eso44@hotmail.com
Ayşe Özerdem Çolakgil Tel: 0535 478 10 16 Mail: ayse.ozerdem@hotmail.com
 
Belediye binasının alt katında yapılan toplantıya katılan kasaba halkına, Şairimiz Nevzat Erdoğan'a, kitabın basılmasında katkılarını esirgemeyen Ali Talak’a, Yıldırım Avcı’ya, Oğuz Tatar’a, Ahmet İnan Yılmaz’a, M. İnan Tatar’a, Fikret Aslan’a, Faris Kılıç’a, Erhan Akay’a, Kitap kapak tasarımını yapan Ali Çağlar Çelikcan’a, kitap sayfa düzenini hazırlayan Ayşe Özerdem Çolakgil'e, basım işleri - il kültür müdürlüğündeki işlerden sorumlu Esma Aşkın - Kebire Özel Karahan'a, imla kurallarına uygunluğu denetleyen Eroğan Doğanay'a, diğer işlemleri takip eden Hüseyin Şimşek'e, Cemalettin Bal'a, Mustafa Doğanay'a, Mevlana Yücel'e, belediyedeki işlemlerimizi takip eden Hatice hanıma ve Uğur beye, toplantı anında yardımcı olan Necla Tatar, Gönül Seven, Nurten Keleş ile belediye çalışanlarına ve başından beri desteğini esirgemeyen, tanıtım işinin organizasyonunu sağlayan belediye başkanımız Şener Tatar'a teşekkürlerimizi sunuyoruz.
NOT: FOTOĞRAF GALERİSİ, fotoğraflar kısmındaki BİR DEMET KARAÖZÜ isimli butona tıklayarak toplantı ile ilgili görüntülere ulaşabilirsiniz.
DUYURU

Karaözü kasabası halkından Halit Erdoğan - Fatma (Happalı) Erdoğan'ın oğlu Zir. Yük. Müh. Nevzat Erdoğan’ın, Karaözü’ye duyduğu özlem ve sevgiyi dile getirdiği şiirlerinin yer aldığı “Bir Demet Karaözü” isimli şiir kitabı bastırılmıştır. 
 
Hemşerilerimizin ve Karaözü Belediyesinin katkıları ile basımı gerçekleştirilen kitabın tanıtım toplantısı, 7 Temmuz 2012 Cumartesi günü, saat 12.00-13.00’da, Karaözü Belediyesinin alt katında yapılacaktır.
 
Karaözülülere ve tüm dostlara duyurulur.
 
Bu kitabın yayına hazırlanmasında ve basılmasında değerli katkılarını esirgemeyen Ali Talak’a, Yıldırım Avcı’ya, Oğuz Tatar’a, Ahmet İnan Yılmaz’a, M. İnan Tatar’a, Fikret Aslan’a, Faris Kılıç’a, Erhan Akay’a, Ali Çağlar Çelikcan’a, ve Belediye başkanımız Şener Tatar’a teşekkürlerimizi sunarız.  
 

FİKRET OTYAM KÜLTÜR EVİ (KARAÖZÜ KÖYLÜLERİN VEFA ANITI) AÇILIŞI

Büyük buluşma ve görkemli açılış, Karaözü-Maarifözü’nün adına yaraşır şekilde cumartesi günü gerçekleştirildi. Etkinlik saat 10.30 gibi başladı. 

O gün bir başka sevinç ve coşku yaşadı Karaözülüler… Kadını, erkeği, büyüğü, küçüğü ile tek yürek olup Tohum Pınarı’na aktılar. Heyecanla beklenildi büyük üstadın Karaözü’ye gelişi. Bu heyecan belediyeden yapılan “Fikret Otyam yarım saat sonra kasabamızda olacaktır.” anonsu ile doruk noktasına ulaştı ve bazıları Şahruh Köprüsü’ne giderek beklemeyi sürdürdüler. 

Yüreğimizde bizden biri olarak hissettiğimiz Fikret Otyam’a özlemimiz, kendi adının verildiği sokakta can cana, yürek yüreğe kucaklaşmalarla son buldu. Önce kendilerine ayrılan masaya oturdu. Herkes Fikret Otyam’ın etrafında bir sevgi çemberi oluşturdu… Meşhur Tohum Pınarı’ndan sunulan suyu içti ve başladı kendisine anlatılanları dinlemeye. BURAYA TIKLAYARAK video görüntüsünü izleyebilirsiniz. Herkes bir şeyler anlatmaya, bu anı fotoğrafla kalıcı kılmaya, gelen basın mensupları ise hem görüntü almaya hem de Fikret Otyam ve Faris Kılıç ile röportaj yapmaya çalışıyorlardı. Bu sahne bir saate yakın sürdü. Zaman olsa epey daha sürecek gibiydi. 

Sıra heykel açılışına gelmişti. Hava epey ısınmıştı. Güneş tam tepede kavuruyordu adeta. Fikret Otyam kafasındaki şapkayı çıkardı ve şöyle dedi: .
“Yıl 1963. Karaözü’ye geldim. O gün YÖN dergisinde, Cumhuriyet gazetesinde yaptığım röportajlarım çıktı. “Gitme” diyorlar. Dedim benim bir huyum var. Yazım çıktı mı illa ki okuyacam. Taksi bekliyor, tren bekliyor. Saat dörtte gidecem. 

Kalabalığız. Biri böyle dokundu koluma. İki dakika sonra elimde Yön dergisi vardı Yön, Yön... En ilerici dergi Karaözü köyünde. 1963’de. Bir de Cumhuriyet gazetesi. Ben ağladım o zaman. Bu aşk başladı bende, bu aşk başladı. Bir Karaözü aşkı. Fakat devamlı röportajda fazla yer ayıramadım ama öyle iyi anlattım ki içim rahat. 

Sonra sergilerimiz oluyordu İstanbul’da. Karaözülü diyorlar, bugün bahçeden koparıp getirdikleri gibi çiçekler geliyor. 
Bir gün Caner (Öztürk) diye bir adam:
- Karaözülüyüm ben abi, sizi yemeğe götürmek istiyoruz” dedi. 
- Oğlum zahmet etmeyin, dedim. 
Ben bu adamdan şikâyetçiyim huzurunuzda. Sergiye gittiğimizde başka dostlarnan akşam iki kadeh atmaya engel olurdu bu adam. Bıktırdı beni, hayatımızı kaydırdı ordaki ilgiden, sevgiden. 

Yedi ay evvel bana bir telefon geldi:
-Dede ben Caner, dedi. 
-Ulan rüyanda mı gördün? dedim. 
-Bak Nazım Kılıç diye bir arkadaş gelecek, dedi. 

Nazım Kılıç geldi elinde bir kamerayla. Çok mutlu oldum. Anlattı böyle bir proje var diye. Önce razı olmadım. Sonra telefonlar telefonlar, telefonlar, mesajlar… bu Karaözü Köylülerin Vefa Anıtı meydana çıktı. Bu Fikret Otyam heykeli değil, bu Karaözülülerin vefa denen şeyi, insanı insan yapan, onun anıtıdır. Hepinizi büyüklerin ellerinden küçüklerin gözlerinden öperim. Sağolun, varolun. Beni unutmayacağınızı biliyorum.” 

Konuşmaktan ve sıcaktan ağzı kurumuştu. Kendisine sunulan suyu aldı ve “Çok teşekkür ediyorum. Bunu bir duble rakı niyetine içiyorum.” dedi, kalabalıktan yükselen “YARASIIIN” nidaları ve alkışlar arasında içti. 
Fikret Otyam'ın Kültür evi açılış konuşmasını BURAYA TIKLAYARAK izleyebilirsiniz.
Gelen mesajlar okunduktan sonra heykelin açılışı gerçekleştirildi. Fikret Otyam ve Belediye Başkanı Şener Tatar’ın da bulunduğu bir grup kurdele keserek heykelin açılışını yaptılar. Açılışın arkasından kültür evi gezildi.

Daha sonra halkla sohbete devam etmek ve yahnili pilav yemek üzere sahneden ayrıldılar. Karaözü’ye gelip de yahnili pilav yemeden gidilir mi? gidilmez, gidilmemeliydi. Etkinliği düzenleyenler her şeyi düşünmüştü. Tohum Pınarı’nın üst yanında, kayalıkların orda kazanlar kurulmuş, bir gün önceden hazırlanan etler ve malzemeler buluşmanın olduğu mekânda pişirilerek gelen misafirlere ve kasaba halkına sunulmuştu. Her etkinlikte olduğu gibi burada da yahnili pilav yapımında başta Belediye başkanımızın eşi Necla Tatar olmak üzere elleri öpülesi analar gönüllü görev almışlardı. 

Saat 17.30 civarında Başkent Üniversitesi Devlet Konservatuarı öğretim görevlisi Okan Murat Öztürk’ün konseri ile coşmak üzere okul bahçesine geçildi. Harika bir ses, muhteşem bir yorum ve Fikret Otyam’ın gözünün içine bakılarak söylenilen onlarca güzel türkü. Son iki türküyü Okan Murat Öztürk ve seyirciler birlikte söylediler. Yaklaşık iki saat süren konser yerini davul zurnaya bıraktı. Konserden güzel bir türkü dinlemek için lütfen BURAYA TIKLAYIN.

Artık gün bitmiş bu güzel buluşmanın sonuna gelinmişti. İstemeyerek de olsa ayrılık vaktiydi. Gelişiyle yüreğimizi aydınlatan Fikret Otyam, Karaözülüleri gecenin karanlığına terk ederek aramızdan ayrılmıştı. 

Faris ve Nazım Kılıç kardeşler, bir tarih yazdınız, tarih de sizi yazacak. Sağolun, varolun. İyi ki varsınız. Bizlere bu mutluluğu yaşattığınız, Türkiye’ye Karaözü’nün adını güzel bir etkinlikle duyurduğunuz için çok ama çok teşekkürler. Gün bitti, etkinlik bitti ama etkisi bitecek gibi değil.


Kasabamıza gelerek bizleri onurlandıran Fikret Otyam’a, eşi Filiz Otyam’a, Okan Murat Öztürk’e ve diğer konuklarımıza, Heykel ile ilgili Metin Yurdanur'a, Hale Türen'e, Hakan Alpay'a, Yılmaz Taban'a, Belediye başkanımız Şener Tatar’a, Caner Öztürk’e, yahnili pilavı pişiren analarımıza, etkinlik öncesi ve sonrası görev alan belediye personeline, ses düzenini ayarlayanlara ve emeği geçen diğer herkese teşekkür ediyoruz.. 

NOT: Video görüntüleri, Mevlana Yücel'e aittir. Kültür evi açılışı ile ilgili görüntülere; FOTOĞRAF GALERİSİ /FOTOĞRAFLAR / FİKRET OTYAM KÜLTÜR EVİ AÇILIŞI yazılı butona tıklayarak ulaşabilirsiniz.

karaozu.com 

OTYAM'A VEFA TAŞA KAZINDI

1963’ten günümüze unutulmayan dostluk

Yıl 1923. Karaözü’nün çocukları bilgiye aç. Halk seferber oldu. Kadınlar sırtında taş taşıdı. Okul tamam. Bir de öğretmen gerek... İşte bu 1963 yılında gazeteci Fikter Otyam’ın dünyaya duyurduğu Karaözü’nün hikayesi. Fikret Otyam Kültürevi açıldı. O hikayeler Otyamlar’ın kaleminden yeniden yeniden yazılacak

Kayseri’nin Sarıoğlan İlçesi’ne bağlı Karaözü köylüleri 50 yıl önce adlarını bütün Türkiye’ye duyuran gazeteci, yazar, ressam Fikret Otyam’ın heykelini köylerine dikti. Gazetemiz yazarı Otyam’ın adını bir sokağa veren Karaözü halkı sanatçı adına bir de kültürevi açtı. Karaözlü çocuklar için çeşit çeşit müzik aletleri Kültürevi’nin içine yerleştirildi. Karaözlüler yeni Fikret Otyamlar yetişsin diye kültürevinin adını Fikret Otyam Kültürevi koydu. 1963 yılından gelen vefa nesilden nesile eğlene öğrene aktarılacak.

HABERİN TAMAMI BUGÜN AYDINLIK'TA

 

 

Karaözü!..

Şimdi Karaözü'nde olmak vardı anasını satayım..
O da mı ne?. Ayıp değil ya, bilmiyordum.. Kayseri'nin kasabasıymış. 1963 yılı nisanında genç bir gazeteci Kızılırmak vadisinde bulmuş bu saklı ışığı ve Cumhuriyet sayfalarından duyurmuş Karaözü'nü..
O genç gazeteci Fikret Otyam.. 
.. ve onu unutmayan Karagözlüler, bugün, orada "Fikret Otyam Heykeli ve Kültür Evi"ni açıyorlar.. Konuklara geleneksel yahnili pilav ikram ederek.. Heykeli Metin Yurdanur yontmuş. Yerel mimari evi, Hale Cacak Türen tasarlamış. Bahçe içindeki ev, çocuklara yönelik müzik eğitimi ile kullanılacak..
Ah, erken haberim olsaydı.. Ah, Fikret Abemle orda olsaydım..
Karaözülüler adına Nazım Kılıç'ın "Çamurlara bata çıka gelen ilk gazeteci dostumuz" dediği Fikret Abemle..
Yaşayın be Karaözlüler, bu vefanız için..
Geleceğim "Öz"ünüze de, Fikret Abem'in evine de bir gün, mutlak!..
 

Karaözü!.. - HINCAL ULUÇ - Sabah

 
www.sabah.com.tr/Yazarlar/uluc/2012/06/30/ 
  
SEVGİLİ KARAÖZÜLÜLER
SEVGİLİ FİKRET AĞABEY,

SEN TÜRKİYE’NİN HER YERİNİ KARIŞ KARIŞ DOLAŞAN, HER GİTTİĞİN YERE SEVGİNİ GÖTÜREN GÜZEL BİR İNSANSIN.

FARİS VE NAZIM KILIÇ KARDEŞLERİN BU GÜZEL VEFASIYLA OLUŞTURULAN, HALE TÜREN’İN MİMARLIĞI VE HAKAN ALPAY İLE YILMAZ TABAN’IN UYGULAMASI İLE HAYAT BULAN “FİKRET OTYAM KÜLTÜR EVİ VE HEYKELİ” SENİN GİBİ VEFALİ BİR AĞABEYİ, DOSTU GÜZEL ÜLKEMİN ORTA YERİNDEN GELECEĞE TAŞIYACAKTIR.

ADINI TAŞIYAN KÜLTÜR EVİNDEN İNANIYORUM DAHA NİCE SANATÇILAR, NİCE OTYAMLAR FİLİZLENECEKTİR.

SENİ, KÜLTÜR EVİ İÇİN EMEĞİ GEÇENLERİ VE TÜM KARAÖZÜLÜLERİ BU GÜZEL ÖRNEKLERİNDEN DOLAYI KUTLUYOR, DAHA NİCE KÜLTÜR EVLERİNİN AÇILMASINI DİLİYORUM.

SAYGI VE SEVGİLERİMLE,
ORHAN KEMAL KÜLTÜR MERKEZİ

IŞIK ÖĞÜTÇÜ

NOT: Türkiyenin gurur duyduğu Romancı ve hikâye yazarı ORHAN KEMAL'in oğlu IŞIK ÖĞÜTCÜ'Nün FİKRET OTYAM KÜLTÜR EVİ'nin açılışında okunmak üzere gönderdiği çok güzel ve anlamlı yazısını yayınlıyor ve samimi dileklerine içten katılıyoruz ama her kasaba bizim kadar şanslı olabilir mi? bilemiyoruz.
 
SİZ BU CUMARTESİ GÜNÜ GAZETEYİ OKURKEN YAZARINIZ OTYAM, KAYSERİ’YE 80 KİLOMETRE ÖTEDE KARAÖZÜ KÖYÜNDE/BELDESİ’NDE HEYKELİNİN/İKİ KATLI FİKRET OTYAM KÜLTÜR EVİ VE FİKRET OTYAM SOKAĞI’NIN AÇILIŞINDA OLACAK, FİLİZ OTYAM’IN KATKISIYLA...

Karaöz’lü Nazım Kılıç, biraderi Faris canlar, tüm oralılar aslında ne heykel, ne Kültür Evi diktiler ne de sokağa ad verdiler, diktikleri VEFA ANITI’dır Vefa... Vefa... Yarım asırdan fazla unutulmayan vefa. Faris can da aylarca dikildi inşaatlara/ vefaya bakar oldu.

Sergilerimize genç, yaşlı kadın erkek hep güleç yüzlü canlar gelirdi ellerinde bahçelerinden saksılarından koparılmış çiçekleriyle “biz Karaözlüyüz” diyerek... Sarılırdık hep...

TAAAA 1923 YILINDA...

Kadın erkek, çoluk çocuk taş taşıdılar ve bir ilk mektep yaptılar sonra devlete seslendiler “mektebimize muallim “, “Muallim” hemen tayin oldu... Trenim sabah dörtte geçecek, biletimi aldım, istasyonda da söyleşiler her konuda sürüyor, “N’olur daha kal”lı... Gitmemin gerekçesini açıklıyorum “bakın benim bir huyum var yazım bi yerde çıkınca okumazsam dellenirim, Yön dergisinde, Cumhuriyet gazetemde yazılarım var, ba-ğışlayın...”

Bilmem onlar bu canı acaba bağışladılar mı?

Birisi seslendi iki dakika sonra Yön ve Cumhuriyet önümdeydi!.. Ayrılırken baktım bayide tüm gazateler yeni sayı Yön dahil, dergiler!.

Yedi ay önce bir Karaözlü, adı Nazım Kılıç, İstanbul’dan geliverdi... Oraya yaptığım unutulmazmış, heykelim dikilecekmiş! Ora taş mimarisiyle adımı taşıyan 2 katlı kültür evi ve sokağa da adım verilecekmiş.

Direnmeler neya yarar? Evet bu Cumartesi iki günlüğüne oralardayız, neyle mi, gecenin bi yarısı Antalya/ Kayseri uçağıyla... Nazım Kılıç cana sordum neden Nazım diye, Nazım usta ölende o gün doğan oğluna Nazım adını koyuvermiş... İş adamı Nazım can, neredeyse gün aşırı aradı herşey için bilgiler verir oldu, bilgisayar da cabası, bunlar bilgi verme değil vefanın ta kendisiydi aslında...

Ey Karaözlüler, Karaözlü “canlar” bu can sizi taaa köy iken sevdi, şimdi Beldesiniz sevgiye devam...

Aşk - ı niyaz ile...

Fikret OTYAM - 30 Haziran 2012 - Aydınlık

*** *** *** 
Karaözlüler gitmeyesiye çağırıyor!

Fikret Otyam Kültür Evi, sokağı ve Metin Yurdanur’un yonttuğu heykeli bugün Karaözü Kasabası’nda “merhaba” diyecek.

Nazım Kılıç, Fikret Otyam neden Karaözü’nde sorusunun yanıtını şu dizelerleveriyor:

“Altmış üç yılının Nisan’ı genç gazeteci Fikret Otyam: Kızılırmak vadisinde saklı ışığı bulmuştur. Alır kuytudan Karaözü’yü uğurlar dünyaya Cumhuriyet’in sayfalarında.”

Ve devam ediyor sözlerine... “O’nunla Antalya’da son buluşmamızda ‘Vefalı dostlarım! Vefalı dostlarım! Diz kapaklarım tutmuyor, bacaklarımın kalan kısmı ile de olsa Karaözlüler nereye çağırırsa geleceğim. Benim vefalı dostlarım! Hepinizi seviyorum, hoşçakalın.’ Demiş, sıcak gülüşü, kükreyen sesi hepimizi sarıp sarmalamıştı. Arada bir hatırlanmak da vefadır belki, ama bu bize yetmez ki. Biliyoruz bu kocaman dostumuzu küçücük evine sığdıramayacağız, taşacak; taşsın istiyoruz. Çamurlara bata çıka gelen ilk gazeteci dostumuzu çağırıyoruz işte, gitmeyesiye. Sefa geldi, hoş geldi.”
 
 

 Otyam adına kültürevi

'Fikret Otyam Heykeli ve Kültürevi' Kayseri'de açılıyor. 

Ressam, gazeteci ve yazar Fikret Otyam adına Kayseri’de “Fikret Otyam Heykeli ve Kültürevi” açılıyor.

Kayseri’nin Karaözü kasabasında bugün saat 17.30’da gerçekleşecek açılış etkinliğinde, Okan Murat Öztürk de bir konser verecek. Fikret Otyam heykeli Metin Yurdanur imzalı. 

Fikret Otyam Kültürevi ise mimar Hale Cakcak Türen’in mimari projesi, uygulama Hakan Alpay ve Yılmaz Taban’a ait. Ahşap ve yerel taş kullanılarak 40 metrekarelik alan üzerinde iki kattan oluşan yapı, 190 metrekarelik bir bahçe içinde konumlandırıldı. Fikret Otyam Kültürevi, çocuklara yönelik müze eğitimi amaçlı kullanılacak.

Cumhuriyet

KARAÖZÜLÜ, ŞEHİT YÜZBAŞI NAİL ERDOĞAN’IN KIZI EVRİM ERDOĞAN’IN YÜREĞİMİZE BIÇAK GİBİ SAPLANAN FERYADI
'Ne olur babamı da çıkartın!' 
Şehit Yüzbaşı Nail Erdoğan’ın o zaman 7 yaşında olan kızı Evrim Erdoğan VATAN’a konuştu 
Arif TAŞKIN / VATAN İSTİHBARAT
Türk keşif uçağının Suriye tarafından Akdeniz’de düşürülmesi ve iki pilotu arama çalışmaları sürerken, 16 yıl önce Ege Denizi’nde Yunan savaş uçaklarıyla yaşanan it dalaşı sırasında düşen F-16 uçağının pilotu Şehit Yüzbaşı Nail Erdoğan’ın o zaman 7 yaşında olan kızı Evrim Erdoğan VATAN’a konuştu.
8 Ekim 1996’da Sakız Adası açıklarında Yunan savaş uçaklarıyla it dalaşı yapan Türk F-16’sı düşmüş, Pilot Yarbay Osman Çilekli kurtulurken, öğretmen Pilot Yüzbaşı Nail Erdoğan uçakla birlikte denize gömülmüştü. Yıllar sonra bir Yunan dergisi, olayın kaza olmadığını, Yunan Mirage savaş uçağının füzeyle Türk savaş uçağını vurarak düşürdüğünü yazmıştı. 16 yıl boyunca babasının hala Ege’nin 400 metre altında demir kafesten bir mezarlıkta bulunduğunu söyleyen Evrim Erdoğan sessizliğini bozdu. Aydın Üniversitesi Radyo, Televizyon ve Sinema bölümünde okuyan, annesi Fatma ve kardeşi Evrimsel Ankara’da yaşayan 23 yaşındaki Evrim Erdoğan yaşadıkları acıyı VATAN’a anlattı.
“Duyunca ağladım’
“Suriye’nin düşürdüğü uçağın haberini duyduğumda gözyaşlarımı tutamadım. Hava Pilot Yüzbaşı Gökhan Ertan’ın 5 yaşında bir çocuğu ve hamile bir eşi var. O çocukların kaderi de bizim gibi olacak. Kardeşim Evrimsel, kaza olduğunda 3 aylıktı ve babasız büyüdü. Onlar da bizim gibi şehitlikte boş bir anıtta dua edip ağlayacaklar. Onlar da bizler gibi babasız büyüyecek, baba nedir bilmeyecek, baba sevgisini tatmayacak. O çocuklarının babaları da Akdeniz’in derin sularından çıkarılsın. Sonra ben de babama kavuşmak istiyorum.... 

“Komutan söz vermişti’
“Önce kaza olduğu, ardından da olayın kasıtlı yapıldığı ortaya çıktı. Bu durum onlar tarafından da kabul edildi. Ancak sonrasında bir şey yapılmadı. Bu olay olduktan bir gün sonra o zaman Ahmet Çörekçi (Dönemin Hava Kuvvetleri Komutanı) bize gelip “Her ne olursa olsun babanız ve uçağın enkazı çıkarılacak’ dedi. Belirli bir süre bu böyle gitti. Bir zaman sonra emekliliğe ayrıldı ve bu konunun üstüne kimse gitmedi. Eğer böyle düşünüyor ise zamanının Hava Kuvvetleri Komutanı o zaman bu enkazı çıkaracak teknoloji vardı demek. Akdeniz’deki kurtarma çalışmalarının ardından eğer o enkaz çırakılacaksa, babamın bulunduğu demir mezarlığın da çıkarılmasını istiyoruz. Babamın mezarı yok bu çok acı bir şey. Bir mezarı olsa bayramda gidebileceğimiz... Enkazın çıkarılması için elimizden gelen her şeyi yapacağız. Babamı da Ege’nin karanlık sularından çıkarsınlar....

“AİHM’de davaya Rum yargıç baktı’
Olay için AİHM’ye gittik, ancak bir sonuç alamadık. Başvuru Rum asıllı bir yargıcın katılımıyla incelendi. Komite yargıçlarından George Nicolaou, Rum asıllı Kıbrıs vatandaşıydı. Mahkemeye katılımı, zaten kararın adil verilmeyeceğini gösteriyor. Aradan 4 yıl geçtikten sonra Kanatlar dergisi, “olayın kaza olmadığı’ yönünde haber yaptı. Çünkü kanıt’ fotoğraf yayınlandı. Türk F-16’sını düşüren Yunan Mirage 2000’e ““Türk bayrağı’ çizilmişti. Bu olay 2. Dünya Savaşı’nın ardından ABD’li pilotlar tarafından çıkarılmıştı. Uçak düşüren pilot o ülkenin bayrağını uçağına kazıyordu. Olayın kaza olmadığını, bir cinayet olduğunu ortaya çıkaran Yunan gazeteci Panos Koliopanos’un Karama dergisindeki haberi üzerine AİHM’ye 2003 yılında başvurduk. Dava AİHM 3.Daire’de 6086/04 dosya numarasıyla görüldü. 6 yıl sonra 2009 yılında Kabul edilemezlik kararı verildi. Aile avukatlarımız da itiraz etti....

“Atlantikten çıkardılar’
2009 yılında Atlantik Okyanusu üzerinde düşen ve 228 kişiye mezar olan Air France uçağının kara kutusu 10 bin metre derinlikten çıkarıldı. Yıllarca bize umut verdiler. Hatay’da düşen uçağın enkazının çıkarılması için kurtarma gemisi getirilecekmiş. O geminin görevi bittiğinde babamı da çıkarmak için Ege’ye gitmesini istiyorum. Kurtarma gemisi Ege’de de arama yapsın. Uçak 400 metre derinlikte. Atlantik’te 10 bin metredeki uçak bile çıkarılıyor. Neden bu uçak bulunamıyor neden o teknoloji kullanılmıyor. Babamın bir mezarı yok, başında dua edeceğimiz bir mezar istiyoruz. Biz bayramlarda babamın mezarı yerine Balıkesir’deki anıtı ziyaret ediyoruz, orada dua okuyoruz....

Hocaların hocasıydı
İlk olarak F-5 pilotluğu yapan Nail Erdoğan, F-16’lar Türkiye’ye geldiğinde bu uçakları kullanan pilotlar arasındaydı. Kendisine F-5 kullanmayı öğreten rütbeli subaylara da F-16 kullanmayı öğretti. Birçok birincilik ve madalyası bulunan Nail Erdoğan’a kendinden rütbeli askerler bile saygıyla bakıyordu. Dönem arkadaşları Nail Erdoğan’ın 12 yıllık kariyerinde birçok başarı sağladığını ve kendisine geleceğin Hava Kuvvetleri Komutanı gözüyle baktıklarını söyledi.

“Hükümetler fare doğurdu’
Türk Hükümeti ve TSK’nın o dönem konunun üzerine düşmediği için istifa ettiğini söyleyen Kurmay Yarbay Osman Çiçekli: 1996’da yıllardır uluslararası su olarak iddia ettiğimiz bir bölgede it dalaşı yaparken bir tanesi geldi, füze ile vurdu. Yunan Mirage uçağındaki pilot, F-16’nın ateşleme sistemini kilitledi. “Sizi vurdum’ diyerek dalaşı bitirmesi gerekiyordu. Ama uçakta yüklü bulunan füzenin emniyet sistemi açıkken Sizi vurdum’ diye bağırdı ve ateşleme sistemini harekete geçirdi. Yüzbaşı Nail Erdoğan anlık bir farkla fırlatma koltuğunu hareket ettirmeyi başaramadı ve uçaktan çıkamadı. Bu yaşanan yüz karasıdır çünkü hiçbir şey yapılmadı. Bu konuda yaralıyım. Türk hükümetlerinin fare doğuran bir dağ olduğunu, kocaman ordumuzun basiretinin olmadığını sık sık dile getirdim....

 
 
 
9. GELENEKTEN GELECEĞE ANADOLU HALK OZANLARI KÜLTÜR SANAT FESTİVALİ

14 TEMMUZ 2012
Yıldızeli Yeşilalan Köyü
 
 
KIZILIRMAK FEDERASYONU FESTİVALİNE 14 TEMMUZ GÜNÜ, KARAÖZÜ BELEDİYE BAŞKANLIĞININ VERECEĞİ BİR OTOBÜS İLE  KARAÖZÜ VE YEDİ BUCAK AVŞARLARI FESTİVALE KATILMASI SAĞLANACAKTIR.

KARAÖZÜ BLD. BŞK. SAYIN ŞENER TATAR'A TEŞEKKÜR EDİYORUZ.
 
MÜRACAT : 0505 810 81 00
30 AĞUSTOS ZAFER BAYRAMI EĞLENCELERİ BELEDİYEMİZ TARAFINDAN DÜZENLENECEKTİR

Bayramın coşkulu şekilde kutlanabilmesi için bolca bayrak ve meşale siparişi yapılmış olup, Şahruh Köprüsü ile kasabamız arasında halk yürüyüşü, devamında da Deniz TOPRAK ve diğer yerel sanatçılarımızla devam edilecektir. Tüm kasabalılarımıza ve dostlarımıza duyurulur. 

Şener TATAR
Karaözü Belediye Başkanı

ŞENLİK NE ZAMAN YAPILACAK? 

Belediye başkanımız Şener Tatar'a bu sene şenlik var mı ve tarihi nedir? diye sorduk.

Eğer bir aksilik olmaz ise 30 Ağustos 2012 tarihinde yapmayı planladıklarını, şenlik olamasa bile bir kutlama yapmayı düşündüklerini söylediler. 

Bilgilerinize sunulur.

  
KARAÖZÜ'LÜ MİLLİ FUTBOLCU GÜRKAN DEMİRCİ 12 Mayıs 2012 TARİHİNDE KASABAMIZA GELDİ
 
Gürkan Demirci baba toprağına ilk kez geldi. Kendisi ile Kayseri'de buluştuk ve Karaözü kasabasına Gürkan Demirci ile birlikte gittik Babasının kendisine anlattıklarını yerinde görmek ve yakın zamanda ölen babasının mezarına toprak götürmek istediğini söyledi. 
 
Karaözü'yü gezdi, gördü ve fotoğraflarını çekti. Kasaba halkı ile tanıştı ve aynı gün akşama doğru kasabamızdan ayrıldı. Umarız Gürkan Demirci izlenimlerini bizimle paylaşır çünkü ne hissettiğini en iyi kendisi bilir.
 
Futbolcumuzun geleceğinden haberdar olmamalarına rağmen güzel bir şekilde ağırlayan ve kendisine yardımcı olan Belediye Başkanımız Şener Tatar'a, gezi esnasında kendisine eşlik eden Menderes Erdoğan'a, Ünal Demirci'ye, Belediyedeki işleri ile ilgili konularda kendisine yardımcı olan Uğur Boztekin, Hatice Göktürk ve Hüseyin Taştan'a ve içten davranışlarından dolayı kendisi ile ilgilenen kasaba halkına teşekkürlerimizi sunuyoruz. 
 
Belediye binasında çektiğimiz fotoğraflara BURAYA tıklayarak ulaşabilirsiniz. Diğer fotoğraflar Gürkan beyden gelince sizlerle paylaşılacaktır. 
 

KARAÖZÜ'lü küçük ZEHRA ERDOĞAN

"İZMİR GÜZELİNİ SEÇİYOR" YARIŞMASINDA 

Lüle lüle Sarı Saçları, Su mavisi güzel gözleriyle ZEHRA E. kodlu Kızımıza OY (10 puan) vererek BİRİNCİLİĞE taşıyalım. 

http://www.izmirguzeli.com/index.php?sayfa=guzeller&adayno=7564 adresine giderek ZEHRA E. SAYFASINDA "OY VER" yazan pembe butonu tıklayarak oyunuzu kullanabilirsiniz. 

ŞİMDİDEN TEŞEKKÜRLER

AMAN NAZAR DEĞMESİN

 

 

MERSİN KARAÖZÜ KÜLTÜR DERNEĞİ - GELENEKSEL PİKNİK


Bir etkinliği gidenin ağzından dinleyeceksin ki nasıl geçtiğini bilebilesin. "Akdenizin kıyısında yahnili pilav, davul zurna, halay, saya, muhteşem türküler ve beraberce geçirilen uzun bir gün. Daha ne istenir ki..." 

Başta Suzan Yücel başkanımız olmak üzere bu güzel etkinlikte emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz.İyi ki varsınız...

Videolarda da göreceğiniz üzere devenin başı ve suzan başkanın deyimi ile dangırdağı dahil herşey çok güzel.  

Etkinlik ile ilgili fotoğraflara BURAYA TIKLAYARAK ulaşabilirsiniz.

Etkinlik ile ilgili video görüntüleri FOTOĞRAF GALERİSİ - VİDEOLARIMIZ kısmında 3 numaralı kolonda bilgilerinize sunulmuştur.
 

 

ONUR ALP ERDOĞAN BRONZ MADALYA ALDI

 

Alihan ERDOĞAN'ın oğlu, ALİ PEHLİVAN (Ali Erdoğan)’ın torunu Onur Alp ERDOĞAN: 13 - 14 Mart tarihlerinde Ankara’da yapılan II. Polis Akademisi Başkanlık Kupası Güreş Müsabakasına, Adana Kemal Serhatlı Polis Meslek Yüksek Okulu Sporcusu ve takım kaptanı olarak 11 kişi ile birlikte katılmıştır.

 

Elemelerde başarılı olması sonucu her güreş sonucuna göre bir üst tura yükselmiştir. Yaptığı 6 müsabakada 5 galibiyet ve 1 yenilgisi olmuştur.

 

Yapılan 5. tur güreş müsabakası üçüncülük müsabakasıdır ve II. Polis Akademisi Başkanlık Kupası Güreş Müsabakasında üçüncü olarak  Bronz madalya ve başka hediyelerle ödüllendirilmiştir.

 

Bu sene polis okulunun son sınıfında okumakta olup birkaç ay sonra mezun olacaktır.

 

Kendisine bu gururu bizlere yaşattığı için teşekkür ediyor ve başarılarının devamını diliyoruz.

 

Bir önceki yazıda ALİ PEHLİVAN ‘dan da bahsetmiş ve ne demiştik “Aslında olan tırnağında getirir”.  

MUSTAFA IŞIK TÜRKİYE ŞAMPİYONLUK MAÇINDA
 
Turan IŞIK'ın oğlu,  Hamıs Pehlivan’ın adı konulan Mustafa IŞIK  27-30 Mart tarihleri arası  Kuşadası Spor Salonunda TAİ BOX Türkiye Şampiyonluğu için mücadele edecektir.

Belçika’da, Danimarka’da, Berlin’de, Nienburg’da ve Almanya’da bütün rakiplerini devirdi. Israr üzerine Türkiye Milli Takımı antrenörü  tarafından Türkiye’ye davet edildi. Alman pasaportlu ama o Türkiye’yi seçti.
 
Karaözü Sevdalısı olduğundan dolayı Türk Milli Takımı adına yarışmalara katılacak.
 
İlk Türkiye maçı olduğundan dolayı desteklerinizi bekliyoruz. Karaözü’ye altın madalya yakışır ve başaracağından da hiç kuşkumuz yok.

ASLINDA OLAN TIRNAĞINDA GETİRİR 
HAMIS PEHLİVAN (Mustafa IŞIK) kimdir?: O dönemin Kayseri, Sivas civarındaki kasaba,köy, kazalarda yapılan düğün, nişan, sünnet ve turnuvalarda Başa soyunan ve birçok ödül kazanan Karaözü'nün en büyük üç pehlivanından biridir. Bu civarlarda kendisini tanımayan, ne yaman güreşçi olduğunu bilmeyen yoktur. Dobra dobra konuşan, çalışkan, muhabbetleri neşeyle dinlenen, bonkör, sevecen bir yapısı vardır.  Üç pehlivanın biri Hamıs Pehlivan (Mustafa Işık), diğeri kardeşi Işık Pehlivan (Hüseyin Işık) bir diğeri Ali Pehlivan (Ali Erdoğan) ise teyze çocuklarıdır. Bu üç pehlivanın tek başlarına beş yaşındaki kaysıyı sökebildikleri, iki kişinin kucaklayamadığı hararları sırtladıkları, danayı tek başlarına kucaklayıp kaldırdıkları görülmüştür.  
Başarının Adı: İDİL DURU GÖK 
İdil Duru Gök; Gültekin Gök kardeşimizin kızı. Henüz sadece 8 yaşında. Kardelenler Koleji 2. sınıfta okuyor. Sanatsal yönleri de dersleri gibi çok ama çok başarılı. Hicaz filminde başarılı bir performans sergiledi. Oynadığı film epeyce bir film arasından 48. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Yarışmasına seçildi. Bu yılki Ankara Film Festivaline de seçilmesine rağmen yönetmen bazı sebeplerle filmi geri çekti. En önemlisi Hicaz filmi Madrid Film Festivaline 4 dalda aday gösterildi. Haziran 2012’de Madrid’de yarışacak. Sağ tarafta gördüğünüz film afişini de kendisi oluşturdu.
 
    Yaşıtları üzerini giymeyi bile beceremezken, boyundan büyük işlere kalkışan İdil Duru Gök ile gurur duyuyor,  tüm kalbimizle başarılarının devamını diliyoruz. 
 
İDİL DURU GÖK'ün Müthiş bir kalabalık arasından Anadolu Ateşi Kıvılcım Çocuk Grubu İstanbul Seçmeleri sınavını başarıyla geçtiğini, yarın eğitime başlayacağını ve hatta eğitimi boyunca %50 burs alacağını öğrendik 

Kendisine başarılar diliyor, anne ve babasını tebrik ediyoruz.
 
Basında yer alan haberlerden sadece biri:Madrid’de ‘Hicaz’ zamanı 28 Şubat 2012 (Hürriyet Gazetesi)
İLK gösterimi 48. Uluslararası Antalya Film Festivali’nde yapılan ‘Hicaz’, 2012 Uluslararsı Madrid Film Festivali’nde ‘En iyi yabancı film’ de dahil olmak üzere tam 4 dalda aday gösterildi. Dikkatleri üzerine çeken Fransız oyuncu Clarrise Gorokhoff ‘İngilizce dışında bir dilde en iyi kadın oyuncu’ ve ‘İngilizce dışında bir dilde en iyi yardımcı kadın oyuncu’ olmak üzere 2 dalda birden yarışacak. Usta müzisyen Erkan Oğur’un bestelediği özgün film müziği ile ‘Hicaz’, ‘En iyi film müziği’ dalında da yarışacak.
Film, ruhu ya da bedeni modern çağın hastalıklarına kapılmış karakterler üzerine kurulu. Arapçada engel ya da bariyer anlamına gelen hicaz, filmde de toplumsal ve içsel engelleri temsil ediyor. Hicaz’ın senaryo ve yönetmenliğinin yanında kurgu ve montajını da Erdal Rahmi Hanay yaptı. Filmde Nilüfer Saltık, Memet Işık, Clarisse Gorokhoff, Hakan Bozkan, Erol Özdek, Ali Obalı ve İdil Duru Gök rol alıyor. Festival 6-9 Haziran tarihlerinde gerçekleştirilecek.
 

KÜLTÜR EVİ - KARAÖZÜ 

Senelerdir farklı farklı kişiler tarafından gündeme getirilen ama bir türlü uygulamaya geçirilemeyen bir projeyi KILIÇ kardeşler gerçekleştirdi. 

Karaözü’nün meşhur Tohum Pınarı’nın yukarısında bulunan babalarından kalan yeri tahsis edip, binanın yapım masrafını üstlenerek kasabamıza KÜLTÜR EVİ kazandıran Faris KILIÇ ve Nazım KILIÇ kardeşlere yürekten teşekkürlerimizi iletiyoruz.

İçerisinde ufak tefek eksikliklerin kaldığı bu eksikliklerin giderilerek 30 Haziran 2012 tarihinde KÜLTÜR EVİ’nin açılışının yapılacağı söylenildi.

Hayırlı, uğurlu olsun. 


 

Free counter and web stats